A Travellerspoint blog

St. Augustine

sunny 27 °C

2010 yılında öğle yemeği için durduğumuz St. Augustine şehri çok hoşumuza gittiğinden yeniden gelme kararı almıştık. Cuma gününü hafta sonu ile birleştirip 3 günlüğüne hem deniz hem de bu hoş şehre biraz vakit ayırıp gezebilmek için 2012 Nisan ayının son haftası yeniden gittik. Atlanta’dan yaklaşık altı saat kadar araba yolculuğu sonrası St. Augustine’e vardık. St. Augustine şehri Florida eyaletinin kuzey doğusunda yer alıyor. En yakın büyük şehir Jacksonville ve arabayla yaklaşık yarım saat uzaklıkta.

IMG_8636.jpg

St. Augustine, 8 Eylül 2015 günü kuruluşunun 450. yılı kutlama hazırlıklarına şimdiden başlamış. Şehir 1565 yılında İspanyollar tarafından Güney Amerika ve Meksika’dan İspanya’ya hazine taşıyan İspanyol gemilerini korumak amacı ile kurulmuş, 200 yıl kadar İspanyol egemenliğinde kalmış sonra İngiliz’lerin egemenliğine geçmiş(1763-1784). İspanyollar şehri tekrar 1784 yılında ele geçirmişler ve son olarak 1821 yılında Amerika Birleşik Devletleri şehri İspanyollardan almış. İngilizler, 1702 yılında şehrin kalesini kuşatma altına almışlar ancak kaleyi ele geçiremeyince tüm şehri yakarak ayrılmışlar. Bu yüzden şehirdeki hiç bir bina 1702 yılından eski değil.

St. Augustine şehrinin bazı özelliklerini sıralarsak; Amerika kıtasında hala yerleşimi devam eden en eski Avrupalıların kurduğu şehir, Amerika’daki ilk Hıristiyan topluluğun yaşadığı şehir ve Atlantik üzerinde gelişen ilk ticari limana sahip olması.

Şehrin merkezi koloniyel yapılaşmanın izlerini taşıyor. St. George sokağı trafiğe kapalı ve şehrin merkezi konumunda. Alış-veriş, restoranlar, kafeler, turizm ofisleri bu sokağın üzerinde ve bir çok bina İspanyol döneminden kalma ve tarihi özelliklerini koruyorlar. Bu sokağın kuzey doğusunda ise San Marcos kalesi yer alıyor. Kalenin yapımına 1672 yılında başlanmış ve 23 yıl sürmüş. Kalenin giriş ücreti 7 dolar ancak bizim gittiğimiz pazar günü ücretsizdi. Kale, bu bölgede çok olan ‘coquina’ taşından yapılmış. Bu taşın özelliği sayesinde kale duvarları top ateşine dayanmış. Şehirdeki bir çok binanın yapımında da kullanılmış. Kalede İspanyollardan kalan toplar hala korunuyor. http://www.nps.gov/casa/index.htm

IMG_8593.jpg

Sahilleri hakkında biraz bilgi verelim. St. Augustine sahili epey uzun ve geniş sayılabilir. Sahil ve deniz kum olduğu için gayet rahat ve keyifli. Sahilin hemen önündeki ana cadde üzerinde otopark, tuvalet ve duş imkanı var. Biz Vilano sahilini de merak edip gittik. Şehirden çok daha yakın, özelliği bu sahile araba ile girebiliyorsunuz. Sahilinde çok fazla deniz kabuğu var. Sahilde yürümek, kum üzerinde güneşlenmek çok rahat değildi.

IMG_8590.jpg

Gittiğimiz restoran ve kafeler:

Cafe Del Hidalgo: Akşam kahvemizi içtik. İtalyan ve Fransız kafesi. Özellikle espresso içeceklerinde iddialılar.

O.C. White’s (29 Nisan 2012): Deniz ürünleri yiyebileceğiniz bir restoran. Biz öğle yemeğimizi yedik ve memnun kaldık. Akşam bahçelerinde canlı müzik var. İki bira ve bir deniz tabağına yaklaşık 30 dolar hesap geldi. Özellikle güzel havalarda bahçede akşam yemeği tercih edilebilir. Restoran aslanlı köprüye yakın ve Menendez caddesi üzerinde.

Sangrias (28 Nisan 2012): İspanyol restoranı. St. George caddesi üzerinde yer alıyor. Balkonu çok etkileyici olduğu için tercih sebebimiz oldu. İki kadeh şarap, iki adet tapas (Spanish Beef ve Chicken Pesto) yaklaşık 32 dolar hesap ödedik. Akşam canlı müzik var.
Meehan’s: İki yıl önce öğlen yemeğimizi İrlanda restoranında (pub) yemiştik. Menedez caddesi üzerinde ve kaleye yakın sayılır. Manzarası çok güzel, özellikle dışarıda oturursanız çok keyifli bir mekan.

LongHorn Steakhouse (27 Nisan 2012): ABD’de hemen hemen her eyalette bulabileceğiniz restoran zincirlerinden birisidir. Özellikle ızgara et, tavuk ve balık olmak üzere çeşitli alternatifleri olan ama vejerteryanlara çok uygun olduğunu düşünmediğimiz bir restoran. Menüsü ve lokasyonları hakkında web sayfalarından http://www.longhornsteakhouse.com/ bilgi alabilirsiniz.

Kaldığımız La Quinta Inn Oteli hakkındaki düşüncelerimiz:

Otelimizi, “www.expedia.com” web sitesinden iki kişi oda-kahvaltı ve vergi dahil 110 dolar civarına ayarladık. Otelin yeri şehrin dışında 95 nolu otoyola çok yakındı. Odaları temizdi, yatak gayet rahattı. Şehir içinde ve sahildeki otellerde hafta sonu olması veya başka bir sebepten dolayı fiyatlar çok daha yüksekti. Şehir içinde çok güzel ‘Bed and Breakfast’ tarzı evler var, fiyatların uygun olduğu zaman otel yerine kesinlikle tercih edilebilir. Ama yoğun dönemde yer bulmak sorun olabilir.
Alış-veriş severler için otelin hemen yan tarafında outlet mağazalarının olduğunu hatırlatalım

Posted by ayferonur 14:03 Archived in USA Tagged living_abroad Comments (0)

Pekin

sunny 35 °C

Uzak Doğu gezimizin ikinci durağı olan Pekin’e, bir dünya harikasını daha görme arzusu ile Seul’den 2 saatlik rahat bir yolculuk sonucu merakla geldik.
Havayolu şirketi olarak China Southern’ı kullandık ve kişi başı tek yön bilet fiyatı 325 ABD doları ödedik.

Ağustos 2011 Döviz Kuru : $1= 6.4 Yuan

Pekin Başkent Havaalanı: Pekin Başkent Havaalanı bizim için Çin’e ilk giriş noktası oldu. Gümrük işlemleri hızlı ve sorunsuzdu. Girişte herhangi bir soru ile karşılaşmadık. Gümrükten çıkınca kocaman bir Starbucks kafe ile karşılaşıyorsunuz. Sırt çantamızı aldıktan sonra havaalanı “Ekspres Trenini” kullanarak şehrin merkezine gittik. Tren tek yön kişi başı 25 Yuan. Biz ”Dongzhimen” istasyonuna kadar gittik. Bu istasyonda şehrin metro hattına geçip otelimize vardık. Tren çok kullanışlı ve pratik. Metro girişindeki otomatik bilet makinaları en fazla 50 Yuan’a kadar kabul ediyor. Mutlaka paranızı havaalanında en azından elinizde 10 veya 20 Yuan olacak şekilde bozdurmayı unutmayın.

İlk dikkatimizi çekenler, şaşırdıklarımız, güldüklerimiz vs.:

Trafik inanılmaz kötü, bilinen hiç bir trafik kuralı bu şehirde geçerli değil. Trafik ışığına uymuyorlar, bu hem yayalar hem de taşıtlar için geçerli. İstanbul’un trafiği, Pekin’deki düzensizliği görünce hiç bir şey. Yayalara yeşil yanarken caddeye giren belediye otobüsünün hız kesmeden yayalara doğru sürmesi bir de yayaların çekilmesi için anons yapması karşısında resmen dumura uğradık. Trafik polisleri ise neredeyse bütün kuralsızlıklara göz yumuyorlar, gezimiz boyunca hiç ceza kesen bir polise denk gelmedik.
Caddeler genelde geniş ve insan kalabalığı inanılmaz. Belki de Atlanta’da sakin bir bölgede yaşadığımız için bize öyle gelmiş olabilir. İstanbul’dan gelen birisi belki bizim kadar etkilenmeyebilir. Sokakta insanlar bize söylendiği gibi asık suratlı gelmedi. Çok fazla güler yüzlü insanlara denk geldik. Ama polisler, askerler gayet ciddiler.
Sokakta yürürken siz dikkat etmezseniz omuz atabilirler. Özellikle değil ama öyle yaşamaya alışmışlar galiba. Eğer çekilmezseniz ufak tefeğinden iri yarısına herkes çarpıyor ve yollarına devam ediyorlar. Sıra anlayışı hiç yok. Bilet sırasında elinizi ittirip bilet almaya calışabiliyorlar ya da metroya binerken onlarca insanın birden bire nasıl önünüze geçtiğini anlayamıyorsunuz.
Hava kirliliği yüksek. Temizlik anlayışları hiç yok. Yiyip, içtiklerini yerlere atmaktan çekinmiyorlar. Şehrin bazı yerleri inanılmaz kötü kokuyor. Yağmur ile beraber kanalizasyonlar taşıyor. Tuvaletlerde sabun ve kağıt genelde yok. Bazı yerlerde tuvaletlerin kapısı dahi yok. Zaten çok kapı kapama, kilitleme alışkanlıkları da yok. Alafranga tuvaletleri genelde kullanmakta zorlandıkları için alaturkayı tercih ediyorlar o yüzden genellikle boş buluyorsunuz ama temiz değil. Çok fazla yere tükürüyorlar ve bazen iğrenç olabiliyor. Hatta bazen arkamızdan gelen sesler karşısında bakmamız halinde ufak tefek bayanları görünce yok canım bunlardan o ses gelemez diye düşündüğümüz oldu. En şaşırdığımız olay ise; “Yasak Şehir’i” gezerken avlunun ortasına bir bayanın çocuğunun tuvaletini yaptırması oldu. Görevliler de dahil olmak üzere kimse uyarmadı, onlar için gayet normal bir olay. Biz şaşırdık, ne diyelim.
Şemsiyelerinin daima yanlarında olmasına alıştık ama en ufak çiseleyen yağmurda bile açmalarını yadırgadık. En komiği ise; “Çin Seddi’nde” inanlımaz sıkışık, dik olarak çıkılan bir bölümünde bile çiseleyen yağmurda şemsiyesini açanlar vardı. Zaten insanlar çok zor hareket ediyordu, açık şemsiyeler ile kargaşanın boyutu daha da arttı. Yaz günü basamakları çıkarken zaten sırılsıklam kalıyorsunuz kafaları koruma mantığını anlamadık, alışkanlıktan olsa gerek şemsiyeler otomatik açılıyor. Pratik bir şekilde maalesef düşünemiyorlar.
Bizimle fotoğraf çektirmek isteyenleri ise başta yadırgadık, sonra alıştık. Özellikle küçük sarışın turist çocuklarla fotoğraf çektirmek için neredeyse sıraya giriyorlardı.
İngilizce bilen maalesef çok yok, bir çok yerde sorun yaşıyorsunuz. Ayrıca sizi anlamış gibi yapıyorlar ve yardımcı olmaya da çalışıyorlar, ancak sonunda maalesef sizi anlamadıklarını anlıyorsunuz ve siz zaman kaybettiğinizle kalıyorsunuz.
Yerel restoranlarında genelde çatal-bıçak yok. Eğer çubukları kullanamıyorsanız yanınızda deneme çubuklarından veya çatal bulundurun. Restoranlarda garsonların bahşiş beklentileri yok, genelde kabul etmiyorlar. Hatta bazı yerlerde bırakmış olduğumuz bahşişleri paranızı unuttunuz diye arkamızdan getirenler oldu. Sizin için dediğimizde bazıları kabul etti bazıları ise geri çevirdi.
Oldukça lüks mağazalar ve alış-veriş merkezleri var.
Bir çok yerde ilave metro hattı çalışmaları devam ediyor.
Bu arada dikkatimizi çeken başka bir şey ise çok fazla Fransız turist görmemiz oldu.
Eğer genç düzgün giyimli bir bayan gelip nerelisiniz gibi sorularla başlayıp sohbet etmek isterse dikkatli olmamız konusunda uyarıldık. Bayan sohbet ile sizi oyalarken diğer arkadaşları tarafından hırsızlık yapılıyormuş.

