A Travellerspoint blog

Helen

Georgia

sunny 20 °C

Birden fazla gittiğimiz Helen, Atlanta’nın kuzeyinde güzel bir Alman kasabası. Yaklaşık Atlanta merkezine 1,5 saat uzaklıkta olan Helen’e, 400 nolu otoyoldan kuzeye doğru giderek ulaşabilirsiniz. Helen’in içinden Chattahoochee nehri geçiyor ve nehir için en büyük aktivite lastik simitler ile yapılan “river tubing”. Nehrin etrafında oteller, restoranlar, barlar ve kafeler bulabilirsiniz. Ana caddenin her iki tarafında da bol bol özellikle hediyelik eşya mağazaları, kafe ve restoranlar var.
IMG_0117.jpg
Helen, motosiklet kullanıcılarının hafta sonu günü birlik rağbet ettiği yerlerden bir tanesidir.
IMG_0217.jpg
Meraklısı için kasabanın içinde “Tarantula” örümcek müzesi görülecek yerler arasındadır.
Tarantula müzesi girişi 4 dolar. (www.livetarantulasgallery.com)

Ayrıca kasabada her türlü Alman ürünlerini bulabilirsiniz. Çok fazla yapılacak bir şey yok gibi dursa da haftasonu dinlenmek ve kendinizi farklı bir atmosferde hissetmek için ideal bir yer.

Hofer’s Café: (3 Ekim 2010) (http://www.hofers.com/cafe.htm)
Kendi yapımları olan pastaları ve ekmek çeşitleri çok lezzetli. Ayrıca sosisli sandöviçleri Bratwurst-on-a-Bun’ı çok lezzetliydi. Ekim 2010 tarihindeki fiyatlarından,
2 litrelik bira bardağı 35 dolar, geri doldurması 18 dolar (bardak hediye)
1 litrelik Oktoberfest Paulaner bira ise 16 dolar, geri doldurması 10 dolar
IMG_0122.jpg
Cafe International : (16 Ağustos 2009) Nehrin hemen kıyısında bir restoran. The rueben sandöviçi yedik, bizim damak tadımıza uymadığı için çok beğenmedik. Ayrıca hamburger yedik ve güzel değildi. Biralarına ise diyecek sözümüz yok, sürahi ile gelen adını hatırlayamadığımız Alman birası çok güzeldi.
DSC02658.jpg
Troll Tavern: (23 Ekim 2011) Nehrin kıyısında Cafe İnternational’ın karşı tarafında kalıyor. 3 sosisli sandöviç ve 1 sürahi bira ısmarladık. Sandöviçlerin lezzeti güzeldi. Toplam 50 dolar tuttu.

Old Heidelberg : (24 Aralık 2011 - 10 Kasım 2013) Yeri merkezde Tarantula müzesinin yan tarafındaki canlı müzik çalınan bölgede. Hem açık hem de kapalı yerleri var. Bira ve yiyecekleri lezzetliydi. Özellikle sosis çeşitlerini tavsiye ederiz. Fiyatlardan, Wurstpsampler (3 çeşit sosis) 18.75 dolar, çorba 6.75 dolar, kids Hotdog 3.5 dolar, Knockwurstplatte (sadece inek eti) 14.75 dolar, Paulaner Octoberfest ve Paulaner Hefe Weizen Original büyük boy biralar 6.75 dolar, tatlı 4.75 dolar ve sosisleri tabakta istemişseniz yanına sandviç ekmek isterseniz tanesi 1.5 dolar. İkinci gidişimizde servislerinden pek mennun kalmadık...

Ayrıca nehre bakan birden fazla fastfood tarzı yerlerin olduğu bir bölüm var. İsterseniz buralardan yiyecek alıp canlı müzik dinleyip pistte dans edenleri izleyebilirsiniz. Fiyatlar hemen hemen yerde aynı, 14.10.2012'de giitiğimizde 3 bira, 2 sosisli sandviç, 1 hamburger ve 1 patates kızartmasına vergi dahil, bahşiş hariç 61 dolar ödedik.

