A Travellerspoint blog

Los Angeles

California

sunny 23 °C

Bu yazımızda Los Angeles’a turistik gezi yapacaklara veya yaşamayı düşünenlere elimizden geldiğince bilgi vermek ve deneyimlerimizi paylaşmak istedik. 2004 yılının Kasım ayında taşındığımız Los Angeles’da 37 ay kalıp 2007 yılı Aralık ayında New Jersey’e geri döndük. Los Angeles’dan ayrılalı tam 4,5 yıl oldu ancak hala burnumuzda tütüyor. Neleri özlemiyoruz ki; ılık kışlarını, rutubetsiz ve çok sıcak olmayan yazlarını, her hafta sonu deniz kıyısında yaptığımız yürüyüşleri, muhteşem gün batımlarını, stressiz iş ortamını ve huzurlu apartman sitemizi özlemle anıyoruz.
2003 yılında New Jersey’de yaşarken ne olur ne olmaz Türkiye’ye kesin dönersek görme imkanımız zor olur diye 8 günlüğüne Los Angeles, San Diego, Las Vegas ve Grand Canyon gezisi yapmıştık. Los Angeles’da, geçirdiğimiz 3-4 gün çok hoşumuza gitmişti. Özellikle sert bir New Jersey kışı ardından gittiğimiz Los Angeles’ın havası, açık havadaki restoran ve kafeleri, sahilleri bize çok cazip gelmişti. O zaman eşimle beraber eğer olur da Los Angeles’dan bir iş teklifi gelirse hiç düşünmeden kabul ederiz diye mutabık kalmıştık. Dileğimiz bu seyahatten yaklaşık 1,5 yıl sonra gerçekleşmiş ve Los Angeles’a taşınmıştık.

Los Angeles’da kaldığımız süre boyunca Orange County’nin Irvine bölgesinde yaşadık. Yaşadığımız yer, Los Angeles’ın merkezini eğer Downtown olarak düşünürsek yaklaşık 45-50 dakika kadar güneyde kalıyor. Malum Los Angeles’ın suç oranı yüksek olan bölgeleri de var. Ancak Irvine eğitim ve gelir düzeyi tüm ABD’deki şehirler arasında en yüksek olanlardan bir tanesi dolayısı ile suç oranı da çok düşük. Biz kaldığımız süre boyunca hiç bir problem ile karşılaşmadık ve duymadık.

Ulaşım: Şehirde metro sistemi var fakat biz hiç kullanmadık. Eğer detaylı bilgi almak isterseniz http://www.metro.net/around/maps web sayfasını inceyebilirsiniz. Ancak hem sahilleri hem de tema parkları (Universal Stüdyoları, Disneyland) ziyaret etmeyi düşünüyorsanız araba kiralamak mecburiyetinde kalırsınız. Özellikle mesai günleri sabah ve akşam saatlerinde Los Angeles’daki otoyolların hemen hemen hepsi çok yoğun olur. Genelde otoyollardaki en sol şeritlere ‘carpool lane’ denir ve iki kişi ve üzerindeyseniz bu şeridi kullanabilirsiniz. Ana otoyolların hepsi Kaliforniya eyaletinde ücretsizdir ve adları ‘freeway’ dir. Bununla beraber Los Angeles’ın güneyinde bazı ücretli otoyollar da mevcuttur.

Havaalanları: Los Angeles’ın en büyük ve bilinen havaalanı LAX’dir. THY 2011 yılından itibaren İstanbul’dan her gün karşılıklı olarak aktarmasız uçuyor. Birçok Türk tanıdığımız THY’nin seferleri başlamadan önce özellikle Luthfansa ile Almanya’dan aktarma yaparak gidip geliyorlardı. LAX ile ilgili detaylı bilgileri http://www.lawa.org/welcomeLAWA.aspx web sayfasından inceleyebilirsiniz. Şehrin güneyinde Santa Ana bölgesinde ise “John Wayne” havaalanı var. Bu havaalanı küçüktür ve ABD içi uçuşlar yapılmaktadır. Ayrıca biz bu havaalanını kaldığımız yıllarda THY’nın Şikago aktarmalı İstanbul uçuşları için kullandık. Şehrin doğusunda olan “Ontario” havaalanı da ABD içi uçuşlar için kullanışlı olabilir. Ayrıca “Long Beach” havaalanı da ABD içi uçuşlar için kullanılabilir. Özellikle “Jetblue” havayolları ile bu havaalanına bir çok bölgeden daha uygun fiyata uçak bileti bulabilirsiniz.