Ulaşım :

Metro ağları çok iyi ancak metrolar inanılmaz kalabalık oluyor. Biz ilk şaşkınlığımızı zaten metroda yaşadık. O kalabalığın içinde bir de sırtımızda çantalar ile metroya binmek hayallerimizin ötesinde bir tecrübe oldu. Şaşkınlıktan ilk gelen metroya binemedik çünkü insanlar resmen metroya binebilmek için saldırdı. Belki izlemişsinizdir; youtube’da videosu olacak, insanlar biniyor ve trenin kapısını kapatmak için arkadan görevliler insanları itekliyor. Gerçekmiş… Gittik gördük ve bizzat yaşadık. Metroya ne şekilde binerseniz o şekilde iniyorsunuz. Hareket edebilmek, nefes alabilmek kolay değil. Sadece Pazar günü metro çok rahattı ancak diğer günler gerçekten inanılmaz kalabalıktı. Ayrıca siz sırada önde durduğunuzu sanıyorsunuz ancak tren gelmesi ile beraber önünüzdeki birkaç metrelik alana o kadar çok insan doluyor ki akıl sır erdiremiyorsunuz.
Metroyu kullanacak olursanız aklınızda bulunsun metro girişlerinde çantalarınızı güvenlik için x-ray’den geçiriyorlar.

Taksi ile ulaşım ucuz sayılır. Otelden, Batı tren istasyonu yaklaşık 27 Yuan tuttu. Akşam trafiğinde yol yaklaşık 15 dakika kadar sürdü. Taksi durdurmak her nedense zor oldu. Boş taksilere el kaldırmamıza rağmen durmayıp devam ettiler. Otel bölümünde yazdık ancak otelin bize taksi bulması neredeyse 15-20 dakika sürdü.

Gittiğimiz restoran, kafe ve marketler :

Starbucks: Hemen hemen her yerde Starbucks var. Küçük kahve 21 Yuan.

Paris Baguette: Kahvaltılarımızı burada yaptık. 2 kahve, 1 tatlı yiyecek ve 2 adet bagel 53 Yuan civarı. Maalesef peynir yok ama reçel çeşitleri var. Biz otelimize yakın olan Wangfujing sokağındaki “Orient Mall’un” alt katındaki kafeteryasına gittik.

Xi Shu Dou Hua Zhuang (Sichuan Restoran): “Orient Mall’un” alt katında güzel bir Çin restoranı. Biz beğendiğimiz için 2 akşam yemeğimizi burada yedik. Sorarsanız eğer çatal-bıçak getiriyorlar. İngilizce bilene denk gelmediğimiz için kağıda çatal çizerek anlaştık. Gayet doyurucu iki tabak yemek, iki büyük biraya toplam 146 Yuan hesap ödedik. Stir-fried beef with chilli, stir-fried diced duck ve normal pilav yedik, eğer acı ile aranız iyiyse gayet lezzetliydiler.

Sizzler: “Orient Mall’un” alt katında Amerikan restoran zincirlerinden. Her tür et, balık, tavuk çeşitleri ve açık büfe salata barları var. Maalesef biz yediklerimizden memnun kalmadık. Ne yediğimiz ve ne hesap geldiğini not alma gereği bile duymamışız. Aslında aynı katta sol tarafında kalan yerel bir restoranı denemek istedik ama çatalları olmadığı için deneyemedik.

Ole Market: Market “Orient Mall’un” içinde. Avrupa’dan gelme peynir dair her şeyi bulabilirsiniz. Markette satılanların fiyatları dışarıdaki marketlere göre pahalı.

Azabu Jyaban Sabo Restoran: Japon restoranı olup önünden geçerken inanılmaz kalabalık olması karşısında denemek istedik ama sonuç bizim için hüsran oldu. Yemeklerimizi neredeyse yemeden çıktık ve beğendiğimiz restorandan vazgeçmemeye karar verdik. İki yemek ve iki yeşil çay 150 Yuan civarı ödedik.

Donghuamen Gece Marketi: Market deyince alış-veriş düşünmeyin. Bu market akşam üzeri kurulan bir yiyecek marketi. Lokal lezzetleri seçerek yaptırabilir ve tadabilirsiniz. Fiyatları 5 Yuan’dan başlıyor.
IMG_4561.jpg

Çin Biraları:
Yanjing – İçimi gayet rahat. Günün yorgunluğunun üzerine buz gibi çok iyi gidiyor.
Tsingtao – Bize Yanjing daha güzel gibi geldi. Tsingtao’nun içimi sanki biraz daha sertti.

Gezilecek Yerler:

Çin Seddi ve Ming Mezarları: Çin Seddine gitmek, o duvarlarda yürümek eminim ki bir çoğumuzun hayali. Biz de bu hayalimizi gerçekleştirebildiğimiz için mutluyuz. Her ne kadar tur ile gidince 2 saat gibi kısa bir zaman dilimini geçirdiğimiz için ise üzgünüz.
Seddin yapımına M.Ö. 200’lü yıllarda başlamışlar. Uzunluğu ile ilgili çok farklı bilgiler var ancak bizim turun rehberi 8850 km kadar olduğunu söyledi. Ayrıca Wikipedia’da Çin Devlet Ölçme ve Haritalama Dairesi seddin uzunluğunu 8851 km olarak açıklamış olduğuna dair bilgi var. 2007 yılında dünyanın yedi harikasından birisi olarak seçilmiş. İlk yıllarda duvarlar kilden daha sonra da taştan yapılmış. Bizim gittiğimiz gün hava maalesef kapalı, sisli ve hafif yağmurluydu. Hatta yukarıdaki kulelere doğru çıktığımızda neredeyse görüşün 30 – 40 metreye kadar düştüğü oldu. Maalesef seddin, fotoğraflarda ve televizyon ekranlarında gördüğümüz o muhteşem görüntülerini biz yakalayamadık. Tabi ki istediğimiz gibi fotoğraflar da çekemedik. Ancak havaya rağmen elimizden geldiğince o anın tadını çıkarmaya çalıştık.
Çin Seddine çeşitli bölgelerden ulaşabiliyorsunuz. Galiba en rahatı ve turistiği Badaling ve biz de tur ile Badaling’e gittik. Badaling’e, Pekin Kuzey tren istasyonundan karşılıklı tren seferleri var. Biz aslında tren ile gitmeyi istiyorduk ancak ilk günkü inanılmaz kalabalık, karmaşa, dil sorunu ayrıca eşimin sırt çantasını taşırken boynunu incitmesi üzerine rahata kaçıp tur ile gitmeyi tercih ettik. Tren sabah 9:30 gibi kalkıyor ve yol bir saat 10 dakika sürüyormuş. Dönüş içinde saat 3:22 ve 7:40’da Badaling’den tren var. Pekin Kuzey Tren İstasyonuna metro ile 2 ve 4 numaralı hattı alıp ‘Xizhimen’ istasyonundan ulaşabilirsiniz. Gidiş-dönüş tren bileti 35 Yuan. Ayrıca Lonely Planet’den okuduğumuz kadarı ile belediye otobüsü de varmış. Tren ile ilgili bir çok bilgiye ulaşabileceğiniz bir web sayfası; http://www.seat61.com/China.htm#Great Wall of China
IMG_4175.jpg

Tur ile gittiğimizi belirtmiştik ve tur ile ilgili bilgileri de paylaşmak istiyoruz ki daha sonra gidenlere elimizden geldiğince fikir verebilelim. Biz 240 Yuan’a otelden alınma, Çin Seddi, Ming Mezarları, Olimpiyat Parkı, Çay seramonisi, öğle yemeği ve otele geri bırakılmanın da dahil olduğu bir tura katıldık. Tur’u da “Wangfujing” sokağındaki turist ofisinden ayarladık. Memnun kaldık mı, cevabımız kesinlikle HAYIR…. Sebeblerine gelince; 2 saat Çin Seddi’ne ayırmaları, Ming mezarlarındaki ilgisizlik, zorla bir saati Yeşim taşı atölye ve satış mağazasında geçirtmeleri, Olimpiyat Park’ında ayak masajına götürüp bize şu rahatsızlığınız var diye bir takım ilaçlar satılmaya çalışılmasıydı. Neyse turun detaylarına gelirsek; sabah 7:00’de otelimizden alındık. Küçük bir minibüs ile başka bir otelden Fransız bir aileyi de alarak Sedde doğru yola çıkıldı. 8:50’de Badaling’e vardık. Cumartesi sabahı ve trafik tek kelime ile inanılmaz kalabalıkti. Fransızlar alışık değiller özellikle bayanın çığlıkları ile beraber her gidilebilmesi imkanlı şeritten ilerleyerek hedefimize vardık diyebiliriz. Biz İstanbul’dan ne de olsa alışığız buradaki fark karşı şeridi de kullanabiliyorsunuz. Hatta karşı şeritten gelen varsa karşı şeridin emniyet şeridinden bile gidebiliyorsunuz. Bu şartlarda giderek Badaling’e gelebildik. Seddin bir bölümünü bile görmek hepimizi heyecanlandırmaya yetti. Rehberimiz giriş biletlerini aldıktan sonra bizlere minibüsün olduğu yer konusunda uyarıp serbest bıraktı. Rehberimizin manzaranın özellikle ikinci ve dördüncü kule arası çok güzel olduğunu söylemesi üzerine büyük bir hevesle dehşet bir kalabalığın arasına dalıp yukarıya doğru çıktık. Biz beşinci kuleye kadar çıktık fakat hava şartlarının iyi olmamasında dolayı beklediğimiz görüntüleri yakalayamadık. Çıkış yaklaşık 40 dakikamızı aldı. Genel olarak insanlar 3. kuleden sonra devam edemiyorlar ve çıkış yolu çok rahatlıyor. Biz beşinci kuleye geldiğimizde dinleniyoruz ve gözümüz daha da yukarılara doğru devam etmekte ancak hem zaman hem de hava şartlarından dolayı biraz dinlenip inişe geçiyoruz. Aşağıya indiğimizde tişörtlerimizi değiştirme ihtiyacı hissettik, hem yağmur hem de ter etkisini göstermişti. Eşimin yanında yedek tişörtü olmadığı için hediyelik eşya satan mağazaların birinden 60 Yuan’a tişört alıyoruz. Yaz aylarında geldiyseniz yanınızda yedek tişört götürmenizi tavsiye ederiz. 10:40 gibi Çin Seddi’nden ayrılıyoruz 11:35 gibi Yeşim taşı (Jade Factory) atölyesine geliyoruz. Burada önce bu taşlara nasıl şekil verildiğini izliyoruz, taşlar gerçekten çok güzel ancak bizim satın alma gibi bir düşüncemiz yok. Dolaştıktan sonra kapının önünde bekliyoruz. Saat 12:30 gibi buradan ayrılıyoruz. Yeşim taşı her bayanda o bayanın kokusundan dolayı farklı bir renk alıyormuş. Yani kişiye özel bir taş. Taşın en büyük özelliklerinden bir tanesi bu. Gitiiğimiz ortam çok turistik maalesef. Buradan Ming Mezarlarına gidip sadece bir imparatorun mezarını ziyaret ediyoruz. Pekin’e dönüş yolunda Olimpiyat parkına uğruyoruz. Burada ayak masajı yapıyorlar. Ayrıca Tibet’li bir doktorun müsait ise gelebileceğini (tabi ki müsait) avuç içinize bakıp sağlığınız ile ilgili bilgi verebileceğini söylediler. Az sonra Tibet’li doktorumuz geldi. Biz de mahsuru yok diyerek avuçlarımıza ve ağzımızı açıp dilimize baktırdık. Eşime böbreğinde sorun olduğunu ve iyileşmesi için yaklaşık 1000 dolar ödeyerek 3 aylık ilaç kürlerini alabileceğimizi söyledi. Eşimle birbirimize bakıp ne yapalım diye konuşurken henüz bir şey söylemeden rakamı biraz daha aşağıya çektiler. Hatta para durumumuza göre 1 aylık kür alabileceğimizi söyledi. İlaçta pazarlık yapmaları hoşumuza gitmedi ve tabi ki en önemlisi madem 3 aylık kür gerekiyor 1 aylık ilacı satmaya çalışmaları ve ilacın devamını nereden nasıl bulacağımız konusunda yardımcı olmamaları. Aslında doktorun böbrek konusunda yapmış olduğu tesbit doğru, modern tıptaki doktorlar da bu durumun farkındalar ve takip ediyorlar. Dediklerinde haklı olabilir ancak bizim aklımıza hem doktorluk anlamında hem de etik olarak yatmadığı için biraz da kızarak ayrıldık. Olimpiyat parkından ayrıldıktan sonra çay seramonisi için duruyoruz. Burada çeşitli çayların Çin’in hangi bölgesinden toplandığı, özellikleri, sağlığa faydaları ve nasıl demlenmesi konusunda sunum yapıyorlar. Ayrıca demlenen farklı çaylardan tadabiliyorsunuz. Daha sonra da satış bölümüne geçiyoruz. Bizde 1-2 paket çay alıyor ve otelimize dönmek üzere ayrılıyoruz. Rehberimiz aracılığı ile akşam akrobasi şovuna bilet aldık. Bizi şovun olduğu tiyatroya kadar bıraktılar. Rehberimiz biletlerimizi alıp görevliyle konuştuktan sonra tiyatroya girdik. Rehberimizin buradaki yardımı takdire değerdi. Turda en mennun olduğumuz; rehberimizin ilgisi ve verdiği bilgilerdi.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Çin Seddi Fotoğraflarımız