Posted by ayferonur 20:49 Archived in USA Tagged living_abroad Comments (0)

New Orleans

overcast 22 °C

ABD’nin en hareketli güney şehirlerinden biri olan New Orleans’a Atlanta’dan araba ile yaklaşık 7 saatlik bir yolculuk sonrasında vardık. Otelimize eşyalarımızı bırakıp hemen akşam yemeği için dışarıya çıkıyoruz. İlk akşam ABD’nin zincir restoranlarından Bubba Gump’da büyük keyif alarak yemeğimizi yiyoruz. Yemekten sonra N. Peter’s sokağını baştan sona yürüyoruz. Bu esnada Jackson Square’den geçiyoruz, French Market ve St. Louis Katedralini görüyoruz. Katedral ilk haliyle 1720 yılında inşa edilmiş ve Kuzey Amerika’daki en eski katedral. Daha sonra French Quarter’ın merkezi sayalabilecek Bourbon Street’e yöneliyoruz. Bourban Street, akşam inanılmaz derecede hareketleniyor ve akşamları sokak trafiğe kapatılıyor. Bizim orada olduğumuz Haziran ayında herhangi bir özel aktivite olmamasına rağmen gece sabaha kadar bu sokak dolup taştı. Sokak üzerinde farklı tarzlarda müzik çalan barlar, restoranlar, oteller var. Gece sokakta alkol serbest, herkesin elinde biralar, margaritalar vs. dikkatimizi çekiyor. Evlenecek çiftler tarafından bekarlığa veda partisi için oldukça tercih edililiyor veya bize denk geldiler… Ertesi gün kahvaltımızı Mississippi nehri kıyısında yapıyor ve şehri gündüz gözüyle dolaşıyoruz. Dün gece sabaha kadar açık olan eğlence yerleri henüz kapalı, Bourban sokağı da dün gece ki kadar çekici durmuyor. Sokak aralarına girdikçe antikacılar, sanat galerileri ve hediyelik eşya satan mağazalar dikkatimizi çekiyor. Öğleden sonra yağmur yağıyor, yağmurdan kaçmak için akşam yemeğimizi erken yiyoruz, bir taraftan da dünya kupasında maç izliyoruz. Akşam tekrar canlanan Bourban sokağına gidiyoruz. Musical Legends Park’da dinlenmek için oturuyor ve margaritalarımızı yudumlarken keyifle canlı müzik yapan grubu dinliyoruz. Bir akşam daha kalıp Atlanta’ya geri dönmek üzere yola çıkıyoruz.

Tavsiyeler: Güney mutfağından değişik lezzetleri denemek için French Market Place’e gidilebilir. Ayrıca Café Du Monde, New Orleans’ın mutlaka gidilmesi gereken mekanlarından bir tanesi. “Riverwalk”, yemek ve alışveriş için alternatif mekanlardan bir tanesi. Biz araba ile dolaştık ancak “Canal Street” den kalkan trolleybüs ile şehrin “Garden District” ve “Uptown” bölgelerine gidilip gezilebilir.
Tur firmalarının web sayfaları: www.louisianaswamp.com , www.magictoursnola.com alternatif turlar ve görülecek yerler hakkında daha detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.

New Orleans’ı her yıl çekici yapan “Mardi Gras” festivali genelde Şubat veya Mart ayında oluyor.

New Orleans’da 2005 yılındaki “Katrina” kasırgasının etkileri hala görülüyor. Çok fazla etkilenen ve hasar alan binaların bir çoğu kullanılmaz halde duruyor. Mississippi nehrinin tekrar taşmasında suların özellikle Downtown, French Quarter bölgelerine zarar vermemesi için yaklaşık 3 metrelik duvarlar örülmüş. Şehrin diğer bölgelerini gezemediğimiz için bu duvarların ne kadar bir bölgeyi kapsadığını bilemiyoruz.

