A Travellerspoint blog

Cape Canaveral & Jetty Park & Kennedy Space Center

sunny 30 °C

Cape Canaveral, Florida'nın doğusunda Atlantik Okyanus'una bakan bariyer ada üstünde bulunan şehir daha çok Port Canaveral'den kalkan cruise turlarına katılacaklar ve Kennedy Space Center'ı ziyaret edecekler tarafından tercih edililiyor. Florida gezimiz sırasında bizim de bu bölgeyi tercih etmemizin nedeni Kennedy Space Center'a yakın olmasıydı. Ayrca kalmayı planladığımız Jetty Park kamp alanının deniz kenarında olması da cazip geldi.

IMG_0773.jpg

Jetty Park; Kamp alanına geldiğimizde güler yüzlü ve yardımcı görevliler ile karşılaştık ve kaldığımız iki gün boyunca da çok mennun kaldık. RV, çadır ve kabinlerden oluşan kamp alanı temiz, düzenli ve sahil ise hemen yanı başınızda... Kamp alanında kalanılacak bölgeleri Rustic, Semi-Rustic ve Improved diye 3 kategoriye ayırmışlar. Rustic bölgesi; sadece çadır kampına ayrılmış su ve eletrik yok, masa ve ızgara grill var, bu bölgeye hayvan kabul edilmiyor. Semi-rustic; çadır ve RV'lere ayrılmış, elektrik, su, masa ve ızgara grill var. Improved bölgesi ise; RV'lere ayrılmış, elektrik ve suyun yanında kanalizasyon gider bağlantısı da mevcut. Kamp da neredeyse her şey düşünülmüş. Çocuklar için çok geniş olmasa da oyun park alanı, çamaşırhane, içinde rahatlıkla günlük ihtiyacınız olacak şeyleri bulabileceğiniz bir market, marketin bir bölümünü oturma kısmı olarak ayırmışlar ve büyük ekran televizyon var. Sabah 8:30'da açılıyor ve akşam 9:00'a kadar açık, ücretsiz kahve-çay sürekli bulunuyor. Parkın içinde sadece restoran yok, markette kraker tarzı atıştırmalıklar var. Parkın plajı ise herkese açık ve dışarıdan gelenlere ücretli. Onların giriş bölümleri ayrı, kamp alanından geçilmiyor ama kampın plaja geçilen bazı kapıları gündüz sürekli açıktı. Kaldığımız süre boyunca güvenlik problemi yaşamadık. Hafta içi kaldığımız için çok kalabalık değildi, cumartesi ayrılırken kalabalıklaşmaya başlamıştı. Plajı sert zemin üzeri kum, deniz fena değildi. İskelesinden balık tutulabiliyor ve Cruise gemilerinin geçişini plajdan izleyebiliyorsunuz.

IMG_0782.jpg

Plajda şezlong, şemsiye ve kayak vs. kiralayabilirsiniz. Duş yerleri, tuvalet mevcut ama biz kampın içindekileri kullandık. Market ve restoran var, fakat restoran erken saatte kapanıyor. Belki bizim gittiğimiz dönemde erken kapanıyor olabilir. Sabahları plaj gün doğumunu izlemeye gelenler, koşanlar, bisiklete binenler ile doluyor. Hem kamp alanından hem de plajdan izlenen muhteşem gün doğumu ile uyanmak inanılmaz güzeldi.

IMG_0800.jpg
IMG_0822.jpg

Kamp alanı ve park hakkında detay bilgi ve fiyatlar için web sayfası ; http://www.jettyparkbeachandcampground.com/ . Biz semi-rustic bölgesinde ve 32 dolara kaldık. İki-üç gün deniz ve etrafı gezmek için yeterli, zaten yapılacak fazla bir şey yok...

Akşam yemeğimizi yediğimiz "Grills Seafood Deck & Tiki Bar" restorandan mennun kaldık. Garsonun her dönem olmadığını söylediği köpekbalığı kebabını deneme tavsiyesini dinledik ve gerçekten çok lezzetliydi. Ayrıca balık taco sipariş verdik ama köpek balığı kebabının yanında sönük kaldı. Restoranın olduğu sırada aynı tarzda başka restoranlar da var. Fiyatlardan; kebap 15 dolar, taco 11.5 dolar, bira 3.5 dolar ayrıca vergi ekleniyor. Restoranın; web sayfası http://www.grillsseafood.com/ .