Gezilecek, görülecek yerler:

Önce genel olarak sahiller hakkında aklımızdakileri aktaralım. Eğer Los Angeles’daysanız mutlaka ama mutlaka güneş batımının birinde herhangi bir sahilde olmaya çalışın. Gün batımını izlemeyi sevenler için gerçekten keyifli olacaktır. Bizim favori lokasyonumuz ise Newport plajına yakın “Corona Del Mar” bölgesidir.

Laguna Plajı: LAX havaalanına göre şehrin güneyinde gidebileceğiniz en güzel sahil Laguna Plajıdır diyebiliriz. Özellikle yaz aylarında hafta sonları çok kalabalık olduğunu hatırlatalım. Butik otelleri, restoranları, kafeleri, sanat galerileri ile yerli turistler tarafından da talep gören oldukça cazip bir bölgedir. Kesinlikle güneşin batışının izlenebileceği en güzel sahillerden bir tanesidir. Ayrıca bu bölgede farklı mutfakların lezzetlerini tadabileceğiniz çok güzel restoranlar var. Türk bir ailenin işlettiği “GG’s Bistro” bazen maç izlediğimiz bazen Türk arkadaşlarımız ile buluştuğumuz restoranlardan bir tanesiydi. Web sayfalarını ekliyoruz. http://www.ggscafebistro.com/4776.html
Laguna_Beach-47.jpg
Corona Del Mar: Bizim favori gün batımı lokasyonumuzdur. Gün batımına yakın ister çayınızı-kahvenizi ister şarabınızı alın Corona Del Mar’ın kayalıklar üzerindeki geniş çimlerinde kendize göre beğendiğiniz bir yerde oturun ve güneşin batışının tadını çıkartın.
Newport_Lo..int-103.jpg
Newport Plajı: Özellikle yaz ayları öğrencilerin ev kiraladığı Newport Plajı kalabalık olur. Sahildeki restoran ve kafeler daha çok öğrencilere hitap eder. Eğer daha farklı restoran düşünceniz var ise Newport sahilinin hemen başlangıcında marina bölümündeki restoranlar denenebilir. Romantik bir gece geçirmek isterseniz marina tarafında organize edilen gondolla akşam yemeği gezisine katılabilirsiniz. Türk mutfağına yakın bir lezzet ararsanız yine marinanın başlangıcında bir Ermeni restoranı var, sahipleri de gayet hoş sohbetler...
Newport_Beach-37.jpg
Balbao Adası: Eğer Newport Plajı civarındaysanız ve deniz kıyısında güzel bir yürüyüş yapmak isterseniz mutlaka Balbao adasına gidiniz. Ada karaya bağlıdır. Adaya girdikten sonra arabanızı müsait bir yere bırakabilirsiniz. Sokak aralarında mutlaka park edecek yer bulunuyor. Daha sonra adayı çevreleyen yürüyüş yolunun tadını çıkartmalısınız. Eğer açsanız adadaki ana caddenin üzerindeki şirin restoranlardan herhangi birisini deneyebilirsiniz. Kesinlikle pişman olacağınızı sanmıyoruz. En çok özlediğimiz yerlerden biri Balbao adasının o sıcak atmosferi diyebiliriz.
Balboa_Island-22.jpg
Huntington Plajı: Yılın hemen hemen her zamanında sörfçüleri dalga beklerken bulabileceğiniz bu plaj oldukça uzundur. Denizin yazın dahi çok sıcak olmadığını hatırlatalım ayrıca okyanustan gelen rüzgar sizi serinletmeye yeter. Huntington Plajı’nı cazip yapan yanlarından bir tanesi çeşitli restoranları, barları, kafeleri, hediyelik eşya dükkanları ile okyanusa dik gelen caddesidir. Hafta sonları özellikle çok kalabalık ve eğlencelidir. Bu cadde üzerinde denemediğimiz bir Türk restoranı da var.
Huntington_Beach-71.jpg
Long Beach Plajı: Eğer Los Angeles’da akvaryuma gitmek isterseniz Long Beach’e gitmelisiniz. Akvaryumun olduğu yerde birkaç restoranın olduğu bir bölge var. Bizim favori restoranımız Bubba Gump’ın da yeri var ama Manhattan’daki kadar lezzetli değildi. Ayrıca burada çok güzel yürüyüş yapabileceğiniz yerler var. Queen Mary gemisi hem restoran hem otel hem de müze olarak limanda duruyor. Biz içini gezmedik ama farklı bir tecrübe olabilir. Marinasında restoranlar, çocuk oyun alanları, hediyelik eşya satan dükkanlar, barlar vs. var.