Cafe Pontalba Restoran (31 Ağustos 2013) French Quarter'da Saint Peters St. üzerinde olan restorana tamamen tesadüf eseri gittik ve çok mennun kaldık. Özellikle grill balıklarını tavsiye ederiz. Fiyatlardan; Grill fish 18 dolar, crabcake entree 18 dolar, fish pontalba 20 dolar, biralar 4,5 dolar civarı ve ayrıca %7 vergi ve %15 bahşiş ilave ediliyor. Adresi: 546 Saint Peters St. New Orleans, LA 70116 (505)-522-1160

Kaldığımız Hilton Otel hakkındaki düşüncelerimiz:

Otelimizi, “www.priceline.com” web sitesinden iki kişi oda fiyatı ve vergi dahil 85 dolara ayarladık.
İyi tarafları: French Quarter’a yakın, odası gayet güzel ve temizdi. Riverwallk’ın hemen yanında, otelden direkt geciş var. Otelin kafeleri ve restoranları güzel.
Kötü tarafları: Kapalı otoparkı var ancak ücretli ve gecesi 32 dolar.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. New Orleans Fotoğraflarımız

Web sitemizin linki: www.ayferonurseyahatnamesi.com

Posted by ayferonur 20:44 Archived in USA Tagged living_abroad Comments (0)

Puno

sunny 16 °C

Puno’ya Cusco’dan İnka Exspress’in otobüs turu ile uzun ve zevkli bir yolculuktan sonra akşam üzeri varıyoruz. Kalacağımız oteli “Casa Andina Classic-Puno Plaza” önceden ayarladığımız için otobüs terminalinden taksi ile otelimize direkt gittik. Otele varır varmaz hafiften etkilemeye başlayan yüksekliğin etkisini azaltmak için coco çaylarının olduğu masaya doğru yöneldik. Otele giriş işlemlerimiz yapılırken bir taraftan önümüzdeki günlerin gezi planını yapıp bir taraftan da coco çaylarımızı yudumluyoruz. Odaya bavulları bırakıp hemen bir acenteye gidip kafımızdaki soruları netleştirmemiz gerekiyor.
DSC09482.jpg

Neyse işlemlerimiz bitti ve kendimizi Puno’nun sokaklarında buluyoruz. Trafiğe kapalı olan Jr. Lima Caddesi ; sağda solda mağazalar, restoranlar, kafeler, turizm acenteleri ve insan kalabalığı ile oldukça hareketli ve Puno’nun en can alıcı caddesi. İlk işimiz bir turizm acentasına girip adalara olan turlar ve Copacabana’ya gidiş hakkında bilgi almak. İlk acentadan, otobüs ile Copacabana’ya gidiş, Günes adasına tekne ile gidiş, adada yerleşik halkın birinin evinde bir gece kalış, yemekler ve Puno’ya geri dönüş şeklinde 100 Soles fiyat alıyoruz. Copacabana’da kalacak yerimizi ayarladığımız ve adada birinin evinde kalmak cazip gelmediği için başka bir acentaya uğruyoruz. Hem turizm acentası hem döviz bürosu hem de market, ilgilenen bayanla anlaşmakta biraz zorlanıyoruz ama beden dili imdadımıza yetişiyor. Elimizde tur bileti kendimizi dışarıda buluyoruz. Artık iyi bir akşam yemeğini hakettiğimizi düşünüyoruz, yavaş yavaş yükseklik etkisini ve öğlen yolda yediklerimizden dolayı mide de rahatsızlık kendini göstermeye başladı. Ara sokaklara dalıyoruz ve oldukça dolu bir pizzacı dikkatimizi çekiyor, açlıktan daha fazla düşünmeyip kendimizi içeride buluyoruz.
DSC09494.jpg

Sabah kalktığımızda eşim kendini daha kötü hissediyor, nefes almakta zorlanıyor, tabi ki bir taraftan mideyi de bozmanın etkisi var. Geziye devam edip etmeme konusunda kararsız kalmışken, otel personeli imdadımıza yetişiyor, eşim 10 dakikalık oksijen alımı ile kendine geliyor. Mide sorunluydu ama olsun yola devam kararı alıyoruz. Otelde kahvaltımızı yapıp, bavullarımızı otelin resepsiyonuna bıraktıktan sonra turizm firması elemanı tarafından otelden alınıp Uros adasına gidecek tekneye doğru yola çıkıyoruz.
DSC08142.jpg