Yasak Şehir - Fobidden City (12 Ağustos 2011): Yasak Şehir’in girişine sabah erken saatlerde geldiğimiz halde inanılmaz bir kalabalık ile karşılaşıyoruz. Mao’nun resminin asılı olan kapıdan geçtikten sonra geniş bir avluya giriyoruz. Bu avluya giriş yaptıktan sonra hemen solda bir bilet gişesi var. Bu gişedeki biletier Sarayı gezmek için değil, Mao’nun resminin olduğu üst bölümdeki “TiananMen Kapısı’nı” gezmek için. Giriş ücreti 15 Yuan. Burayı isterseniz Saraydan sonra gezebilirsiniz. Saray’a giriş için avluda yürümeye devam edin. Asıl girişin sağında ve solunda iki adet bilet gişesi göreceksiniz. Sarayın giriş ücreti kişi başı 60 Yuan. Ayrıca birçok dilde ve Türkçe otomatik rehber var, 40 Yuan’a kiralayabiliyorsunuz. 100 Yuan’da ayrıca depozit alıyorlar. Çıkışta depozitemizi sorunsuz aldık. Son İmparator filmini herhalde hatırlamayan pek yoktur. Saraya girince filmin sahneleri de gözünüzün önüne geliyor. Avlulardan geçip sıralanmış binalar gerçekten etkileyici. Bu binaların içlerine girmek yasak. Dışarıdan fotoğraf çekebiliyorsunuz. Bir çok binayı da müzeye çevirmişler. Bu müzelerin de girişleri ücretli. Mesela; hazine müzesine giriş 10 Yuan, saat müzesi 10 Yuan. Sarayın içinde kafeterya, restoran var. Dışarıdan su veya yiyecek taşımanıza gerek yok, fiyatlar makul. Sarayın arka tarafında çok güzel bir bahçesi var. Sarayı ve müzeleri yaklaşık 4-5 saatte rahatlıkla gezebilirsiniz. 1987 yılında Dünya Kültür Mirası listesine eklenmiş. Dünyadaki en büyük işlenmiş Yeşim taşı Yasak Şehir’in içindeki bir müzede. Ağırlığı 5350 kilogrammış.
Saray ile ilgili detaylı bilgileri aşağıdaki web sayfasından öğrenebilirsiniz.
http://www.dpm.org.cn/shtml/2/@/8797.html
IMG_3584.jpg

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Yasak Şehir Fotoğraflarımız

Lama Tapınağı: Pekin’de eğer bir tane tapınağa gitmek istiyorum diyorsanız kesinlikle Lama Tapınağı’nı görmenizi tavsiye ederiz. Tibet dışında Çin’deki en büyük Budist tapınağıymış. Giriş ücreti 25 Yuan ve ayrıca almak isterseniz İngilizce elektronik rehber 40 Yuan. Biletiniz ile beraber 5 dakikalık bir de cd veriyorlar. Cd’nin içeriğinde Lama Tapınağının tanıtımı var. 5 numaralı metro hattında “Yonghegong Lama Temple” istasyonundan yürüyerek ulaşabilirsiniz.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Lama Tapınağı Fotoğraflarımız

IMG_4245.jpg

Konfüçyus Tapınağı: Giriş ücreti 30 Yuan. Yüksek sezon ve düşük sezonda rakamlar farklı. Bizce görülmeye değer bir tapınak. Özellikle Konfüçyus’un hayatını ve öğretilerini merak ediyorsanız mutlaka görmenizi tavsiye ederiz. 5 numaralı metro hattında “Yonghegong Lama Temple” istasyonundan yürüyerek ulaşabilirsiniz.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Konfüçyus Tapınağı Fotoğraflarımız

IMG_4360.jpg

Temple of Heaven: Giriş ücreti 35 Yuan. Bu rakama park ve tapınak dahil. İkisini birden gezmek istemezseniz sadece park 15 Yuan, tapınak da 20 Yuan. Biletinizi içeri de 4 ayrı yere giriş için kullanıyorsunuz. Her giriş yaptığınız yer için biletin üzerindeki bir parçayı koparıyorlar. Kesinlikle Pekin’de görülmeye değer bir park ve tapınak. Park özellikle inanılmaz güzel. Biz Pekin’deki son günümüzde gittik ve maalesef şansımıza çok yağmurlu bir gündü. Yağmura rağmen çok keyif aldık. Metro ile 5 numaralı hatta “Tiantandongmen” istasyonundan çıkınca hemen girişe ulaşabiliyorsunuz.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Temple of Heaven Fotoğraflarımız

DSC01226.jpg

Drum – Bell Tower: Her iki kuleyi 30 Yuanlık tek bilet ile dolaşabiliyorsunuz. Her iki kulede de içeriden dik bir şekilde çıkan merdivenler ile yukarı çıkabiliyorsunuz. Drum Kulesi’nde her saatte bir buçuklarda yaklaşık 5 dakikalık bir gösteri oluyor. Gittiğinizde zamanınızı ona göre ayarlarsanız izlemeye değer. Ancak kaçırırsanız da çok fazla üzülecek bir gösteri değil. Bell Kulesi’nin alt katında Çay seramonisi yapılıyor. Çeşitli çayların pişirme şekilleri gösterilip, tadına baktırılıyor, çaylar hakkında bilgi veriliyor ve daha sonrasında satış yapılıyor. Biz bir gün önceki turda böyle bir seramoniye katıldığımız için burada katılmadık.

Wangfujing Sokağı: Bizim kaldığımız otele çok yakın olduğu için sabah kahvaltısı, akşam yemeği ve alış-veriş için bu sokak mekanımız oldu. Gece gündüz sürekli hareketli. Biz bu sokağın güney tarafının başlangıcında yer alan Oriental Alış-veriş merkezinin alt katındaki restoranları denedik.
IMG_4551.jpg
IMG_4467.jpg

Nanluoguxiang Bölgesi: Bu bölge Drum ve Bell Kulesi’ne çok yakın. Trafiğe kapalı bir sokak. Küçük kafeler, barlar, restoranlar ve hediyelik alış-veriş yapılabilecek yerlerin olduğu özellikle gençlerin rağbet ettiği bir sokak. Caddenin etrafında Hutong’lar var. Hutong’ların olduğu sokaklara girip dolaşabilirsiniz. Metro ile 5 numaralı hatta Beixinqiao istasyonundan çıkınca eğer Drum ve Bell Kuleleri’nin olduğu tarafa doğru yürürseniz bu sokağın başlangıcına ulaşabilirisniz. Bu bölgede yağmurdan sonra ağır kanalizasyon kokusu oluyor. Eğer yağmurların yoğun olduğu bir dönemde giderseniz bu bölgeyi kalmak için tercih etmemenizi tavsiye ederiz.
IMG_4439.jpg

Yaz Sarayı (Summer Palace): Bizim gitmeye vaktimiz olmadı ancak yeterli gününüz varsa seyahat planınıza ekleyebilirsiniz.

TV Kulesi: Pekin TV kulesi üzerinde hem açık hem kapalı gözetleme kulesi hem de restoran varmış. Biz gitmedik ancak otelden broşürünü yanımıza almıştık. Bulduğumuz internet sayfasını da bilgi için ekliyoruz.
http://www.tour-beijing.com/blog/beijing-travel/how-to-visit-cctv-tower-in-beijing/

Akrobatik Show: “Jin Sha” tiyatrosunda gösterilen “Legend Of Jinsha” adlı şova gittik. Şovdaki performanslar gerçekten çok etkileyiciydi. Her performans kendine göre çok zordu ve başarılı bir şekilde sunum yaptılar. Fiyatlar kişi başı 180 Yuan’dan başlıyor. Biz 280 Yuan olan bölümden aldık. Hem turistler hem de yerel halk atrafından talep gören bir şovdu.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Pekin Fotoğraflarımız

Kaldığımız Otel hakkındaki düşüncelerimiz :

Jade Garden Otel: Otelin konumu, rahatlığı ve temizliği itibarı ile kesinlikle tavsiye ederiz. Gecesi iki kişi oda fiyatı 70 dolar ödedik. (11-15 Ağustos 2011)

Kötü tarafları : Otelin rahatsız edici kötü bir yanı yoktu. Dikkatimizi çekenler ise; oda da kablosuz internet yok. İsterseniz odadaki televizyonu kullanarak ya da LAN kablosunu bilgisayarınıza takarak internete bağlanabiliyorsunuz. Odanın büyüklüğüne karşın elbise dolabı çok küçüktü. Banyosu, özellikle küveti eskiydi ama temizdi. Otelin lobisindeki bilgisayar odası ücretliydi. Taksi ayarlama konusunda ise başarısızlar. Tren istasyonuna gitmek için taksi ayarlamaları yaklaşık 15-20 dakika kadar sürdü. Zamanınızı iyi ayarlamanızda fayda var.