Palos Verdes: Şimdi başka bir favori mekanımızı anlatmak istiyoruz. Long Beach plajı ile Redondo plajı arasında sahil yoluna girerseniz müthiş bir Pasifik manzarası sunduğunu göreceksiniz. Bu bölgede müsait bir yerde durabilir ve manzaranın tadını çıkartabilirsiniz. Eğer kahvenizi içmediyseniz bu yolun ortalarında bulunan ve manzaraya hakim tepedeki Starbucks’ı tavsiye ederiz. Kış aylarında bile dışarıda yanan şöminesi ile çok zevkli bir zaman geçirmenizi sağlayacaktır. Bizim evimize uzak olmasına rağmen ortamı için sık sık gittiğimiz bir yerdi. Gün batımını anlatmaya bile gerek yok bizce oradaysanız gitmelisiniz. Starbucks’ın sol tarafında kalan “The Admiral Risty” restoran hem mekan hem de yemekleri bakımından güzeldi. Fiyatlar ve menüsü için web sayfası http://www.admiralristy.com/.
Palos_Verdes-12.jpg
Venice Plajı: Los Angeles’ın en renkli plajlarından bir tanesi diyebiliriz. Sahilde açık alandaki spor tesislerinde vücut çalışanlar, paten kayanlar, çeşitli el ürünleri satılan tezgahları ile yazın en kalabalık sahillerden bir tanesidir.
Venice_Beach-3.jpg
Santa Monica Plajı: En çok turisti görebileceğiniz plajdır. Sahili, sahildeki iskele üzerindeki eğlence tesisleri ve Santa Monica downtown denilen bölgesinde trafiğe kapalı 3 nolu caddesi ile her zaman kalabalıktır. Bu cadde özellikle hafta sonları çok kalabalık oluyor. Restoranlar, kafeler ve alış-veriş merkezleri ile her zaman favori mekanlardan bir tanesidir. Plajdan sonra kayalıkların üzerindeki parka doğru giderseniz birçok evsizin bu parkı mekan tuttuğunu göreceksiniz. Aslında bu tür yerler ABD’nin büyük evler, büyük yollar, büyük arabalar şeklinde görülen yanının çok da doğru olmadığını kanıtlayan mekanlar. Bizce mutlaka görülmeli; çünkü gezdiğiniz ülkenin aslında reklam harici ne durumda olduğunu bu tür yerlerde görüyorsunuz. Bir yanda lüks evler, oteller, restoranlar ve arabalar hemen yanı başında ise evsiz insanlar.

Malibu Plajı: Birçok film yıldızına ev sahipliği yapan Malibu plajını da görmeden olmaz. Her ne kadar araba ile sahil yolundan gidiyorsanız okyanusa sıfır yapılmış evlerden dolayı okyanusu görmek zor ancak ortamın farklılığını hissedebilirsiniz.