Kennedy Space Center:

Senelerdir görmek istediğimiz Kennedy Uzay Merkezi’ni bu gezimizde görme fırsatı yakaladık. Tema Park kısmı daha çok çocuklara yönelik düzenlenmiş, 3 boyutlu filimler ve Atlantis Uzay Mekiği için yapılmış bölüm bizim daha çok ilgimizi çekti. Uzay mekiğinin atıldığı ve kontrol kulesinin olduğu alanlara yapılan turlar ‘Government Shutdown’ kısıtlamaları yüzünden iptal edilmiş. Tabii ki bu bizim için büyük hayal kırıklığı oldu; fakat verdikleri 1 yıl süreli biletler ile yeniden gelip görme şansımız olacak... Eh, yeniden o taraflara gitmek için bize de güzel bir bahane oldu 

IMG_0768.jpg
DSC08034.jpg

Giriş ücreti kişi başı 50 dolar artı vergi. Bu rakama Apollo/Saturn V merkezi gezisi dahil. Eğer mekiğin atıldığı alan ve kontrol kulesine yapılan turlar için ekstra ücret alınıyor. Detaylı bilgi ve ücretler için web sayfasını inceleyebilirsiniz. http://www.kennedyspacecenter.com/

IMG_0743.jpg
DSC07982.jpg

https://www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Posted by ayferonur 07:48 Archived in USA Tagged florida Comments (0)

Everglades National Park

sunny 30 °C

Everglades Milli Park’da yaptığımız airboat turu Florida gezimizin en keyif aldığımız bölümlerinden biri oldu. Florida'nın güneybatı ucunu kapsayan parka Miami, Fort Lauderdale, Fort Myers ve Orlando'dan farklı içerikleri olan turlar düzenleniyor. Biz Everglades şehrindeki ‘Everglades City Boardwalk’ firmasının düzenlediği airboat turuna katıldık. Bir saatlik tur kişi başı 40 dolar (çocuklar 25 dolar) ve ayrıca %7 civarı vergi ödeniyor. İlk tur sabah 9:00'da başlıyor ve son tur 17:00'da. Airboat turundan önce veya sonra mongrav (tropikal kuşaktaki kıyı ve bataklıklarda yetişen bir bitki cinsi) ormanlarının arasında bulunan ahşap köprülerde gezip korunma altına alınmış vahşi hayatı fotoğraflama şansı yakalayabilirsiniz. İsterseniz bahşiş karşılığı timsahlarla fotoğraf çektirebilirisiniz. Gittiğiniz döneme göre yanınızda sivrisinek kovucusu ve güneş kremi bulundurmanızı tavsiye ederiz. Detaylı bilgi ve indirim kuponları için web sayfası; http://www.evergladescityboardwalk.com/

IMG_0652.jpg
IMG_0634.jpg
IMG_0629.jpg
DSC07577.jpg

Firmaların airboat büyüklükleri farklı, bizim katıldığımız 6 kişilikti. Az kişi ve küçük çocukların olmadığı turlar daha zevkli oluyor, kaptan airbotu sınırlarına kadar zorluyor... Hatta hafif ıslanma olasılığınız bile olabilir, kameralarınızı duruma göre koruma altına almayı unutmayın... Turun süresi firmalara göre değişiklik gösterebiliyor, 1 saatlik fiyata yarım saatlik turlar düzenleyen firmalar da var. Yarım saatlik tur kesinlikle yeterli olmayacaktir. Turda botun motor gürültüsünü kesmek için kulaklıklar veriliyor. Bazı firmaların botlarında bu kulaklıklarla iletişim de sağlanıyormuş, açıkcası çok da önemli değil. Tur boyunca doğanın ve gökyüzünün bütün güzellikleri ile gözünüz bayram edecek ve arasıra adrenalin seviyeniz yükselecek... Burada yaşayan canlılar ile ilgili bilgi sahibi olup sormak istediğiniz soruları sorma şansı bulacaksınız. Timsahların aç kaldıkları zaman; ebatları büyük olanların küçük timsahları yediklerini duyunca şaşırmakla birlikte aç olmadıklarını umut ettik...