Uros yüzer adalarının özelliği, totora dedikleri sazlardan yapılıyor ve evler, sallar vs. her şey sazlardan inşa ediliyor. İlk durduğumuz adada İngilizce ve İspanyolca iki ayrı rehber tarafından genel bilgi veriliyor. Ada halkı balık ve patates ağırlıklı besleniyor. Adaları çürümeye başladığı zaman yenisini yapıp eski adayı göle bırakıp terk ediyorlar. Açıklamalardan sonra ada halkından biri kolumuzdan tutup bize evini gezdiriyor ve kendi üretimleri olan hediyelik eşyalardan satmak istiyor. Açıkcası alınacak pek bir şey yok ve pahalı, ne kadar gerçekten adada yaşadıklarını söyleseler de pek yaşam belirtisi yok, sanki bu kısım sadece turistik amaçlı yapılmış.
DSC08157.jpg

Yanındaki adaya geçmek için Mercedes diye adlandırdıkları sazlardan yapılmış sallar ile kişi başı 10 soles karşılığında gidebileceğimizi söylüyorlar. Daha sonra talep olmayınca 5 solese indiriyorlar. Geldigimiz tekne de aynı yere gidiyor ama hem değişiklik olsun hem de ada halkı para kazansın diye biniyoruz. Bu adada da çok özel bir şey yok, küçük bir market ve bir restoran var. Öğle yemeği molasından sonra geri dönüşe geçiyoruz. Saat 14:30’da Copacabana’ya gidecek olan otobüsümüz kalkacak.
DSC08147.jpg

Copacabana’da iki gece kaldıktan sonra Juliaca havaalanından Lima’ya gitmek için Puno’ya geri dönüyoruz. Havaalanına gidene kadar yarım gün de olsa Puno’da biraz daha dolaşmaya vakit buluyoruz.

Plaza de Armas’da her yerde olduğu gibi güzel bir katedral var. Peru’daki hemen hemen bütün meydanlar sanki birbirinin aynısı. Parkta oturup çocukların güvercinlere yem atmalarını izliyoruz. Etrafta üzerlerindeki yeleklerden belediyeden izinli resmi boyacılar oldukları anlaşılan ayakkabı boyacıları dikkatimizi çekiyor. İlginç tarafı çok fakir görünümlü insanlar bile gelip ayakkabılarını boyattırıyor, küçücük parkta bir sürü boyacı var. Bir anda her taraf formalı öğrencilerle doluyor, okulların çıkış saatinin olduğunu anlıyoruz. Ayakkabı boyacıları, tek tip formalı öğrencileri ile bir an kendimizi ülkemizde gibi hissediyoruz, sadece insanlar pek benzemiyor.

DSC09485.jpg

Bu kadar gözlemleme yeter deyip uçağa binmeden önce birşeyler atıştırmaya karar veriyoruz. Turizm acentasının tavsiye ettiği “San Piero” restoranına gidiyoruz, tahminimizden daha güzel bir yer çıkıyor. Hem otel kısmı hem de restoranı var.

Turizm acentasının ayarladığı minibüs ile Juliaca havaalanına gidiyoruz. Bavul işlemlerimizden sonra havaalanı vergisi bilete dahil olmadığı için 9.72 solesi vezneye ödüyoruz. Havaalanı küçük, işlemler hızlı ilerliyor.

Ulaşım ve tur bilgileri :

Otobüs terminali-Plaza de Armas arası taksi 4 Soles.

Uros adası yarım gün tur 25 Soles (otelden alıyorlar, tekne ile adaya gidiş-dönüş, rehberlik hizmeti fiyata dahil).

Puno-Copacabana arası otobüs 25 Soles (fiyata otel-otobüs terminali arası transfer dahil). En son otobüs 14:30’da. (Bolivya tarafından daha ucuz 30 Bolivianos)

Otel-Juliaca havaalanı transfer kişi başı 20 Soles. (Yaklaşık bir saat sürüyor.)

Biz turizm acentesi olarak Jr. Lima caddesi üzerindeki “CIUDAD DEL LAGO’yu” kullandık. Otel-Uros adası-Copacabana-Puno-Juliaca Havaalanı şeklindeki pakete kişi başı 90 Soles ödedik. Başta çok güvenli bir yer gibi durmasa da, bizdeki gibi gösterişli bir acenta olmadığı için, çok ilgililer ve ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştılar.

Gittiğimiz restoranlar :

JHUTMAY Brick Oven (7/Eylül/2010): Akşam yemeğimizi yedik. Oldukça kalabalıktı, pizzaları az pişirmeleri dışında lezzeti iyiydi.
Çay 2 Soles, Orta boy pizza 16 Soles. (Orta boy pizza iki kişilik)

San Piero Restoran (10/Eylül/2010): Empanadaları çok lezzetli, peynirlisini yedik ve bizim talaş böreklerine benziyor. Ücretsiz Wi-Fi var, garsonlar çok ilgiliydi. Yeri Jr.Lima Caddesi üzerinde, ikinci katta olduğu için başta görmekte zorlanabilirsiniz.
Empanada 4,5 Soles, kahve ve coco çayı 2,5 Soles.

Kaldığımız Otel Casa Andina hakkındaki düşüncelerimiz :

Gecesi kahvaltı dahil 55 dolara (oda fiyatı) kaldık.

Kötü tarafları : Odalardaki perdeler hariç kötü tarafı yoktu diyebiliriz. Perdelerin kenarları çok aralıklı olduğu için içeriye fazla ışık giriyordu.

İyi tarafları : Konumu iyi, her yere çok yakın. Temiz, personel çok ilgili, sabah kahvaltısı güzeldi. Bavullarınızı isterseniz bırakabiliyorsunuz, iki gece Copacabana’da kaldıktan sonra otele geri dönüp bavullarımızı aldık.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Puno Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Tavsiye : Casa Andina grubuna ait 3 otel var, eğer otel göl tarafında olsun derseniz en pahalı oteli olan Private Collection olanını seçebilirsiniz. Web sayfaları www.casa-andina.com , Peru ‘da oldukça yaygın bir otel grubu. Zamanımız kısıtlı olduğu için sadece yarım günlük tur aldık Tequila adasını da kapsayan tura katılınabilir. Açıkcası gölün Bolivya tarafı çok daha etkileyici, kesinlikle Güneş adasını görmenizi tavsiye ederiz. Eğer gidecek olursanız saat farkını unutmayın, Bolivya Peru’dan 1 saat ileri. Gündüzleri hava sıcak ama akşamları serin oluyor. Yükseklikten etkilenmemek için alkolü kısıtlı tüketmenizi hatta içmemenizi, bol bol coco çayı içmenizi ve ilaç olarak Soroche Pills’ i kullanmanızı öneririz.

Posted by ayferonur 13:56 Archived in Peru Comments (0)

Copacabana

sunny 17 °C

Puno’dan yaklaşık 3,5 saatlik bir otobüs yolculuğu sonrasında Copocabana’ya varıyoruz. Bu süreye şu ana kadar ki en ilginç sınır geçişimizde dahil. Peru – Bolivya sınırına yaklaştığımızda sınırı kalabalıktan dolayı geçemeyeceğimizi düşündük. İnanılmaz bir kalabalık, otobüsün geçeceği yolun üzerinde kurulmuş pazar şemsiyeleri, satıcılar, yürüyenler, karşı yönden gelmeye çalışan arabalar, turistler vs. Her gün mü kuruluyor bilmiyoruz ama iki ülkenin sınırının her iki tarafında da oldukça büyük bir pazar kurulmuştu. Ev eşyası dahil olmak üzere aklınıza ne geliyorsa satılıyordu. O yüzden bu kalabalığı geçip gümrük kapısına ulaşmak kolay olmadı. Otobüsten inerken değerli eşyalarımızı yanımıza almamızı veya iyice korumamızı tavsiye ettiler. Bolivya tarafına geçmeden önce para bozdurmamız ve Bolivya tarafında bozdurmamamız için uyardılar. Büyük olasılıkla grubun dağılmaması ve vize parası ödemede bekleme yapmamak içindi. Tabi ki bütün açıklamalar İspanyolca yapıldı, otobüste İngilizce bilen turistler tercüme ettiler. Bolivya Türk pasaportu taşıyanlardan vize istemiyor. Peru tarafında çıkış ve Bolivya tarafında da giriş damgaları vuruluyor. Eğer kalacak yer ayarlamadıysanız otobüste otel, hostal tavsiye ediyorlar ve turların broşürlerini dağıtıyorlar.

DSC09456.jpg

Copacabana, Titicaca gölünün kenarında kurulmuş çok küçük bir kasaba. Sahile doğru inen ana caddenin sağında ve solunda kafeterya, restoran, market ve turizm firmaları var. Biz önce kalacağımız “ La Cupula” hostale gidiyoruz. Hostale çıkan yokuşta sırt çantaları ile yüksekliğin yaratmış olduğu zorlanmayı hissediyoruz. Restoranının akşam için dolu olduğunu öğrenince hostalden aldığımız tavsiye üzerine şehir içinde tavsiye edilen restoranda akşam yemeğimizi yemeye karar veriyoruz.

DSC09408.jpg

Titicaca gölündeki Güneş adasına (Isla del Sol) olan turumuz için sabah erkenden sahile geliyoruz. Güneş adasına iki tip tur yapılıyor. Birincisi sadece güney tarafına Yumani’ye gidiyor ve birkaç saat kalıp dönüyor. Bu turda açıkcası görülecek bir şey yok. İkinci tur ise; adanın kuzeyine Challapampa’ya gidiyor, İspanyolca rehber eşliğinde İnkaların güneşin doğduğuna inandıkları kayalık (Pumo) ve inka kalıntıları ziyaret ediliyor. Sonrasında iki seçenek sunuluyor. Ya 2-2,5 saat yürüyerek adanın güneyine gidip saat 15:30’da kalkacak tekneye binmek veya hemen kuzeyde teknenin olduğu yere gidip öğlen 13:30’da kalkan tekneyi yakalayarak adanın güneyine tekne ile gitmek.

DSC09378.jpg

Yürürken yol boyunca manzaralar tek kelime ile nefes kesici ve doğa tüm doğallığı ile korunmuş. Titicaca gölü kesinlikle kendisine hayran bıraktırıyor. Akşam üzeri Copacabanaya geri döndük. Tekne maalesef inanılmaz derecede yavaş ve teknenin içine yerleştirilmiş olan sandalyeler de rahatsızdı. Eğer adada kalmak isterseniz hostaller ve yerel halkın yanında kalmalı ayrıca turlar var.

DSC09349.jpg

Akşam güneşin batışını sahilden izliyoruz ve dinlenmek üzere hostalimize dönüyoruz. Ertesi sabah Puno’ya dönmek üzere sabah hostalden ayrılıyoruz. Bolivya tarafından sınırı yürüyerek geçiyoruz, pazar yeni kurulmaya başladığı için gelişteki gibi kalabalık değil.

DSC09441.jpg

DSC09461.jpg

Ulaşım ve Giriş Ücret Bilgileri:

Eylül 2010 Döviz Kuru : $1=2.77 Soles ve $1=7 Bolivianos
Copacabana’dan Puno üzerinden Cusco’ya günde 3 sefer var. İki ayrı firma gördük. İlk otobüs sabah 09:00 ‘da, son otobüs ise 18:00’da.
Copacabana-Puno arasi 30 Bolivianos (Puno tarafindan alırsanız aynı bilet 25 Soles, neredeyse iki katı fazla)
Copacabana-Isla Del Sol arası bot 20 Soles (Puno’da turu ayarladığımız için Bolivya’ daki fiyatını bilmiyoruz.)

Adanın kuzey kısmındaki müze ve kalıntıların olduğu bölüme giriş ücreti 10 Bolivianos , güney kısmına giriş ücreti 5 Bolivianos.