Açıkcası haritadan bakarsanız Dana Point’den Malibu plajına kadar olan bölgeyi sahilden gezerek gitmelisiniz. Burada yazamadığımız onlarca plajdan, alış-veriş merkezlerinden ve birbirinden güzel manzaraları sunan parklardan geçeceksiniz.
Plajlardan sonra Tema parkları ile devam edelim.

Universal Stüdyoları: Universal Stüdyoları tek kelime ile etkileyiciydi. Özellikle içeride alınan 1 saatlik stüdyo turunda bildiğimiz birçok filmin çekildiği setleri gezmek çok güzeldi. Ayrıca filmlerde yapılan bazı çekim hileleri ile ilgili yarım saat kadar bir gösteri vardı. Detayların hepsi aklımızda değil ancak içerikli ve öğreticiydi. Genel olarak Universal Stüdyoları turundan memnun kalmıştık. Fiyatlar ve güncel bilgiler için web sayfası http://www.universalstudioshollywood.com/ .

Disneyland: Anaheim bölgesinde yer alan Disneyland, downtown’a göre Los Angeles’ın güneyinde yer almaktadır. “Disneyland” ve “Disney California Adventure” tema parkları yan yanadır. Yaşınız ne olursa olsun Disneyland’da çocuklar gibi eğlenmek insanı çok rahatlatıyor. İlk 2003 yılındaki Los Angeles seyahatimizde Disneyland’a gittik ve inanılmaz hoşumuza gitti. Bir gün dahi olsa hiç bir şeyi umursamadan tekrar çocuk gibi olabilmek çok güzeldi. “Disney California Adventure” park ise daha çok yetişkinler düşünülerek dizayn edilmiş. Güncel bilgiler için web sayfası http://disneyland.disney.go.com/. “CityPass Southern California” bileti ile birden fazla tema parkı daha uygun fiyata gezme fırsatı yakalabilirsiniz web sayfaları http://www.citypass.com/southern-california .

Six Flags: Eğer biraz heyecan biraz adrenalin istiyorsanız mutlaka Six Flags’e gitmelisiniz. Biz 2002 yılında New Jersey’de gitmiştik. Birbirinden farklı rollar-coaster’lara binerek heyecanlı bir gün geçirebilirsiniz. Güncel fiyatlar ve bilgiler için web sayfası http://www.sixflags.com/magicmountain/ .

Sahiller ve tema parklarından sonra görülecek yerleri anlatmaya devam edelim.

Hollywood: Film yıldızlarının el ve ayak izlerinin olduğu, kaldırımlarında da ünlü karakterlere ithafen yıldızların olduğu Hollywood turistik açıdan mutlaka görülmesi gereken yerlerden bir tanesidir. Ünlü “Kodak Tiyatrosu” da buradadır. Ayrıca tiyatronun yan tarafındaki plazada alış-veriş mağazaları, restoranlar ve kafeler vardır. Plaza’nın içindeki California Pizza Kitchen favori restoranlarımızdan bir tanesidir. Meşhur “Hollywood” yazısının fotoğrafını çekmek isterseniz plazanın üst katlarından yakalabilirsiniz. 2003 yılında Hollywood bölgesine giderken gözümüzde farklı canlandırmıştık. Açıkcası Kodak Tiyatro binasının haricinde doğru düzgün hiçbir yer göremeyince hayal kırıklığına uğramıştık. Hatta o zaman yaptığımız video çekimimizde de bu şaşkınlığımızı dile getirmişiz.
Hollywood-8.jpg
Beverly Hills: Los Angeles’ın kalbi diyebiliriz. Lüks evler, arabalar, alış-veriş merkezleri ile her an filmlerde izlediğiniz artistleri görebileceğiniz bir bölgedir. Buradaki “Rodeo Drive” çevresinde birçok restoran, kafe ve lüks mağazalar vardır. Ayrıca Beverly Hills civarında araba ile dolaşırken bile etraftan etkilenmemek elde değil. Her ne kadar bizim gözümüz bu bölgedeki hayatın zenginliğinde olmadığı için bize hiçbir zaman çok cazip, sürekli gidilecek bir mekan olarak gelmemiştir.