İyi tarafları : Otelin yeri gerçekten mükemmel. Metroya, Tian’an Men meydanına, Yasak Şehir’e ve Wangfujing caddesine (yiyecek-alışveriş) yürüme mesafesinde. Ayrıca otelden çıkıp sağa döndükten sonra bir blok yürüdüğünüzde “Donghuamen Gece Marketi’ne” geliyorsunuz. Odamız gayet geniş ve rahattı, emanet kutusu ve mini buzdolabı var. Buzdolabına her gün ücretsiz 4 şişe su, 2 tane kola ve 2 tane sprite koyuyorlar. Bunların haricindekiler ücretli ve üzerinde fiyatı yazıyor. Su ısıtıcı ile kahve ve çay var. Banyoda ücretli ve ücretsiz şampuan setleri var. Asya’da kaldığımız tüm otellerde olduğu gibi bu otelin odasında da terlikler ve her türlü duş ürünleri, dış fırçası ile diş macunu vardı. Check-in esnasında 100 dolar nakit depozit verdik ve çıkışta sorunsuz bir şekilde paramızı geri aldık. Otelin döviz kurları bankalar ile aynıydı. Dışarıda döviz bürosu görmedik. Bir kez bankada döviz bozdurduk. Otelde açık büfe kahvaltı 68 Yuan, biz kahvaltı almadık. Şöyle bir baktık ancak pek ağız tadımıza uygun gelmedi. “Paris Baguette’te” oteldeki bir kişi rakamı ile iki kişi hem daha hesaplı hem de damak zevkimize daha uygun kahvaltı yapmayı tercih ettik. Resepsiyondakiler ilgililer. Yağmurda dışarı çıkarken gün içinde kullanmamız için hemen bir şemsiye verdiler.

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Tavsiyeler:

  • Latin alfabesi bir çok yerde sorun olduğu için gideceğiniz yerin Çin alfabesinde yazılı bilgisi olursa çok faydası olur. Tüm Çin için geçerli bir tavsiye, inanın kesinlikle çok faydasını görürsünüz.
  • Eğer zamanınız varsa Çin Seddi’ne mutlaka otobüs veya tren ile gidin ki vaktinizi dilediğiniz gibi kendiniz ayarlayabilin. İstediğiniz kadar dolaşıp bunca yıllık hayalinizin gün boyunca tadını çıkatın.
  • Yağmur döneminde gitmemenizi tavsiye ederiz. Rutubet ve hava kirliliği yüzünden hava hep pusluydu. Yağmur yağdığında daha da puslanıyor.
  • Eşim lens kullanıyor ve hava kirlilği ile beraber lensler sorun yarattı. Gözlük kullanınca gözleri iyileşti. Yanınızda mutlaka numaralı gözlüğünüzü götürmeyi unutmayın.
  • Elektrikli cihazlar için aparata ihtiyaç var. Voltaj 220V.
  • Ulaşımı taksi ile yapacaksınız, özellikle mesai saatlerinde ekstra trafiği ve taksi bulma zorlugunu da göz önünde bulundurarak yola çıkın.
  • Parklara, tapınaklara giderken yanınızda böcek kovucunuz bulunsun. Eşim bu konu da çok hassas olduğu için seyahatlerimizde yanımızdan ayırmıyoruz. Bu seyahatimiz için özel böcek kovucu gömleklerden aldık ve gerçekten işine yaradı.
  • Bazı seyahat sitelerinde yiyecekte sorun yaşadıklarını özellikle ekmek olmadığını belirtmişler. Biz sorun yaşamadık, hamur işi ve ekmek ürünleri gayet yaygın. Yanınızda yiyecek getirmenize gerek yok.

Posted by ayferonur 19:23 Archived in China Comments (0)

Şangay

sunny 30 °C

Xi’an dan tren ile yorucu ve uzun bir yolculuktan sonra Şangay’a geldik. Doğunun Paris’i diye anlatılan şehre Pekinden sonra yüksek beklentiler ile daha fazla bir heyecan içinde geldik. Maalesef inanılmaz bir yağmur bizi karşılıyor. Tren istasyonundan dışarı adım atmak bile imkansız. Bu sırada etrafımıza bir dolu insan gelip gideceğimiz otele taksi ile götürmeyi teklif ediyorlar. İstasyndaki görevliler latin alfabesi ile yazılı kalacağımız otelin adını ve adresini anlamadıkları için yardımcı olamıyorlar. Otelin tren istasyonuna çok yakın olduğunu biliyoruz ama dışarısı çıkılacak gibi değil. Bu sırada yürüyerek 5 dakikada gidilecek olan otele yakınlığını bilmediğimizi sandıkları için taksiciler 100 Yuan istiyorlar. Taksiciler her yerde aynılar. Bir de bazı Turizm firmalarını temsil eden kişiler gelip sizin bir otelde yer ayırttığınızı bilmelerine rağmen sizin kafanızı karıştırıp kendi otellerine götürmeyi teklif ediyorlar. Bu tür durumlarda dikkatli olmakta fayda var. Yağmurun dinmeye niyeti olmadığını anlayınca otele yürüyoruz. Otele vardığımızda her ikimiz de yağmurluklarımıza rağmen fevkalade ıslanmışız. Bu halimizi gören otel personeli oda konusunda yardımcı olup erken check-in yapmamıza yardımcı oldular. Kısa bir dinlenmeden sonra yağmurun da hafiflemesiyle kendimizi Şangay’ın sokaklarına atıyoruz.

Ağustos 2011 Döviz Kuru : $1= 6.4 Yuan

IMG_4933.jpg

İlk dikkatimizi çekenler :

Pekin’e göre trafik çok daha düzenli, metrosu az kalabalık ve daha rahat kullanılabiliyor. Sokaktaki insanlar kesinlikle Pekin’e göre çok daha saygılı ve özen gösteriyorlar. İngilizce bilen nispeten daha fazla, özellikle turistik bölgelerde ingilizce konusunda sorun yaşamıyorsunuz. Tursistik bölgelerde saat ve eşya satmak isteyenler bazen çok zorluyorlar, elinizden geldiğince dikkate almayın. Birisine soru sorduğunuzda eğer hemen cevap vermiyor da bir şeyler anlatmaya çalışıyorlarsa emin olun ki bilmiyorlar ve fazla vakit kaybetmemenizi öneririz. Umumi tuvaletlerde kağıt ve sabun genelde yok. Kafelerin içinde tuvalet olmuyor, alış-veriş merkezlerine girmek gerekebiliyor. Şangay, Pekin’e göre daha temiz ancak özellikle yağmur sonrası bazı bölgelerde kanalizasyon kokusu oluyor. İnsanlar o kadar pisler ancak sokaklardaki çöp kutularını geri dönüşüm ve genel çöpler için ayırmış olmaları dikkat çekici. Şemsiyelerini yağmur olsada olmasa da yanlarından ayırmıyorlar. Güneş olduğu zamanda şemsiyeler hemen açılıveriyor. Şangay’da parklar çok güzel. Binalarn arasında nefes almanızı sağlıyor. Alkol ve sigara tüketimi fazla, içip dağıtanların sayısı da fena değildi. Akşamları otelin lobisinde oturup internete giriyorduk ve otelin barında mutlaka birkaç sarhoş güvenlik görevlilerince dışarı cıkarılıyordu. Erkekler tişörtlerini göbek üstüne kadar sıyırıp, o şekilde dolaşıyorlar. Kendilerine göre serinliyorlar diye düşündük. Bu gözlemlerimizin bazıları sadece Şangay değil Xi’an ve Pekin’de gözlemlediklerimizi de kapsıyor.

Ulaşım :

Metro kullanımı gayet kolay ve rahat. Pekin metrosundan sonra bize çok rahat geldi. İnsanlar daha saygılı ve dikkatli. Metroya binerken okuttuğunuz kartı metrodan çıkarken de okutuyorsunuz, o yüzden metro kartınız çıkmadan önce kolay ulaşılabilecek bir yerde olsun. Günlük kartlar 25 Yuan ancak biz almaya gerek duymadık. “City Sight Seeing Tour Buses” biletini aldık. 24 saat içinde istediğiniz kadar kullanabiliyorsunuz ve gezilecek bölgeleri de görmüş oluyorsunuz, gerektikçe metroyu da kullandık. Görevlilerin İngilizceleri yok ancak ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorlar.
Biz taksi kullanmadık ancak otelden edindiğimiz bilgiye göre taksiler çok pahalı değil. Gitmeden önce notlarımıza taksilerin 12 Yuan’dan açıldığını ve ilk 3 km için bu rakamın geçerli olduğunu yazmışız.

Şangay Pudong Havaalanı: Havalanında bilet işlemlerimiz ve gümrük işlemleri gayet hızlı bir şekilde tamamlandı. Biz terminal-1’i kullandık. Havaalanında galiba bir tane daha büyük terminal var. Öğlen yemeğini havaalanında yedik ancak memnun kalmadık. Güvenlik ve gümrüğü geçtikten sonra duty free, restoran ve kafeler var. Bu terminalde Starbucks göremedik.
Biz havaalanına metro ve hızlı treni kullanarak gittik. Otelden 1 numaralı hat ile ‘People Square’ istasyonuna geldik. Bu istasyonda 2 numaralı hattı alarak “Long Yang” istasyonunda inip hızlı trene bindik. Metro ile havaalanına kadar isterseniz devam edebiliyorsunuz. Biz ilk kez hızlı ve magnetik system ile çalışan bir trene binmeyi denemek için bu yolu seçtik. Hızlı tren “Long Yang” istasyonundan 8 dakikada Pudong havaalanına varıyor. Eğer metro ile gelirseniz yaklaşık yarım saat sürüyormuş. Hızlı tren 301 km/saat hıza çıktı, günün bazı saatlerinde 430 km/saat hızına çıkıyormuş. Otelden ayrılış ile havaalanı bilet işlemlerinin olduğu yere gelmemiz toplamda bir saat 10 dakika kadar sürdü.
Hızlı tren tek yön 50 Yuan, çift yön 80 Yuan. Metro ile Long Yang istasyonuna kadar 4 Yuan’a geldik. Durak sayısına göre metro bilet fiyatları değişiyor.

Gittiğimiz restoran, kafe ve marketler :

Starbucks: Hemen hemen her yerde var. Otelimizin hemen karşısında bir tane olduğu için bizim kahvaltı mekanımız oldu.

Pizza Marzano: Öğlen yemeğimizi yedik. Hafif öğlen menüsü aldık. Menü 65 Yuan ve içeriğinde küçük boy pizza, salata ve içecek var. Lezzeti iyiydi. Xintiandi bölgesinde.

Paulsener Munich Restaurant (19 Ağustos 2011): Gündüz planladığımız bir kaç restoran çok kalabalık olduğu için bu restoranı tercih ettik. Bir ızgara Salmon, bir ızgara tavuk, 3 tane 500 ml bira toplamda 504 Yuan hesap geldi. Tabaklar doyurucu ve yemekler iyiydi. Xintiandi bölgesinde.
Chalen Restaurant (Pudong Havaalanı): Öğlen yemeğimizi havalanında lokal bir restoranda yemek istedik ve Chalen restoranı seçtik. Maalesef yiyecekler damak tadımıza pek uymadı. 2 bira 2 tabak yemek toplam 158 Yuan verdik.

Gloria Jean’s Coffee: Biz Bund’daki kafeye uğradık. Bir çay bir kahve ve iki Somon sandöviçe 75 Yuan ödedik. Burada Şangay da öğrenci olan Anıl ile tanıştık. Öğrencilikle birlikte Türkiye’den iş veya gezme amaçlı gelenlere de rehberlik hizmeti veriyor. Kendisinin iletişim bilgisini tavsiyeler bölümünde bulabilirsiniz.

Biz gidemedik ama Anıl bize Anadolu restoranı önerdi. Anadolu restoranı için 1 numaralı hattı kullanıp Hengshan istasyonundan çıkmanız gerekiyor.