Gittiğimiz restoran ve kafe :

La Orilla Restaurant (8-9/Eylül/2010): İki akşam yemeğimizi burada yedik. Kaldığımız hostal tavsiye ettiği için denedik, yemekleri fena olmayınca yeni yer denemek yerine ikinci akşam da aynı yeri seçtik. Her çeşit yemek var. Restoran, göle doğru inen Av. 6 de Agosto caddesi üzerinde sağ tarafta kalıyor.
Küçük pizza 15, sandöviç 8, çay 5, patates 6 ve 3/4 lt. bira 14 Bolivianos. Denediğimiz Bolivya bira markası Pacena Pilsener fena değildi.
Sabah kahvaltı ettiğimiz kafenin adını hatırlamıyoruz ama botlara doğru giderken sol tarafta kalıyordu, dışarıda da oturulacak yerleri olan hoş bir yere benziyordu. Ama dıştan öyle duruyor, pis bir yer ve kahvaltı ettiğimize pişman olduk. Daha sonra birçok kişinin midesini bozmamak için ekmek ve muz yediğini gördük. Marketlerde kraker, çikolata ve içecekler satılıyor, en iyisi onlarla idare etmek. Yerine göre su 2-5 Bolivianos. Kahvaltı ettiğimiz yerde sandöviç 15, çay 8 Bolivianos.


Kaldığımız Hostal La Cupula hakkındaki düşüncelerimiz :

www.hotelcupula.com Gecesi iki kişi 26 dolar (oda fiyatı) ödedik.

Kötü tarafları : Web sayfalarından rezarvasyonumuzu yaptırdık ve anlaşmış olduğumuz fiyatın üstünde rakam çıkardılar. Resepsiyondaki kişi ile de dil problemi yüzünden anlaşamadık. Rakam zaten uygundu ama yine de döndükten sonra e-mail ile durumu anlatmak istedik, maalesef cevap verme gereği duymadılar. Odanın tuvaleti kokuyordu, restoranının manzarası çok güzel ama maalesef pisti.

İyi tarafları : Gölü gören güzel bir manzarası var, şehire yakın ama yolu biraz yokuşlu. Zaten şehir büyük değil. Televizyonlu genel oturma alanı, bahçesinde hamaklı bir bölge, ortak kullanılan bir mutfak ve odalarda elektrikli ısıtıcı var.

İlk dikkatimizi çekenler : Puno-Copacabana arası boyunca evlerin tuvaletleri hep dışarıda ve mavi ya da yeşil boyalıydı. Restoran veya genel kullanım alanlarındaki tuvaletlerde klozet kapakları, sabun, tuvalet kağıdı yok. Trafik polisi gezimiz boyunca hiç görmedik. Gölün Bolivya tarafı kesinlikle çok daha güzel, ama turizm yeteri kadar gelişmemiş, ikinci dil bilen sayısı az. Puno şehir olarak daha büyük ve güzel ama Copacabana’nın havası çok daha etkileyici.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Copacabana Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Tavsiye : Adaya giderken çocuklara dağıtmak için yanınıza şeker vs. alabilirsiniz. Adadaki marketlerde fazla bir şey yok. Biz giderken yanımıza bol bol şeker aldık ve çocuklara dağıttık. O küçücük şekerler bile onları o kadar mutlu etti ki, keşke başka şeyler de yanımızda olsaydı ve dağıtabilseydik. Yanınızda sivrisinek kovucu, soğuk algınlığı ilacı, tuvalet kağıdı, böcek sokması sonrası krem, el kremi, atıştırmak için kuruyemiş, yeriniz varsa hostaller için çarşaf olabilir. Gündüz ısı iyi oluyor ama geceleri inanılmaz soğuktu. Yemek konusunda sıkıntı yaşayabilirsiniz, özellikle sabah kahvaltısı için erken saatlerde açık yer sayısı az. Su konusunda hassas davranın, kaldığımız hostalde musluktan akan su yerine şişe suyu ile dişlerinizi fırçalayın diye uyarı yazısı vardı. Hediyelik eşyalar Peru’ya nazaran Bolivya tarafında yarı yarıya daha ucuz ama alternatif fazla yok.

Bolivya Peru’dan bir saat ileri, eğer iki ülke arasında seyahat edecekseniz dikkatli olun.
Bolivya gümrüğü 08:30-19:30 arası açık (Kendi saatlerine göre)
Peru gümrüğü 07:30-18:30 arası açık (Kendi saatlerine göre)

Posted by ayferonur 17:07 Archived in Bolivia Comments (0)

Inka Express

sunny 20 °C

Cusco’dan Puno’ya havayolu, tren veya karayolu ile gitmek mümkün. Karayolunu tercih ederseniz ya direkt giden otobüsleri ya da yaklaşık sekiz-dokuz saat süren rehberli tur otobüslerini tercih edebilirsiniz. Biz karayolunu ve İnka Express’in turunu tercih ettik. Eğer zaman yönünden sorununuz yoksa kesinlikle tavsiye ederiz. Biraz yorucu olsa da gezilen yerler bakımından ve etrafı tanımak açısından daha iyi. Beş ayrı yerde duruyor, rehber eşliğinde tarihi yerleri geziyorsunuz ve öğle yemeği yeniliyor. Turun fiyatı kişi başı 50 dolar. Giriş ücretleri, açık büfe öğle yemeği ve otobüsteki içecekler fiyata dahil. Web sayfalarından www.inkaexpress.com rezervasyonumuzu yaptırdık ve biletlerimizi otele getirdiklerinde ödememizi yaptık.
Andahuaylillas-8.jpg

Gezdiğimiz bölgeler :

Andahuaylillas : İlk gözümüze hediyelik eşya satan tezgahlar ile sıradan bir kilise ve kilisenin merdivenlerinde oturan yerel halk çarptı. Dışarıdan sıradan gözüken San Pedro kilisesinin içerisine girdiğimizde oldukça ihtişamlı olduğunu gördük. 16.yüzyıldan kalma kilisenin içindeki parçaların çoğu altın ve yine diğer yapıtlar gibi kendisinden önce aynı yerde bulunan İnka tapınağının yıkıntıları üzerine İspanyollar tarafından inşa edilmiş.

Andahuaylillas-1.jpg
Andahuaylillas-5.jpg

Raqchi : İkinci durağımız Raqchi İnka arkeolojik alanı oldu. İnka yapıtları İspanyollar şehire gelmeden önce iki kardeşin çatısıp savaşması sırasında yakılmış. Şehirde geriye kalan tapınak en önemli parça, sadece ortadaki bölümü orjinal kalabilmiş.

La Raya : Cusco ve Puno arasındaki coğrafi sınır olan La Raya, deniz seviyesinden en yüksek noktası olan “Feliz Viaje 4335m” yazılı tabelanın önünde fotoğraf çektirmek olmazsa olmazlardan herhalde. Alış veriş yapmak için ideal, özellikle pazarlık yapmanız halinde çok uygun fiyatlara istediğinizi alabilirsiniz, zaten almadığınızı görünce fiyatları hemen indiriyorlar. Açıkcası fakirlikleri karşısında bırakın pazarlık yapmayı insanin içinden ekstra para çıkarıp vermek geliyor. Birçok yere göre fiyatlari çok daha ucuz, Alpaka ürünleri çok uygun fiyata sahip olabilirsiniz.
La_Raya-15.jpg
La_Raya-8.jpg

Sicuani : Öğle yemeği için duruldu. Restorantın önünde hediyelik eşya satan birkaç tezgah kurulmustu. Açık büfe yemek ve çaylar ücretsiz, diğer içecekler ekstra. Gazlı içecekler 4 soles. Yemekler yenilebilir ama çokta bizim damak tadımıza uygun değildi.

La Pucara : Pukaralar İnkalardan önce bu bölgede yaşamış ve rehberimızin bize açıkladığına göre İnkalar birçok buluşu aslında geçmişteki bu mediyetlerden almışlar. Bölgede çok özel bir şey yok, küçük bir müze ve kilise var. İlk dikkatimizi çeken şey halkın fakirliği oldu. En yaygın hediyelik eşya Toritos denilen seramikten yapılmış yan yana duran bir çift öküz heykelleri. Çatısına konulan evleri koruyup, bereket getirdiğine inanılıyor. Halkın fakirliği karşısında pek bereket getirdiği söylenemez …

Beş moladan sonra büyükçe bir yerleşim yeri olan Juliaca’dan geçerek ve Titicaca gölünün manzarası eşliğinde Puno otogarına varıyoruz.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Peru Yollarda Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Posted by ayferonur 17:36 Archived in Peru Tagged travel Comments (0)

(Entries 36 - 40 of 58) « Page .. 3 4 5 6 7 [8] 9 10 11 12 »