Sunset Caddesi: Beverly Hills’den çıkıp Sunset caddesinde okyanus tarafına doğru giderseniz yolda birçok gece kulübü, bar,restoran ve kafeler göreceksiniz, ayrıca bu yolda ara ara binaların arasında çok hoş Los Angeles manzarasına tanık olabilirsiniz.

Downtown: Los Angeles’ın, Downtown bölgesi de ABD’deki tüm metropol şehirleri gibi gökdelenler ile çevrilidir. Bu bölgede çok fazla işyeri vardır. Eğer Staples Center’da veya Kongre merkezinde bir aktivite yoksa hafta sonları sakin ve sessiz olur. Gittiğiniz dönemde NBA maçları varsa mutlaka Lakers’ın bir maçına gitmenizi tavsiye ederiz. Staples Center’da özellikle Lakers’ın maçlarındaki şovlar görülmeye değer.

Exposition Park: Eğer gelmişken bir iki de müze göreyim derseniz, müzelerin çoğu bu parkta toplanmış. Natural History Museum of Los Angeles County ve California Science Center ilginizi çekebilir. Park ile ilgili bütün bilgileri http://www.expositionpark.org/welcome web sayfasından bulabilirsiniz. Daha önce aynı tarz müzeleri New York, Şikago ve Washington DC’de gezdiğimiz ve gelen misafirlerimizden de gitme talebi gelmediğinden bu parkı görmedik.

Eğer arabanız varsa Santa Monica dağları üzerindeki “Mulholland drive” caddesinden çok güzel Los Angeles manzarası izleyebilirsiniz. Los Angeles’daki “Çin mahallesi” de eğer ABD’de başka bir şehirde gitmediyseniz mutlaka görülecek yerler listenizde olsun. “Griffith Park” şehrin en büyük yeşil alanı. İçinde hayvanat bahçesi ayrıca gözlem evi mevcut.

Eh, ABD’ye kadar geldik alış-veriş yapmadan olur mu diyorsanız fırsat buldukça gittiğiniz her yerde alış-veriş mağazaları göreceğinizden emin olabilirsiniz. Ama sırf bu iş için özel zaman yaratırım diyorsanız; outlet mağazaları toplu alış-veriş için en ideal yerler. Citadel Outlets’e Anaheim bölgesindeki birçok otelden ücretli servisler var. Detayları http://www.citadeloutlets.com/ web sayfasında bulabilirsiniz. Rancho Cucamonga bölgesinde olan Ontario Mill bizim tercih ettiğimiz outlet alış-veriş merkeziydi. Web sayfası http://www.simon.com/mall/?id=1258. Orange County bölgesinde diğer bizim gittimiz alış-veriş merkezleri: South Coast Plaza-Costa Mesa, Fashion Island-Newport Beach ve Irvine Spectrum Center’dı. South Coast Plaza kapalı bir alış-veriş merkezi olup birbiri ile bağlantılı iki bölümden oluşmaktadır. Giyim mağazaları haricinde mobilya mağazaları, restoran ve kafeler de var. Fashion Island okyanus manzaralı, açık, katlı, lüks mağazaların ve restoranların olduğu bir alış-veriş merkezidir. Ayrıca her yıl yılbaşı döneminde civarın en büyük çam ağacı getirilerek süslenir. Irvine Spectrum Center ise daha küçük açık tarzda bir alış-veriş merkezidir. Restoranları, kafeleri, sineması, dönme dolabı ve kışın kurulan buz pateni pisti ile her daim renklidir. ABD genelinde yaygın olan T&J Maxx, Ross, Loehmann’s, Marshalls gibi mağazalarda da özellikle eski sezon markalı ürünleri uygun fiyatlara bulabilirsiniz.

Yazımıza günü birlik neler yapılabilir, nerelere gidilebilir şeklindeki öneriler ile devam ediyoruz. Yakın çevrede günü birlik görmek için gidilebilecek yerler Santa Barbara, Solvang, San Diego, Palm Springs olarak sıralanabilir. Ayrıca Catalina Adası, Temecula şarap bağları da ilginizi çekebilir. Las Vegas’da araba ile yaklaşık dört saat mesafededir.

Catalina Adası: Eğer vaktiniz varsa bir gününüzü Catalina Adası’nda değerlendirebilirsiniz. Los Angeles’daki birçok marinadan Catalina Adasına feribot seferleri oluyor. Biz NewPort plajındaki marinadan sabah erken saatlerinde olan bir feribot ile gitmiştik. Adada kalınacak yerler de mevcut ancak hafta sonları genelde dolu oluyorlar ve iki gecenin altında kalışı kabul etmiyorlar. Adanın merkezinden denize girebiliyorsunuz. Biz kano kiralayıp adanın güzel koylarını dolaştık. Daha sonra bir saatliğine Golf arabalarından kiralayıp adayı gezdik. Ulaşım, kalınacak oteller, turlar vs. hakkında detaylı bilgileri http://www.catalinainfo.com/ web sayfasında bulabilirsiniz.
2006_Catal..dasi-18.jpg
Temecula Şarap Bağları: Eğer San Fransisco’ya gitme ihtimaliniz yoksa ve şarap bağlarının olduğu bir bölgeyi ziyaret etmek isterseniz Temecula’ya gidebilirsiniz. Buradaki birçok şarap markasının bağlarını ziyaret edebilir, 10-20 dolar gibi bir rakam ödeyerek şarap tatma paketlerinden seçebilir ve beğendiğiniz şaraplardan satın alabilirsiniz.

Santa Barbara: Santa Monica’dan yaklaşık bir buçuk saat mesafede çok güzel bir sahil şehridir. Los Angeles’dan günü birlik gidilebilecek en iyi sahil beldesi diyebiliriz.

Solvang: ABD’deki bir Danimarka kasabasıdır. Los Angeles’dan yaklaşık 2 saat sürmektedir. Şehrin içine girdiğinizde tahminimizce kendinizi Danimarka’da küçük bir kasabada hissedebilirsiniz. Restoranları, kafeleri, yerel tatlıları, hediyelik eşya satan dükkanları ile şirin bir kasaba. Eğer vaktiniz var ise Solvang ve Santa Barbara’yı aynı günde gezebilirsiniz.

San Diego: Şehir içi, hayvanat bahçesi, plajları, SeaWorld, Legoland ve özellikle favorimiz La Jolla şehri ile görülmeye değer. Daha detaylı bilgi için San Diego ile ilgili yazımıza bakabilirsiniz.

Palm Springs: Çölde kurulmuş ve birçok aktivitenin yapılabileceği bir şehirdir. Biz teleferik ile şehire yukarından bakan bir tepeye çıktık. Tepede çeşitli noktalardan gördüğünüz yerler ve detaylı bilgiler var. Ayrıca çöl içinde yapılan çeşitli turlar, hayvanat bahçesi ve yakınındaki “Joshua Ulusal” milli parkı görmek de yapılacak diğer aktiviteler arasındadır. Şehir bulunduğu konum sayesinde kuru bir havaya sahiptir. Öğleden sonraları güneşin şehrin hemen yakınındaki dağ tarafından kesilmesiyle sıcaklık rahatsız etmez, ayrıca kış aylarındaki sert rüzgarlar dağlar tarafından yine kesildiği için havası ılıman kalır. Bu yüzden her zaman rağbet gören bir yerdir. Restoranlar, barlar, sanat galerileri vs. şehir merkezinde bir cadde üzerinde dizilmiştir. Hoş bir gün geçireceğinizden emin olabilirsiniz. Ayrıca her yıl dünyanın en iyi tenisçilerini misafir eder.