IMG_0635.jpg
DSC07615.jpg

42CA34B12219AC6817E1CBA2A5100002.jpg

DSC07590.jpg

42CD078B2219AC6817AB427B3E7BB887.jpg

DSC07567.jpg

https://www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Posted by ayferonur 15:46 Archived in USA Tagged florida Comments (2)

Clearwater Beach

Florida

sunny 30 °C

Clearwater Beach

Florida’nın batısında Meksika körfezinde bulunan Clearwater Beach 2,5 mil uzunluğundaki pudra şekeri inceliğindeki beyaz kumsalı ve mavi-yeşil denizi ile Florida ve ABD’nin en iyi plajlarındandır. Bariyer ada üzerinde bulunan plaj Clearwater şehrine ve yine bariyer ada olan güneyindeki Sand Key’e bir köprü ile bağlanmaktadır. Tampa Uluslararası Havaalanına 20 mil, Downtown Tampa’ya ise 25 mil uzaklıktadır. Alışveriş, restoranlar, jet ski kiralama, tekne turları (Körfez sularında yunus görme turları), minyatür golf, balık tutmak, korsan gemisi ile yolculuk, segway turu ve parasailing gibi etkinlikler bulunmaktadır. Restoran ve barların hemen hemen hepsinde sabahtan akşama kadar canlı müzik var. Gün batımının en güzel izlendiği plajlardan olup, Pier 60 ve plaj çevresindeki restoran-barlar gün batımı saatinde izlemeye gelenler tarafından dolmaktadır. Özellikle restoranların dış mekanlarında yer bulmak mümkün olmuyor. En güzeli içeceklerinizi, yiyeceğinizi alıp plaja kurulmak ve anın tadını çıkarmak. Bir akşam, orası burası diye sıra beklemek yerine ızgara grouper (o bölgenin en lezzetli balığı) sandviçlerimizi ve şarabımızı kapıp plajda geçirmeyi tercih ettik ve gayet de güzel bir akşam yemeği oldu.
IMG_0100.jpg
IMG_0102.jpg

Yılın rahatlıkla 7-8 ayı denize girilebilecek bu bölgede çok fazla kiralık yazlık evler, oteller, apartman tarzı siteler olmasına rağmen resmi tatil dönemlerinde kalacak yer bulmakta sıkıntı yaşanabiliyor. Ya da çok pahalı oluyor. Biz de Mayıs ayında “Memorial day” tatilinde gittik ve sahile yakın uygun, temiz yer bulmakta sorun yaşadığımız için Clearwater’ın içinde araba ile 10 dakika uzaklıktaki bir oteli tercih ettik. Normal şartlarda 10 dakika olan mesafe resmi tatil günlerinde ve yazın hafta sonları en az 30-40 dakika sürüyor. Özellikle sabahları ve akşamları adaya bağlanan köprü trafiği o kadar kötü oluyor ki mümkün olduğunca yer değitirmemek de fayda var. Eğer erken saatte plaj tarafında olmazsanız park konusunda da sorun yaşayabilirsiniz. Plaj civarında yol üzerinde bozuk para atılan makinalı parklar olduğu gibi otoparklar da mevcut. Makinalara kalacağınız süre kadar para koymanız ve fişinizi alıp arabanızın içine bırakmanız gerekiyor. Bazı park yerleri 4 saat ile limitli, uzun kalacaksanız tekrar para atmayı unutmayın. İki saati 2,5 dolar olan yer de var, bütün günü 5 dolar olan da, bazı şahıslara ait otoparklar da ise günlüğü yoğunluğa göre belirliyorlar.
DSC06805.jpg

Atlanta’dan araba ile 7 saatte geldiğimiz Clearwater’da 4 gece geçirdik. Daha çok denizin ve plajın tadını çıkardık. Özellikle deniz sabahları güzel oluyor, kaldığımız süre boyunca öğleden sonra çıkan rüzgarla denizin tadı kalmıyordu. Suyun akşam üzeri çekilmesi ile adacıklar ortaya çıkıyor ve kumsal genişliyor. Kalabalığa karşılık plaj çok gürültülü değidi ama akşam üzeri bütün her yer çöp içinde kalıyor. Akşam saatlerinde plaj yürüyüş yapan, gün batımını izlemeye gelenlerle doluyor.
C39F3DE52219AC6817945980F3617E80.jpg

Pier 60’da gün batımını izleyebileceğiniz gibi, uzun balıkçı iskelesinden balık tutabilir, iskele üzerinde kurulan ve yerel esnaf tarafından satılan mum ve diğer hediyelik eşyalardan satın alabilirsiniz. Çocuklu ailelere ise oyun alanını tavsiye ederiz. Ayrıca yazın Cuma-Cumartesi akşamları saat 9:00-9:30 gibi ücretsiz açık hava sinemasında gösterilen filmleri de izleyebilirsiniz. Sokak sanatçılarının da şovlarını izleme şansını burada yakalabilirsiniz.
“Jolley Arabası” ile arabasız birçok yere ulaşımı sağlayabilirsiniz. Plajın kuzeyinde Mandalay Avenue ve güneyinde Gulfview Boulevard boyunca işleyen iki hattı var. Tek yön kişi fiyatı 2 dolar, ama günlük kart alacak olursanız 4,50 dolar, bütün gün istediğiniz kadar kullanabilirsiniz. Pazar-Perşembe seferler sabah saat 10:00’da başlıyor, akşam 10:00’da bitiyor Cuma-Cumartesi gece 12’ye kadar çalışıyor ve her yarım saatte bir var.
Clearwater plajını şehre bağlayan Clearwater Memorial Causeway yoluna paralel uzanan ve Mangrov ağaçları ile kaplı asfalt bisiklet yolu var. Şehre gidiş yönünde yolun başında bulunan Clearwater Marine Akvaryum da ilginizi çekerse en büyük aktivitelerden biridir. Segway turu da yapabilirsiniz, fiyatlar ve detay bilgi için web sayfası; http://thesegwayadventure.com/
DSC06782.jpg

Shepphard’s ve Palm Pavilion popüler gece eğlence yerlerinden sadece ikisidir. Palm Pavilion’a öğlen yemeği için gittik, canlı müzik vardı.
Civarda gezilecek yerler arasında feribot ile gidilen Caladesi Island State Park gibi birkaç tane ada ve parklar var. Ayrıca St. Petersburg, Tampa ve Orlando şehirleri de ziyaret edilebilir.

Tampa’ya dönüş yoluna geçtiğimizde uğradık. Şehrin içinde en çok “YBOR City” bölgesi ilgimizi çekti. Genel olarak gündüz sokaklar boştu ama akşam saati ve hafta sonları eminiz gece hayatının en hareketli olduğu yer burasıdır. Marinasında; Akvaryum ve restoran-barların-butiklerin olduğu ufak açık alışveriş merkezinin olduğu bir bölge var.

Tampa Ybor City

Tampa Ybor City

Gittiğimiz restoran ve kafeler:

Union Burger& Coffee Culture : Tek bir mekanda hem burger çeşitlerinden yiyip hem de kafe tarafında kahve-tatlı-sandviç-kahvaltı alternatifinin olması hoşumuza gitti. İki taraf da birbirinden bağımsız, ayrı kasaları var. Union Burger’ın özellikle grouper (beyaz etli balık) melt burgerini tavsiye ederiz. Yanında bira ile süper ikili oldu. Burgerler 7 dolardan başlıyor, balıklısı 9 dolar, şişe bira 3 dolar. Fiyatlara ayrıca vergi ekleniyor.
Web sayfaları; www.ubburger.com ve www.coffeeculturecafe.com

Rocaway Grill : Gün batımının en iyi izlendiği mekanlardan birisi olduğundan akşam saatlerinde kalabalık oluyor, ayrıca gece eğlencesi bakımından da en canlı mekanlardan biri. Bir akşam yemeğimizi burada yedik ama dışarıda yer olmadığından içeride yemek zorunda kaldık. Yemeklerini çok beğenmedik, özellikle “shrimp hat” isimli tabağı çok yağlı ve kötüydü. Grouper sandviçleri de diğer yediklerimize göre daha lezzetsizdi. Aslında “frenchys” adı altında farklı restoranları var genelde olumlu yazılmış, belki bizim şansımıza o gece kötüydü.
Web sayfası; http://frenchysonline.com/locations/frenchys-rockaway/

Palm Pavilion Beachside Grill&Bar : Öğle yemeğimizi yediğimiz plaj tarafında bulunan restoran-bar, manzara ve ortam olarak güzel. Her daim canlı müzik var, akşamları bayağı kalabalık oluyor, özellikle gün batımı saatlerinde bekleme süresi uzun olabiliyor. Fiyatlardan, şişe bira 5 dolar, fıçı bira 2.75 dolar, balıklı sandviçler 11 dolar civarı. Yiyecekler fena değildi. Web sayfası; http://www.palmpavilion.com/
Ayrıca motel bölümü de var.
DSC06902.jpg

Clear Sky Beachside Café : Özellikle kahvaltı saatlerinde çok yoğun oluyor ve geç saate kadar kahvaltı servisleri devam ediyor. Her daim canlı müzik var. Bir akşam yemeğimizi yedik ve dışarıdaki bölümünde oturduk. Bar kısmı da müzik dinlemek isteyenler tarafından bayağı talep görüyor. Yemeklerini beğendik, servis iyiydi. Fiyatlardan, kadeh şarap 8 dolar civarı, kalamari 11 dolar, fish taco 9 dolar, peynirli ekmekleri 7 dolardı.
Web sayfası; http://www.clearskybeachsidecafe.com/

Kaldığımız Otel hakkında düşüncelerimiz:

Residence Inn by Marriott Clearwater Downtown: Otelimizi, 4 gecesi oda-kahvaltı ve vergi dahil 418 dolara “expedia.com” web sitesinden ayarladık. Otel temiz ve rahattı, kahvaltı tipik Amerikan tarzı idare ederdi. Ücretsiz otopark ve kablosuz internet servisleri var. Tek olumsuz yanı trafik yoğun olduğu zaman plajlara ulaşım zahmetli oluyor.

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi/

Posted by ayferonur 20:01 Archived in USA Comments (0)

Asheville

overcast 15 °C

Atlanta’ya geldiğimizden bu yana methini çok duyduğumuz Asheville’e sonunda 2012 yılının Kasım ayında gidebildik. Atlanta’dan otobandan direkt giderseniz yolculuk yaklaşık 3,5 saat kadar sürüyor. Biz bir cumartesi sabahı Atlanta’nın kuzeyinden Carolina’ya bağlanan dağ yollarından gitmeyi tercih ettik. Küçük kasabaları ve şehirleri geçerek 4 – 5 saat süren yolculuktan sonra Asheville’e vardık. Şehrin “downtown” denilen bölgesine kadar ilerleyip arabamızı otoparka bırakıp şehrin sokaklarını arşınladık. Küçük bir şehir olmasına rağmen kafeteryaları, butik restoranları ile gayet dolu dolu yaşayabileceğiniz bir “downtown”’ı var.

C459FEEA2219AC68176926AA9DEA2C25.jpgDSC06645.jpg
DSC06642.jpg

Özellikle çok fazla kahve içilebilecek kafelerin olması dikkatimizi çekti. Şehrin “downton” bölgesinde Starbucks tarzı kahve zincirleri girememiş. Birkaç saatte sokakları dolaşıp ne yenilip-içilebilir, nerede takılabileceğimize dair fikrimiz olmuştu. Şehir ve çevresinde ayrıca bira üretimi yapıldığını ve bira şehri diye geçtiğini belirtelim . Şehrin içinde bulunan ve yerel bira üretimleri de olan iki restorandan birinde akşam yemeği için şansımızı deneyelim dedik. İlk gittiğimiz restoranda bekleme süresi 45 dakika kadar olunca diğerine gidelim bari dedik. Diğerinde kapıda karşılaştığımız bir müşterisinin sürekli geldiğini ve şiddetle tavsiye etmesi üzerine daha fazla düşünmeden restorana girdik ve bir iki turdan sonra boşalan ilk masaya oturduk. Biraları sipariş ettikten sonra telefonumuzdan akşam nerede kalabiliriz diye baktık, downtown’ın biraz dışında bir “Days Inn” hem fiyat hem de kalanların görüşleri bakımından uygun geldi, biraz daha bakalım derken telefonun bataryası bittince bu otelde kalmaya karar verdik.

Sabah otelde hafif bir hahvaltı yapıp birkaç saatin yeteceğini düşündüğümüz ABD’nin en büyük evi olma ünvanına sahip “Biltmore House”ı görmeye gittik. Ama evin olduğu alanın o kadar büyük ve içinde yapılacak aktivitenin fazla olması karşısında şaşırdık. Sadece günlük gezinin kişi başı 59 dolar olduğunu öğrenince birkaç saat için değmeyeceğine karar verdik. O kadar para vereceksek doya doya bir günü burada geçirmek gerekli diye düşünerek bir daha ki sefere bırakarak tesisden ayrıldık. http://www.biltmore.com web sayfasından neler yapılabilir, fiyatları ve tesis hakkında bütün detayları bulabilirsiniz. Evin olduğu bölge turistik, etrafta ufak butikler, hediyelik eşya satan mağazalar, kafeler, restoranlar, oteller vs. var. Biraz burada vakit geçirdikten sonra downtown’a uğrayıp öğleye doğru Atlanta’ya dönmek üzere yola çıktık. Atlanta’dan gelirken girmediğimiz dağ yollarında doğanın tüm güzelliğini seyrederek ve baharda buraların daha da güzel olacağını düşünerek dönüşümüzü yaptık. Dönerken “Cherokee” kasabasına uğradık.
DSC06656.jpgC45CE20D2219AC6817D58A1F04895F5E.jpg

Mayıs ayı itibarı ile bu kasabada Cherokee’lerin yaşamları hakkında daha fazla bilgi edinebileceğimiz turlar, müze ve ziyaret edilebilecek kızılderili köyleri olduğunu öğrendik. Nisan ayından sonra motor ile yapabileceğimiz gezi rotalarını belirleyerek akşam Atlanta’ya vardık.

Asheville’in çevresi inanılmaz güzel bir doğa örtüsü ile çevrili. Dağcılıktan, raftinge, çeşitli yürüyüş parkurlarından, kaya tırmanışlarına her türlü doğa aktivitesine ev sahipliği yapıyor. Ünlü “Blue Ridge Parkway” şehre çok uzak sayılmayacak bir yerden başlıyor ve şehrin yakınından geçiyor. Bu yol ve devamındaki “Skyline Drive” ABD’de motorcuların en çok gezmek için geldikleri yerlerden bir tanesidir.

DSC06659.jpg
DSC06663.jpg

Georgia eyaletinden başlayıp Maine eyaletinde biten “Appalachian trail”in bir bölümü Asheville şehrine yakındır. Bu yürüyüş parkuru ile ilgili daha detaylı bilgiyi http://www.appalachiantrail.org/home web sayfasından inceleyebilirsiniz.

Asheville ile ilgili bilmek istediğiniz her konuyu http://www.exploreasheville.com/ web sayfasından inceleyebilirsiniz.

Kaldığımız otel hakkındaki düşüncelerimiz :

Days Inn Asheville: Gecesi iki kişi için oda-kahvaltı ve vergi dahil 77 dolar ödedik.
Adresi: 3 Reynolds Mountain Blvd. Asheville, NC 28804
Odası geniş ve temizdi. Ama kliması eski tip olduğu için çok gürültülü çalışıyordu, gece soğuk olduğu halde uyuyabilmek için kapamak zorunda kaldık. Kahvaltıda ise pek bir şey yoktu.

Lexington Avenue Brewery (The LAB): Şehrin içindeki yerel bira üreten restoranlardan teki. Bazı akşamlar canlı müzik de varmış, bize denk gelmedi. Ama http://www.lexavebrew.com/ web sayfasından takip edebilirsiniz. İki LAB burger ve 3 biraya bahşiş hariç 35 dolar ödedik. Kolsch, Pale ve Amber biralarını denedik, en çok Pale birasını beğendik.
DSC06632.jpg

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi/

Posted by ayferonur 14:53 Archived in USA Comments (2)

Cusco

sunny 17 °C

İnka’ların başkenti Cusco’ya Lima’dan LAN Peru havayolları ile 4 Eylül sabahı saat 11’e doğru geldik. Lima havaalanında iç hat uçuşlarında uçuş kapısına gitmeden, güvenlik öncesinde 6.82 Amerikan doları havaalanı çıkış ücreti ödeniyor. Yurtdışı uçuşlarında bu ücret genelde bilete dahil. Soles veya dolar olarak ödeyebiliyorsunuz. Cusco’ya gelmeden önce aklımızda yükseklik ile ilgili ne olacak düşüncesi olduğundan, Lima’da almış olduğumuz yükseklik ilacını (Soroche Pills) uçağa binmeden önce içtik ve düzenli olarak paketi bitirene kadar devam ettik.

DSC07584.jpg

Havaalanından otele, “Torre Dorada Residencial”, otelin göndermiş olduğu taksi ile gittik. Otelde odamız hazırlanırken biz de Cusco ve civarı hakkında detaylı bilgiler alıp, harita üzerinde görmemiz gereken yerler, kafe ve restoran tavsiyelerini işaretledik. Tabii ki yükseklik hastalığına karşı tavsiye edilen coca çaylarımızı da içmeyi ihmal etmedik. Çantalarımızı odamıza bıraktıktan sonra hemen şehir merkezine gittik. Kaldığımız otel şehir merkezine taksi ile 10 dakika uzaklıktaydı ve otelin her an şehir merkezine ve havaalanına ücretsiz taksi servisleri vardı. Plaza De Armas’da Katedral’in hemen yanında taksiden indiğimizde Cusco’ya içimizin ısındığını hissettik. Hemen Katedral’e yöneldik.
DSC07609.jpg
Katedral’e giriş 25 Soles, İngilizce açıklama isterseniz ücretsiz kulaklık veriyorlar. Katedral’in içi inanılmaz etkileyici, altın ve gümüşten yapılmış muazzam eserler gözlerimizi kamaştırdı. İlk girişteki bölüm 1735 yılında inşa edilmiş. İçeride video ve fotoğraf çekimi yasak. (Ben flaş kullanmadan çaktırmadan 22 ayar altından yapılmış bölümün fotoğrafını bir çırpıda çekiveriyorum. Türküz ya kardeşim içimiz rahat durmuyor). Katedral’i dolaştıktan sonra otelde tavsiye edilen İnka Grill’de öğle yemeğimizi yedik. Karnımızı doyurduktan sonra şehrin sokaklarında bol bol dolaşıp, fotoğraflar çekiyoruz. Cusco yaklaşık 300 yıl kadar İnka İmparatorluğuna başkentlik yapmış, izlerini şehrin hemen her yanında görebiliyorsunuz. Hem MachuPicchu için geçiş noktası olması hem çevredeki İnka harabeleri hem de şehrin kendisi turistler için çekim sebebi diyebiliriz. İspanyollar genelde İnka yapılarındaki taşları kullanıp, üzerlerine kendi yapılarını inşa etmişler. Dolayısıyla bir çok yapının ilk 1-2 metrelik kısmını İnka taşları oluşturuyor.
DSC07635.jpg
Şehrin merkezi “Plaza De Armas” etrafında; Katedral , kilise, alışveriş yerleri, tur operatörleri, restoran , kafe, internet kafe, otel ve hostaller var. Eğer kalacak yer ayarlamadıysanız bu bölgede rahatlıkla hostal veya otel bulabilirsiniz. Özellikle Katedral arkasında kuzey yönüne doğru Arnavut taşlı dar yollardan yürümek çok zevkli.
DSC09124.jpg
Ayrıca Plaza De Armas’ın gecesi çok keyifli, biraz üşümeye başladığımızda hemen meydandaki kafelerden birine ( Trotamundos Café) kendimizi attık ve balkonda oturup kahvemizi yudumlarken bu güzelliği izlemek çok keyifliydi.
DSC09170.jpg
Açıkcası gezimizi organize ederken Cusco’dan bu kadar keyif alacağımızı düşünmemiştik. Amacımız daha çok MachuPicchu’ya geçiş noktası olarak kullanmaktı ve gerekirse yolumuz bir şekilde düşerse beğenmemiz halinde yeniden gelmekti. Cusco’dan, yeniden gelmek düşüncesi ile Puno’ya gitmek üzere ayrıldık.
Puno’ya havayolu, tren veya karayolu ile gitmek mümkün. Biz karayolunu ve İnka Express’in turunu tercih ettik, detayları İnka Express yazımızda bulabilirsiniz.

Gittiğimiz restoran ve kafe :

İnka Grill (4/Eylül/2010): (www.inkagrillcusco.com) Mekan temiz, çalışanlar güler yüzlü ve servisleri gayet iyi. Kesinlikle Peru’da yediğimiz en güzel et ve tavuğu burada yediğimizi söyleyebiliriz ve tavsiye ederiz. Vergi ve servis bedeli yok. Bir tavuk sandövic, bir etli sandöviç, bir kola ve üç suya 74 Soles ödedik. Tavuk sandöviç 28 Soles, etli sandöviç 30 Soles. Yeri yüzünüzü Katedral’e doğru dönünce sol tarafta kalıyor.

Trotamundos Café (4/Eylül/2010): Balkonundan Plaza De Armas manzaralı, içerisinde ise şömünesi ile sade hoş bir mekan. Akşam hava karardıktan sonra balkonunda oturup sıcak bir şeyler içebilirsiniz. Çay, kahve 5 Soles. Yeri Katedral’i arkanıza aldığınızda karşınıza denk geliyor.

Kaldığımız Torre Dorada Residencial hakkındaki düşüncelerimiz : Gecesi iki kişi oda+kahvaltı 90 dolar ödedik. Otel gerçekten umduğumuzdan çok daha iyi çıktı. Personeli son derece güler yüzlüydü ve her konuda yardımcı oldular. Şehir merkezine 10 dakika uzaktıktaydı ama ücretsiz taksi servisleri ile bu sorunu çözmüşler. İstenilen saatte havaalanından alıyorlar veya bırakıyorlar. Eğer turlarınızı ayarlamamışsanız yardımcı oluyorlar. Gezilecek yerler, turlar hakkında bilgi veriyorlar, restoranlar hakkında tavsiyelerde bulunuyorlar. Eğer sabah kahvaltısından önce otelden ayrılacaksanız yanınıza kahvaltı hazırlıyorlar. MachuPicchu’ya giderken yanımıza öğle yemeği için paket hazırladılar ve gerçekten çok işimize yaradı. Otel hakkında yazacak olumsuz bir şey bulamıyoruz. Bu şirin butik otel Peru gezimiz boyunca kaldığımız en güzel yerdi. Plaza De Armas’da daha ucuza kalınacak yerler var ama kesinlikle Torre Dorada’da ödediğiniz paranın karşılığını alıyorsunuz.

Ulaşım : En kolay taksi ve gerçekten ucuz bir ulaşım aracı.
Poroy tren istasyonuna otelden iki kişi 10 dolar ödedik. (MachuPicchu’ya gidiş treni için)

Tavsiye edilip göremediğimiz yerler : Koricancha Tapınağı, saat 6:00pm’de kapandığı için gezme şansımız olmadı. Şehir merkezine yaklaşık 3 kilometre uzaklıktaki Sacsayhuman surları ve Ollantaytambo bölgesi.

Plaza de Armas’a bakan tavsiye hostal : El Virrey Hostal , konumu dış görünüşü çok güzel. Oda+kahvaltı fiyatı 1 kişi 45 dolar, iki kişi 55 dolar (vergi dahil değil).

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Cusco Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Posted by ayferonur 11:03 Archived in Peru Comments (0)

(Entries 11 - 15 of 58) « Page 1 2 [3] 4 5 6 7 8 9 10 .. »