Xintiandi bölgesine akşam yemeği için gittiğimizde özellikle “Kass Bistro Bar” çok kalabalıktı. Biz yer olmadığı için bu restoranı deneyemedik. Menüleri çok çeşitli. Hemen karşısında bir Vietnam restoranı var ancak bizim damak tadımıza uygun bir şeyler bulamadık.

Gezilecek Yerler:

Yuyuan Garden ve Bazaar: Giriş ücreti 30 Yuan. Yuyuan bahçeleri gerçekten muhteşem ve görülmeli. Bahçenin içinde tapınaklar, imparator ve üst düzey yöneticilerin toplantı yaptıkları salonlar, çok hoş bir göl ve yürüyüş alanları var. Çok sakinleştirici ve bol bol güzel fotoğraflar yakalayabileceğiniz bir yer. Bahçe 16. Yüzyılda inşa edilmiş.
Bahçenin dış tarafında ise bir çok dükkan, restoran ve kafeterlar var. Hediyelik eşyalarınız buradan alabilirsiniz, pazarlık etmeyi unutmayın. Yarı yarıya kesin hatta 1/3 fiyatına bile alabilirsiniz. Çin mutfağını tercih etmeyenler için Starbucks veya Mc Donalds seçeneği var. Dondurma düşünürseniz Haagen Dazs var ancak tadını o kadar çok beğenmedik. Binalar mimari olarak çok güzel ancak binaların yaklaşık 10 yıl once yapıldığını Çinli bir beyden öğrendik. Doğrumu söyledi bilemiyoruz. Şangay City God tapınağı var. Giriş 10 Yuan. Gezimiz boyunca gezdiğimiz onca tapınaktan sonra burayı dolaşmadık.
Ulaşım metro ile 10 nolu hatta Yuyuan istasyonunda inip beş dakika kadar yürüyerek ulaşabiliyorsunuz.
IMG_4981.jpg
IMG_4962.jpg

The Bund: Huang Pu nehrinin hemen kıyısında, bölge Fransızların ve İngilizlerin inşa ettikleri koloniyel tarzda binaları barındırıyor. Nehrin kıyısında yürüyüş yolları yapılmış. Kafeler ve restoranlar var. Nehrin diğer yakasında ise Pudong bölgesi gökdelenlerin ihtişamı ile izlenebiliyor. Bir yanda tarihi koloniyel binalar diğer yanda modern binaları zevkle izleyebilirsiniz. Özellikle hava karardıktan sonra burası görülmeye değer. Bund’da dolaşırken kiosklarda maalesef soğuk su satmıyorlar. Her türlü içecek var ama soğuk su yok. Herhalde pahalı olan diğer içecekleri satmak istiyorlar. Sıcak günlerde susuz yapamam diyorsanız dolaşırken yanınızda su bulundurmanızı tavsiye ederiz.
DSC01395.jpg

Nanjing Sokağı: Benzetme yaparsak bizim Beyoğlu gibi uzunca ve daha büyük bir cadde ve trafiğe kapalı. Mağazalar, restoranlar, kafeteryalar, alış-veriş merkezlerini barındıran gündüz ve gece kalabalığı eksik olmayan bir cadde. People Square’den ve Bund’dan yaklaşık 10 dakikada caddeye yürüyebilirsiniz. Metro ile gelmek isterseniz 2 numaralı hattı kullanın ve “Nanjing Road” istasyonunda yukarı çıkın.
IMG_4906.jpg

Pudong: Şangay’ın ticaret merkezi diyebiliriz. Etrafınızda birçok gökdelen göreceksiniz ve bu binaların çoğunun üst katlarında gözlem kuleleri var. Biz çıkmadık ancak eminim ki güzel bir havada manzara çok güzel olacaktır. Bu bölgede akvaryum ve çok büyük bir alış-veriş merkezi var. Nehir kıyısı çok güzel. Kafeler ve restoranlar nehir boyunca sıralanmış. Biz de Starbucks’da oturup, kahvemizi yudumlarken manzaranın tadını çıkarttık. Metro ile 2 numaralı hat üzerinde “Lujiazui” istasyonundan bu bölgeye ulaşabilirsiniz.
IMG_4928.jpg
DSC01401.jpg

Xintiandi: Bu bölge araba trafiğine kapalı caddelerin etrafında restoran, kafe, bar ve alış-veriş mağazalarının olduğu hoş bir mekan. Kesinlikle bir akşam yemeğinizi bu bölgede yiyebilirsiniz. Metro ile 1 numaralı hatta “HuangPi Road South” istasyonunda inmeniz gerekiyor.

Şangay Müzesi: Müze girişi ücretsiz. Vaktiniz varsa gezebilirsiniz. Müzenin binası çok güzel. Bazı bölümler biz gezerken kapalıydı. Müze genel olarak Çin tarihindeki eski yazılar, heykeller, değişik dönemlerde bulunmuş tarihi eserler vs. içeriyor. İlgisini çekenler için bir kaç saat güzel bir gezi olabilir.

People Square: Metro istasyonunun altında “Hong Kong Shopping Center” diye mağazalar, kafeler var. Eski Şangay’ı; mağazalar, kafeteryalar ve resimler ile anlatmaya çalışmışlar. 10-15 dakikanızı ayırıp dolaşabilirsiniz. People Square’e çıktığınız zaman ise Nanjing sokağına, Şangay müzesine, şehir belediye binasına ve etraftaki birçok alış-veriş merkezine gidebilirsiniz. Biz görmedik ama belediye binasında 2020 yılının Şangay planını görebiliyormuşsunuz.

City Sight Seeing Tour Buses: 24 saat geçerli bileti 30 Yuan’a alabilirsiniz. 2 tane hatları var. Birinci hatta 12, ikinci hatta 4 durak var. Birinci hat genel anlamda gezilip görülecek yerleri kapsıyor diyebiliriz. İkinci hattı “Pudong” tarafına geçiyor. İstediğiniz kadar indi bindi yapabiliyorsunuz. Koltuklarda kulaklık sistemi ile gidilen bölgeler hakkında bilgi veriliyor. İngilizce dil seçeneği var. Bize firma çok ciddi gelmedi, şöförler İngilizce bilmediği için sorularınızı cevaplayamıyorlar. Bazen duraklarda çok fazla bekliyorlar. Ama yine de metroya gir çık yapmak yerine işimize çok yaradı. Başka bir firmanın da benzeri turunun olduğunu gördük. Fiyatları biraz daha yüksek ama daha detaylı dolaştırıyorlar.

Kaldığımız Otel hakkındaki düşüncelerimiz :

Grand Mercury Oteli: Gecesi iki kişi oda fiyatı 80 ABD dolarına kaldık. Check-in sırasında depozit istiyorlar, biz dolar olarak nakit verdik ve otelden ayrılırken iade ettiler. Xi’an dan tren ile gelip Şangay tren istasyonunun dışına çıktığımızdaki sürpriz: bardaktan boşanırcasına yağan yağmurdu. Oteli, istasyonun kapısından görebiliyorduk. Yağmurun dinmesini 15-20 dakika kadar bekledik ancak dinmeye niyeti yoktu. Otele 10 dakikalık yürüyüş sonrası vardığımızda içimize kadar sırılsıklam olmuştuk. Saat henüz sabah 10 civarıydı ve bu seyahatimizde şimdiye kadar hiç erkenden otel odası vermemişlerdi. Bavullarımızı bırakıp otele giriş işlemleri için hep öğleden sonra gelmiştik. Resepsiyondaki bayan bizi sırılsıklam görünce mi bilmiyoruz ama bize hemen bir oda ayarladılar. Bu da otelin bence artı taraflarından bir tanesi. Bu arada Şangay’ın ana tren istasyonuna geldiyseniz ve bu oteli ayarlamışsanız metro hattının bağlantı yollarını kullanarak otele varabiliyorsunuz. Terminalden metro hattına yönelip 1 numaralı hatta doğru yönelip, 5 numaralı çıkış kapısından çıkarsanız otelin girişi 10 metre sağınızda kalıyor. Tabi ki biz bunu daha sonra farkettik.
Otelin hemen karşı caddesinde Starbucks var. Biz kahvaltılarımızı Starbucks’da yaptık. Personeli çok neşeli ve ilgili. Otelin hemen alt tarafında küçük bir market, Mc Donalds ve KFC var. Karşısındaki Starbucks’ın olduğu yerde ufak bir alış-veriş merkezi ve yine yakınında başka bir alış-veriş merkezi daha var.

Kötü tarafları : Odada ücretsiz internet ulaşımı yok.

İyi tarafları : Otelin konumu iyi, metro girişine 10 metre mesafede. Şangay tren istasyonuna çok yakın. Otel çok temiz ve çok ilgililer. Güvenlik gayet iyi, asansör bile oda kartınız olmadan çalışmıyor. Kapıdaki görevliler harita verip, görülecek yerler ve ulaşım hakkında bilgi veriyorlar. Odalarda şemsiye dahil olmak üzere aklınıza gelebilecek her şey var. Otelden, Yuyuan bölgesine gidiş taksi ile yaklaşık 20 Yuan tutuyormuş. Metro ile aynı yere 3 Yuan’a gidebiliyorsunuz. Lobide ücretsiz internete ulaşım var. Lobideki barda lokal bira 38 Yuan, Kokteyl içerseniz 58 Yuan. Odalarda mini bar ve emanet kutusu var.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Şangay Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Tavsiyeler:

  • Latin alfabesi birçok yerde sorun olduğu için gideceğiniz yerin Çin alfabesinde yazılı bilgisi olursa çok faydalı olur. Tüm Çin için geçerli bir tavsiye, inanın kesinlikle çok faydasını görürsünüz.
  • People Square kalmak için tercih edilebilir. Hem güvenli hem bir çok yere yakın hem de metronun kesişim noktası olmasından dolayı her yere ulaşım çok kolay.
  • Şangay’ın içi için 2 tam gün yeter ancak alış-veriş yapmayı düşünüyorsanız ekstra güne ihtyacınız olacaktır.
  • Eğer rehber ihtiyacınız olursa Anıl Dikici ile bağlantı kurabilirsiniz. Kendisinin email adresi anil.dikici@gmail.com veya anil.dikici@hotmail.com
  • Otellerin ayarladığı günü birlik şehir turlarını hiç kullanmayın. Kendiniz çok rahat ve daha uygun rakamlara aynı yerleri gezebilirsiniz.
  • Şangay ile ilgili çok fazla detaylı bilgiyi http://www.sangayrehberi.com adlı web sayfasında bulabilirsiniz.

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi/

Posted by ayferonur 14:32 Archived in China Comments (0)

Hong Kong

sunny 30 °C

Katlı şehir ismini verdiğimiz Hong Kong’a, Şangay’dan China Eastern havayolları ile uçtuk. Uçuş yaklaşık 2,5 saat sürdü ve yolculuğumuz rahat geçti.

Ağustos 2011 Döviz Kuru : $1= 7.60 HK doları

Hong Kong Havaalanı: Giriş işlemleri kalabalıktan dolayı neredeyse bir saat kadar sürdü. Hong Kong, Türk pasaportlulardan vize istemiyor. Sadece ne kadar kalacağımızı sordular.
Havalanından otellere ücretli otobüs servisleri var. Havaalanı – Hong Kong adası otele kadar kişi başı 140 HK doları. Otobüslerin kalktığı yeri gümrük kapısından çıktıktan sonra “Hotel Shuttle” tabelalarını takip ederseniz kolayca bulursunuz.