Big Bear Gölü: Yazın su sporları, kışın kayak sporları yapmak için Los Angeles’dan gidilecek en yakın yerdir. Detaylı bilgi için web sayfası http://www.bigbear.com/ .

Los Angeles’da nerede kalınır? Biz 2003 yılında gittiğimizde Beverly Hills’deki “Crowne Plaza” otelinde kalmıştık. Gecesi oda fiyatı iki kişi için 100 dolar civarı ödemiştik diye hatırlıyoruz; ama şimdiki fiyatları bayağı artmış duruyor. Otelden genel anlamda memnun kalmıştık. Odasında güvenlik kasası yoktu; ama değerli eşyalarınızı özellikle pasaportunuzu lobideki kasalara bırakabilirsiniz. Personel yardımcı oluyor. Son gecemizi şehir merkezinde yer bulamadığımız için LAX havaalanı bölgesinde “Sheraton” otelde kalmıştık ve uçak sesleri harici mennun kalmıştık. Ancak eğer sahile yakın olsun derseniz en turistik bölge olarak Santa Monica’yı tercih edebilirsiniz. Plaj, yiyecek ve alış-veriş üçlüsünü sunan en iyi bölge Santa Monica olacaktır.

Nerede yenilir? İlk gözünüze kestirdiğiniz Mcdonalds’da yemeyi düşünmüyorsanız; ABD genelinde yaygın olan zincir restoranları her zaman deneyebilirsiniz ve kaliteleri hemen hemen her yerde aynıdır. Los Angeles’da olan bazıları: California Pizza Kitchen (hamburger harici menüsü geniştir), Cheesecake Factory (menüsü çok geniştir, muhakkak yiyecek birşeyler bulabilirsiniz), Chili’s (Meksika restoranı ama sandöviç, hamburger de mevcut), Panera Bread (hafif atıştırmak için idealdir)... Bunlar dışında gittiğimiz çok restoran oldu ama birçoğunun adı aklımızda değil. Gittiğiniz her bölgede her kesime hitap eden restoranlar bulabileceğinizden emin olabilirsiniz. Genelde restoranların girişinde menüleri ve fiyatları oluyor, zevkinize ve kesenize göre seçebilirsiniz.

Irvine Spectrum Center’daysanız Javier’s Cantina&Grill favori yerimizdi hem ortamı güzel hem de yemekler lezzetliydi; ama kalitesinin zamanla düştüğünü okuduk. Dave&Buster’s ise diğer alternatif mekanımızdı.

Tavsiyeler:

  • Özellikle yaz aylarına girmeden deniz tarafından gelen yoğun bir sis tabakası oluyor. Bu tabaka genelde sahil şeridini kaplıyor ve öğleden sonra dağılıyor.
  • Havaalanına gidiş ve araba ile gezi planını yaparken Los Angeles’ın yoğun trafiğini mutlaka göz önüne alınız.
  • Tüm ABD ile ilgili yazılara eklediğimiz elektrik bilgisini unutmayın. Voltaj 110 Volt, priz girişleri farklı ve aparata ihtiyaç oluyor.
  • Eğer ABD’yi kapsayan bir sağlık sigortanız yoksa sağlık hizmetlerinin çok pahalı olduğunu sakın unutmayın. Doktor reçetesi olmadan reçeteli ilaçlar satılmıyor, o yüzden düzenli kullandığınız ilaçlarınız varsa yanınızda getirin. Antibiyotikler de reçeteli satılan ilaçlar grubunda o yüzden yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederiz. İlaçlar bizdeki gibi ayrı eczanelerde değil marketlerin içindeki eczane bölümlerinde satılmaktadır. Reçetesiz ilaçları (ağrı kesici, vitaminler, kremler vs.) marketlerin raflarında bulabilirsiniz.

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi/

Posted by ayferonur 25.06.2012 19:21 Archived in USA Tagged living_abroad

Email this entryFacebookStumbleUponRedditDel.icio.usIloho

Table of contents

Be the first to comment on this entry.

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint