A Travellerspoint blog

Santa Marta

sunny 30 °C

Santa Marta sıradağları ile Karayip Denizi arasında kalan şehir, birçok gezginci tarafından ülkenin en güzel parklarından biri olan Tayrona Milli Parkı’na gidiş için geçiş yolu olarak kullanılıyor. Aslında bizim de Kolombiya gezisini biraz öne almamızda gezi yazılarını takip ettiğimiz Bekran’ın (http://www.bekransarsilmaz.com/) Tayrona Milli Parkı’nı anlatan yazısı etkili oldu. Parkı doğal güzelliği bozulmadan görmek ve deniz-plaj-doğa-kamp ortamını bir an önce yaşamak istedik. Tabii ki Santa Marta’yı sadece geçiş yolu olarak kullamayıp bu liman şehrini de gezip görmeden olmaz diye düşündük.

IMG_9576.jpg

Santa Marta’ya Cartagena’daki otelimizin ayarladığı “MarSol” otobüs firması ile geldik. Sabah otelden alıp Santa Marta’daki kalacağınız yere bırakıyorlar. Kişi başı fiyatı 42.000Cop. Yola çıktıktan yaklaşık 1 saat sonra 15 dakika mola veriyor ve yolculuk 3,5 saat kadar sürüyor. Mola yerinde içecek ve atıştırmalık kraker, cips tarzı yiyecekler var.

Ağustos 2012 Döviz Kuru : $1= 1800 COP (Colombian peso). Fakat Santa Marta’da kurlar normalden düşük banka ve döviz bürolarında 1750COP’a bozdurduk.

Simon Bolivar Havaalanı: Bogota’ya giderken kullandık. Havaalanı oldukça küçük, işlemler hızlı, güvenlikten geçişimiz sorunsuz oldu. Ülke içi uçuşlarda 30-45 dakika kadar önce işlemlerinizi yaptırmanız yeterli. Güvenlikten geçtikten sonra içeride kafe, restoran görmedik.

IMG_9401.jpg

Ulaşım: Taksi, otobüs ve minibüs Kolombiya’nın birçok yerinde olduğu gibi burada da rahat ve ucuz ulaşımı sağlıyor.

Taksi: Centro-Havaalanı 25.000Cop (Pazar günü kullandık ve yaklaşık yarım saat sürüyor.)
Otobüs Terminali – Centro (La Brisa Loca hostel) 6000Cop (yaklaşık 10 dk.)
Minibüs: Santa Marta – Rodadero arası kişi başı 1200Cop (yaklaşık 10 dk. sürüyor). Carrera-1’den binebilirsiniz. Her zaman mı bilmiyoruz ama bizim kaldığımız dönemde pazar günleri bu caddenin bir kısmı trafiğe kapatılıyordu, dikkat edin.
Otobüs: Santa Marta – Tayrona Milli Park arası kişi başı 5000Cop (yaklaşık 1 saat sürüyor). Carrera-11&Calle-11’den otobüsler sabah 7:00’de servise başlayıp her yarım saatte bir hareket ediyor. “Palomino” otobüslerine binip “El Zoino”da iniliyor. Bindiğimiz otobüs oldukça eski ve şöförleri hızı seviyor… Şöföre parkın girişinde ineceğinizi hatırlatırsanız iyi olur. Bizimle birlikte turist olarak sadece bir çift daha vardı ve İspanyolca-İngilizce bildikleri için bize yardımcı oldular. Tayrona Milli Parkı’ndan Santa Marta’ya geri dönecekseniz otobüsten indiğiniz yerden tekrar aynı hattı kullanarak dönebilirsiniz. Yoldan geçen diğer minibüsler Santa Marta terminale kadar ve daha pahalıya götürüyorlar.

Dikkatimizi çekenler, düşüncelerimiz:

Santa Marta Cartagena’ya göre daha sıcak ve rutubetli. Daha bakımsız ve şehir merkezinde yapılacak fazla bir şey yok. Şehirde çok fazla eczane var ve her yer çarşı-pazar, aklınıza gelebilecek her şeyi rahatlıkla bulabilirsiniz. Tezgahlarda satılan meyvelerden denememezlik yapmayın. Her ne kadar halkı denizde olsa da şehir liman kenti olduğu için şehrin içinden denize girmek çok da akıllıca değil. Sokaklar kanalizasyon kokuyor ve akşamları hamamböcekleri piyasaya çıkıyor.
DSC06247.jpg

Turistler haricinde erkekler arasında şort giyinmek yaygın değil, Rodadero’ya gittiğimizde gördük ama kesinlikle şehir merkezinde uzun pantolon giyiniyorlar.

Cumartesi haricinde akşamları çok hareketli olduğunu söyleyemeyiz ve geç saatlerde sokakları güvenli durmuyordu. Akşam saat 8 gibi bütün dükkanlar kapanıyor sadece alkol satan büfeler açık kalıyor ama kaça kadar açıklar bilmiyoruz.

İlk gün kambiyo bulmakta zorlandık, Carrera-3 üzerinde Calle-17 ve Calle-16 arasında olan kambiyo akşam üzeri 4:30’dan sonra döviz bozmuyor. Carrera-3 ile Calle-14 kesişiminde olan “Bancolombia” da bozdurabildik ve banka saat 5:00’e kadar açık. Kaldığımız hosteldeki (La Brisa Loca) resepsiyondaki bayan civarda kambiyo olmadığını söylese de hostelden çıkıp sağa dönünce 60-70 metre ileride solda mavi beyaz binada kambiyo var. Bancolombia’da hostelden sola dönüp 30 metre ileride solda kalıyor ve ikinci katında para bozuyorlar.

Sahillerinde satıcılar sürekli bir şeyler satmak için uğraşıyorlar ve fiyatları hediyelik eşya satan mağazalara göre daha pahalı. Satıcıların aralarında sakatlar veya çocuklar da var, maalesef acıma duygunuzu kullanıyorlar. Tabii ki biz de acıdık ve aldık akşam dolaşırken pazarlıkla aldığımız rakamların bile mağazadan daha yüksek olduğunu gördük. Hoş birçok yerde satılanların üzerinde rakam yazmıyor ve kim ne kadar kazıklıyor farkına varmıyorsunuz…

Gezilecek, görülecek yerler:

Tayrona Milli Parkı: Santa Marta’nın 34 km kuzeyinde bulunan park; Kolombiya’nın en önemli ekolojik rezerv alanı olmakla birlikte kamp alanları, bakir plajları ve tropikal ormanları ile en çok ziyaret edilen parklarından biridir. Park ile ilgili detaylı bilgileri Tayrona Milli Parkı yazımızda bulabilirsiniz.
IMG_9412.jpg

Rodadero: Sahilden (Carrera-1 caddesi) bineceğiniz minibüsler ile 10-15 dakikalık yolculuk sonucu ulaşacağınız tatil beldesinin en güzel plajı tekneler ile gidilen Playa Blanca plajıymış. Minibüsten inip sahile vardığınızda tekneler sol tarafta kalan su parkının oradan kalkıyor. Sahile iner inmez etrafınızı akvaryum ve Playa Blanca turlarını satmaya çalışanlar kaplıyor. Kim gerçekten görevli anlamak zor. Yüzünüzü sahile döndüğünüzde sağa doğru baktığınızda balıkçı teknelerini görecekseniz belki biz o kısma daha yakın olduğumuz için ilk onlar dikkatimizi çekti ve o tarafa doğru yürüdük. Playa Blanca’ya giden kayıklar var 1-3 kişi için 50.000Cop, 5 kişilik olanı da aynı fiyat. Bekran’ın yazısından gidiş dönüş 15.000Cop ve taksi gibi işleyen tekneler olduğunu okumuştuk. Bir yanlışlık yaptığımızı düşündük; hem tekne değillerdi hem de dönüşte olup olmayacaklarına pek güvenemedik. Daha sonra 30.000Cop’a kadar indiler ama bir kere güvenmeyince kalsın dedik ve oradaki plajda günümüzü geçirmeye karar verdik. Plajdaki kabanalardan birine yerleştikten sonra gelip giden daha düzgün tekneleri gördük. Playa Blanca’ ya gidemeyerek çok şey kaçırdık mı bilemiyoruz ama Santa Marta’nın merkezi yerine Rodadero’da günümüzü geçirmekle iyi yaptık. Santa Marta’ya göre çok çok hareketli, halk plajda, restoranlar genelde dolu. Her keseye göre yiyecek, eğlence var. Lüks ve salaş restoranlar arasında büyük fiyat farkları yok. Akşam sahil boyunca pizza dahil tezgahlarda her tür yiyecek içecek bulabilirsiniz. Sahili bize biraz Akçay sahili gibi geldi. İster kabanalardan kiralayıp güneşten korunabilirsiniz ister ağaçların gölgelerinden yararlanabilirsiniz. Kabana ve iki şezlongun günlüğü 18.000Cop, saat 5-6 gibi topluyorlar. Satıcılar ve masajcılar tabii ki burada da rahat bırakmıyor. Evsizler özellikle akşam üzeri ortaya çıksalar da zararsız gibi duruyorlardı. Daha çok boş kutu, şişe veya artık yiyecek bir şey varsa istiyorlar. Güvenlik görevlileri var. Sahil acayip kalabalık ve eğlenceli, her yerde ayrı bir müzik çalıyor. Restoranlardan menü dağıtıp bir şey isteyip istemediğinizi soruyorlar, biz de öğlen karidesli safranlı pilav yedik çok lezzetliydi.
DSC06334.jpg

Taganga: Santa Marta’nın 5 km kuzeyinde kalan balıkçı kasabası tüplü dalış için ucuz popüler mekanlardan biridir. En güzel plajı olan Playe Grande, botla 5 dakika (5000Cop olduğunu okumuştuk) yürüyerek 15-20 dakika sürüyormuş. Denizi güzel ama hafta sonları çok kalabalık oluyormuş.

Aracataca: Santa Marta’dan 1,5 saat uzaklıkta ve güneyinde kalan şehir nobel ödüllü ünlü yazar Garcia Marquez’in hayranları için cazip olabilir. Müzeye çevrilmiş doğduğu evi ve şehrin sokaklarında dolaşırken neler yaşadığını hayal edip kendisini daha yakından tanıma fırsatı yakalayabilirsiniz.

Gittiğimiz restoran ve kafeler: Carrera 3’de Calle 17 ve Calle 20 arasında birçok alternatif restoran ve barlar var.

Juan Valdez Café: Kolombiya’nın en gözde kahve zincirlerinden biri ve Kolombiya’nın Starbucks’ı diyebiliriz. Kahveleri sert olsa da alternatif bulamayınca latteleri için tercih ettik. Santa Marta’daki yeri güzel sabah 9:00’da açılıyor. Fiyatlardan; Latte ve Capuccino orta boy 3700Cop, croissant queso 2600Cop, Palito queso (içi kaşar peynirli börek) 2400Cop.

Quzo restoran: Akdeniz mutfağından alternatifler bulabileceğiniz restoranda iki akşam yemeğimizi yedik. Mekan olarak güzel, dışarıda oturma şansınız da var. İlk akşam 1 vejeteryen pizza, 1 bira ve 1 gazoza bahşiş hariç 27.000Cop hesap ödedik. İkinci akşam ise 4 bira, 1 deniz tabağı, 1 pizza ve %10 bahşiş ile 61.000Cop ödedik. Bira 4000Cop, pizza 20.000Cop, deniz tabağı 20.000Cop. Pizzaları lezzetli ama bize göre biraz yağlıydı, ikinci akşam uyarınca daha az yağlı geldi. Deniz tabağının bir kısmı lezzetli bir kısmı ise değildi. Adresi: Carrera-3 & 19-29 Parque Los Novios, Centro Historico

PEPE MAR Restoran: Rodadero Plajı’nda Carrera-1 ve Calle-6 kesişiminde bulunan balık restoranı mekan olarak güzel, fiyatları makul ve yemekleri lezzetliydi. 1 pargo balık, karides tabağı, 2 bira, 1 kola ve %10 bahşiş dahil 46.500Cop hesap ödedik.

Rodadero Plajda: Plajda kabana kiralayacak olursanız hemen birkaç yerden yemek listesi elinize tutuşturuluyor. Etraftaki restoranlardan özellikle yağda kızarmış balık, pilavlı karides ve içecek getiriyorlar. Biz de öğle yemeğimizi plajda ve bunlardan birine sipariş verdiğimiz safranlı karidesli pilav ile yaptık. Karidesli pilavı gerçekten çok lezzetliydi. Karidesli pilav (camarones con arroz) 20.000Cop, bira 3000Cop.

Kaldığımız yerler hakkındaki düşüncelerimiz :

La Brisa Loca Hostel: Oldukça büyük, merkezi konumda, özellikle hafta sonları tam bir parti hosteli. Gecesi iki kişi klimalı suit odalarında 90.000Cop’a iki gece kaldık. Kredi kartı ile ödeme yaparsanız ekstra %6 komisyon alıyorlar.

İyi tarafları: Merkezi konumda ve Santa Marta’daki en renkli hostel. Birçok otel boşken düşük sezonda bile burası doluydu. Güvenlik sorunu yok. Odada güvenlik kasası var. Ortak kullanım alanları geniş ve ücretsiz WiFi var. Barı güzel ve fiyatları makul. Güzel bir terası var, özellikle akşamları kalabalık oluyor. Mutfağını hiç kullanmadık ama mevcut. Ortak kullanılan banyoların temiz olduğunu gördük hatta bizim kaldığımız suit odanın banyosundan çok daha temizlerdi. Tur organizasyonları, dalış kurslarına kayıt, başka şehirlere gidecekseniz otobüs bileti ve hostel rezervasyonunuzu yaptırabilirsiniz.Ücretsiz bagaj emanetleri var, güvenle bırakabilirsiniz. Otelin krokisinin bulunduğu verdikleri şehir haritasında tavsiye ettikleri restoranlar iyiydi. Parti hosteli arayanlar için ideal, dünyanın birçok yerinden gelmiş gezginlerle tanışmak için sıcak bir ortamı var.

Kötü tarafları: Kaldığımız oda terasa çıkan merdivenlerin yanındaydı ve Cuma-Cumartesi akşamları sabaha kadar devam eden eğlence, gürültü yüzünden uyuyamadık. Bir gece önce Tayrona Milli Parkı’nda geçen uykusuz geceden sonra pek de hoş olmadı. Eğer uyuyup, dinlenmek istiyorsanız kesinlikle tavsiye etmeyiz. Ödediğimiz rakamla karşılaştırınca oda çok kötüydü. Çantalarınızı koyabileceğiniz alan çok dar, eşyalarınızı asabileceğiniz bir dolap yok. Yerler pis, banyo çok temiz değildi, lavabo tıkalıydı. Kliması düzgün çalışmıyordu. Hesapta suit olan odanın üst katı havasız, yer yatağı ve fan vardı. Dört kişi kalmayı düşünenler bir kere daha düşünsün deriz.. Kambiyo ve bankalarda 1750Cop olan dolar kuru hostelde 1700Cop ve etrafta para bozdurabilecek yer olmadığına dair resepsiyondaki bayan yalan söyledi.
IMG_9399.jpg
DSC06245.jpg

Hotel Nueva Granada: La Brisa Loca Hostel’deki odamızdan memnun kalmayınca alternatif olarak not aldığımız bu otele bakıp son gecemizi burada geçirmeye karar verdik. Bütün odaları avluya bakan tek katlı 3 yıldızlı otel olduğu yazsa da daha çok butik otel tarzı bir mekandı. Gecesi iki kişi klimalı odasında kahvaltı dahil 125.000Cop’a kaldık. Adresi: Calle-12#3-17 Santa Marta

İyi tarafları: Konumu iyi. Odanın kliması iyi çalışıyordu, yatakları rahattı. Banyo küçük olsa da temizdi. Ortak kullanım alanı küçük ama konforluydu. Odada küçük bir buzdolabı ve güvenlik kasası var. Sabah erken gittiğimizden oda hazır değildi ama bavullarımızı emanete aldılar.

Kötü tarafları: Odanın var olan penceresi ortak kullanım alanına açılıyordu. O yüzden eğer ortak alanda sohbet eden birileri varsa gürültü biraz rahatsız edebiliyor neyse ki geç saatlere kadar oturan olmadı. Sabah kahvaltı hazırlığı ile yine gürültü başlıyor. Galiba Santa Marta’da az uyumaya hazırlıklı olmak lazım… Kahvaltı idare eder ama fazla beklentiniz olmasın. Kolombiya’da zaten meyve ve meyve suları kahvaltımız oldu. Gece personeli maalesef İngilizce bilmiyor, eğer İspanyolca bilmiyorsanız anlaşmakta sorun yaşayabilirsiniz. Akşam üzeri otele geldik ve otel rezervasyonu sırasında ödediğimiz kaporadan geriye kalan kısmı gece resepsiyondaki arkadaş istedi ve ona ödedik ama fatura vermedi biz de istemedik. Sabah otelden ayrılırken; gececi arkadaşın yaptığımız ödemeyi kaydetmeden ayrılmış olduğunu yerine gelen arkadaşın parayı tekrar istemesi ile öğrendik. Dil konusu sorun olunca anlaşmakta bayağı zorlandık, neyse ki kalanlardan İngilizce bilen birisi yardımcı oldu ve sorunu hallettik. Bizden yeniden ödeme almadılar ama kendi aralarındaki sorunu nasıl çözdüler bilmiyoruz… Otel ücretini ödediğinizde mutlaka belge almanızı tavsiye ederiz.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Santa Marta Fotoğraflarımız

Tavsiyeler:

  • Kesinlikle yanınızda sivrisinek kovucusu ve böcek sokmalarından sonra sürmek üzere kremlerden bulundurun.
  • Güneş çok etkili, dolaşırken bile açıkta kalan alanlarınıza güneş koruyucusu sürün veya dikkatli olun.
  • Plaj düşünüyorsanız yanınızda mayo ve deniz havlunuzu getirmeyi unutmayın.
  • Bol bol tropikal meyvelerden yiyin. Granadilla deneyebilirsiniz. Görünüşte malta eriğinin büyüğü gibi duran ama sert kabuklu, içi yeşil taneli tamamen farklı tatta bir meyve…
  • Pasaportunuz olmadan döviz bozduramıyorsunuz aklınızda bulunsun… Sadece pasaportun fotokopisi de belki yeterli olabilir ama sormadık. En yüksek kuru Cartagena’da veriyorlar.
  • Kaldığınız yerlerde sıcak su olsun diye ısrarcı olmayın; havanın sıcak ve normal suyun ılık akması fazlasıyla yeterli olacaktır. Sıcak havadan dolayı zaten soğuk su ile serinleme ihtiyacı duyuyorsunuz.
  • İspanyolca sayılar ve bazı günlük kelimeleri bilmekte fayda var.
  • Kaldığınız otellerde ödeme yaptığınız zaman muhakkak fatura isteyin.
  • Tayrona Milli Parkı’na gidecekseniz parkın giriş ücreti nakit ödeniyor ve döviz bozmuyorlar. Yanınızda kalacağınız süre boyunca yetecek kadar nakit bulundurursanız iyi olur. Kamp alanında para bozdurmak isterseniz kur 1 dolar 1500Cop. Girişte turistlerden pasaport istiyorlar.

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Posted by ayferonur 18:48 Archived in Colombia Comments (0)

Cartagena

sunny 30 °C

Sabah erken kalkıp üstüne üstelik uçağımızın 2 saat gecikmeli kalkması ve bol çocuk ağlamalı, sarsıntılı 1,5 saatlik yorucu uçuştan sonra şiddetli yağmurun ardından sular altında kalmış Cartagena’ya vardık. LAN havayolları ile Bogota – Cartagena uçuşuna kişi başı 80dolar ödedik ve biletlerimizi LAN Havayollarının web sayfasından aldık.

Havaalanından taksiye binip şehre doğru sular altında kalmış yolda ilerlerken nereye geldik diye düşünmeye başladık. İstanbul’dan tabii ki bu tarz manzaralara alışkınız ama gezide olunca olumsuzluklarla başlamak hoş olmuyor. Yağmurlu, pis bir havada her şey gözünüze çirkin geliyor, hele bir de okuduğunuz güzel yazılardan sonra öyle bir beklenti ile geliyorsunuz ki hayal kırıklığı iki katı artıyor... Otele vardığımızda bir de berbat bir oda ile karşılaşınca hepten canımız sıkıldı. Tamam Kolombiya pahalı diye okuduk ama bu kadarı da fazla diyorsunuz 78 dolara (3 gece kaldığımız için %30 indirimli) camsız kümes gibi bir oda. Eh, başka da o gece için ellerinde oda yok ertesi gün ekstra para vermemiz halinde boşalacak olan suit odalarında kalabileceğimizi söylediler. Odada daha fazla takılmadan hemen sokaklara kendimizi atmak istedik. Sağ olsun resepsiyondaki bayanın yanlış tarifi sayesinde ters yöne gitmişiz hafif çiseleyen yağmur ile boş boş dolaşıp doğru yolu bulduk. Yağmurun dinmesi, güneşin kendini göstermesi, deniz manzarası ve sokakların canlanması ile olumsuz düşüncelerimiz biraz olsun değişmeye başladı. Hatta akşam üzeri şehre ısınmıştık bile....

Gezdikçe alıştığımız Cartagena gözümüze; sahilleri, ılık denizi, renkli binaları, eski tarihi şehri ile otantik etkileyici gelmeye başladı. Tropikal iklime sahip şehir gündüzleri çok sıcak ve rutubetli olsa da hava akşamları rahatsız edici olmuyor. Mayıs-Haziran ve Ekim-Kasım ayları en yağmurlu, Kasım-Şubat ayları ise en rüzgarlı dönemiymiş.

Rafael Nunez Havaalanı: Bogota’dan geldiğimiz havaalanında yurtiçi uçtuğumuzdan gümrüğe girmedik. Havaalanından çıkmadan önce taksi standı var ve gideceğiniz yeri söyleyerek kayıt yaptırıyorsunuz. Ne kadar ödeyeceğinizi gösteren iki parçalı bir kağıt veriyorlar. Dışarıya çıktığınızda sıradaki taksiye binip kağıdı veriyorsunuz ve üstündeki rakamı ödüyorsunuz. Bogota’ya göre daha iyi organize etmişler.
Ağustos 2012 Döviz Kuru : $1= 1800 COP (Colombian peso)

Ulaşım:

Havaalanı şehir içi için en kolay rahat ulaşım tabii ki taksi ve ucuz. Havaalanı – Getsamani bölgesi 9500Cop.
Şehir merkezinde zaten birçok yere yürüyerek ulaşıyorsunuz. Minibüs ise çok yaygın. Bocagrande plajı kişi başı tek yön 1500Cop. Tur teknelerinin kalktığı yerden ilerleyip yolun karşı tarafından “BOCAGRANDE” yazan minibüslere binerek plaja gidebilirsiniz. Dönüşte de hemen hemen bütün minibüsler CENTRO’dan geçiyor ama güzargahlarına göre süre uzayabiliyor. Zamanınız varsa binin şehri daha iyi tanıyorsunuz.

Santa Marta’ya otelin ayarladığı “MarSol” otobüs firması ile gittik. Sabah otelden alıp Santa Marta’daki kalacağınız yere bırakıyorlar. Kişi başı fiyatı 42.000Cop. Yola çıktıktan yaklaşık 1 saat sonra 15 dakika mola veriyor ve yolculuk 3,5 saat kadar sürüyor. Mola yerinde içecek ve atıştırmalık kraker, cips tarzı yiyecekler var. Otobüs firma bilgisi için yazılarını takip ettiğimiz Bekran Sarsılmaz’a teşekkürler... Santa Marta’ya gitmenin diğer bir yolu teminalden kalkan “Brasilia” isimli otobüs firmasıymış. “Denmetro car” yazan minibüsler ile 1 saat kadar şehir içinde dolaştıktan sonra terminale varılıyormuş ve Santa Marta otobüsünün 28.000Cop olduğunu okumuştuk.

Gezilecek, görülecek yerler:

Büyük bir lagünün etrafında kurulmuş olan şehir, geniş plajları ile Santa Marta ile beraber Kolombiya'nın önde gelen tatil merkezlerinden birisidir. Surlarla çevrili tarihi eski şehir merkezi ise; 1984 yılında UNESCO tarafından "Dünya Kültür Mirası" listesine alınmış. Cartagena’nın en eski bölgesi Getsemani’de bulunan “Plaza de la Trinidad” ve çevresidir.

Eski Şehir (Historic Old Town-Walled City): Müzeleri, kiliseleri, katedralleri, küçük kafe-restoranları, hediyelik eşya satıcıları, mağazaları ve nefes kesen gün batımı ile en önemli turistik bölgesidir. Çiçek dolu balkonlu renkli binaların olduğu, Arnavut taşlı dar sokaklarında özellikle gündüzleri güvenlik sorunu ile karşılaşmadan gönül rahatlığıyla yürüyerek dolaşın. Akşamları ise biraz daha dikkatli olmakta fayda var, hava karardıktan, işyerleri kapandıktan sonra her yer güvenli durmuyor. Saati 5.000Cop’tan bisiklet kiralayıp ya da romantik olsun derseniz özellikle akşam üzeri fayton ile de gezebilirsiniz.

IMG_9242.jpgIMG_9321.jpg

Ana girişi Plaza de Los Coches’teki saat kulesi (Puerta Del Reloj) olan tarihi şehir; Centro, San Diego, Getsemani ve La Mantuna bölgeleri ile çevrilidir. Saat kulesinin altından geçip birkaç adım ötedeki belediye binasının yanındaki Gümrük Meydanı’na (Plaza de la Aduana) geliyorsunuz. Akşamları kıvrak danslarıyla sokak dansçılarına denk gelebilirsiniz, bahşiş karşılığı bütün hünerlerini sergiliyorlar. Meydanda iki tane salsa kulubü var. Özellikle Plaza de los Cochaes ile Plaza de la Aduana arasında kalan “Donde Fidel Salsa Club” tavsiye edilmiş ama pek de özel bir şey göremedik.

IMG_9294.jpgIMG_9304.jpg

San Pedro Claver Meydanı’nda, Modern Sanat Müzesi (Museo de Arte Moderno) ve San Pedro Claver Katedrali’ni göreceksiniz. Sanat Müzesi’ni tavsiye ettiler ama zaman ayarlayamadığımız için gezmeye fırsatımız olmadı. Çarşamba günleri müze girişi ücretsiz. Deniz tarihi ile ilgileniyorsanız antik deniz araçlarının bulunduğu Deniz Müzesi (Museo Naval) ilginizi çekebilir.

IMG_9383.jpg

Plaza de Bolivar ise; aslında ortasında Simon Bolivar heykeli bulunan küçük bir park. Hükümet Sarayı’nın karşısında 16. yüzyıldan kalma Cartagena Katedralı ve Altın Müzesi (Museo del Oro) de bu meydanda bulunmaktadır. Bogota’daki altın müzesini gezdiğimiz için buradakini gezmedik; ama zamanınız var ve daha önce görmediniz ise girişinin ücretsiz olduğunu okuduğumuz bu müzeyi gezebilirsiniz.

Diğer önemli dini yapısı ise; Santo Domingo Meydanı’nda bulunan Santo Domingo Kilisesi’dir (Convento Santo Domingo). Meydandaki "Yatan Kadın"( Mujer Reclinada) heykeli, Kolombiyalı ünlü sanatçı Fernando Botero’nın hediyesidir. Meydan, özellikle akşamları Latin müziği eşliğinde kıvrak sokak dansçıları, müzisyenleri, meydana açılan restoranlar ile oldukça hareketli oluyor.

San Diego bölgesinde de restoranlar, hosteller bulabilirsiniz. Sur içinde inşa edilen en yeni kilise “Santa Toribio” bu bölgededir. Bir akşam bu bölgede Fernade de Madrid parkına bakan bir pizzacıda yemek yedik. Santa Clara ve Santa Catalina kaleleri arasında kalan “Las Bovedas” yapısı ise zamanında zindan olarak inşa edilmiş. Binanın tepesinden Karayip Denizi görülüyor.

Castillo San Felipe de Barajas: 1536 yılında inşaatına başlanan kale 1657 yılında genişletilmiş. Kaleden şehir manzarasına hakim olabilir ve içindeki tünellerde gezip, serinleyebilirsiniz. Tüneller tahliyeyi kolaylaştırmak için sistemli bir şekilde yeraltından bağlanmış ve yaklaşan düşmanın ayak seslerini duyacak şekilde inşa edilmiş. Hediyelik eşya satılan bir marketi var, su ve diğer atıştırmalık bir şeyler buradan temin edebilirsiniz. Yanınızda yukarıya çıkana kadar yetecek su bulundurursanız iyi olur. Sıcaktan dolayı kaleyi sabah saatlerinde veya akşam üzeri ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Bir iki saat kaleyi dolaşmak için fazlasıyla yeter. Giriş ücreti: 17.000Cop. Kalenin hikayelerini dinlemek isterseniz ücret karşılığı kulaklık alabilirsiniz. Kale 8:00-18:00 arası açık.

IMG_9166.jpgIMG_9237.jpg

Convento de La Popa: Şehrin en yüksek tepesi ve 17.yy’dan kalma Santa Cruz manastırı bulunuyor. San Felipe Kalesi’nin 2 km kuzeyinde kalan tepeye, yürüyerek gitmeyi gasp olaylarından dolayı turistlere tavsiye etmiyorlar. Taksilerin ise çift yön için 50.000Cop’a kadar istediklerini okumuştuk. İnişte taksi bulmak zor olduğu için gittiğiniz taksi ile anlaşıp bekletmek gerekiyormuş. Manastır için değmez diye düşündük, zamanınız varsa şehir manzarası ve gün batımında güzel fotoğraflar çekmek için çıkılabilir.

Bocagrande ve El Laguito Plajları: Adalara gitmeyecekseniz en yakındaki tatil beldeleri ve en güzel plajları. Gittiğimiz dönemde, iyi otellerin rakamlarının yüksekliğinden bahsetmeye gerek yok, ne de olsa Kolombiya’dasınız pahalı olacak… Ama her kesime hitap eden otel ve pansiyonlar mevcut, kalitelerini bilemiyoruz. Şehir merkezinden plajlar minibüs ile 10 dakika uzaklıkta ve 1500Cop. İki günümüzü Bocagrande sahilinde geçirdik. Uzun bir sahil şeridini yürüme şansınız var. Bocagrande’de zaten her yer yürüme mesafesinde, otantikliğini kaybetmiş bina yığınlarından oluşan bizdeki gibi tipik şehirleşmiş tatil beldelerinden. Plajda ise her şey düşünülmüş, günlük kiralayabileceğiniz sandalyeli ve üstü kapalı güneşten koruyan kabanalar var. 10.000-15.000Cop arası kiralayabiliyorsunuz, kalış sürenize göre pazarlık yapabilirsiniz. Şezlong isterseniz rakam biraz daha artıyor. Yanımızda değerli fazla bir şey olmasa da eşyaları ortada bırakıp denize girmeye başta çekindik ama baktık ki kabana kiralayanlar rahat, el çantalarını bile ortada bırakmışlar biz de rahat rahat denize girdik. Karayip denizinin masmaviliği yok, ama su acayip ılık ve hafiften esen rüzgarla birlikte sıcaklığı hissetmiyorsunuz, tabii ki sudan çıkasınız gelmiyor ve farkına varmadan akşama ıstakoz gibi oluyorsunuz… Deniz motorlarına dikkat edin, müşteri bulmak için sürekli yüzenlerin arasına dalıyorlar. Plajda bol bol satıcılar dolaşıyor, ne isterseniz var: yiyecek-içecek, güneş gözlüğü, şapka, hediyelik eşya vs… En favori iş ise; masaj , daha plajda yerleşir yerleşmez bir veya iki bayan yanınıza bitiyor ve yanında ne olduğu belli olmayan plastik şişelerin içindeki yağlarla masaj yapmak istiyorlar. Bazıları fazla ısrarcı olsa da istemezseniz rahat bırakıyorlar. Kabanayı kiraladığınız arkadaş yiyecek-içecek isterseniz ilgileniyor, kendisine söylemeniz yeterli. Bocagrande ve El Laguito arasında bazı bölgelerden balıkçılar ağlarını atıp balık tutuyor ve bir kısmı hemen oradaki küçük restoranlarda yapılıyor. Bir gün önce onları izlediğimizden sahilde yapılan taze balıklardan denedik. Yanımızdaki kabanadakilere de balık geldiğini görünce aynısından sipariş verdik. Yağda kızartılmış balık, balık çorbası, pilav menüsü 18.000Cop, Aguila bira 4000Cop. Balık çok lezzetliydi, birasını beğenmedik.

DSC06199.jpg

Islas Del Rosario: Karayip denizi ile kucaklaşmak istiyorsanız ada turuna katılabilirsiniz; hatta zamanınız varsa geceyi adaların birinde geçirebilirsiniz. Fikir kulağa hoş geliyor değil mi ama okuduğumuz onca bilgi fazlalığı, iskeleye gittiğimizde anlaşmakta zorlandığımız turlar karşısında; günübirlik değmeyeceğine karar verip gitmediğimiz adaları yolumuz düşerse bir daha ki sefere bıraktık. Otellerin de düzenlediği turlar var ama rakamları yüksek, o kadar çeşitli fiyatlarda ve içerikte turlar var ki hangisini tercih edeceğinizi bilemiyorsunuz… Tekne ve öğle yemeği dahil 35.000Cop’tan başlayıp rakam 165.000Cop’a kadar çıkabiliyor. 7 dolar liman parası ve akvaryumu gezmek isterseniz ekstra. Şnorkel kirasının ise 35.000Cop olduğunu okumuştuk ve satın almayı tavsiye etmişlerdi. Karar sizin…

City Sightseeing: Web sayfası; www.cscolombia.co . 24 saat geçerli bileti 45.000Cop’a, Saat Kulesi’nden içeri girmeden sola dönüp tur teknelerinin kalktığı yerden bileti alabilirsiniz. Maalesef otobüs içinde bilet satışı yok. İlk durak teknelerin kalktığı yerin 50 metre kadar şehir tarafındaki “Muelle de La Bodeguita” ve ilk sefer sabah 9:00’da başlıyor, otobüslerin hareket aralığı 1,5 saat. 12 durak var ve istediğiniz kadar indi bindi yapabiliyorsunuz. Turizm ofisleri maalesef Kolombiya’da yetersiz kalıyor ve yanlış bilgi verebiliyorlar. Plaza de la Aduana’daki turizm ofisine gezi otobüs biletini nereden alabileceğimizi sorduğumuzda otobüslerin içinde satıldığına dair yanlış bilgi verdiler. Durakta güneşin altında gereksiz yere 20 dakika bekledik ve biletimiz olmadığı için otobüse alınmadık. Otobüsteki görevli bileti nereden alabileceğimizi söyledi ama bilet almamızı beklemeden hemen hareket etti. Bir sonra ki otobüs için 1,5 saat beklemek yerine sahilde vakit geçirmeye karar verdik. Zaten gezdikleri bölgelerin çoğunu yürüyerek veya minibüs ile dolaşıyorsunuz…

Totuma Volkanı (Volcan de Lodo El Totumo): Cartagena’dan yaklaşık 50km uzaklıktaki küçük volkanın kraterlerinde çamur banyosu yapıp, bahşiş karşılığı masaj yaptırılabiliyormuş. Daha sonra gölde orada çalışanlar tarafından yine bahşiş karşılığı yıkanılıyormuş. Otel ve hostellerin çoğu bu turu 25.000-35.000Cop karşılığı düzenliyor. Masaj ve banyo konusunda biraz ısrarcı olunduğunu ve tanıştığımız turla gelen Türklerin de fazlaca turistik bulmaları ve zaten baştan çok da ilgimizi çekmediğinden gitme gereği duymadık. Ama belki ilgilenen olur diye tur hakkında biraz bilgi vermek istedik.

Chiva Turu: Chiva, Kolombiya’ya özgü, sarı-mavi-kırmızı bayraklarının renklerinde süslenmiş, geleneksel müziklerin dinlendiği, yerel içeceklerin içilebildiği seyir halinde parti havası veren bir kamyondur. Kaldığınız otel veya hostellerde genelde biletleri satılıyor. Gündüz olan turunda; Cartagena’nın sokaklarında gezdirip Castillo San Felipe de Barajas ve Convento de La Popa’ya da giriş dahil oluyormuş. Akşam ise; eğlenceyi sevenler için rumba chiva turu tavsiye ediliyor. Bu otobüsler ile Cartagena’nın soklarında 3-4 saat dolaştıktan sonra bir kulübün önünde particileri indiriyor.

IMG_9274.jpg

Gittiğimiz restoran, kafe ve marketler :

Restoranların çoğunda vergi harici (vergi %16) hesap üzerinden %10 bahşiş otomatik alınıyor. Menüde yazılı olan
fiyatlar vergili fiyatlar oluyor. Bahşiş fişlerin altında “propina” diye geçiyor.

Exito: Market zinciri olarak Kolombiya’da bulunduğumuz bütün bölgelerde en yaygın olanıydı. Bocagrande bölgesindekine gittik ve yiyecek-içecekle birlikte güneş kremi dahil bütün ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz.

Juan Valdez Café: Kolombiya’nın en gözde kahve zincirlerinden biri ve Kolombiya’nın Starbucks’ı diyebiliriz. Bogota yazımızda daha geniş bilgi var. Fiyatlardan; Latte ve Capuccino orta boy 3700Cop, Americano büyük boy 3600Cop (ekstra süt 1300Cop), croissant queso 2600Cop, Palito queso (içi kaşar peynirli börek) 2400Cop.

Crepes & Waffles: Kolombiya’nın restoran zincirlerinden olup gerçekten yiyeceklerine doyamadığımız ve gittiğimiz her yerde var mı diye aradığımız vazgeçilmez restoran oldu. Geleneksel Kolombiya restoranı olmasa da her damağa hitap eden yemek ve tatlıları ile kesinlikle denenmeli. Kolombiya ile ilgili bilgi toplarken http://acikbilet.travellerspoint.com blogunda burayı öven yazıyı okuyunca kesinlikle denemeliyiz diye düşünmüştük ve onlara verdikleri bilgiler için teşekkürler. Zamanla Güney Amerika’da birçok ülkede ve İspanya’da da şubeleri açılmış. Ama sadece Kolombiya ve Quita’da bulunan şubelerinde evini geçindirmek zorunda olan bayanlar çalışıyormuş.
Tarihi eski şehrin içinde bulunan restorana Bogota’dan sonra burada da birkaç kere gittik. Hindistan cevizli limonataları mükemmeldi tavsiye ederiz. İki limonata, 1 karidesli krep ve 1 pita siciallina 45.000Cop ödedik. Fiyatlardan; Krepleri 12.000-14.000Cop arası değişiyor.Balıklı olanların rakamları biraz daha pahalı 20.000Cop civarı. Tatlılar 6000-8000Cop arası. Gazlı içecekler 3200Cop, yerli bira 4000Cop.

Café Del Mar: Surların arasında bulunan bar, akşam üzeri 5’den sonra gün batımı için ideal mekan. Kokteyleri güzel, fiyatları 16.000-20.000Cop arası değişiyor. 1 Mojito ve 1 Caipirinha 36.000Cop ödedik. Adresi: Baluarte de Santo Domingo, El Centro
Hard Rock Café: Surların içindeki restorana ilk gün yer aramamak için gittik. ABD’deki tadı tabii ki bulamadık ama yine de fena değildi. 1 nachos, 1 fajitas, 3 Club Colombia bira ve bahşiş dahil 80.000Cop hesap ödedik. Yemek fiyatları ABD ile hemen hemen aynı ama bira daha ucuzdu… Giyim, aksesuar bölümü ise neredeyse iki katı pahalıydı. Adresi; Cra.7 No.32 10 Plaza de la Aduana Old City, Cartagena

IMG_9342.jpgIMG_9340.jpg

Pizza En El Parque: Badillo caddesi üzerinde bulunan pizza restoranı hem pizza hem de servis olarak iyiydi. Özellikle iki masası olan balkon bölümü keyifli. Fiyatlardan; Orta boy vejeteryen pizza 16.000Cop, club colombia bira 4000Cop. Dil konusunda tabii ki sorun yaşadık ama garsonları çok güler yüzlüydü ve bira siparişi verdiğimizde yaşadığımız anlaşmazlık gecenin eğlencesi oldu. Garson bize biraya buz isteyip istememediğimizi sormuş biz de buzluktan çıkmış bardağa koyup getireceğini düşünürek olumlu cevap verdik. Bardak içindeki buzları görünce neye uğradığımızı şaşırdık, neyse ki birayı boşaltmamıştı...

Kaldığımız otel hakkındaki düşüncelerimiz :

Casa Sweety: Web sayfasındaki video ile maalesef ilgisi olmayan, ödediğiniz rakam ile kalite arasında büyük fark bulunan bu butik oteli zorda kalmadıkça tavsiye etmeyiz. Eski şehrin içinde suit odalarının rakamına kalabileceğiniz alternatifler var. İlk gece; ilk kattaki standart, klimalı, sıcak sulu odalarında iki kişi oda kahvaltı dahil gecesi 78 dolara kaldık. Daha sonra üst kattaki suit odalarında gecesi 210.000Cop’a kaldık. Sırt çantalılar için olan yatakhaneleri aynı binada değil, sadece ortak alanı kullanabiliyorlar ve kahvaltı için geliyorlardı. Ödediğimiz rakamlar normal sezon ve 3 gece kaldığımız için %30 indirimli halleri, 4 gece üzeri kalışlarda %40 indirim vardı, yüksek sezonda fiyatlar çok daha pahalı. Web sayfası; http://www.casasweety.com/

İyi tarafları: Açıkcası övecek çok olumlu tarafı yoktu. Santa Marta için otobüs turunu ayarladılar. Tur otelden alıp Santa Marta’daki hostelimize bıraktı. Zaten birçok otel bu turu ayarlıyor. Rakamsal olarak şehir içine göre daha uygunsa kesinllikle suit odalarında kalın deriz. Suit odaları temiz, kliması iyi çalışıyor, odası geniş, çift kişilik tek yatakla bir de kanepe var. Kahvaltısı fena değildi, her sabah ayrı bir yiyecek vardı. Tropikal meyveleri ve meyve suları harika.

Kötü tarafları: Girişteki standart odaları çok küçük, penceresi yok, her taraf kirli örümcek ağı dolu. Ahşap eski eşyalar, yastıklar sapsarı olmuş. Sivrisinekler odada cirit atıyor, ortak alanda da fena değillerdi. Klima eski tip acayip gürültülü çalışıyor. Gece sesten uyuyamadığımız için kapatmak zorunda kaldık ama bu sefer de odada nefes almak zorlaşıyor. Gece dışarının bütün gürültüsü içeride. Otelde kalanlar sabaha karşı geldiler ve kapıyı çalıp gece nöbetçisini uyandırmak için uğraştılar ama onun yerine biz uyandık…
Ayrılırken otelin anket formuna bütün görüşlerimizi yazdık hatta ilk kaldığımız oda için tavsiyelerde bile bulunduk ama ne kadar dikkate alırlar bilemeyiz…

Güvenlik bakımından bir sorun ile karşılaşmadık ama otele gelene kadar geçilen yollar geceleri çok da hoş durmuyor.
Otelin odalarının kapısında asılı uyarı yazısı ise bizi düşündürdü ve üzdü. Ne mi yazılıydı; “küçük çocuklarla seks yapmanın suç olduğu ve odaya getirilmemesi”….

Alternatif Otel: Centro’da bulunan, Hotel Don Pedro de Heredia Bed and Breakfast. Web sayfası; www.hoteldonpedrodeheredıasa.com . Konumu çok daha merkezi, kaldığımız otelin rakamları ile hemen hemen aynıydı. Otel hakkında bilgi alırken tanıştığımız turla gelen Türk grubu burada kalıyordu ve tek şikayetleri rutubet kokusu oldu. Eğer yerinizi önceden ayarlamadıysanız alternatif çok fazla.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Cartagena Fotoğraflarımız

Tavsiyeler:

  • Kesinlikle yanınızda sivrisinek kovucusu ve böcek sokmalarından sonra sürmek üzere kremlerden bulundurun.
  • Güneş çok etkili, dolaşırken bile açıkta kalan alanlarınıza güneş koruyucusu sürün veya dikkatli olun.
  • Plaj düşünüyorsanız yanınızda mayo ve deniz havlunuzu getirmeyi unutmayın.
  • Bol bol tropikal meyvelerden yiyin. Granadilla deneyebilirsiniz. Görünüşte malta eriğinin büyüğü gibi duran ama sert kabuklu, içi yeşil taneli tamamen farklı tatta bir meyve…
  • Alkol ile aranız iyi ise; Rom favori içeceklerden o yüzden “mojito” ve daha çok Brezilya’ya özgü olan “caipirinha” deneyin deriz…
  • Pasaportunuz olmadan döviz bozduramıyorsunuz ve parmak izinizi alıyorlar aklınızda bulunsun… Sadece pasaportun fotokopisi de belki yeterli olabilir ama sormadık. En yüksek kuru Cartagena’da veriyorlar.
  • Kaldığınız yerlerde sıcak su olsun diye ısrarcı olmayın; havanın sıcak ve normal suyun ılık akması fazlasıyla yeterli olacaktır. Sıcak havadan dolayı zaten soğuk su ile serinleme ihtiyacı duyuyorsunuz.

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Posted by ayferonur 15:50 Archived in Colombia Comments (0)

Bogota

overcast 18 °C

11 günlük Kolombiya gezimize Bogota’dan başlayıp ve son gecemizi de burada geçirerek bitirdik. Atlanta’dan 4,5 saatlik Delta havayolları ile yaptığımız uçak yolculuğundan sonra indiğimiz El Dorada havaalanı düzenli ve gümrükten çıkış kolay. Kolombiya, Türk pasaportuna turist vizesi istemediği için gümrük memuru ne kadar kalacağımızı ve kalacağımız adresi sorup 90 günlük kalış izin damgasını pasaportlarımıza vurdu. Uçakta iki ayrı form veriyorlar biri gümrük beyan belgesi diğeri ise ne amaçla doldurduğumuzu bilmediğimiz pasaport numarasını falan soran bir form. Bunlardan gümrük beyan formu bavullarınızı aldıktan sonra gümrük polisi tarafından alınıyor, diğer formu ise hiç bir yerde sormadılar. Kapıdan çıkmadan önce hemen sol tarafta döviz bürosu var, sağ tarafta ise turizm ofisi var. Hemen birkaç broşür ve harita aldık. Yanımızda büyük bavul getirmediğimiz için bavul sırasında beklemedik ve hızla çıkış kapısına yöneldik. Akşam uçağımız 9:30 gibi indiği ve Kolombiya hakkında okuduklarımızdan sonra ilk günümüzde kendimizi tehlikeye atmamak için otelden karşılama servisi istemiştik. Kapıdan çıkar çıkmaz isimlerimizin yazılı pankartı taşıyan arkadaş ile gözgöze geldik. Biz İspanyolca o da İngilizce bilmediği için fazla konuşmadan etrafı izleyerek kalacağımız otele vardık. Yol boyunca trafik fena değildi, hatta otelin olduğu La Candelaria bölgesine yaklaştıkça hareketlilik iyice arttı. Şöförümüz üniversitelerin çıkış saatine denk geldiğimizi anlatmaya çalıştı, zaten etrafta kitaplı-defterli gençleri gördükçe anlıyorsunuz.

Ağustos 2012 Döviz Kuru : $1= 1800 COP (Colombian peso)
Yerine göre 1700-1800 arası değişiyor. Havaalanında 1720 Cop’tan bozdurduk.

DSC06068.jpgDSC06010.jpg

El Dorada Havaalanı: Yurtdışı ve yurtiçi uçuşlarımızı yaptığımız havaalanı oldukça yoğun ama düzenli. Yurtdışı uçuşlarda uçuştan 3 saat önce yurtiçi uçuşlarda ise uçuştan 2 saat önce havaalanında olmanız tavsiye ediliyor. Ülkeden ayrılırken yabancıların ödediği yurtdışı çıkış vergisini soruyorlar, genelllikle uçak biletine dahil oluyor. Ama yine de bankolara gidip ödendiğine dair belge almanız isteniyor ve check-in sırasında kontrol ediyorlar. Güvenlikten geçtikten sonra içeride Duty free, kafeler, restoranlar ve hediyelik eşya satan yerler var. Tabii ki kahve ve hediyelik eşya fiyatları şehir içine göre biraz daha pahalı. Gümrük çıkışı yoğun ama hızlılar. ABD’ye gidecek yolcular için uçak öncesi ayrıca kontrol var. Havaalanında ücretsiz Wİ-Fİ var. Yeni uluslararası terminal inşaatı devam ediyordu.

İlk dikkatimizi çekenler : Yaklaşık 8 milyon nüfusu ile Kolombiya’nın en büyük şehri ve başkenti olan Bogota’da da bütün büyük şehirler gibi hızlı bir yaşam hakim. Sabah çok erken saatlerde hayat başlıyor ve sabah 5:45’de havaalanına giderken otobüslerin doluluğu karşısında şaşırmamak elde değildi. Ne zaman insanlar kalkmışlar ve yollara düşmüşler… Trafik akşam saatlerinde ve sabah erken saatlerden itibaren yoğun. Güvenlik sorununu çözmeye çalışıyorlar ve sokaklarda çok fazla polis, asker görüyorsunuz. Özellikle turistik bölgelerinde ayrıca motosikletli polisler var. Genç nüfus fazla özellikle La Candelaria bölgesi üniversitelerin olduğu bölge olduğu için öğrenci gençler bu bölgede toplanmış. Haftaiçi akşamları ve Cumartesi günleri de üniversitelerde eğitim olduğu için akşam saat 10’a kadar bu bölge hareketli. Cumartesi akşamları ise geç saatlere kadar hareketlilik devam ediyor. Ama maalesef pazar akşamları o canlılık bir anda yok oluyor ve sokaklar evsizlere kalıyor. Birçok yerde kendinizi polisler olsa da çok güvende hissetmiyorsunuz.

Sokak köpeklerinin fazlalığı dikkatimizi çekti ama Türkiye’den gelmiş olsaydık fazla da dikkat etmezdik galiba.. Zararsız olduklarını belirtmekte fayda var.

Bira neredeyse sudan ucuz…

Sadece Bogota değil genel olarak Kolombiya’da gezdiğimiz bölgelerdeki butik otel ve hostallerin sahipleri genelde yabancılardı. Kolombiyalılar ise yanlarında çalışıyor. Bogota’da kaldığımız ilk otelin sahibi İtalyan, ikinci kaldığımız hostalin sahibi Fransız, Santa Marta’da kaldığımız hostalin sahipleri Amerikalı’ydı.

Havası Londra gibi kapalı, puslu her daim yağacak gibi…

2625 metre deniz seviyesinden yükseklikte bulunan Bogota ilk durağınız ise yükseklikten kaynaklanan ufak tefek başağrısı gibi rahatsızlıklarla karşılaşabilirsiniz. Özellikle Monserrate tepesine çıktığınızda daha yüksekte olduğunuzdan daha fazla hissediyorsunuz ama öyle çok etkilemiyor gözünüz korkmasın.

Ulaşım : Taksi ve metrobüs (transmilenio) ile en kolay ulaşımı sağlayabilirsiniz.

Taksi: İlk gün Havaalanı-otel arası otelin ayarladığı servise 36.000COP (20 dolar) ödedik. Otoparkta beklediği için alış servisleri daha pahalı. Cartagena’ya giderken sabah çok erken saat olduğu için yine otelin bırakma servisini aldık, 25.000COP (14 dolar). Diğer kaldığımız hostalin havaalanı servislerinin daha yüksek olduğunu görünce taksi ile gitmeye karar verdik. Gelişte havaalanının çıkışında taksi durağı var oradan gideceğiniz yeri söylüyorsunuz ve kayıt yapıyorlar. Şöföre vermeniz için iki parçalı gideceğiniz yeri gösteren bir döküm veriyorlar. Üzerinde rakam yazmıyor, görevliye sorduğumuzda 22.000Cop’un üzerinde ödememezi söyledi. Sabah erken saatlerde, akşam saatlerinde, tatillerde, Pazar günleri ve havaalanından rakamlar biraz daha yüksek oluyor. Taksimetre açılışı 25Cop ve 1500Cop ekstra alıyorlar. Taksiye binmeden önce ne kadar tutacağını yine sorduk ve 20.000Cop ödeyeceğimizi yazarak anlaştık. Taksilerde taksimetre var hemen açıyorlar, otele geldiğimizde yazan rakam 22.000Cop’tu ve şöför 20.000Cop istedi. Bizi kazıklamadığını düşüdüğümüz için taksimetre rakamını ödedik. Dönüşte ise trafik olduğu için şöför biraz daha dolandırdı ve 25.000Cop ödedik. Hostalden ayrılmadan önce resepsiyondaki arkadaş taksiyi ayarladı ve pazarlığı yaptı. İşin içine taksimetre girince bizdeki şöförler gibi dolaştırmayı seviyorlar, trafik var deyip farklı yollara giriyorlar, o yüzden sabit vereceğiniz rakamı bilmenizde fayda var. Taksilerin içinde ücret çizelgesi var ama biz bir şey anlamadık.

Transmilenio: Metrobüs ağları oldukça geniş. Hatlar; harf ve rakamların bileşiminden oluşuyor. Durakların içinde haritaları var ve gideceğiniz yeri bularak hangi numaralı metrobüsün gittiğini, aktarma yapmanız gerekiyorsa hepsini rahatlıkla görebilirsiniz. Örneğin; J numaralı hatta birkaç ayrı rakamlı sefer görürsünüz, bu otobüslerin hangi duraklarda durduğu durağın içindeki tabelada yazılıdır. Örnek: güzergahları aynı olsa da J1 tüm duraklarda dururken J23 her durakta durmamaktadır ve böylece daha hızlı ulaşım sağlanabilmektedir. Girişteki memurlara sormanız halinde onlar da yardımcı oluyor. Dil bilmeden gideceğimiz yeri haritada göstererek anlaştık. Onlar da hangi numaralı hattı almamız ve hangi durakta inmemiz gerektiğini yazdılar. Tabii ki bu sırada etraftaki insanların fazla dikkatini çekmemek de lazım, özellikle akşamları.

DSC06111.jpgDSC06015.jpg

Metrobüs fiyatları; mesai saatlerinde 1700Cop, mesai saati haricinde 1400Cop.

Bazı hatlar sabah 5:00’de çalısmaya başlıyor. Pazar ve resmi tatil günleri çalışma saatleri hatlara göre değişiyor. Genelde haftaiçi akşam 11:00’e kadar, pazar ve resmi tatillerde ise akşam 10:00’a kadar çalışıyor. Binmeden önce kulladığınız hattın çalışma saatlerine dikkat etmenizi tavsiye ederiz.

Gezilecek, görülecek yerler: Bize göre; Bogota şehir olarak turistik açıdan çok fazla zaman ayrılacak bir yer değil. Tam bir gün veya iki gün şehir hakkında bilgi edinmeye ve gezilmesi gereken yerleri görmeye yeterli. Ama günübirlik turlara katılarak çevre bölgeleri de gezmeyi planlarsanız süreyi uzatabilirsiniz.

La Candelaria Bölgesi: İspanyol koloniyal dönem mimarisine özgü renkli binaları, müzeleri, ünivesiteleri ve kütüphaneleri ile turistlerin vazgeçilmez bölgesi. Bolivar Meydanı’nda önemli dini, askeri ve yönetimsel binalar yer alıyor. Meydandaki güvercinler ise insanların eğlencesi olmuş.

IMG_8929.jpg IMG_8957.jpg

Carrera 7 caddesi ise Cuma günleri akşam 5:00-10:00 arası trafiğe kapatılıyor. Caddenin çok eğlenceli olduğunu okumuştuk ve onun için özellikle Cuma günümüzü Bogota’da geçirdik ama özel bir şey göremedik. Yiyecek ve eşya satıcıları dışında bizim şansımıza eğlence yoktu… Pazar günleri yine bisikletçiler için bazı yollar trafiğe kapatılıyor. Zaten bisiklet turları çok yaygın. Oteller ve hosteller bu bölgede toplanmış ama genel olarak görünümleri çok iyi değil, fiyatlar Güney Amerika standartlarına göre yüksek. Ödediğiniz rakam ile aldığınız hizmet birbirini karşılamıyor. Gezmenizi tavsiye edeceğimiz iki önemli müzesi; Botero ve Altın Müzesi’de bu bölgede bulunmaktadır.

IMG_9013.jpgIMG_9010.jpg

Altın Müzesi (Museo del Oro): Dünyanın en geniş altın koleksiyonunun bulunduğu bu müzeyi gezmeden olmaz. Müzenin bir odası karanlık, ortasında camla kaplı bir kuyu var gibi duruyor ve ne olduğunu başta anlamıyorsunuz. Görevli içeride kalmamızı söylerek kapıları kapattı ve bir an karanlıkta kalıyorsunuz, daha sonra seslerle birlikte ışık hareketlenmeye başlıyor ve duvarlarda cam bölmelerin içinde asılı duran altın şekilleri görüyorsunuz, kuyunun içindeki altınlar ise ayrıca parlamaya başlıyor. Birkaç dakikalık yerel müzik eşliğindeki gösteri ilginçti. Sadece kalabalık olduğunda mı gösteriyi yapıyorlar bilmiyoruz, sormakta fayda var… Müzenin alt katında kafeteryası var. Müze giriş ücreti: 3000Cop, farklı dillerde anlatım yapan kulaklık isterseniz 3000Cop. Pazar günleri müze girişi ücretsiz. Pazartesi kapalı, Salı-Cumartesi 9:00-17:00, Pazar 10:00-16:00 açık. Adresi: Corner of Carrera 5A and Calle 16

IMG_8883.jpgIMG_8882.jpg

Botero Müzesi (Donacion Botero): 2010 yılında İstanbul Pera Müzesi’nde de eserleri sergilenen, şişman figürleri ile ünlü Fernando Botero’nun kendi eserleri ile birlikte Picasso, Dali gibi birçok ünlü sanatçının eserlerini de bulacağınız bu müze de görülmeye değer.
Müzenin genel olarak içi de çok güzel, yeşilliklerin içindeki avlunun etrafındaki odalarda dolaşıyorsunuz. Para koleksiyonlarının olduğu bölüm de var hatta çıkışta görevliler elimize bozuk para tutuşturunca şaşırdık. Anı olarak çıkışta dağıtıyorlar… Güzel bir kafeteryası var, özellikle çalışan kesim tarafından öğlenleri talep görüyor.
Müze girişi ücretsiz.
Pazartesi kapalı, Salı-Cumartesi 10:00-19:00, Pazar 9:00-16:00 açık.

IMG_8978.jpgIMG_8994.jpg

Monserrata Tepesi: Deniz seviyesinden 3152 metre yükseklikte bulunan tepeden şehir manzarasına hakim olabilirsiniz. Tepeye yürüyerek (bir yazıda 60-70 dakika sürdüğünü okumuştuk), teleferik veya fünikülerle (kablolu tren) çıkılıyor. Biz çıkışta füniküleri inişte ise teleferiği kullandık. Tepede 17.yy’dan kalma bir kilise ve birbiriyle bağlantılı olan iki güzel restoran ve bir kafe var. Manzaraları güzel ve fiyatlar abartı değil. Ayrıca kilisenin arka tarafında hediyelik eşya satıcılarının olduğu bir bölge ve yerel yiyecekleri yiyebileceğiniz küçük ayaküstü restoranlar var.

IMG_9052.jpg IMG_9048.jpg

Teleferik veya füniküler ile tepeye çıkış-iniş tek yön 7700 COP. İlk bileti alırken çift yön alabiliyorsunuz, her ikisinin bileti de aynı ve istediğinizi kullanabiliyorsunuz. Sanki biz inerken fünikülerin çalışma saati bitmişti, sabah 11:30’da son iniş diye okuduk, sormayı unutmayın.

DSC06077.jpg DSC06039.jpg

Zona Rosa ve Park93: Bogota’nın kalburüstü kesiminin yaşadığı bu bölgeler Cuma-Cumartesi akşamları gece hayatının can damarları. Sabaha kadar eğlencenin, canlı müziğin devam ettiği yerlerde takılabilir veya şık restoranlarında yemek yiyip bölgeden ayrılabilirsiniz. Zona Rosa bölgesinde bulunan devasa alışveriş merkezlerinde alışverişe doyabilirsiniz. Mağaza fiyatları hakkında hiç bilgimiz yok, ilgi alanımız dışında kaldığından sadece alışveriş merkezlerin kafe bölümlerinde oturup kahvelerimizi yudumladık. Tabii ki Crepes&Waffles’a uğramadan edemedik... La Candelaria bölgesinde geçirdiğimiz 2 günün sonunda akşam üzeri bu bölgelere geldik ve tamamen farklı bir dünya ile karşılaştık. Sanki bir anda Eminönü meydanından Etiler’e gelmiştik. 2 günde göremediğimiz lüks arabaları ilk beş dakika içinde sayamayacağımız kadar çok gördük. Tabii ki nüfusun ne kadarı bu bolluk bereket içinde yaşıyor tartışılır. Tarihi bölge harici herhalde buradaki yaşantıyı da görmeden Bogota’dan ayrılmamak lazım…

DSC06413.jpgDSC06417.jpg

Torre Colpatria: Bogota’nın en yüksek binası. Cumartesi ve pazar günleri binanın en son katından panoramik manzarayı seyredebilirsiniz. Monserrata tepesine çıktıktan sonra zaman ayırma gereği duymadık. Ama zamanınız varsa neden olmasın. Ücreti 3000Cop.

Usaquen Flea Market: Pazar günleri Usaquen bölgesinde kuruluyor. Sadece bir pazar günümüz olunca zaman ayırma gereği duymadık.

Tuz Katedrali (Catedral de Sal): Bogota’nın 49 km kuzeyinde Zipaquira’ya bölgesinde bulunan katedrale turlar çok yüksek rakam verdiklerinden, toplu taşımacılıkla gitmek için zamanımız kalmadığından ve çok da katedral görmeye hevesli olmadığımızdan gitmedik. Daha sonra Cartagena’da tanıştığımız turla gelen Türk gurubun görülmesi gereken etkileyeci bir katedral olduğunu söylemeleri üzerine gitsemiydik diye düşünmeden edemedik. MB tours (ilk kaldığımız otel ayarlayacaktı) 10 saatlik Guatavita turu için kişi başı 171 dolar istedi. Turun içeriği; Otel - Guatavita - Laguna Sagrada-Sopo(cabana Alpina) -Zipaquira(katedral ziyareti) - Chia(Andres Carre de Res restoran) şeklindeydi.

Guatavita (Sacred Lake): Toplu taşımacılık yokmuş. Turla veya taksi ile gitmeniz gerekiyor.

Gittiğimiz restoran, kafe ve marketler : Restoranların çoğunda vergi harici (vergi %16) hesap üzerinden %10 bahşiş otomatik alınıyor. Menüde yazılı olan fiyatlar vergili fiyatlar oluyor. Bahşiş fişlerin altında “propina” diye geçiyor.

Exito: Market zinciri olarak Kolombiya’da bulunduğumuz bütün bölgelerde en yaygın olanıydı.

Juan Valdez Café: Kolombiya’nın en gözde kahve zincirlerinden biri ve Kolombiya’nın Starbucks’ı diyebiliriz. Kahve zincirleri ülke içinde yaygın, ABD’de Manhattan ve Seattle’da şansını denemiş ama Amerikalılar tarafından tutulmamış. Filtre kahvelerini deneyince nedenini anladık, kahveleri gereğinden fazla koyu yapıyorlar. Espresso’dan farkları yok. İlk gittiğimizde Kolombiya’nın meşhur kahvelerinden içeceğimiz için en büyük boylarından (Starbucks’ın orta boyuna denk geliyor) söyledik, acılığı karşısında içmekte zorlandık. Daha sonra latte denemeye karar verdik ve ancak normal kahve tadını yakalayabildik. Cappucino denedik ve beğenmedik. Fazla tatlı, karışık içeceklerle aramız olmadığı için diğer içeceklerini denemedik. Hafif atıştırmalık, börek, kek tarzı yiyecekleri var. Her türlü kendi amblemlerinin olduğu hediyelik eşya ve kıyafetleri de satıyorlar. Dönerken organik kahvelerinden aldık ve evde kendimiz yapınca daha çok beğendik. Fiyatlardan; Latte ve Capuccino orta boy 3700Cop, Americano büyük boy 3600Cop (ekstra süt 1300Cop), croissant queso 2600Cop, Palito queso (içi kaşar peynirli börek) 2400Cop.

Oma Café: Kolombiya’nın en yaygın olan diğer kahve zinciri. Burada da filtre kahve ve latte denedik ama sanki Juan Valdez’in daha güzeldi ve oradan içmeye devam ettik. Ayrıca şekerleme ve kahveli çikolataları, atıştırmalık yiyecekleri de var. Fiyatları Juan Valdez ile hemen hemen aynı.

Los Lenitos Restoran: Karışık ızgara et ve 2 biraya 22.000Cop ödedik. Izgara 17.000Cop. Çok beğenmedik ama İspanyolca bilmediğimiz için garsonla çok iyi anlaşamadık ve karışık söylerek basitçe olayı hallettik. Diğer masalara göz gezdirdiğimizde görüntüleri çok daha güzel ızgaralar vardı. Carrera 7 caddesinin kuzeyine doğru sağ tarafta kalıyor.

Crepes & Waffles: Kolombiya’nın restoran zincirlerinden olup gerçekten yiyeceklerine doyamadığımız ve gittiğimiz her yerde var mı diye aradığımız vazgeçilmez restoran oldu. Geleneksel Kolombiya restoranı olmasa da her damağa hitap eden yemek ve tatlıları ile kesinlikle denenmeli.Kolombiya ile ilgili bilgi toplarken http://acikbilet.travellerspoint.com blogunda burayı öven yazıyı okuyunca kesinlikle denemeliyiz diye düşünmüştük ve onlara verdikleri bilgiler için teşekkürler. Zamanla Güney Amerika’da birçok ülkede ve İspanya’da da şubeleri açılmış. Ama sadece Kolombiya ve Quita’da bulunan şubelerinde evini geçindirmek zorunda olan bayanlar çalışıyormuş. Fiyatları ise; krepleri 12.000-14.000Cop arası değişiyor. Balıklı olanların rakamları biraz daha pahalı 20.000Cop civarı. Tatlılar 6000-8000 Cop arası. Gazlı içecekler 3200Cop, yerli bira 4000Cop.
Zona Rosa ve La Candelaria bölgesindeki şubelerini denedik.

Bogota Beer Company (BBC): Özellikle gençlerin ve turistlerin gittiği bira restoranı. Biralarını denedik, 4 ceşit kendi ürettikleri biralar ile diğer bira ceşitleri de mevcut. 330ml. yerel bira 6300Cop, 550ml. 9600Cop. Zona Rosa ve La Candelaria bölgelerinde şubeleri var.

El Gato Cris: İlk akşam birer bira içip yorgunluğumuzu atmak için kaldığımız otelin tavsiyesi üzerine gittik. Yerel bira 6000Cop. Daha sonra Bogota ile ilgili notlarımıza bakınca şarap listelerinin ve canlı müziğinin iyi olduğunu not almış olduğumuzu gördük. Ama gittiğimiz akşam çalan müziğin çok da süper olduğunu söyleyemeceğiz, her şey göreceli… Menüsine de şöyle bir göz gezdirdik, rakamların biraz yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Adresi: Carrera 2 No:12-48 Bogota

Palos de Moguer Pub: Zona Rosa bölgesinde bulunan bar-restorana Cumartesi akşamı gittik. 3 bira ve mediterraen aperitif tabağına 42.000Cop ödedik. İçtiğimiz Colon biranın dört çesidi var bize göre en güzeli siyah (negra) olanıydı. Garsonlar İngilizce bilmiyordu ama kapıdaki güvenlik görevlisi biliyordu ve sipariş verirken yardımcı oldu.

Casa Santaclara Restoran: Biraz soluklanıp, sessizliğin tadını çıkardığımız kafenin restoran bölümü de güzel. Aç olmadığımızdan kafe bölümünü tercih ettik. Çaylarımızla birlikte sebzeli empanadalırından yedik. Eminiz yemekleri de empadanaları kadar güzeldir. Yeri; Monserrate tepesinde.

Fast Food zincirlerinden Burger King daha yaygın. Menüleri 10.900Cop, denemedik sadece elimize tutuşturulan broşürlerden rakamı biliyoruz. Kendi fast food zincirleri olan El Corral’ı da denemedik.

Biraları; Club Colombia en beğendiğimiz birası oldu.. Diğer biraları Aguadilla’yı ise beğenmedik.

Kaldığımız yerler hakkındaki düşüncelerimiz :

Charro de Quevedo Hotel: 5 normal ve bir dubleks suit olmak üzere toplamda altı odalı kahvaltı dahil bir butik otel. Gecesi iki kişi 62 dolara kaldık. Dubleks suit odaları; iki kişi için 90 dolar, 3 kişi için 100 dolar, 4 kişi için 110 dolar.

İyi tarafları: Konumu iyi, birçok yere yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. İlk gece alt kattaki odada kaldık ve daha sonra fiyat farkı almadan üstteki dubleks oda boşalınca oraya taşıdılar. Resepsiyondaki gece calışan arkadaşın İngilizcesi iyi ve her konuda yardımcı oluyor. Odalarında kasa var. Bulunduğu sokak çok tekin durmasa da güvenlik bakımından sorun yok.

Kötü tarafları: Oteli ayarlarken fotoğraflarına aldanmayın, otel birkaç yıllık ama hiç de öyle durmuyor. İlk giriş kattaki odası kötü özellikle tuvalet-banyosu sonradan yapılmış ve derme çatmaydı. Ara kattaki odalarının içini görmedik ama aynı fiyatı alt kata istemeleri fazla. Dubleks odası daha iyi ama tuvalet-banyo oda dışında, odalarda ısıtma sistemi yok. Kahvaltısı iyi değildi ama her sabah ayrı bir tropikal meyve suyunun olması güzeldi.

Masaya Interculturel Hostal: Özel odaları ve yatakhaneleri olan hosteli kesinlikle tavsiye ederiz. Banyolu özel odasında iki kişi sadece odaya 100.000 Cop ödedik.

İyi tarafları: Konumu iyi, birçok yere yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. Hostalde çok zaman geçirmedik ama genel olarak gezimiz boyunca kaldığımız en temiz yerdi. Barı, restoranı, bilgisayar bölümü, hamaklı dinlenme alanı, mutfakları gayet özenli, temizdi. Tur alternatifleri fazla ama fiyatları hakkında bilgi yoktu. Sabahları yoga sınıfları, haftada bir gün dil konuşma sınıfları var. Personal her konuda yardımcı oluyor. Saat akşam 10:00’dan sonra gürültüye izin verilmiyor. Parti hosteli tercih etmeyenler için ideal. Hostelin isim ve adresinin yazılı olduğu bileklikler vermeleri ise güzel bir düşünce.

Kötü tarafları: Geçirdiğimiz bir gecede bir sorun ile karşılaşmadık. Sadece kaldığımız oda küçüktü ama konforu ve temizliği karşısında gözümüze batmadı. Havaalanı servis ücretleri biraz yüksek, gidiş 30.000Cop, karşılama 40.000Cop. Ama lokal taksi de isterseniz ayarlıyorlar…

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Bogota Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Tavsiyeler:

  • Geleneksel Kolombiya’yı yaşamak istiyorsanız kalmak için en ideal bölge La Candelaria olmalı.
  • Hava karardıktan sonra pazar günleri pek dışarılarda yalnız dolaşmayın. Tabii ki gittiğiniz dönem noel veya özel bir dönemse tehlike daha az olacaktır ama yine de etrafı takip etmekte fayda var.
  • Yol veya başka birşey sormak isterseniz genelde polislere veya onunla ilgili görevlilere sorun, İspanyolca bilmeseniz bile ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorlar.
  • Havası genelde bulutlu ve her daim yağacak gibi. Mevsimleri pek yaşamıyor, ısısı 5-20 derece arası değişiyor. Kaldığımız otellerde ısıtıcı yoktu, geceleri serin oluyor, o yüzden yanınızda kalın birşeyler olmasında fayda var.
  • Elektrik voltajı 110 Volttur ve fiş girişleri yuvarlak değil düzdür. Eğer buradayken kullanmak için Türkiye’den elektrikli bir alet getiriyorsanız bunları göz önünde bulundurmanızda fayda var.
  • Genel olarak kalınan yerlerde şampuan tarzı şeyler yok, almak için uğraşmak istemezseniz küçük boy yanınızda bulundurabilirsiniz.
  • Bol bol tropikal meyvelerden yiyin. Granadilla deneyebilirsiniz. Görünüşte malta eriğinin büyüğü gibi duran ama içi yeşil taneli tamamen farklı tatta bir meyve…

Posted by ayferonur 16:01 Archived in Colombia Comments (0)

New Jersey

overcast 20 °C

Yaklaşık beş yıl kadar kaldığımız New Jersey ile ilgili tecrübelerimizi, gezilecek görülecek yerleri, yapılabilecek aktiviteleri, ulaşım ile ilgili detayları elimizden geldiğince yazmaya çalışacağız. Ayrıca bu yazdıklarımızın bizim gibi ABD’ye gelip de ilk adresi New Jersey olanlara yol göstermesini amaçlıyoruz. Yaklaşık 3,5 yıl Parsipanny ve 1,5 yıl Morristown bölgelerinde kaldık ve iki bölge birbirine çok yakındır. Özellikle Parsippany civarında çok fazla teknoloji firmasının merkezi veya şubeleri var, buralarda çalışan yabancı sayısı fazla ve ağırlığı Hintlidir. Dolayısıyla bu bölgelerde dolaşırken çok fazla Hint marketi, restoranı ve etrafta Hintli görebilirsiniz. Bu bölgedeki apartmanlarda da çoğunlukla Hintliler oturuyor. İyi tarafı güvenilir olmaları ancak yemek kokularına dayanabilmek çok zor. Özellikle nemli ve sıcak yaz aylarında alışkın olmayanlar için bu kokulara dayanabilmek çok kolay değil.

ABD’nin en yeşil eyaletlerinden biri olan New Jersey’de kış ayları genelde sert geçer ve dönem dönem ağır kar yağışı olur. Genelde hava kapalıdır. Bahar dönemleri ise yağmurludur. Ekim ayından itibaren sıcaklık hızla düşer. Mart ayı sonlarına doğru sıcaklık yükselmeye başlar. Kışın buz gibi havada siz bot, palto giyerken parmak arası terlik ve şort ile dolaşanlar görürseniz şaşırmayın. Nasıl üşümüyorlar biz 10 yıldır anlayamadık. Bizce üşüyorlar ama çaktırmıyorlar. Yaz ayları ise yağmur yağmadığı zamanlarda sıcak ve nemli oluyor.

Ulaşım:

New Jersey’nin özellikle yaşadığımız bu bölgeleri için en büyük sorun ulaşım. Toplu ulaşım araçları hiç yaygın değil ve arabasız hareket kabiliyetiniz çok sınırlı. Eğer Morristown’ın içinde yaşıyorsanız tren ile, Parsippany’de yaşıyorsanız ya Morristown’a gidip tren ile ya da 46 numaralı otoyola kadar gidip otobüs ile Manhattan’a gidebilirsiniz. 46 numaralı otoyola yakın değilseniz yine arabaya ihtiyacınız var. Birçok yerde neredeyse ekmek almaya bile araba ile gitmeniz gerekiyor. İş yerinize gidebilmek için kesinlikle arabaya ihtiyacınız olacaktır. Dolayısı ile New Jersey’de bu tarz bölgelere geleceklerin en büyük ihtiyacı araba olacaktır. Parsippany tarafından Manhattan’a giden otobüs firmasının ismi “Lakeland” ve web sayfası http://www.lakelandbus.com/BusSched.html. En son kullandığımızda tek yön ücreti yaklaşık 9 dolar olmuştu.
Manhattan’a daha yakın olan birçok bölgeden hem özel hem de eyalete ait otobüsler Manhattan ve New Jersey arasında gün boyu hizmet veriyor. Gideceğiniz bölgeye göre araştırabilirsiniz. New Jersey transit web sayfası http://www.njtransit.com/hp/hp_servlet.srv?hdnPageAction=HomePageTo. Ayrıca bu web sayfasından New Jersey içinde yapılan tren ve otobüs seferlerini de bulabilirsiniz. Hoboken bölgesinden gün boyu Manhattan ile New Jersey arasında feribot seferleri var. Manhattan tarafına geçtiğinizde ise ücretsiz servislerini kullanarak birçok merkezi yere gidebilirsiniz. Ekteki web sayfasından feribot seferleri ile ilgili detaylı bilgi bulabilirsiniz. http://www.nywaterway.com/HobokenNJTT-WFCRoute.aspx

Toplu taşıma maalesef oldukça pahalı dursa da unutmayın genel olarak Manhattan’da otopark ücretleri çok yüksektir. Ayrıca araba ile seyahat ederseniz özellikle mesai günleri sabah ve akşam trafiğini her zaman göz önüne almayı unutmayın, otoyollar genelde sabah Manhattan yönü akşam NJ yönü çok kalabalık olur. Tabii ki köprü, tünel ücretlerinin de yüksek olduğunu belirtelim.

Havaalanı:

Newark uluslararası havalanı New Jersey’nin en büyük havaalanıdır. Hem Avrupa hem de ABD içinde birçok noktaya uçuş bulabilirsiniz. United Hava Yolları’nın aktarma noktasıdır, dolayısı ile özellikle bu hava yolunu kullanarak ABD içinde birçok şehre ulaşabilirsiniz. 2012 Haziran ayından itibaran United Hava Yolları İstanbul – Newark uçuşlarına başladı. NJ’de oturan birçok vatandaşımız için bu çok büyük bir kolaylık sağlayacak. Örnek vermek gerekirse Morristown bölgesinden New York JFK havalanına ulaşmak normal trafikte en az bir-birbuçuk saat sürüyor ve köprü geçişleri yaklaşık olarak 15-20 dolar arası tutuyor. Halbuki Morristown ile Newark arası normal trafikte en fazla 20-25 dakika kadar sürüyor ve herhangi bir otoyol veya köprü ücreti ödemek zorunda kalmıyorsunuz. Ayrıca Parsippany-New York JFK havaalanı arası limuzin taksi ile 200 dolar civarı tutar, rakam benzin fiyatlarına göre değişebiliyor. Newark havaalanına ise 70 dolar civarı ödersiniz. Ancak İstanbul’a direkt uçuş alternatifi New York JFK havaalanından daha fazla. THY yaz aylarında günde 3 kez, kış aylarında günde iki kez, Delta Hava Yolları da günde bir kez direkt uçuyor. Havaalanları arasında otobüs servisleri var. Ücretlerini tam olarak hatırlamıyoruz. Bu arada Newark’ın bölge olarak çok güvenli olmadığını hatırlatalım. Eğer Newark havalanına yakın bir otelde kalmak zorundaysanız ya havaalanı içinde bir otel veya çok yakındaki bir alışveriş (outlet) merkezinin etrafındaki otellerden birinde kalmanızı tavsiye ederiz. Bu otellerin çoğunun havaalanından ücretsiz servisleri oluyor. Alışveriş merkezinin adı Jersey Gardens ve web sayfasından detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. http://www.jerseygardens.com/

New Jersey’deki Türk nüfusu hakkında:

New Jersey, Türk vatandaşlarımızın en yoğun olarak yaşadığı eyaletlerden bir tanesidir. Yasal ve yasal olmadan yaşayan vatandaşlarımız ağırlıklı olarak Paterson ve North Bergen bölgelerine dağılmışlar. Özellikle Paterson bölgesinde büyük bir yoğunlaşma olmuş. Ayrıca bu bölgede Arap ve Orta Amerika ülkelerinden gelenler de çok fazla. Paterson’da Türk kahvehaneleri, bakkalları, marketleri, restoranları, berberi, dişcisi yani Türkiye’de hayal ettiğiniz veya etmediğiniz her şeyi bulabilirsiniz. Yasal olmayan vatandaşlarımızdan söz etmiştik. Bu mahallede biraz dolaşır ve vatandaşlarımız ile sohbet ederseniz inanılmaz hikayeler dinleyebilirsiniz. Yasal olmadan kalan birçok vatandaşımız ülkede yasal olarak kalabilmek için ABD’li bayanlar ile anlaşmalı evlilik yapmışlar. Kimileri sorunsuz bir şekilde oturumlarını ve sonra ABD vatandaşlıklarını almışlar. Kimileri ise dolandırılmış, evlendikleri kişiler tarafından bazı yaptırımlara zorlanmışlar. Bazı vatandaşlarımız yıllardır kaçak yaşıyor. Kaçak yaşayıp tekrar ABD’ye dönemeyecekleri için Türkiye’de bulunan ailelerindeki vefatlarda dahi son görevlerini yerine getirmeye gidemiyorlar. Kimileri ailesinden yıllarca ayrı kalmak zorunda kalıyor. Kimileri kaçak şekilde zorla kazandıkarı ile Türkiye’deki ailelerini geçindirmeye çalışırken kimileri kumarhanelerde veya içki sofralarında bu kazandıklarnı harcıyor. Bazı vatandaşlarımız onca seneler geçmesine rağmen hala buraya ayak uyduramamış ancak Türkiye’ye de temelli dönmek istemiyor. Kime sorsanız yüreğinde memleketimizin özlemi var ama geri dönmeye de birçoğu korkuyor. Buradaki daha rahat ve iyi kazançtan mahrum kalmak, döndükten sonra pişman olurmuyum diye düşündüklerinden dolayı birçoğu cesaret edemiyor. New Jersey’de birçok benzin istasyonunda çalışan Türk vatandaşlarımıza denk gelebilirsiniz. En kolay bulunan iş olması, çok fazla İngilizce gerektirmemesi gibi sebeplerle vatanadaşlarımız tarafından benzinliklerde çalışmak tercih edilmektedir. Ayrıca üniversitelerde okuyan Türk gençlerimizin de sayısı fena değildir. Herhangi bir kuruluşun reklamı gibi olmasın diye isim vermek istemiyorum ancak aşağıdaki adresi haritaya yazarsanız Paterson bölgesindeki Türk mahallesinin tam ortasına bakmış olursunuz. (1084 Main Street. Paterson, NJ 07503)

Acil durumlar için dişçimiz Yavuz abinin ve aile doktorumuz Aydın beyin bilgilerini ilave ediyoruz.

Yavuz Erdoğan (Dişçimiz)
Telefon: (973) 523-8400
Adres: 838 Main St. Paterson,NJ,07503

Doktor Aydın Aytürk
Telefon: (973) 595-0096
Adres: 508 Hamburg Turnpike Suite 102, Wayne, NJ 07470

Gezilecek yerler:

Liberty Park: Her ne kadar Özgürlük Heykeli NY eyaleti yetki alanında kalsa da NJ’deki Liberty Park’dan da ziyaret edilebilmektedir. Özgürlük Heykeli ve ABD’ye gelen göçmenlerin ilk işlemlerinin yapıldığı Ellis adasını ilk sıraya alabiliriz. Hatta NY tarafında genelde birkaç saat feribot bekleyerek yapabileceğiniz bu geziyi NJ tarafından daha az bekleyerek yapabilirsiniz. Detaylı bilgileri Ulusal parkların web sayfasından http://www.nps.gov/stli/planyourvisit/index.htm bulabilirsiniz. Özellikle hafta sonları Liberty Park çok kalabalık olur. Yürüyüş, piknik yapabileceğiniz gibi güzel Manhattan manzara fotoğrafları da çekebilirsiniz. Aktiviteler için web sayfası http://www.state.nj.us/dep/parksandforests/parks/liberty.html.
Liberty_State_Park-10.jpg
Newport Bölgesi: Jersey City’deki Newport bölgesi hem alışveriş hem de deniz kıyısında güzel yürüyüş alanları ile özellikle güzel havalarda gözde mekanlardan bir tanesidir.

Hudson Nehri Kıyısı: Hoboken ile Fort Lee arasında Hudson nehri kıyısında kalan bölge özellikle geceleri çok güzel bir Manhattan manzarası sunar. Sahilin biraz gerisinde yükselen kayalıkların üzerinde uzun bir yürüyüş yolu ve birçok park vardır. Çok zevkli birkaç saat geçirebilir ve kesinlikle pişmanlık duymazsınız. Özellikle gün batımında ve akşam gitmenizi tavsiye ederiz.
Hoboken-14.jpg
Hoboken_da..2011-34.jpg
Morristown: NJ’nin Morristown gibi birçok şehrinde yerleşim 1600’lerden sonra başlamış. Dolayısı ile hala bazı şehir merkezleri, kiliseleri, katedralleri ve korunmuş binaları ile hoş bir ortam sunmaktadır. NJ’de yaşayacaksanız ve iş yeriniz bu bölgeye yakınsa kesinlikle kalınacak bölgelerin başında gelir. Yakınındaki birçok bölgeye göre daha hareketli ve merkezidir. Tren ve otobüs ile Manhattan dahil olmak üzere birçok yere ulaşabilirsiniz. Ana caddesi üzerinde birçok restoran, kafeler, alış veriş mağazaları vardır. Özellikle Century 21 mağazası markalı birçok ürünü bulabileceğiniz Boyner tarzı bir mağazadır.
Morristown-8.jpg
Sahiller: Yaz aylarında sahiller özellikle dolup taşar. Maalesef birçok sahilde istediğiniz rahatlığı bulamayabilirsiniz ayrıca Atlantik’in dalgaları kumu kaldırdığı için yüzmek için güzel bir deniz ortamı sunmaz. Bizim favori lokasyonlarımızdan bir tanesi eyaletin en güneyindeki Cap May olmuştu. Hem sahilini hem şehrin içini çok beğenmiştik. Kalınacak çok güzel butik oteller var, ama sezonda özellikle hafta sonları yer bulmak çok zor oluyor. Ayrıca Seaside’a da yakın olduğundan dolayı giderdik. Plajlar ücretli, şemsiye ve şezlong kiralayabiliyorsunuz. Kalitesi çok yüksek değil, ama kimse kimseyi rahatsız etmez ve güvenlik konusunda hiç sorun yaşamadık. Küçük motel tarzı kalınacak yerler var.
Long_Branch-1.jpg
Seaside_Beach-4.jpg
Seaside_Beach-2.jpg
Atlantic City: ABD’nin Las Vegas’dan sonraki ikinci büyük kumarhane şehridir. Eğer vaktiniz varsa bir gününüzü Atlantic City’de geçirebilirsiniz. Yaz aylarında gündüz denizden de faydalanabilirsiniz. Sahildeki barları, otellerin bar ve restoranları, upuzun sahildeki yürüyüş alanı, şehrin içinde 2007-2008 yıllarında yapılan yenileme çalışmaları sonucu kurulan outlet alışveriş merkezi ile günübirlik çekici bir gezi olacaktır.
DSC05968.jpg
DSC05887.jpg
New Jersey, göller bakımından da zengin bir eyalettir. Birçok gölün kendine ait plajı vardır, büyük göllerde su sporlarını denizdeki kadar zevkli olmasa da yapma şansı bulabilirsiniz. Ayrıca piknik ve kamp yapabileceğiniz alanları da var.
High_Point.._Park-3.jpg
New Jersey, konum olarak birçok eyalate yakınlığından dolayı civarda yapılacak çok fazla alternatif var. Boston ve Washington DC araba ile yaklaşık 4 saat, Philadelphia 2 saat, Niagara Şelaleri ise 6 saat uzaklıktadır.

New York City: Detaylı bilgileri New York yazımızda bulabilirsiniz.

Pocono: Özellikle kışın yakınlığından dolayı kış sporları için en ideal bölgedir. Pennsylvania eyaletine bağlı olan Pocono dağları New Jersey’den bulunduğunuz bölgeye göre araba ile yaklaşık 1,5-2 saat uzaklıktadır. Yazın da çeşitli aktivitelere ev sahipliği yapmaktadır. Detaylı bilgi için web sayfası; http://www.800poconos.com/things-to-do/

Delaware Water Gap: Delaware nehri boyunca uzanan park hafta sonları günübirlik gitmekten zevk aldığımız yerlerden biriydi. Özellikle yaz ve bahar aylarında hafta sonları kamp yapıp su sporları , yürüyüş, piknik gibi aktiviteleri gerçekleştirebileceğiniz ulusal parklardandır. Detaylı bilgi için web sayfası; http://www.nps.gov/dewa/index.htm
Delaware_water_gap-6.jpg
Amish Country: Aşırı dindar ve modern yaşamdan uzak yaşayan Amiş halkının yaşam tarzını görebileceğiniz ve çeşitli turlara katılabileceğiniz bu bölge, ilginizi çekerse farklı bir hafta sonu geçirmek için ideal olabilir. Aktiviteler için http://www.padutchcountry.com/activities/amish-activities.asp web sayfasından bilgi alabilirsiniz.
1Buggy-4.jpg
Yiyecek üzerine:

New Jersey, Türk yemekleri bakımından en sorunsuz eyaletlerden bir tanesidir. Mutlaka bulunduğunuz yere yakın Türk restoranları vardır. Özellikle Paterson bölgesinde ülkemizin her bölgesinin lezzetlerinden tadabileceğiniz restoranlar var. Bizim tavsiyemiz Clifton bölgesindeki Toros Restoran olacaktır. http://www.torosrestaurant.com/index.php web sayfasından daha detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz. North Bergen bölgesinde de Beyti Restoran çok eski bir Türk restoranıdır. Lezzet olarak fena değildi diye hatırlıyoruz. Eğer Parsippany veya Morristown civarında Türk restoranına gitmek isterseniz Lake Hiawatha’daki Bosphorus Restoran’a gidebilirsiniz. Lezzet olarak beklentimizden uzak ama minimum şartlarda denenebilir diyebiliriz.

Özellikle Newark bölgesinde çok fazla Portekiz restoranı var diye biliyoruz ancak bu bölgede ismini hatırlamadığımız bir restorana gittik o da iyiydi.

Her yerde Amerika’daki zincir restoranların şubelerini görebilirsiniz. Bizim favorilerimiz; Chili’s (Meksika mutfağı, özellikle Parsippany’de 46 üzerindeki şubesindeki fajitalar çok lezettliydi) , California Pizza Kitchen, LongHorn Steakhouse, Ramano’s Macaroni Grill (İtalyan mutfağı), Olive Garden (İtalyan mutfağı), Panera Bread (öğle yemeği ve hafif atıştırmak için ideal).

Edgewater’da ara sıra gittiğimiz bir Yunan restoranı vardı. Detaylı bilgileri http://www.greektavernausa.com/ web sayfasından bulabilirsiniz.

Hoboken bölgesinde restoranların ve barların yoğun olduğu yerler vardır. Özellikle Cuma ve Cumartesi akşamları çok kalabalık olur.

Morristown’da da canlı müzik yapan restoran-bar tarzı yerler var. Özellikle Washington street üzerindeki The Famished Frog, hafta sonu rock grupları performans sergiledikleri için favori mekanımızdı. Restoran bölümü ayrı, detaylı bilgi için web sayfası http://famishedfrog.com/. South street üzerinde jazz-blues dinleyip şaraplarınızı yudumlayabileceğiniz mekan fazla, Irish pub, Thai restoranı, Akdeniz mutfağı, pizzacı seçenekleri ile oldukça geniş dünya mutfağından lezzetleri tadabileceğiniz bir bölge. Brick Oven mekan olarak güzel ama pizzalarını beğenmemiştik. Yo&Papa (eski Calaloo Café) Karayip ve Amerikan mutfağından yemekler yiyebileceğiz ama daha çok birşeyler içip yazın dışarıda oturmanızı tavsiye edeceğimiz mekanlardan birisidir. Cattano Avenue üzerinde de birkaç güzel alternatif restoran var.

Tavsiyeler

  • Eğer ABD’yi kapsayan bir sağlık sigortanız yoksa sağlık hizmetlerinin çok pahalı olduğunu sakın unutmayın. Doktor reçetesi olmadan reçeteli ilaçlar satılmıyor, o yüzden düzenli kullandığınız ilaçlarınız varsa yanınızda getirin. Antibiyotikler de reçeteli satılan ilaçlar grubunda o yüzden yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederiz. İlaçlar bizdeki gibi ayrı eczanelerde değil marketlerin içindeki eczane bölümlerinde satılmaktadır. Reçetesiz ilaçları (ağrı kesici, vitaminler, kremler vs.) marketlerin raflarında bulabilirsiniz.
  • Elektrik voltajı 110 Volttur ve fiş girişleri yuvarlak değil düzdür. Eğer buradayken kullanmak için Türkiye’den elektrikli bir alet getiriyorsanız bunları göz önünde bulundurmanızda fayda var.
  • New Jersey bölgesinde yaşayan Türklerin devlet işlemleri ile New York Konsolosluğumuz ilgileniyor. Adresini ve telefon numaralarını ihtiyacınız olursa diye ekliyoruz. Adres: 821 United Nations Plaza, New York, NY 10017

Telefon: +1 (646) 430-6560 / +1 (646) 430-6590 (Konsolosluk Çağrı Merkezine 1-888-566-76-56 numaralı telefondan 7 gün 24 saat ulaşılabilmektedir)

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi/

Posted by ayferonur 20:12 Archived in USA Tagged living_abroad Comments (0)

New York

sunny 20 °C

Her gittiğimizde sanki ilk defa görüyormuşuz gibi bizi büyüleyen bu şehir kimine göre sadece bina yığını, kalabalıklık kimine göre ise 24 saati dolu dolu yaşayabileceğiniz etkileyici bir şehirdir. Belki New Jersey’deki sakin hayatımızın içinde arasıra kaçamak yaptığımız, İstanbul özlememizi bir nebze de olsa giderebildiğimiz için bu şehrin bizde ayrı bir yeri vardır. New Jersey’de yaşadığımız 5 senenin 3 senesinde iş sebebi ile haftada en az 3 kez Manhattan’a gidiyordum. İstanbul’da sabah Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçmek gibi düşünebilirsiniz. Trafik... Ayrıca haftasonları da Manhattan’daki eğlence mekanlarını tercih ederdik. Birçok mekanın isimlerini hatırlayamasak da elimizden geldiğince gideceklere fikir verebilmesi ve az da olsa yardımcı olabilmek için aklımızda kalanları aktarmaya çalışacağız.

Tarihi hakkında kısa bilgi verecek olursak: Hollandalılar şimdiki Downtown olan bölgeye ilk olarak 1624 yılında yerleşmeye başlamış. 1664 yılında ise İngiliz egemenliğine geçiyor. 1778 yılından 1780 yılına kadar Birleşik Devletlerin iki yıl başkentliğini yapıyor. Bu bilgiler Wikipedia’dan aldığımız genel bilgiler. Detaylı öğrenmek isteyenler daha fazla araştırma yapabilirler. Bu arada New York isminin nerden geldiği ile ilgili birbirine benzer ama içeriği farklı bilgiler bulabilirsiniz. Biz bu konu ile ilgili bir web sayfasından bulduğumuz bilgiyi paylaşıyoruz. “New York adının, Britanya adasındaki eski ‘York’u onurlandırmak için verildiğine inanılıyor . Ancak, York şehrini değil sahibini onurlandırmak için bu adı vermişler. Britanya’daki York 1660’lı yıllarda, dönemin İngiliz Kralı 2.Şarl’ın kardeşi James’e bağlıymış. Daha sonra İngiltere Kralı da olacak York Dükü James, 1663 yılında bugün New York’un parçası olan Long Island adasını satın almış. Bir yıl sonra Hollandalıların elindeki ‘’New Amsterdam’’ olarak adlandırılan şehri ve etrafındaki bölgeyi ele geçiren İngilizler, York Dükünü onurlandırmak için, New Amsterdam’ın adını değiştirerek, ‘’New York’’ yapmışlar. New York’u asıl kuran Hollandılılardan geriye Brooklyn, Harlem, Gramercy, Yonkers, Staten, Bowery, Stuyvesant gibi isimler kaldı…”

Manhattan’da kaybolurum diye bir endişeniz olmasın. Caddeler doğudan batıya doğru numaraları büyüyerek paralel bir şekilde gider. Sokaklar ise güneyden kuzeye doğru büyüyerek devam eder. Dolayısı ile kesinlile bir sokak aşağı veya yukarı yürürseniz kaçıncı sokakta olduğunuzu ve doğu-batı tarafında bir cadde geçerek tam olarak hangi köşede olduğunuzu kolayca bulursunuz. Sokak numaraları güneyde Houston sokağından başlayarak yukarıya doğru devam eder.

New York; Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Long Island diye beş ayrı bölgeden oluşur. En turistik ve görülesi bölgesi Manhattan olduğundan elimizden geldiğince burayı anlatmaya çalışacağız.

Ulaşım:

Havaalanları: Önce NY’daki havaalanları, havaalanı – şehir arası ulaşımını aklımızda kaldığı kadarı ile anlatalım. İstanbul’dan THY ve Delta havayollarının JFK havaalanına direkt uçuşları var. Biz turist gibi gelmeyince havaalanından Manhattan’a nasıl gidildiğini açıkcası hiç merak etmemiştik. Ancak iş sebebi ile birkaç kez Atlanta’dan New York’a gidince bu konuyu da biraz araştırdık. JFK havaalanından Manhattan taksi ile tahminimizce 50 dolar civarı tutar. Bagajınızı alıp dışarı çıktığınızda Manhattan’a giden otobüsler var. Eğer biraz beklerseniz mutlaka bir tanesi gelecektir. JFK havaalanından Manhattan’a 15 dolara gidiyorlar. Güncel bilgileri http://www.nyairportservice.com/ web sayfasından bulabilirsiniz. SkyTrain ve Metro hattını kullanarak da JFK’den Manhattan’a ulaşabilirsiniz. Ancak bavulunuz çok fazla ise bu yol zor olabilir. Havaalanındaki SkyTrain’i kullanarak ‘Jamaica’ durağına kadar gidebilir ve burada metro hattına geçerek Manhattan’a giden metroya binebilirsiniz. Bu yolla en fazla 6-7 dolar civarı tutar. Ulaşım ile ilgili daha detaylı bilgileri http://www.panynj.gov/airports/jfk-public-transportation.html web sayfasından bulabilirisiniz.

İkinci havaalanı olan LGA (La Guardia) havaalanı Queens bölgesindedir. ABD içinde birçok yere bu havalanından uygun fiyatlı uçuşlar yakalayabilirsiniz. JFK ile LGA arasında ücretli otobüs servisleri mevcuttur. LGA’dan Manhattan (Midtown) civarı taksi ile giderseniz yaklaşık 30 dolar tutuyor. En uygun ve ucuz yol metroyu kullanmak. Detaylı bilgileri ekteki web sayfasında bulabilirisniz. http://www.panynj.gov/airports/lga-public-transportation.html . LGA’dan NY belediye otobüsleri ile en yakındaki metro durağına gidip metroyu kullanarak Manhattan’a ulaşabilirsiniz.

2012 Temmuz ayında New Jersey’deki Newark havaalanıdan United Hava Yolları İstanbul’a direkt uçuşlara başladı. New Jersey ile ilgili yazımızda bu havaalanı ve ulaşım detaylarını bulabilirsiniz.

Otobüs Terminali: New York Otobüs terminalleri ile ilgili detaylı bilgileri ekteki web sayfasından inceleyebilirsiniz. Terminal, 42. Sokak ile 8. Caddenin kesişimindedir. Altında metro istasyonu da vardır. http://www.ny.com/transportation/port_authority.html
Manahttan, New Jersey’e Lincoln ve Holland tünelleri ile bağlanmıştır. Holland tüneli güneyde olanıdır. Bu tüneller özellikle mesai çıkışında çok kalabalık olurlar ve bazen 1–1.5 saatte ancak geçebilirsiniz. Eğer NJ tarafından araba ile gelip ve araba ile dönecekseniz trafik durumunu mutlaka göz önünde bulundurun. Ayrıca George Washington Köprüsü de Upper Manhattan’ı New Jersey’e bağlar. Bu köprüdeki araba trafiği iki katlıdır. Manhattan’ı Brooklyn ve Queens’e bağlayan birer tünel ve çok fazla köprü vardır.

Tren İstasyonları: Penn Station 34. Sokak ile 8. Cadde kesişimindedir. Biz bu istasyonu Long Island ve New Jersey’deki evimize gidip gelirken kullanırdık ancak ABD’nin birçok yerine tren seferi bulabilirsiniz. Grand Central tren istasyon binası zaten turistik ve tarihi bir binadır. Bu istasyondaki tren seferleri ile ilgili detaylı bilgilere http://www.amtrak.com/servlet/ContentServer?pagename=Amtrak/HomePage web sayfasından ulaşabilirsiniz .

Metro: NY metrosu başta biraz karışık dursa da alıştığınız zaman inanılmaz derecede pratiktir. Genelde birçok istasyonun çift katlı olduğunu unutmayın. Metro girişlerinde detaylı haritaları bulabilirsiniz. Kaldığınız süre ve metroyu kullanma sıklığınıza göre günlük veya haftalık metro kartı alabilirsiniz. Gitmeden önce NY metro haritasının bir çıktısını alabilir ve kalacağınız yeri, gezip göreceğiniz yerleri işaretleyerek hangi tren hattını kullanacağınızı not edebilirsiniz. Böylece geziniz esnasında daha rahat edersiniz. Metro haritasını http://www.mta.info/nyct/maps/submap.htm web sayfasında bulabilirsiniz. Metro sayesinde yoğun Manhattan trafiğinden kurtulur ve zaman kazanırsınız. Manhattan’da günlük otopark ücretlerinin çok yüksek olduğunu da hatırlatalım.

Gezilecek, Görülecek Yerler:

Gezilip görülmesi gereken yerleri Downtown’dan yani Manhattan adasının güneyinden başlayıp kuzeye doğru giderek anlatmaya çalışacağız. Böylece gidenler planlama yaparken daha rahat edebilirler diye düşündük. Gezimize öncelikle Özgürlük heykeli ile başlıyoruz.
IMG_0910.jpg
Battery Park, Özgürlük Heykeli ve Ellis Adası: Özgürlük heykeli ABD’ye ve özellikle New York’a gelen her turistin gidip görmek istediği bir sembol diyebiliriz. Özellikle yaz aylarında ve hafta sonları tekne için çok fazla sıra olur. Bizim tavsiyemiz sabah erkenden Battery Park’a giderek Özgürlük Heykeli ve Ellis Adası ziyaretinizi gerçekleştirmeniz olacaktır. Bu şekilde gününüzü çok daha verimli kullanabilirsiniz. Tekne önce Ellis adasına uğruyor. Ellis adası ABD’ye gelen ilk göçmenlerin işlemlerinin yapıldığı ilk durak olmuş ve daha sonra müze haline getirilmiş. Eğer bu insanlar kimlermiş, nerelerden gelmişler, burada ne gibi işlemlere tabi tutulmuşlar gibi merakınız var ise mutlaka görmelisiniz. İnerken Özgürlük heykeline giden teknelerin saatine bakmayı unutmayın böylece Ellis adasında gezinizi tamamlayıp heykele giden teknelere binebilirsiniz. Ellis adası ilginizi çekmezse direkt Özgürlük Heykeli’ne de devam edebilirsiniz. Özgürlük Heykeli’nin olduğu adada tekneden indikten sonra dönüş için saatleri kontrol etmeyi unutmayın. Ayrıca New Jersey’e de aynı yerden tekne kalktığı için hata ile yanlış tekneye binmeyin. Birisi sağ taraftan diğeri sol taraftan kalkıyor. Karıştırmanız zor ama ne olur olmaz hatırlatmak da fayda var. Daha detaylı bilgi almak isterseniz http://www.statueofliberty.org/ web sayfasına bakabilirsiniz. Biletler ile ilgili detayları da ekteki web sayfasından bulabilirsiniz. http://www.statueoflibertytickets.com/tickets/

Battery Park ve teknelerin kalktığı bölgeye 1 numaralı metro (kırmızı hatlı) ile South Ferry durağında inerek ulaşabilirsiniz. Bu durakta indikten sonra güneye yönelirseniz ‘Staten Island’a giden feribotların terminali var. Hata ile onlara binmeyin. Battery parkın içinden geçip nehir boyunca yürürseniz Özgürlük Heykeli’ne giden teknelerin kalktığı yeri göreceksiniz.

South Street Seaport: Battery Park’dan güney yönünde yürürseniz Staten Island’a giden feribot terminaline geleceksiniz. Terminali geçip 10 dakikalık bir yürüyüş sonrası South Seaport’a gelirsiniz. Eğer açsanız restoranlarda veya içerideki atıştırmalık bölümde karnınızı doyurabilirsiniz. İkinci ve üçüncü katın balkonlarına çıkıp Brooklyn Köprüsü manzarası izleyebilir hatta yorulan ayaklarınızı şezlonglara uzanarak manzara eşliğinde dinlendirebilirsiniz. Detaylı bilgiyi http://www.southstreetseaport.com/ web sayfasında bulabilirsiniz.
IMG_7770.jpgSouth_Seaport-14.jpg

Brooklyn Köprüsü: Manhattan ile Brooklyn’i birbirine bağlayan köprü 1883 yılında açılmış. Özellikle güzel bir günde köprünün üstendeki yaya yolundan yürüyerek geçebilir ve Downtown’a doğru güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.
Brooklyn_Bridge-9.jpg

Wall Street, Federal Hall National Museum, Trinity Kilisesi: ABD’nin hatta dünyanın ekonomisinin şekillenip değiştiği Wall Street’e doğru yöneliyoruz. Wall Street’in olduğu yerde 1625 yılında Hollandalılar tarafından şehir kurulduğunda kuzey sınırını belirleyen bir duvar varmış. Ünlü New York borsasını görüp az ileride George Washington’ın heykelinin olduğu şu anda müze olan Federal binaya geleceksiniz. ABD’nin ilk anayasasının onaylanıp ülkenin kurulma çalışmalarının yapıldığı kongre binasını ziyaret edebilirsiniz. Wall Street’den, Broadway caddesi yönüne doğru yönelirseniz tüm ihtişamı ile Trinity kilisesini göreceksiniz. New York’un ilk kilisesidir ve 1846 yılında yangından sonra tekrar yapılmıştır. Orijinal kilise 1699 yılında yapılmış.
Trinity_Church-3.jpg

Dünya Ticaret Merkezi (9/11 Hatıra Alanı) : Broadway caddesinden kuzeye doğru döner ve yürüyüşünüze devam ederseniz Liberty sokağından itibaran herhangi bir sokaktan sol tarafa batı yönüne dönerek Dünya Ticaret Merkezinin olduğu bölgeye gelirsiniz. Şu anda yeni binanın yapımı sürüyor. Geçen senelerde 9/11 ile ilgili bilgiler veren bir bölüm vardı ancak şu an inşaattan dolayı böyle bir yer var mı yok mu bilemiyoruz. İnşaat alanını biraz dolaşırsanız bu sorunun cevabını bulacağınızdan eminiz. Yeni binanın 2013 yılında bitirilmesi ve 9/11 anma müzesinin de aynı tarihde açılması planlanıyor.
IMG_7725.jpgIMG_7722.jpg

Hemen inşaatın yakınındaki “Century 21” mağazasında markalı birçok ürünü uygun fiyata bulabilirsiniz. Alış-veriş severler için ideal yerlerden biridir.

Bowling Green, National Museum of American Indian: Eğer Wall Street’den, Broadway caddesine bağlanıp kuzey değil de güneye doğru yürürseniz New York’un en eski parkına gelirsiniz. Buranın en önemli özelliği ise Hollandalıların yerli Amerikalılardan 24 dolar karşılığı Manhattan adasını satın aldığı yerdir. (Bilgi Downtown Manhattan dergisinden alınmıştır) Ayrıca yaklaşık 3175 kiloluk Bronz’dan yapılmış boğayı görebilirsiniz. Eğer vaktiniz var ise parkın hemen karşısındaki Amerikan yerlileri ile ilgili müzeyi gezebilirsiniz.
Manhattan_Boga-2.jpg

ChinaTown ve Little İtaly: Çin mahallesi ve İtalyan bölgesi de mutlaka görülmesi gereken yerlerden diye düşünüyoruz. Eğer açsanız yemeğinizi İtalyan mahallesindeki restoranlardan birinde yiyebilirsiniz. Özellikle güzel havalarda dışarıda oturarak tadını çıkartabilirsiniz. Eğer aç değilseniz esperesso içip yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Özellikle kahve seviyorsanız mutlaka bu bölgede denemenizi tavsiye ederiz. Zaten şehirde her köşe başında Starbucks göreceksiniz. Neredeyse bütün metro hatları sizi kolayca Çin ve İtalyan mahallesine ulaştıracaktır. ‘Canal Street’ civarındaki duraklara bakmanız yeter. Canal Street’in, Broadway ile birleştiği köşeden doğuya doğru yürürseniz her iki mahallenin tam ortasına gelmiş olursunuz.
IMG_7788.jpg
Little_Italy-8.jpg

Tribeca: Eğer Canal sokağından Çin ve İtalyan mahallelerinin batısına yürürseniz Tribeca bölgesine ulaşırsınız. Bu bölge de güzel kafeleri, restoranları ve alış-veriş mağazaları ile rağbet görmektedir.

Greenwich Village: Bu bölge özellikle 1. Dünya savaşı sonrası daha ucuz yaşam şartları sağladığı için sanatkarlar tarafından talep görmeye başlamış. Washington parkının yaklaşık olarak kuzey tarafında kalan bölge ‘village’ diye adlandırılıyor. Parkın sağ ve sol tarafı da ‘East Village ve West Village’ olarak adlandırılmış. Bu bölgede butik tarzda birçok restoran ve kafeler var. Ayrıca çeşitli sanat galerileri de görebilirsiniz.

Downtown’dan, Midtown’a doğru çıkarken Chelsea bölgesi ilgi çekici olabilir. Bu bölgede 250’nin üzerinde sanat galerisi olduğu tahmin ediliyor. Eğer ilginizi çekerse bu bölgede epey vakit geçirebilirsiniz.

Downtown’da gezdikten sonra metroyla Midtown’a doğru gelerek gezinize devam edebilirsiniz.

Empire State Binası: Manhattan’daki en yüksek bina özellikle açık havalarda eşsiz bir manzara sunmaktadır. Özellikle akşam üzeri gidip hem gündüzünü hem günbatımını hem de Manhattan’ın ışıltılı akşamını buradan izlemenizi tavsiye ederiz. Binanın gözlem katına çıkış bazen çok kalabalık oluyor ve 1-2 saat beklemeniz gerekebilir. Gözlem katına çıkışlar sabah 08:00’de başlıyor, en son bilet satışı gece 11:15’de ve gözlem katı gece yarısı kapatılıyor. 1931 yılında açılan bina 381 metre yüksekliği ile dünyanın en uzun binasıymış. Yapımı tam bir yıl 45 gün sürmüş. 86. katı gözlem katı olarak düzenlenmiş ve bu kat yerden 320 metre yüksektedir. 102. katta da ayrıca gözlem bölümü yapmışlar. Biz gittiğimizde bu kata çıkılmıyordu. Ekteki web sayfasını hem detaylı bilgi hem de güncel bilet fiyatlarını görebilmeniz için ekliyoruz. http://www.esbnyc.com/ Eğer ilginizi çekerse Empire State binasından çıktığınızda 5. Caddede kuzeye doğru yürürseniz New York Kütüphanesini göreceksiniz.
IMG_0993.jpg

Times Square: Times Square’i anlatacak fazla söz yok. Gece veya gündüz her zaman kalabalık, gecesi gündüzüne göre daha etkileyici, şehrin kalbi diyebiliriz. Bazen inanılmaz kalabalık oluyor hatta yürümek, ilerlemek mümkün olmuyor ancak yine de ortamın havasını hissedebilmek çok güzel. Her şeye rağmen sonuçta etrafınızda doğal veya tarihi bir güzellik yok ancak eğer inasanların o çoşkusuna sizde katılırsanız mutlaka Times Square’de olmaktan zevk alırsınız. Oturmak için yapılmış olan platformun altında Broadway şovları, müzikalleri için bilet gişeleri var. Buradan inidirimleri takip etmenizi tavsiye ederiz. Mutlaka bilet alıp bir şovu görmelisiniz.
IMG_1322.jpg

Fifth Avenue: 5. Cadde ünlü alış-veriş mağazaları ile her zaman çok kalabalık oluyor. Yürüyerek kuzeye doğru çıktığınızda Rockfeller Center ve St. Patrick kilisesine geleceksiniz.

Rockfeller Center ve St Patrick Kilisesi: Rockfeller binası Manhattan’ın diğer bir yüksek binası ve bu binanın da üst katında gözlem bölümü var. Biz çıkmadık o yüzden Empire State binasının gözlem katı ile karşılaştıramıyoruz.Web sayfası http://www.topoftherocknyc.com/ . Her yıl Christmas dönemi bir ağaç Rockfeller Center’da süsleniyor. Kışın bu bölüme buz pateni pisti kurulur, yazın ise kafeterya var. Yaz ve kış sürekli kalabalık olur. 5. Cadde üzerinde hemen Rockfeller Merkezinin karşısında ise St. Patrick kilisesi var. Görülmeye değer.
IMG_1264.jpgDSC02546.jpg

Kuzeye doğru yürümeye devam edersek şehrin en önemli yerlerinden birine Central Park’a geleceğiz.

Central Park: Şehrin gürültüsünden bunalıp kaçacağınız bu parkta yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Parkın güney girişinde bulunan fayton veya bisikletlerden kiralayarak parkı gezme imkanı bulabilirsiniz. Biz her zaman yürüyerek dolaşmayı tercih ettik. Her mevsim park çok güzel oluyor. Parkın içinde çocuklara yönelik küçük bir hayvanat bahçesi var. Eğer çocuğunuz var ise götürebilirsiniz. Parkta geçireceğiniz birkaç saat eminiz ki gezmek için size daha fazla enerji verecektir.
Central_Park_2008-9.jpg

Harlem: 1998 yılında geldiğimizde beyazların Harlem’e gündüz dahi gitmesi tavsiye edilmiyordu. Hatta geldiğimiz dil okulu tarafından düzenlenen bir tur vasıtası ile bir müzeye gitmiştik. Ancak Harlem artık eski Harlem değil ve çeşitli tanıtım turları düzenleniyor. İlgisi olanlar ekteki web sayfasında daha fazla bilgi bulabilirler. http://www.harlemheritage.com/

Birleşmiş Milletler binasına ziyatretçi almadıklarını biliyoruz. Hatta iş nedeniyle gitmem gerekiyordu ancak şirketimizden Amerikalı bir mühendisin gelmesini istedikleri için Birleşmiş Milletler binası için yapılan çalışmada yer alamadım. Yeri gelmişken ihtiyacınız olursa New York Türk konsolosluk binası Birleşmiş Milletler binası ile karşılıklı yer alıyor.

Müzeler:

Central Park’ın etrafında üç tane güzel müze var. Bunlardan bir tanesi Metropolitan, diğerleri de Amerikan Doğa Tarihi (National Museum of American History) ve Guggenheim müzeleridir. Eğer Washington DC’ye yani başkente gidecekseniz Doğa Tarihi Müzesine Manhattan’da gitmenize gerek yok. Başkentteki müzeler ücretsiz. Her iki müze de kesinlikle ziyaret edilmeye değer, özellikle Metropolitan müzesini mutlaka ziyaret etmelisiniz. Metropolitan Müzesi ile ilgili daha detaylı bilgiler için web sayfası http://www.metmuseum.org/. Doğa tarihi müzesi ile ilgili bilgilere de http://www.amnh.org/ web sayfasından ulaşabilirsiniz. Guggenheim Müzesi 20. ve 21. yüzyıl sanat eserlerinin sergilendiği bir müzedir. Detaylı bilgiler için web sayfası http://www.guggenheim.org/new-york . Bu üç müze tahminimizce en çok bilinen ve ziyaret edilenlerdir. MOMA (The Museum of Modern Art) müzesi de ilginizi çekebilir. MOMA ile ilgili daha detaylı bilgiyi de ekteki web sayfasından bulabilirsiniz. http://www.moma.org. “Intrepid” isimli ABD donanmasına ait uçak gemisi müze haline getirilmiş, eğer ilginiz varsa Intrepid Sea, Air and Space Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Güncel bilgiler için web sayfası http://www.intrepidmuseum.org/.

Eğer daha detaylı araştırırsanız Manhattan’da karşınıza onlarca müze çıkacaktır. İlginize ve merakınıza göre ziyaret etmek istediklerinize gidebilirsiniz.

Restoran ve Kafeler:

Maalesef New Jersey’de yaşadığımız yıllarda Manhattan’da gittiğimiz restoran ve kafeleri hakkında herhangi bir not tutmadığımız için birçoğunun isimlerini hatırlayamıyoruz. Şehirde dünyanın istediğiniz mutfağından restoranlar bulma konusunda sorun yaşamayacağınız kesin. Ayrıca derseniz ki ağzımın tadına göre yiyecek bir şeyler bulamıyorum, yeni tatlar denemekten hoşlanmıyorum birçok Türk restoranın da bu sorunu çözebilirsiniz. Times Square meydanında yer alan Hard Rock Cafe, Bubba Gump hem dinlenip hem de karnınızı doyurabileceğiniz zevkli mekanlardan olabilir. Biz Manhattan’daki Hard Rock Cafe’de hiç yemedik ama ABD’nin diğer şehirlerinde yedik ve kalitesinin aşağı yukarı aynı olacağını düşünürsek iyi bir öğlen yemeği alternatifi olabilir. Bubba Gump’da birden fazla yemek yedik ve her seferinde memnun kaldık, kesinlikle tavsiye ederiz. İki bira, iki ana yemek ve önden bir aperatif tabağı yaklaşık 60 dolar geliyor. Daha atıştırmalık ve hafif yemek düşünürseniz Sbarro pizzacısını birçok yerde görebilirsiniz veya bazı köşe başlarında genelde Pakistan veya Arapların yaptığı aparitif ekmek arası yiyecekleri deneyebilirsiniz. Eğer Times Square civarında bir Türk restoranına gitmek isterseniz 47. Sokak üzerinde (6. ve 7. Caddeler arası olacak) Dervish restoranı tavsiye ederiz. http://www.dervishrestaurant.com/index.html

Yemek konusunda eğer farklı lezzetler arıyorsanız ekteki bilgileri incelemenizi tavsiye ederiz. http://en.wikipedia.org/wiki/Cuisine_of_New_York_City

Ayrıca Brooklyn bölgesinde Liman restoran özellikle Türk usulu balık yiyebileceğiniz keyifli bir mekandır. http://www.limanrestaurant.com/ Yine aynı bölgede Masal Evi hem kahve için hem de sabah kahvaltısı için güzel bir tercih olabilir. Her iki yerde JFK havaalanına yakın sayılır.

New Jersey’deki Türk mekanları hakkında bilgileri New Jersey yazımızdan okuyabilirisniz.

Alış-Veriş: Alış-veriş sevenler için de bir paragraf açalım diye düşündük. Eğer vaktiniz yeterince varsa Woodbury Outlet mağazalarına gidebilirsniz. http://www.premiumoutlets.com/outlets/outlet.asp?id=7 Genelde oteller veya turizm acentalarının çoğu bu mağazalara gidebilmeniz için var olan turlar hakkında bilgi verebilirler. Ayrıca outlet web sayfasında da ulaşım ile ilgili bir bölüm var. Biz bu mağazalara New Jersey’de yaşadığımız dönemde ihtiyacımız olduğu zaman gidiyorduk. Birçok markanın ürününü tek bir yerde bulup bir günde istediklerinizin çoğunu alabilirsiniz.

Eğer kamera, bilgisayar tarzı elektronik bir şeyler almayı planlıyorsanız tavsiyemiz Downtown’daki J&R mağazası. http://www.jr.com/information/directions.jsp. New York eyaleti dışında da kalacak ve yeterli vaktiniz varsa bu mağazanın internet sayfasından alış-veriş yapabilirsiniz. Bu sayede aldığınız ürünün vergisini de ödememiş olursunuz. Biz şimdiye kadar kamera, bilgisayar gibi birkaç büyük parça aldık ve memnun kaldık.

Ayrıca Midtown’daki Macy’s alış-veriş merkezinde istediğiniz birçok ürünü bulabilirsiniz.
Bunlar haricinde şehrin hemen hemen turistik olarak gezdiğiniz her yerinde hem elektronik hem de giyim üzerine çok fazla mağaza var.

Güvenlik: Büyük şehirlerin en büyük sorunu olan güvenlik özellikle turistlerin çok fazla olduğu yaz aylarında Manhattan için de en büyük sorunlardan bir tanesi denilebilir. Kalabalık ortamlarda çantalarınıza dikkat etmenizde fayda var. Özellikle Midtown civarı yazın 24 saat canlılığını koruduğu için güvenlidir. Genel olarak biz herhangi bir sorun yaşamadık. Dikkat edilecek konular hep aynı etrafınızı iyi gözlemleyin, şüpheli bir durum sezerseniz hemen daha kalabalık bir ortama doğru gidiniz gibi her yer için geçerli tavsiyeler olacaktır. Macys gibi büyük alış-veriş merkezlerinde çantalarınıza ayrıca özen gösterin. Ziyaretimize gelen bir arkadaşımızın çantasının ağzı açılmıştı ama içinden bir sey alınmadan fark ettik ve yapan kişi hiç çaktırmadan yanımızdan uzaklaştı.

Ne Zaman Gitmeli: Bizce en güzel dönem Mayıs – Haziran ayının ilk haftaları ile Eylül ayı diyebiliriz. Eğer şanslıysanız ve fazla yağmur yağmaz ise geziniz çok daha zevkli olacaktır. Amacınız geziden çok alış-veriş ise her daim indirimler oluyor ama özellikle Thanksgiving sonrası ve Christmas-yılbaşı sonrası ekstra indirimler olur. Tabiki beden ve ürün fazla kalmıyor.

Kalacak yer hakkında bilgiler: Manhattan’da hemen hemen her mevsim otel fiyatları yüksektir. Eğer bütçenize göre otel bulamazsanız tavsiyemiz Queens (Long Island City), veya New Jersey tarafında kalıp toplu taşıma araçları ile Manhattan’a gidip gelmektir. New Jersey-Manhattan arası otobüs veya tren ile ulaşımın tek yön kişi başı 7-8 dolar civarı olduğu aklınızda olsun. www.priceline.com web sayfasından kendi fiyatınızı vererek Manhattan veya civarında uygun otel yakalamayı deneyebilirsiniz.
İş nedeniyle gittiğimde Manhattan bölgesinde kaldım ve otelleri www.priceline.com web sayfasından ayarladım.

Wellington Hotel: Vergi dahil bir gece oda fiyatı 200 dolardı. Güncel fiyatlar ve adresi için web sayfası http://www.wellingtonhotel.com/. Otel eski ama temiz, konumu mükkemmel. İki odası ve iki banyosu olan odalarında kaldım ama bütün odaları aynı mı bilmiyorum. Tek kötü tarafı caddeye bakan odalarında kalacak olursanız dışarının gürültüsü aynen içeride olması.

Holiday Inn Express: Vergi ve kahvaltı dahil bir gece oda fiyatı 250 dolardı. Yeri 39.sokak ile 8.-9. caddeler arasında. Bina yeni, odaları temiz ve konumu fena değil.

Washington Jefferson Hotel: Vergi dahil bir gece oda fiyatı 190 dolardı. Eski bir otel ama temiz, konumu da fena değil. Kaldığım odası (petite room diye geçiyor) çok küçüktü ama bütün odaları değil. Odanın klimasının sadece soğuk tarafı vardı ve ısıtma sistemi yoktu. Kış dönemi olduğu için ısıtıcı istemiştim ve getirmişlerdi. Güncel fiyatlar ve adresi için web sayfası http://www.wjhotel.com/.

Tavsiyeler

  • Gezmek istediğiniz yerlerin planlaması esnasında New York şehri City Pass seçeneğini de incelemeniz faydalı olabilir. Bu “Pass” sayesinde 6 tane gezilecek yeri tek bir fiyat ile alıyorsunuz. Hem rakamsal olarak uygun oluyor hem de bildiğimiz kadarı ile gittiğiniz tüm yerlerin girişlerinde önceliğiniz oluyor. Özellikle turistlerin çok yoğun olduğu yaz aylarında faydalı olabilir. http://www.citypass.com/newyork?mv_source=rkg&creative=11224590629&adpos=1t1&gclid=CMGx9rbYgLACFUQaQgodHzKGSg
  • Üstü açık iki katlı otobüsler ile şehir turu yapan farklı firmaları özellikle Times Square civarında fazlaca göreceksiniz. Birkaç tanesine bakıp, pazarlık yapabilirsiniz. Biz böyle bir tur yapmadık dolayısı ile değer mi değmez mi bir şey söylüyemiyoruz.
  • Circle Line firmasının tekneler ile yarım Manhattan adası, tam Manhattan adası , akşam yemekli gibi tarzlarda farklı gezi seçenekleri var. Özellikle güzel bir havada akşama doğru alınacak bir tur hoş olabilir.
  • Elektrik voltajı 110 Volttur ve fiş girişleri yuvarlak değil düzdür. Eğer buradayken kullanmak için Türkiye’den elektrikli bir alet getiriyorsanız bunları göz önünde bulundurmanızda fayda var.
  • Eğer basketbol seviyorsanız ve NBA sezonunda geldiyseniz Madison Square Garden’da bir basketbol maçına gitmenizi mutlaka tavsiye ederiz.
  • Broadway şovlarının indirimli listesini takip edip mutlaka birini izlemenizi tavsiye ederiz.
  • New York Konsolosluğumuzun adresini ve telefon numaralarını ihtiyacınız olursa diye ekliyoruz. Adres: 821 United Nations Plaza, New York, NY 10017

Telefon: +1 (646) 430-6560 / +1 (646) 430-6590 (Konsolosluk Çağrı Merkezine 1-888-566-76-56 numaralı telefondan 7 gün 24 saat ulaşılabilmektedir)

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi/

  • Eğer ABD’yi kapsayan bir sağlık sigortanız yoksa sağlık hizmetlerinin çok pahalı olduğunu sakın unutmayın. Doktor reçetesi olmadan reçeteli ilaçlar satılmıyor, o yüzden düzenli kullandığınız ilaçlarınız varsa yanınızda getirin. Antibiyotikler de reçeteli satılan ilaçlar grubunda o yüzden yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederiz. İlaçlar bizdeki gibi ayrı eczanelerde değil marketlerin içindeki eczane bölümlerinde satılmaktadır. Reçetesiz ilaçları (ağrı kesici, vitaminler, kremler vs.) marketlerin raflarında bulabilirsiniz.

Posted by ayferonur 19:32 Archived in USA Tagged living_abroad Comments (2)

(Entries 16 - 20 of 58) « Page 1 2 3 [4] 5 6 7 8 9 10 .. »