Havalanından şehire gitmek için diğer kolay bir yol ise “Airport Express” trenini kullanmak. Şehir içine tren ile gelip metro sistemine geçerek kolayca gitmek istediğiniz yere ulaşabilirsiniz. Tren bileti kişi başı 100 HK doları. Airport Express kullanımının da dahil olduğu (paket yapmışlar) Octopus kartı satın alabilirsiniz. Ayrıca Airport Express tren sistemini kullanıyorsanız, trenin şehir içi kalktığı istasyon ile bir çok otel arasında ücretsiz otobüs servislerinin de olduğunu daha sonra öğrendik. Örneğin bizim kaldığımız BP İnternational otelin hemen yan sokağından K4 numaralı otobüs kalkıyor. Tren sabah saat 05:50’den gece yarısı 12:48’e kadar çalışıyor.

Hong Kong’dan, Bangkok’a Air Asia ile uçuşumuzu gerçekleştirdik. Check-in işlemleri yaklaşık 15 dakika sürdü. Aynı katta (level 5) Starbucks var. Kahvaltımızı Starbucks’da yaptıktan sonra gümrüğe geçtik. Gümrük geçişi çok rahat. Gümrükten geçtikten sonra duty free, kafeler ve restoranlar var.

IMG_5478.jpg

İlk dikkatimizi çekenler :

Trafik ters yönde olduğu için çok dikkat etmekte fayda var. Genelde caddelerde ve sokaklarda yaya kaldırımına inmeden sola veya sağa bakın diye uyarılar var.

Kuyruk alışkanlıkları Çin’de olduğu gibi burada da yok. Arkanızdan birileri para uzatır sizden önce bir şeyler almaya çalışırsa hiç yadırgamayın. Biz bu konuda Çin’den tecrübeli geldiğimiz için hiç zorlanmadık.

Şangay’dan geldiğimiz için olabilir ama Hong Kong’u çok beğenmedik. Trenimizi ayarlayamadığımız için 4 gün kaldık ve fazla geldi. Mutlaka göreceğim diye düşünüyorsanız 3 gün yeterli olur. Elbette hepimizin beklentilerinin farklı olduğunu unutmayalım bu bizim düşüncemiz. Mesela alış-verişi seviyorsanız belki bir hafta bile yetersiz kalabilir. Biz Amerika’ya göre karşılaştırma yaptığımız için genelde fiyatlar bize yüksek geldi. Ayrıca mağazalar ve alış-veriş mekanları çok kalabalık. Şehir çok temiz değil, havası bize kirli geldi ve yer yer özellikle yağmurdan sonra pis bir koku yayılıyor.

Şehir tabi ki gece ışıltılı hali ile çok güzel oluyor. Güvenlik ile ilgili hiç bir sorun yaşamadık.

Ulaşım :

Metro ve deniz ulaşımı gayet kolay. Metro, tramvay ve deniz ulaşımında kullanılabilen Octopus kartı almanızı tavsiye ederiz. Kartı alırken 150 HK doları ödüyorsunuz, bunun 100 HK doları kullanım için 50 HK dolarını ise depozit olarak alıyorlar. Kartı 3 aydan önce geri verirseniz; sadece 7 HK dolarını kesip 43 HK dolarını ve kartınızda kullanmadığınız miktarı iade ediyorlar. Metrolarda bilet için sıraya girmek durumunda kalmıyorsunuz. Octopus kartlarını, metro gişeleri dışında 7/11 veya Wellcome marketlerinden doldurabilirsiniz. Ayrıca bu marketlerde alış-veriş yaparken de kartınızı kullanabiliyorsunuz.

Bazı metro istasyonlarında ücretsiz internete ulaşım var.

Tabi ki ulaşım için taksiyi de kullanabilirsiniz ama gündüz trafiğin yoğunluğundan tercih etmedik. Taksiyi otelden (Kowloon yarım adası) havalanına sabah erken saatte giderken kullandık. Taksiciye 225HK doları ve 45 HK doları köprü için toplam 270 HK doları verdik. Sabah trafik rahattı ve yol 25 dakika sürdü.

IMG_5137.jpg

Gittiğimiz restoran, kafe ve marketler :

Starbucks: Hemen hemen her yerde Starbucks var. İçeceklerinin yanında sandöviç çeşitleri ile de öğle yemeklerimizin vazgeçilmez mekanlarından oldu. Starbucks’larda 20 dakika ücretsiz kablosuz internete bağlanabiliyorsunuz.

Burger King: Tavuk menüsü 44 HK doları. Aç halimizle bize tavuk inanılmaz lezzetli geldi.

İstanbul Restoran: 2 kola, 1 çay, 2 döner ekmek için 169 HK doları ödedik. Personeli Türk değildi. Seul’de yediğimiz döner kesinlikle çok daha lezzetliydi. Çok aç olduğumuz halde dönerini beğenmedik. Yeri LockHart sokağı (MTR island hattında Wan Chai istasyonu). Kowloon Parkı’nın olduğu bölgede de şubeleri varmış ama biz gidip orada yemeğe gerek duymadık.

Cicada Restaurant: Öğlen yemeği yedik. İki kişi vergisi ile beraber 194 HK doları ödedik. Mekan çok güzel ancak yemekler beklediğimiz kadar lezzetli değildi. Restoran, Central’da SOHO bölgesinde. Adresi 4 Shelly street SOHO. Dünyanın üstü kapalı en uzun yürüyen merdivenlerinin olduğu sokak.

Harbour City: Kowloon yarım adasında limanda çok büyük kapalı bir alış-veriş merkezi. Biz alış-veriş merkezinin yiyecek bölümündeki bir pastaneden iki gece akşam yemeği olarak farklı çeşitlerde hamur işlerinden aldık. Aldıklarımızı alış-veriş merkezinin balkonundan gün batımını izleyerek yedik. 6 parça yaklaşık 110 HK doları tutuyor.

Gezilecek Yerler:

Tsim Sha Shi: Nathan caddesini merkez bir cadde olarak düşünebilirsiniz. Alış-veriş merkezleri, her çeşit mağaza, restoranlar, oteller, kafeler aklınıza gelebilecek her şeyi bu cadde ve yan sokakları üzerinde bulabilirsiniz.

Temple Night Market: Her akşam saat 6’dan sonra kurulmaya başlıyor. Bizim Salı pazarının daha alt seviyede benzeri diyebiliriz. Akşam turist akınına uğruyor. Yerel yemeklerinden de denemek isterseniz restoranlar mevcut ama temizlik ve görsellik için yorum yapamayacağız. Alış-verişlerinizde pazarlık yapmayı unutmayın. (Jordan veya Yau Ma Tei metro istasyonlarından kolayca marketin kurulduğu sokağa ulaşabilirsiniz)
IMG_5599.jpg

Büyük Buda Heykeli (Giant Buddha): Mutlaka bir gününüzü bu bölgede harcayın diyoruz. Eğer gitmeden detaylı incelerseniz Buda heykeli dahil olmak üzere yakındaki bir balıkçı köyüne de turlar var. Günübirlik güzel bir tur yapılabilir. Biz Buda heykelini ve Ngong Ping köyünü ziyaret ettik. Metro ile Tung Chung istasyonuna ve oradanda kolayca teleferiğin kalktığı yere ulaşabilirsiniz. Metronun içinde ve dışarıda teleferiğin olduğu yeri gösteren işaretler var. Teleferik için çıkışta çok fazla sıra oluyor. Planınızı ya erken gelecek şekilde yapmanızı ya da imkanınız varsa biletinizi internetten almanızı tavsiye ederiz. Biz teleferik için yaklaşık 1,5 saat sıra bekledik. Teleferik ile çıkış yaklaşık 20-25 dakika kadar sürüyor ve manzara muhteşem.
IMG_5402.jpg

Çift yön standart kabin 115 HK doları eğer kabinin altı cam olanı tercih ederseniz 165 HK doları. Biz cam olanına bindik ancak tavsiye etmiyoruz. Birinci sebebi bu vagonlar az olduğu için bekleme süreniz uzuyor, ikincisi manzara zaten yan camlardan izleniyor ve alt camlardan sadece ormanı seyrediyorsunuz. Teleferik ile Ngong Ping köyüne ulaşıyorsunuz. Köyde Starbucks dahil olmak üzere bir çok kafe ve restoran ve hediyelik alış-veriş mağazaları var.
IMG_5273.jpg

Buda heykeline yürümek yaklaşık 5 dakika sürüyor ama yukarıya epey bir basamak ile çıkıyorsunuz. 2007 yılı itibari ile dünyadaki bronz, oturan ve bir bina dışında yer alan en büyük Buda’ymış. Buda’nın üst tarafına çıkmak ücretsiz ancak içindeki müzeyi gezmek isterseniz 23 HK doları.
Bu bölgede yapılacak aktiviteler için detaylı bilgiyi web sayfalarından inceleyebilirsiniz. http://www.np360.com.hk/html/eng/front/index.asp
Hafta içi saat 10:00 ile 18:00 arası, hafta sonu ve tail günlerinde 09:00 ile 18:30 arası açık.
Hong Kong’un bunaltıcı kalabalığından günübirlik uzaklaşmak, rahatlayıp, sakinleşmek için kesinlikle bu bölgeye gitmenizi tavsiye ederiz.
IMG_5366.jpg

Gece Işık Gösterisi: Her akşam saat 8’de Hong Kong limanında hem Hong Kong adası hem de Kowloon yarım adasının üzerindeki bir çok yüksek binanın katılımı ile ışık gösterisi oluyor. Gösteri 15 dakika sürüyor. Bir kez izlenmeye değer ama muhteşem bir gösteri beklentiniz olmasın. Işık gösterisi özellikle Kowloon’daki limandan çok güzel izleniyor.

The Peak (Victoria Tepesi): Hong Kong’da mutlaka yapılması gereken aktivitelerden. Biz tepeye tarihi tramway ile çıktık. Tram ücreti tek yön 28 HK doları, çift yön 40 HK doları, tepede gözlem bölümüne giriş 30 HK doları. Eğer topluca çift yön ve gözlem kulesi girişi alırsanız 65 HK doları. Octopus kartınızı kullanabiliyorsunuz ancak biletsiz geçişte indirimden yararlanamıyorsunuz. Özellikle gün batımından önce çıkıp hem gündüzünü hem güneşin batışını, hem de gecesini görmek çok güzel. Biz çıkış için hafta içi olmasına rağmen yaklaşık 1 saat bekledik. Sırada kargaşa inanılmaz, omuz atmak, ittirmek gayet doğal sayılan davranışlar. Yanlış hatırlamıyorsak saat 4 civarı tram’in kalktığı yere gelmiştik. Hafta sonu yukarı tram ile çıkış inanılmaz kalabalık oluyor. Özellikle akşam üzeri gidecekseniz bekleme süresini de düşünerek plan yapmanızı öneririz. Bu arada taksi veya otobüs ile de ulaşım imkanı var.
IMG_5419.jpg

Tepeye çıkıldığında “Sky Terrace” dedikleri gözlem terası var. Bu terastan hem deniz tarafı, hem Hong Kong adasının limana bakan bölümü hem de Kowloon yarımadası izlenebiliyor. Tepeye ulaştığınızda her türlü yiyecek imkanı var.

Star Ferry: İstanbul’daki vapurlar gibi çalışıyorlar. Vapura alışık olduğumuz için bize o kadar enterasan gelmedi. Sıcak havada, denizden gelen serin esinti çok rahatlatıcı. Bol bol fotoğraf çekebilirsiniz.

Botanik Park: Hong Kong adasında yüksek binaların arasında kalmış park çok rahatlatıcı ve dinlendirici. Hayvanat bahçesi var ve çeşitli bitkileri barındıran botanik bir park. Giriş ücretsiz.

Kowloon Yarımadası liman bölgesi: Star Ferry’nin bulunduğu iskele ve yıldızlar caddesi (Avenue Of The Stars) fotoğraf çekmek için çok ideal bir bölge. Uzay Müzesi ve Art Müzesi var. Akşam ışık gösterisini buradan izleyebilirsiniz.

Kowloon Parkı: Gayet rahatlatıcı ve dinlendirici bir park. Özellikle sıcak havalarda birazda olsun serinlemek için ideal. Yerel halkın vazgeçilmez parkı, havuz dahil çeşitli aktiviteler var.

SOHO Bölgesi: Restoran, kafe ve barları ile çok canlı bir bölge. Batı mutfaklarının hemen hemen hepsini burada bulabilirsiniz. Özellikle akşam yemeği için ideal bir bölge.

Disneyland Resort: Biz gitmedik ancak web sayfalarından fiyatlarına bakabilirsiniz. Havalanına yakın ve metro ile ulaşım var.
http://park.hongkongdisneyland.com/hkdl/en_US/home/home?name=HomePage

Wan Chai Bölgesi: Bu bölgedeki LockHart sokağı kafe, bar ve restoranlar ile dolu. Genelde İngiliz tarzı publar var. İstanbul Restoranın gittiğimiz şubesi bu cadde üzerindeydi.

Sheung Wan ve Batı Bölgesi: Bu bölgede Western market var ama bize hitap eden pek bir şey yoktu. Man Mo tapınağına uğradık. Küçük bir Budist tapınağı. Bölgede çok fazla bir şey yoktu, ekstra vaktiniz varsa dolaşılabilir. SOHO bölgesine yakın.

Hong Kong adasındaki limandan Hong Kong etrafındaki bazı adalara feribot seferleri var, günlük gezi için gidilebilir. Biz önceden böyle bir araştırma yapmadığımız için herhangi bir yere gitmeyi düşünmedik. Günü birlik Macau’ya gitmeyi düşünmüştük ancak ondan da vazgeçtik. Döndükten sonra bir gezginin bloğunda deniz kıyısında “Stanley” kasabasını tavsiye ettiğini okuduk. Exchange Square’deki otobüs terminalinden gidilebiliyormuş.
Hong Kong’un en uzun binasının 100. katında 360 derecelik bir gözetleme yeri yapılmış. Bizim olduğumuz dönemde indirim vardı ve bir kişi fiyatını 150 HK dolarından 120 HK dolarına indirmişlerdi. Çıkmadığımız için her hangi bir fikrimiz yok. Web sayfasını incelemek isterseniz; www.sky100.com.hk

Kaldığımız Oteller hakkındaki düşüncelerimiz :

Harbour Plaza North Point Oteli:
Gecesi vergi dahil iki kişi 107 dolar ödedik. Şangay – Hong Kong trenini ayarlayamadığımız için bir gün erken gelmek zorunda kaldık ve bu oteli bir geceliğine ayarladık. Hong Kong adası hattında Quarry Bay istasyonundan çıktığınızda oteli karşınızda göreceksiniz.

Kötü tarafları : Otelin yeri ters. Otel Hong Kong adasında ancak merkeze uzak.

İyi tarafları : Metro istasyonuna çok yakın. Metrodan çıkınca oteli görebiliyorsunuz. Eğer havaalanından metro sistemini kulanarak gelirseniz çok rahat bulursunuz. Bize en üst katta çok geniş bir oda verdiler. Otel odasından çok 1 odalı ev gibiydi. Sanırsak club odası diyorlarmış. Oda gayet rahat ve temizdi.

BP İnternational Oteli:
Oteli Amerikan Havayollarından kazanmış olduğumuz miller ile ayarladık. 3 gece kaldık. Otel aslında büyük bir hostel diyebiliriz.

Kötü tarafları : Oda çok büyük değil, banyosu özellikle çok küçüktü. Yan odalardaki çeşme açıldığında sesi geliyordu. Yani yalıtım iyi olmadığı için biraz gürültülüydü. Kablosuz internet odalarda ücretliydi. Yataklar ise ekstra küçüktü.

İyi tarafları : Otelin yeri Kowloon adasında ve çok merkezi. Metroya çok yakın. Metro istasyonun içinde trenin kalktığı yere kadar biraz yürünüyor. Akşam marketine yürüyerek gidebilirsiniz. Alış-veriş merkezlerine ve Macau’ya giden feribotların kalktığı deniz otobüsü terminaline çok yakın.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Hong Kong Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Tavsiyeler :

  • Otelde para bozdurmayın, döviz büroları çok daha iyi oranlara para bozuyorlar. Otelde yaklaşık 1 doları 7.16 HK dolarına bozuyorlar, dışarıda 7.6 HK dolarına bozdurabilirsiniz.
  • Bir çok yerde ‘PCCW’ isimli kablosuz internet ağına 24 saat ücretsiz ulaşabiliyorsunuz. *166# yapınca wi-fi şifresi gönderiyorlar.
  • Kalmak için kesinlikle tavsiyemiz Kowloon bölgesi. Nathan caddesinin limana yakın yerleri en canlı bölgeler. 24 saat canlı ve her yere yakınsınız.
  • Eğer alış-verişe gidiyorsanız cennete geldiniz demek. İnanılmaz büyük alış-veriş merkezleri var.
  • Kapalı mekanlarda ve metroda klimalar inanılmaz derecede soğuk üflüyor. Dışarıda terleyip, içeride soğuğa maruz kalıp rahatça hasta olunabilir. Yanınızda gidiceğiniz yerin kapalı olup olmamasına göre kıyafet bulundurun.
  • Umumi tuvaletler maalesef çok pis.

Posted by ayferonur 17:47 Archived in Hong Kong Comments (2)

Bangkok

overcast 30 °C

Doğu’nun Venedik’i diye geçen Bangkok’a, Hong Kong’dan Air Asia havayolları ile rahat bir yolculuk sonrası geldik. Uçumuz yaklaşık 2 saat 45 dakika sürdü ve biletimizi Air Asia’nın web sayfasından www.airasia.com tek yön kişi başı 120 dolara aldık.

Ağustos 2011 Döviz Kuru : $1= 30 Baht

Bangkok Suvarnabhumi Havaalanı: Tayland, Türk pasaportlulardan vize istemediği için, gümrük geçişimiz kolay ve sorunsuz oldu. Uçakta birbirine bitişik hem giriş bilgilerinizi hem de çıkış bilgilerinizi içeren bir form veriyorlar, gümrükte bu formun giriş için olanını alıp çıkışta kullanılacak olan kısmı pasaportunuza zımbalıyorlar. Fazla beklemeden bavullarımızı alıp çıkışa yöneldik. Aynı şekilde Tayland’dan ayrılırken de işlemler hızlı ve gümrük geçişi sorunsuzdu. Yaklaşık tüm işlemler 20-25 dakika kadar sürdü. Gümrük geçişinden sonra kafeterya, restoran ve duty free mağazaları var. Havaalanında yemek seçenekleri çok fazla değil. Hem pasaport kontrolünden sonra hem de havaalanı içinde Starbucks var. Yazılarımızı okuyanlar Starbucks düşkünü olduğumuzu düşünebilir ama düşkünlükten çok, temiz olması ve her zaman atıştırmalık bir şeyler bulabildiğimizden gezimiz boyunca ilk tercihimiz oldu.

Bavul emanet servisleri var. Gidiş bölümünde 4. Katta P veya Q bölümlerinin arka tarafında bavul emanet ofisini bulabilirsiniz. 24 saati 100 Baht ve ödemeyi bavullarınızı alırken yapıyorsunuz. Görevli pasaportunuza bakıp, bir form dolduruyor ve kopyasını size veriyor. Biz Kamboçya’ya geçerken sırt çantamızı 2 günlüğüne bıraktık ve sorunsuz bir şekilde aldık. Eğer Tayland’da kalmadan tekrar uçacaksanız ve gümrükten geçmeniz gerekiyorsa girişte verilen formdaki kalınacak yer bölümüne ‘transit’ yazmanızı istiyorlar.

Havaalanından, şehir içine hızlı tren var. Bir kişi tek yön fiyatı 90 Baht, gidiş-dönüş bilet alırsanız 160 Baht. Normalde tek yön 150 Baht’mış ancak bizim olduğumuz dönemde indirim yapmışlardı. Tren çok rahat ve kullanışlı. Havalanından ayrıca şehir içine Airport Express Otobüslerde varmış ve 150 baht. Bu konuda detaylı bilgimiz yok.

Sukhumvit’de kaldığımız otelden havaalanına metresiz 400 Bahta pazarlık yaptık. Maalesef otel bu konuda yardımcı olmadığı için sabahın köründe taksici ile biraz tartışarak da olsa ancak 400 Bahta anlaştık. Pazar sabahı saat 5:45’de otelden ayrıldık ve 20 dakikada havaalanına geldik. Yol boştu ancak sokaklar hareketliydi.

Khao San bölgesinden havaalanına bir çok turizm firması minibüs servisi yapıyor ve üctreti 120 Baht. Bizim otel Sukhumvit bölgesinde olduğu için bu servisi kullanamadık.
IMG_6046.jpg

İlk dikkatimizi çekenler : Size nereli olduğunuzun sorulması ile başlayan muhabbetler sonunda genellikle şu tur var bu tur var şeklinde devam ediyor. Sokakta özellikle takılan olur ve konuşmak istemiyorsanız cevap verip vakit kaybetmeyin. Tuk-tukçularla mutlaka pazarlık yapın. İlk söyledikleri rakamın yarısına mutlaka düşüyorlar. Ayrıca, eğer alış-veriş yapmak istemiyorsanız sizi alış-veriş yerlerine götürmemeleri konusunda mutlaka konuşun ve baştan anlaşın. Taksiciler ve tuk-tukçular kene gibi yapışıyorlar, kolay kolay vazgeçmiyorlar. Bazen görevli gibi gözüken kişiler aslında değiller. Bilgi almak isterseniz sizi yanıltabilirler. Bizim başımıza Grand Palace’ı ziyaretimiz sırasında geldi. Grand Palace’ın etrafındayken bir görevli (kıyafetinden öyle olduğunu sandık) yanımıza geldi ve saat 2’ye kadar sarayın turistlere açık olmadığını içeride tören yapıldığını ve o saate kadar tuk-tuk ile diğer görülecek yerlere gitmemizi, ayrıca bir mağazada yılın en büyük indirimin olduğunu tuk-tukçunun bizi oraya da götürebileceğini anlatıp hemen tuk-tuk bile çağırdı. Bu tür durumlarda gideceğiniz yerin girişine gidip gişedeki görevlilere sorun. Bunları bize söyleyen kişi bir kaç saat sonra ortalıktan yok olmuştu. Buna benzer olayı Ayahutthaya gezimiz sırasında tren istasyonunda yaşadık. Normal halkı çok fazla konuşmasa da bir şeyler sorduğunuzda yardımcı olmaya çalışıyorlar. Çin ile karşılaştırdığımız zaman çok daha saygılılar, yolda ve metroda kesinlikle daha çok özen gösteriyorlar.

IMG_6039.jpg

Ulaşım : Taksiler 35 Bahta açılıyor, bekleme süresinde 2 Baht ve her 200 metrede 2 Baht artıyor. Bu arada taksiciler aldatmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bilmediğiniz zaman kesinlikle kazıklanabilirsiniz. Gündüz trafik yüzünden taksiyi kullanmak çok akıllıca değil. Havalanından kaldığımız otele gelmek için hızlı tren ile “Phaya Thai” istasyonuna geldik. Oradan otele metro ile ulaşım yerine bavullarımızdan ve eşimin boyun ağrılarından dolayı taksiyi kullandık. Mesafe çok kısa olduğu halde taksici trafik var diyerek paralı yoldan gitti ve yolu uzatarak özellikle trafiğin yoğun olduğu yerleri seçerek, bekleyerek 175 Baht’a otelimize getirdi. Normalde 50-60 Baht’lik yola 175 Baht ödeyerek ilk kazığımızı taksici arkadaştan yemiş olduk.

Hava treni (BTS Sky Train) çok kullanışlı ve kolay. 4-5 duraklık mesafeler yaklaşık 25-30 Baht kadar. Günlük sınırsız kart alırsanız 120 Baht. Durak araları çok uzun değil. Metro hatları da (MRT) çok fazla bölgeyi kapsamıyor ancak çok kolay ve kullanışlı. Görevliler ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorlar.
IMG_6402.jpg

Tuk-tukçular ile pazarlık yaparsanız taksiden daha avantajlı olabilir. Ancak istemiyorsanız alış-veriş yerlerine götürmeyecekleri konusunda baştan anlaşın.

Nehir üzerinde botlar çalışıyor ve gittiği bölgeye göre fiyatı değişiyor. Central Pier’den Grand Palace arası lokal botlar 15 Baht. Birde özel bir firmanın çalıştırdığı botlar var. Onlar bu mesafeyi 30 Bahta gidiyor ama daha konforlu. Günlük sınırsız seyhati de 150 Bahta alabiliyorsunuz. Bu özel botlar saat 10:00 ile 16:00 arası çalışıyorlar. Biz günlük almadık çünkü vaktimizin çoğunu Grand Palace ve civardaki tapınakları gezerek geçirdik. Limanda soru sorduğunuz zaman size hemen bir şeyler satmak istiyorlar. Tavsiyemiz botların yanaştığı yere kadar gitmeniz. Orada size nereye gitmek istediğinizi sorup ona göre yönlendiriyorlar. Central Pier’e, hava treninin Silom hattını kullanarak “Saphan Taksin” istasyonunda inip ulaşabilirsiniz.

Gezilecek Yerler:

Siam Square: Alış-veriş, restoran ve kafeteryalar var. Siam Center alış-veriş merkezinin en üst katında çok güzel restoranlar var. Fiyatları genelde fiks menü ve uygun.

Khao San Caddesi: Biz Altın Buda’dan Khao San caddesine 80 Baht’a tuk-tuk ile gittik. 150 Bahttan açtı ve 80’e anlaştık. Khao San caddesi turizm merkezi gibi olmuş. Cadde sağlı sollu otel, guest house, hostal, restoranlar, kafeler, hediyelik eşya satan dükkanlar, masaj salonları ve turizm acentaları ile dolu. Yapmak istediğiniz turları kesinlikle kolayca burada ayarlayabilirsiniz. Tam backpacker cenneti diyebiliriz. Sokakta olan yemeklerden, fast food zincirlerine kadar her şey var. Burger King’de tavuk menu 185 Baht. Hediyelik eşya fiyatları da mağazadan mağazaya değişiyor, mutlaka pazarlık edin. Almadığınız zaman genelde arkanızdan siz ne kadar verirsiniz diye soruyorlar. Cadde, Grand Palace’dan yaklaşık 10-15 dakika yürüme mesafesinde aynı şekilde Pirra Arthtit iskelesine 10-15 dakikada yürüyebilirsiniz. Gecesi çok hareketli oluyormuş. Bir daha Bangkok’a gelirsek bu civarda kalmayı planlıyoruz.
IMG_6286.jpg

Silom Bölgesi: Biz maalesef inanılmaz kötü bir yağmura yakalandık ve dolaşamadık. Zamanımızın çoğunu bir kafede çay kahve içip yağmurun azalmasını bekleyerek geçirdik. Biz ayrılırken gece pazarı kuruluyordu. Kapalı alış-veriş merkezi var. İçinde restoran ve kafeteryalar var. (BTS Silom hattı - Sala Daeng istasyonu)

Grand Palace: Sarayın giriş ücreti 400 Baht. Sarayı dolaşmak için yaklaşık 2 saat yeterli. Saraya girişte kıyafet kuralları katı. Girişte eğer kıyafetiniz uygun değilse gezmeye uygun kıyafetleri kiralayabiliyorsunuz. Biz uzun kollu tişört ve pantolon ile geldiğimiz için sorun yaşamadık. Saraydaki yapıların her biri çok etkileyici. İlk izlenimler bölümünde anlattığımız gibi eğer size Sarayın etrafında şu anda kapalı derlerse sakın inanmayın ve Sarayın gişesine ilerleyin. Sarayın girişinde isterseniz otomatik rehberlik hizmeti veren cihazlardan kiralayabilirsiniz. Saray sabah 08:30 ile 16:00 arası açık.
IMG_5743.jpg
IMG_5737.jpg

Wat Pho: (Yatan Buda) Giriş ücreti 50 Baht. Hem Buda’nın yattığı bina hem de diğer binalar gerçekten çok etkileyici ve güzeller. Saraydan yürüyerek en fazla 10 dakika sürüyor. Tha Tie iskelesinden yürüyerek de yaklaşık 5-10 dakika arası uzaklıkta.

Wat Arun: Giriş ücreti 50 Baht. Tapınağın kendisi, üzerindeki motifler gerçekten çok etkileyici. Üst katlara çıkabiliyorsunuz. Bizce görsel olarak en güzel Budist tapınaklardan bir tanesi. Tha Tie iskelesinden botlarla (3 Baht) Wat Arun’un olduğu iskeleye geçebilirsiniz.
IMG_5650.jpg

Wat Traimit: (Altın Buda) Buda’yı görmek isterseniz 40 Baht. Eğer sergiyi de ziyaret etmek isterseniz ekstra 100 Baht. Dünyadaki en büyük Altın Buda. Ağırlığı 5,5 tonmuş.

Wat İndharavihan: (Ayakta Buda) Giriş ücretsiz. Tapınakta epey turist vardı. Tapınaklar inanılmaz etkileyici değil ancak yine de güzel. Eğer vaktiniz varsa gidebilirsiniz.

Tavsiye: Saray ve üstteki 4 tapınağı gezmek için bizce en güzel plan şöyle olabilir. Sabahtan Saray gezilebilir, Saray çıkışında tuk-tuk ile anlaşıp Wat Arun hariç 3 tapınak dolaşılabilir. Tuk-tuk ile en on Wat Pho’ya gelebilir ve Wat Arun’a da buradaki Tha Tie iskelesinden bot ile ulaşabilirsiniz. Pazarlık ile tuk-tuk için 40-50 Baht civarına anlaşabileceğinizi tahmin ediyoruz.

Nehir turları: Chao Phraya River Express ile turlar yaklaşık 1,5 saat kadar sürüyormuş. Biz tümünü dolaşamadık.

Chinatown: Çin’den geldiğimiz için bizim çokta ilgimizi çekmedi.

Yüzen markete, Kwai köprüsüne gitmeye vaktimiz olmadığı için bir dahaki sefere bırakıyoruz. National Museum, Tayland’ın geleneksel sanat eserlerini barındıran Asya’nın büyük müzelerinden biri ve Pazartesi- Salı günleri kapalıymış.

Gittiğimiz restoran, kafe ve marketler :

Starbucks: Hemen hemen her yerde Starbucks var. Orta boy kahve 85 Baht, bagel sandöviç 75 Baht.

Hard Rock Café: Siam Square BTS istasyonuna çok yakın. Amerika ile fiyatları karşılaştırınca yaklaşık aynıydı. Saat akşam 7’ye kadar lokal biralarında %50 indirim vardı. İki ana yemek, 4 bira ve servis ücreti toplam 1160 Baht ödedik. Shinga birasının içimi gayet rahat ve hafif. Bildiğimiz ve arkadaşlarımız tarafından daha once denenmiş olduğu için başka bir yer aramadık ve akşam yemeklerimizi burada yedik.

Siam Square’de Siam Center’ın en üst katında alternatif restoranlar bulabilirsiniz. Özellikle birkaç tanesi güzel duruyordu, denemek için vaktimiz kalmamıştı.

Kaldığımız Otel hakkındaki düşüncelerimiz :

Park Plaza Sukhumvit Oteli: Gecesi vergi dahil iki kişi yaklaşık 90 dolardan kaldık. Otelin hemen karşısındaki Exchange Tower binasının içinde Starbucks var. Kahvaltılık bir şeyler bulabilirsiniz. Bölgede çok yapacak bir şey yok. Diğer bölgeleri gezdikten sonra buradaki otel fiyatlarının biraz yüksek olduğunu fark ettik. Tabi ki diğer otellerin içlerini görmedik, oda kaliteleri nasıldır bilmiyoruz. Yiyecek konusunda Sky tren ile Siam Meydanı’na gitmenizi tavsiye ederiz, bu bölgede çok fazla çeşit bulabilirsiniz. Check-in sırasında depozit istiyorlar biz kredi kartımız yerine dolar olarak nakit verdik. Check-out esnasında verdiğimiz depoziti iade ettiler.

Kötü tarafları : Otelin herhangi bir kötü tarafı yok. Sadece bazı servislerini biraz daha iyi yapsalar gelenlere daha fazla yardımcı olurlar. Mesela ulaşım konusunda taksiden başka hiç bir yardımları yok. Herhangi bir yere nasıl gidebilirim diye sorduğunuzda daha güvenilir diyerek taksiye yönlendiriyorlar. Bangkok’dan bir saat uzaktaki eski başkent Ayutthaya’ya nasıl gideriz diye sorduğumuzda aldığımız cevap; size hemen taksi ayarlayalım oldu. Lokal insanların kulandığı minibüsleri sorduğumuzda rahat edemezsiniz dediler. Ancak gidişimizi minibüs ile yaptık ve gayet memnun kaldık. Anlaşmalı bir taksi ile de çalışmadıkları için herhangi bir yere giderken pazarlık yine size düşüyor. Havaalanı ulaşım bölümünde bu konu ile ilgili detayı okuyabilirsiniz. Geceleri çok elektrik kesintisi oluyor. Sabah için odadaki saati kurduysanız dikkatli olun.

İyi tarafları : Otelin odası geniş ve çok temiz. Banyosu da büyük ve çok temizdi. Oda da emanet kutusu var. Odalarda kablosuz internet erişimi ücretsiz. Günde iki kez odaya temizlik için uğruyorlar. Oda içinde buzdolabının dışında her gün iki adet ücretsiz su bırakıyorlar. Mini bar var ve fiyatlar makul. Otel Sukhumvit metro istasyonu ile Ashok hava treni istasyonlarına yürüyerek 5 dakika mesafede. Her iki istasyonun yeri aynı.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Bangkok Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

www.ayferonurseyahatnamesi.com

Tavsiyeler:

  • Tapınak girişlerinde özellikle dua edilen bölümlerin önünde ayakkabılar çıkarılıyor.
  • Grand Palace ve bazı tapınaklarda bayanlar için pantalon veya uzun etek ve uzun kollu giyecek, erkeklerin de uzun pantalon giyinmelerini istiyorlar. Yanınızda yoksa girişte bacakları, kolları kapatacak şekilde örtülerden kiralayabiliyorsunuz.
  • Ayutthaya’ya mutlaka gidip bir gününüzü geçirin, kesinlikle memnun kalacaksınız. Detaylı bilgi için Ayutthaya yazımızı okuyabilirsiniz. Tren, minibüs veya turla gidebilirsiniz.
  • Bankalar hafta içi genelde saat 18:00 gibi kapanıyor ancak 20:00’e kadar açık bankalar da var. National Stadium BTS istasyonunda para bozdurma bürosu var. Hard Rock Café’ye hemen dik gelen caddede bir banka akşam saat 20:00’e kadar açık.
  • “Boots Pharmacy” genelde her yerde var ve her türlü eczane ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz.

Posted by ayferonur 17:09 Archived in Thailand Comments (4)

(Entries 26 - 30 of 58) « Page 1 2 3 4 5 [6] 7 8 9 10 .. »