A Travellerspoint blog

Asheville

overcast 15 °C

Atlanta’ya geldiğimizden bu yana methini çok duyduğumuz Asheville’e sonunda 2012 yılının Kasım ayında gidebildik. Atlanta’dan otobandan direkt giderseniz yolculuk yaklaşık 3,5 saat kadar sürüyor. Biz bir cumartesi sabahı Atlanta’nın kuzeyinden Carolina’ya bağlanan dağ yollarından gitmeyi tercih ettik. Küçük kasabaları ve şehirleri geçerek 4 – 5 saat süren yolculuktan sonra Asheville’e vardık. Şehrin “downtown” denilen bölgesine kadar ilerleyip arabamızı otoparka bırakıp şehrin sokaklarını arşınladık. Küçük bir şehir olmasına rağmen kafeteryaları, butik restoranları ile gayet dolu dolu yaşayabileceğiniz bir “downtown”’ı var.

C459FEEA2219AC68176926AA9DEA2C25.jpgDSC06645.jpg
DSC06642.jpg

Özellikle çok fazla kahve içilebilecek kafelerin olması dikkatimizi çekti. Şehrin “downton” bölgesinde Starbucks tarzı kahve zincirleri girememiş. Birkaç saatte sokakları dolaşıp ne yenilip-içilebilir, nerede takılabileceğimize dair fikrimiz olmuştu. Şehir ve çevresinde ayrıca bira üretimi yapıldığını ve bira şehri diye geçtiğini belirtelim . Şehrin içinde bulunan ve yerel bira üretimleri de olan iki restorandan birinde akşam yemeği için şansımızı deneyelim dedik. İlk gittiğimiz restoranda bekleme süresi 45 dakika kadar olunca diğerine gidelim bari dedik. Diğerinde kapıda karşılaştığımız bir müşterisinin sürekli geldiğini ve şiddetle tavsiye etmesi üzerine daha fazla düşünmeden restorana girdik ve bir iki turdan sonra boşalan ilk masaya oturduk. Biraları sipariş ettikten sonra telefonumuzdan akşam nerede kalabiliriz diye baktık, downtown’ın biraz dışında bir “Days Inn” hem fiyat hem de kalanların görüşleri bakımından uygun geldi, biraz daha bakalım derken telefonun bataryası bittince bu otelde kalmaya karar verdik.

Sabah otelde hafif bir hahvaltı yapıp birkaç saatin yeteceğini düşündüğümüz ABD’nin en büyük evi olma ünvanına sahip “Biltmore House”ı görmeye gittik. Ama evin olduğu alanın o kadar büyük ve içinde yapılacak aktivitenin fazla olması karşısında şaşırdık. Sadece günlük gezinin kişi başı 59 dolar olduğunu öğrenince birkaç saat için değmeyeceğine karar verdik. O kadar para vereceksek doya doya bir günü burada geçirmek gerekli diye düşünerek bir daha ki sefere bırakarak tesisden ayrıldık. http://www.biltmore.com web sayfasından neler yapılabilir, fiyatları ve tesis hakkında bütün detayları bulabilirsiniz. Evin olduğu bölge turistik, etrafta ufak butikler, hediyelik eşya satan mağazalar, kafeler, restoranlar, oteller vs. var. Biraz burada vakit geçirdikten sonra downtown’a uğrayıp öğleye doğru Atlanta’ya dönmek üzere yola çıktık. Atlanta’dan gelirken girmediğimiz dağ yollarında doğanın tüm güzelliğini seyrederek ve baharda buraların daha da güzel olacağını düşünerek dönüşümüzü yaptık. Dönerken “Cherokee” kasabasına uğradık.
DSC06656.jpgC45CE20D2219AC6817D58A1F04895F5E.jpg

Mayıs ayı itibarı ile bu kasabada Cherokee’lerin yaşamları hakkında daha fazla bilgi edinebileceğimiz turlar, müze ve ziyaret edilebilecek kızılderili köyleri olduğunu öğrendik. Nisan ayından sonra motor ile yapabileceğimiz gezi rotalarını belirleyerek akşam Atlanta’ya vardık.

Asheville’in çevresi inanılmaz güzel bir doğa örtüsü ile çevrili. Dağcılıktan, raftinge, çeşitli yürüyüş parkurlarından, kaya tırmanışlarına her türlü doğa aktivitesine ev sahipliği yapıyor. Ünlü “Blue Ridge Parkway” şehre çok uzak sayılmayacak bir yerden başlıyor ve şehrin yakınından geçiyor. Bu yol ve devamındaki “Skyline Drive” ABD’de motorcuların en çok gezmek için geldikleri yerlerden bir tanesidir.

DSC06659.jpg
DSC06663.jpg

Georgia eyaletinden başlayıp Maine eyaletinde biten “Appalachian trail”in bir bölümü Asheville şehrine yakındır. Bu yürüyüş parkuru ile ilgili daha detaylı bilgiyi http://www.appalachiantrail.org/home web sayfasından inceleyebilirsiniz.

Asheville ile ilgili bilmek istediğiniz her konuyu http://www.exploreasheville.com/ web sayfasından inceleyebilirsiniz.

Kaldığımız otel hakkındaki düşüncelerimiz :

Days Inn Asheville: Gecesi iki kişi için oda-kahvaltı ve vergi dahil 77 dolar ödedik.
Adresi: 3 Reynolds Mountain Blvd. Asheville, NC 28804
Odası geniş ve temizdi. Ama kliması eski tip olduğu için çok gürültülü çalışıyordu, gece soğuk olduğu halde uyuyabilmek için kapamak zorunda kaldık. Kahvaltıda ise pek bir şey yoktu.

Lexington Avenue Brewery (The LAB): Şehrin içindeki yerel bira üreten restoranlardan teki. Bazı akşamlar canlı müzik de varmış, bize denk gelmedi. Ama http://www.lexavebrew.com/ web sayfasından takip edebilirsiniz. İki LAB burger ve 3 biraya bahşiş hariç 35 dolar ödedik. Kolsch, Pale ve Amber biralarını denedik, en çok Pale birasını beğendik.
DSC06632.jpg

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi/

Posted by ayferonur 02.03.2013 14:53 Archived in USA

Email this entryFacebookStumbleUponRedditDel.icio.usIloho

Table of contents

Comments

2 burger 3 burger 35$ benim gibi Asya'da uzun sure gecirenler icin ucuk geliyor. Istanbul'da bir mekanda ayni seyleri yerseniz benzer fiyat oduyorsunuz. Ilk bakinca abartili gelse de oyle degil.

02.03.2013 by Kemal Kaya

Kemal, buradaki fiyatlari Guney Amerika veya Asya ile karsilastirmamak lazim...Istanbul ile karsilastirirsak aslinda asagi yukari ayni...Alim gucu ile karsilastirirsak Istanbul'a gore uygunda kaliyor diyebiliriz...Ancak kamp alanlarinda kalarak kalis ve yiyecek isini uyguna getirme imkani da var.....

03.03.2013 by ayferonur

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint