A Travellerspoint blog

Rio De Janeiro

sunny 30 °C

Brezilya, Türk pasaportuna vize istemediği için, ülkeye giriş çok rahat. Gümrükten çıktıktan sonra, karşılamaya gelenlerin sayısı fazla olmadığı için bizim isimlerimizin yazılı olduğu tabelayı bulmak kolay oldu. Kalacağımız Guest House tarafından gönderilen ilk Brezilyalı ile tanıştıktan sonra Rio maceramız başladı. Havaalanı oldukça büyük, uzun bir yürüyüşten sonra otoparka ulaştık. Aman Allah’ım bu ne sıcak böyle, arabanın içi yanıyor, içinde sanki eriyeceğiz! Kış mevsimini yaşayan bir bölgeden geliyorsanız hava ekstra sıcak geliyor.
4DSC07525.jpg

Karşılamaya gelen arkadaşın İngilizcesi iyi olmadığından anlaşmakta biraz zorlanıyoruz ama elinden geldiğince bize etrafı tanıtmaya çalışıyor. Hangi bölgeler tehlikeli, fakir bölgeler nereleri açıklamalar yapıyor. O söylemeden zaten gördüğünüz manzara karşısında nerenin fakir bölgesi olduğunu anlıyorsunuz. Kiremit yapılı, çatısız, kapısız, camsız ve hatta taş yığını diyeceğiniz evlerin önünden geçerek kalacağımız Rio Guest House’a varıyoruz. İlk şok burada oluyor, çünkü daha alçak bir bina ve bütün binanın guest house’a ait olduğunu düşünüyorduk. Maalesef yanılmışız ve 10 katlı binanın son iki katı guest house’a ait. Neyse ki terastan manzara güzel, içimiz biraz olsun rahatlıyor. Merakla odaya gidiyoruz, o da ne öyle oda küçücük geliyor gözümüze. Ama temiz diye içimizi rahatlatıyoruz. Odadaki eşyalar oldukça eski, antika eşyalarla dekore edilmiş izlenimi verilmeye çalışılmış. Guest House’ın sahibi Marta tarafından oda ve binanın güvenliği hakkında bilgileri aldıktan sonra yalnız kalıyoruz. Yol yorgunluğunun üstüne bir de Marta’nın uzun söyleşisi hiç de çekilmedi.
7DSC05835.jpg

Üstümüzü değiştirip soluğu sahilde alıyoruz. İkinci şoku burada yaşıyoruz, su çamur gibi, yenilen içilenlerin boşlarının hepsini sanki suya atmışlar. Plajlar haftasonları inanılmaz kalabalık oluyor ve kalabalığın çoğunluğunu kendi halkı oluşturuyor. Karnaval dönemi olmadığı için turist kalabalığı nispeten daha azdı.
2DSC05838.jpg

Gezilecek Yerler:

Plajlar : Copacabana, Arpoador, Ipanema, Lebnon şeklinde sıralanıyor.
Ipanema-Lebnon’a gelir düzeyi yüksek ve orta sınıf halk, lezbiyen ve gayler geliyor. Plaj numaralar ile aile-gay-lezbiyen olarak ayrılmış. Kuvvetli dalgaları var ve su soğuk...
Ipanema’da pazar günleri saat 8am-6pm arası Feria Hippie Market kuruluyor. Her türlü hediyelik eşya, el yapımı ve sanatsal ürünleri buradan temin edebilirsiniz.

Bistro ZAZA Tropical restoran, mekan olarak güzel. 6 kişi 600 Real ödedik. 1 beyaz şarap, 6 bira, 1 mojito, 1 kokteyl, ana yemekler ve aperitifler dahil.
Adres : Rua Joana Angelica 40, Ipanema

Copacabana en ünlü ve her kesimin geldiği plaj. Bütün sahil şeridinde büfe şeklinde yerler var. Bir şeyler yiyip, içebilirsiniz, alkol satıyorlar. Plajlarda sürekli bir şeyler satılıyor. Akşam saatlerinde kurulan pazarda her türlü el ürünü var.

Arpoador kuvvetli dalgaları ile surfçüler için ideal ama kayalık yapısından dolayı hava karardıktan sonra tehlikeli olabilir.
Barra de Tijuca 18 km uzunluğu ile Rio’nun en uzun plajı.

Corcovado : Trem ile 25 dakikada çıkacağınız 706 metrelik bu tepede 1931’de yapılmış olan dünyanın en büyük Art Deco heykeli olan 30 metrelik Kurtarıcı İsa (Cristo Redentor) heykeli var. Guanabara körfezi, plajlar, göl, muhteşem bir köprüyle ana karaya bağlı Niteroi adası, Sugar Loaf tepesi, Tijuca ormanları manzarası ile en iyi manzaraya sahip tepelerinden biri. Havanın güzel olduğu bir gün ve öğle saatinden önce giderseniz manzarayı bütün berraklığı ile görme şansına sahip olursunuz. Yürüyüş yapmak, farklı hayvanlar, kuş çeşitleri görmek isterseniz Tijuca Ormanlarını gezebilirsiniz.
9DSC05906.jpg

Sugar Loaf Tepesi (Pão de Açúcar) : İki ayrı teleferik ile tepenin zirvesine ulaşılıyor. Tur acenteleri tarafından dağcılar için kaya tırmanışı turları var. Haftaiçi, güneşli bir havanın olduğu ve gün batımı saatlerine yakın gitmenizi tavsiye ederiz. Gündüzünü, gün batımını ve gecesini görme şansınız olur ve inanılmaz güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Tepede bar, kafe ve banklar var. Eşsiz manzara karşısında içkinizi yudumlarken bütün yorgunluğunuzu unutup, geceye hazır olduğunuzu hissedeceksiniz. Bir taraftan da karanlığın bütün çirkinlikleri örtüp, ışık hileleri ile nasıl muhteşem manzaraya dönüştürdüğünü düşünmeden edemedik.
2DSC05958.jpg

LAPA : Cuma ve Cumartesi geceleri en hareketli bölgelerden biri. Aksam yemeği ve gece eğlencesi için ideal bölge. Özellikle gece 11’den sonra kalabalıklaşıyor. Barlar bir cadde üzerinde sıralı, her tarz müzik çalan yer bulabilirsiniz. Barların sabit giriş ücretleri var, hiç bir sey dahil değil. Girişte isimlerinizin yazılı olduğu bir fiş veriliyor, içtiklerinizi, yediklerinizi bu fişe yazıyorlar. Kasaya ödemeyi yaptıktan sonra çıkışta ödeme yapıp yapmadığınızı kontrol ediyorlar. Canlı müzik var, birden fazla grup çıkıyor.
6DSC06112.jpg
7DSC06104.jpg

Biz Sacrilegio’ya gittik. Giriş ücreti 22 Real, Caipirinha 8 Real civarı…
Hem içeride hem de dışarıda oturulacak yeri var, canlı müzik içeride. Aperatif veya akşam yemeği var.

Diğer yanında olan Carioca da Gema ‘da güzel bir yere benziyor. Fakat girişteki kişi çok kaba davranıp, yardımcı olmaya çalışmadığı için tercih etmedik.
Gece barları gezdiren turlar var, 60 Real gibi bir rakamla bütün barları gezebilirsiniz, ekstralar dahil değil.
Gece hayatı deyince sakın İstanbul ile kıstas etmeyin, hayal kırıklığına uğrarsınız. Bizdeki gibi lüks yerler beklemeyin. Tabi ki herkesin beklentisi farklı….

Şehir Merkezi : Gündüz güvenli ve kalabalık. Copacabana’dan şehre ulaşımı metro ile sağladık.

Confeitaria Colombo’ya 1894 yılından kalma kafe şeklinde öğle yemeği için ideal bir restoran. Gitmenizi tavsiye ederiz, mekan ve yiyecekleri güzel. Zaten bir çok gezi kitaplarında da öğle yemeği için tavsiye ediliyor.
Adres: Rua Goncalves Dias, 32-34 Centro

Museu Historico Nacional Ülkenin en büyük müzelerinden biri.
Mosterio de Sao Bento Rio’nun en eski kilisesi.
Museu Nacional de Belas Artes Art ile ilgilenenler görmek isteyebilir.
Catedral Metropolitana de Sao Sebastia Katedral ülkenin en ünlü modern yapısı.
Niteroi Art Müzesi Biz müzeye yetişemediğimiz için gidemedik ancak müze ile ilgilenmeseniz bile Rio manzarasının çok güzel olduğunu söylediler.

Maracana stadyumu: Metroya Cantagalo istasyonundan bindik. Kırmızı hat ile Estacia durağına kadar gidip, burada hattı değistirip yeşil hatla Maracana istasyonuna ulaştık. Metro istasyonundan çıktıktan sonra üst geçit aracılığıyla stada ulaşabilirsiniz. Stadın girişi için yüzünüzü stada vererek sol tarafdan yürümeye devam edin, ileride sağda girişi göreceksiniz. Stadyum 9:00am-13:00pm arası açık. Müzesi 2014 Dünya Kupası maçları hazırlığı yüzünden kapalıydı. Maç zamanı turlar düzenleniyor.
7DSC05900.jpg

Santa Terasa : Tepede kaldığı için manzarası güzel. Restoranlar pazar günleri akşam 6’da kapanıyor. Diğer günler hakkında bilgimiz yok. Gündüz hava kararmadan gidilmeli, akşam güvenli değil, dönüş için yoldan taksi bulmak zor. Şehir merkezinden tram ile ulaşmak en kolay yol. İstasyon Catedral Metropolıtana de Sao Sebastiao’nun yan tarafından kalıyor. Bazen arızalardan dolayı tram iptal edilebiliyor.

Ulaşım: En kolay ve ucuz yol metro. Metro gece 12’e kadar çalışıyor ve biz güvenlik sorunu yaşamadık. Otobüs gündüz kullanılabilir, minibüs yaygın ama bütün minibüslerde klima yok, bazıları çok eski. Taksi ucuz, yoldan çevrilenler bazen sabit fiyat uyguluyor. Kaldığınız yerde taksi ayarlayabilir, beklemelerde de bekleme ücreti alıyorlar.
Metro : 2.60 Real
Minibus : 2 Real (Lapa - Copacabana arası)
Otobüs : Mesafeye göre değişiyor.
Copacabana-Barra Shopping 4.40 Real (2113 nolu otobüs gidiyor, klimalı.)
Copacabana, Ipenama-Cosmo Velho 2.20 Real (584 nolu otobüs gidiyor.)
Taksi : 4.2 Realden açılıyor, 0.20 Real artış. (Aslında açılış 3.70 ama turistlere 4.2)
Havaalanı-Copacabana arası normalde 37 Real, biz 60 Real ödedik, taksi erken geldi ve ilk harekete geçtiği noktadan taksimetreyi çalıştırmış.
Copacabana-Urca (Sugar Loaf) 40 Real (akşam üzeri giderseniz trafik kötü deyip sabit fiyat uyguluyorlar. Yoldan boş taksi çevirmek zor, genelde taksimetreyi açarak gitmek istemiyorlar.)
Copacabana-Corcovado 13 Real (taksi ile)
Tram : 0.60 Real (Santa Terasa’ya giden)

Giriş Ücretleri :
Corcovado-Cosmo Velho Station : 36 Real
Sugar Loaf (Pão de Açúcar) : 45 Real
Maracana Stadyum Girişi : 20 Real
Museu Historico Nacional : 6 Real (şehir içinde)
Yöresel Yemeği: Feijoada (domuz etinden de yapılıyor, yemiyorsanız belirtin)
Bira Markaları : Skol, Brahma, Bohemia, Itaipava En cok beğendiğimiz, Bohemia…
Yerel içeceği : Caipirinha

Tavsiye : Gidilecek yerlerin isminin Portekizcesini bilmekte fayda var. Taksiler İngilizcesini söylediğinizde yeri gösterseniz bile anlamakta zorlanıyorlar veya anlamak istemiyorlar. Turistik bölgelerde bile İngilizce bilen az, Portekizce işinize yarayacak şeyleri bilmekte fayda var. İnsanlar yardımcı olmaya çalışıyor, ama kendi dillerinde. Hava karardıktan sonra güvenli olmayan bölgelere gidilmemeli. Yemek yenilecek birçok yer temiz değil, eğer temizliğe düşkün biriyseniz her yerde yiyemezsiniz ve gözünüze hoş gelen güzel yerler pahalı. Marketlerde taze ekmek ve kahvaltılık bulabilirsiniz. Dışarıda su biradan daha pahalı, marketlerde nispeten daha ucuz.
Ülkeye girerken doldurulan beyaz formu kaybetmeyin, çıkışta 165 Real cezası var.

Santa Terasa maceramız : Biz tram ile gittik. Gideceğimiz restoranı bulmakta zorlandık ve kaybolduk. Yolda bırakın İngilizce bileni, soru soracak insan yoktu. Bir bayana sorduk, ama Portekizce tarif ettigi için anlayamadık. Biraz daha yürümeye karar verdik ve bu arada yeniden sorabileceğimiz birilerini gözümüze kestirmeye çalıştık. Sonunda köpeklerini gezdiren bir anne-çocuğu gözümüze kestirdik. Neyse ki şanslıydık, İngilizce biliyorlardı. Onları gördüğümüz bölgeden sonrasının tehlikeli olduğunu, akşam vakti ne işimizin olduğunu sordular. Restoranın adını söyleyince tarif ettiler ama annenin içi rahat etmedi ve oğluna bize eşlik etmesini söyledi. Bizi restoranın olduğu sokağın başına kadar getirdi. Hem şanslı hem de şanssız olduğumuz bir akşamdı. Şanslıydık o insanlarla karşılaşmıştık. Şanssızdık, çünkü restoranın kapısını bulduğumuzda kapı duvar gibi karşımızda duruyordu. İçeride birilerin olduğuna dair bir iz bulabilmek için restoranın etrafında dört döndük. Maalesef elimiz boş dönecektik.

Esas macera bundan sonra basladı. Geri dönüş nasıl olacaktı, etrafta insan yoktu ki taksi olsun. Taksi bulma umuduyla yürümeye basladık. Yollar bizim Arnavut taşlı sokaklar gibi girintili çıkıntılı taşlı, kaldırım yok ve yokuş asağı inmeye çalışıyoruz. Biraz daha hareketli bir bölgeye geldik, ama etrafta bir tek yabancı biz duruyoruz, herkes yerli halk. Meydanda toplanmışlar ve eğleniyorlar. Fazla takılmadan yola devam etmek daha iyi olacak diye yola devam ettik. Tramden indiğimiz yere vardığımızda belki geri dönüş için tram buluruz umudumuz boş çıktı ve geldiğimiz bütün yolu korkarak, yorularak, aç vaziyette inmek zorunda kaldık. Yaklaşık 45 dakika yürüdük. Açlıktan ve susuzluktan bitkin düşmüş halde Lapa’ya vardık.

Ne yapalım sağlık olsun deyip ilk gözümüze kestirdiğimiz yerlerden birine girip bir şeyler yiyip, içtik. Oh, be dünya varmış deyip, biraz olsun kendimize geldik. Şimdi sırada dönüş yolu var, yoldan taksi çevirmeyi gözümüz yemiyor. Haftasonu minibüse bindiğimiz için aynı yolu denemeye karar veriyoruz. Neyse ki bunda da şanslıyız ve eski püskü bir minibüse binip kaldığımız guest house’a varıyoruz.

Rio Guest House hakkındaki düşüncelerimiz:
Gecesi iki kişi oda-kahvaltı fiyatı 230 dolardı. Yüksek sezonda (15 Aralık-15 Mart) fiyatı artıyor. Vergi ve havaalanından karşılama fiyata dahildi, dönüş havaalanı transferini ekstra ödedik. Beş gece ve üzeri kalmalarda havaalanından karşılıyorlar.
Kötü tarafları : Odalar eski antika tarzı eşyalarla döşenmiş. Perdeler çok kötü, muşambadan perde yapmışlar, odaların yeniden restore edilmesi lazım. Genel olarak oda temiz. Odalarda TV, saç kurutma makinası yok. Klimayı odadan çıkarken kapatmamıza dair Marta tarafından uyarıldık, pencereleri açık bırakıyorduk. Marta oda boşken büyük olasılıkla kontrol ediyordu. Bazı odalarin banyolari dışarıda. Biz bu konuda şanslıydık, banyomuz odanın içindeydi. Fakat diğer odaların banyoları bizim odanın yanındaydı ve her kullanıldığında gürültüsünü duyuyorduk. Odanın önünde genel kullanılmak üzere bilgisayar konulmuş, her kullananın klavye sesini duyuyorduk. Sabah kahvaltısı 9-9:30 arası, genelde herkes toplanmadan kahvaltıya başlanmıyordu. Sadece altı oda olduğu için ortam samimi ve sabah sohbetleri uzun sürüyor. Bu yüzden güne geç başlanıyor ve zamanı kısıtlı olan kişi için zaman kaybı. Hemen kahvaltımı edip gideyim durumu olmuyor. Yapılacaklar konusunda Marta fazla karışıyor, bazen eksik bilgi veriyor. Taksi ayarladığı zaman aşağıya taksiden önce inmekte fayda var, bekleme sürelerini de katıyorlar, bu konuda uyarmıyor. Havaalanına giderken ayarladıkları taksi geldiği bölgeden taksimetreyi çalıştırıyor.
Otel konforu yok ve bir guest house için biraz pahalı. Çok daha uyguna kalınacak oteller, hosteller var. Altı oda ile birlikte kendileri de kalıyorlar ve hem ev hem de ofis olarak kullanıyorlar. Aksamları bazen terasta kendileri yemek yiyor, her yer yemek kokusu oluyor. Marta, herkesin önünde gereksiz ilgi ve sevgi gösterisinde bulunuyor. Yapmacık ilgi insanı sıkıyor.

İyi tarafları : Sabah erken check-in yapılabiliyor. Terastan manzara güzel. Sugar Loaf ve Copacabana plajının eşsiz güzelliği ile kucaklaşıyorsunuz. Oda sayısı az olduğu için ortam samimi, eğer kalanlar uyumlu ise yeni arkadaşlıklar kurulabilir. Güvenlik sorunu yok, odalarda güvenlik kasaları var. Binanın kapısında 24 saat güvenlik görevlisi bulunuyor. Ayrıca guest house’ın kapısı da sürekli kilitli tutuluyor. Kahvaltısı güzel, ama kişi sayısından az miktar getiriyorlar. Bitenlerin yerine yenisini kolay kolay getirmiyorlar ya da bizim şansımıza öyleydi. Meyve suları ve meyvelerin tadına doyum olmuyor.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Rio De Janeiro Fotoğraflarımız
Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Sugar Loaf ve Corcovado Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Posted by ayferonur 11:09 Archived in Brazil Comments (0)

Ocho Rios

sunny 25 °C

Jamaica'nın kuzeyinde yer alan Ocho Rios bölgesine, Royal Caribbean International’in “Freedom of the Seas” adlı gemisi ile yaptığımız gezi sırasında uğradık ve bir günümüzü geçirdik. Dolayısıyla Jamaica hakkında aktarabileceğimiz çok fazla bilgi yok. Gemi turu ile gidiyorsanız vize istenmiyor, normalde de Jamaica Türk pasaportu ile gidenlerden vize istemiyor diye biliyoruz. Gemi direkt limana yanaşıyor ve gemide verilmis olan kartla gemiden çıkış ve giriş yapıyorsunuz. İster gemiden satın aldığınız turlara katılabilirsiniz isterseniz kendi isteğinize göre dolaşabilir veya limanda turlar ayarlayabilirsiniz. Biz biraz şehir merkezini gezmeyi ve Dunn’s River Falls’u görmek istediğimiz için gemide tur almadık. Limanda zaten turcular ve taksi şöförleri etrafınızı sarıyor. Bir bayan şöförü gözümüze kestiriyoruz, resmi taksi şöförlerinin boyunlarında kartları asılı oluyor, ve onunla anlaşıp minibüs taksi ile Dunn’s River Falls’a gidiyoruz. Taksiciler sizi şelalelere götürüyor ve yaklaşık söylediğiniz saatte de gelip alıyorlar. Genelde şöförler parkın girişinde bekliyor ve kendi aralarında sohbet ediyorlar. Maalesef taksicilerin gelen gemi müşterileri haricinde pek işleri olmuyor. O hafta gemi yanaşmışsa ve müşteri alabilmişlerse kendilerini şanslı buluyorlar, tek bir seferle belki bir hafta geçinecekler. Yol boyunca şöförümüzle sohbet ediyoruz. Taksiye gidiş dönüş 20 dolar ödedik ve parkta iki saat kaldık.

Dunn’s River Falls Park’ın giriş ücreti büyükler için 15 dolar, 2-11 yaş arası 12 dolar. Parkın hemen yanında diğer aktivitilerden olan Dolphin Cove var. İster sadece parkın içinde dolaşabilirsiniz, isterseniz rehber eşliğinde nehirden asağıya doğru inebilir veya çıkabilirsiniz. Şelale basamaklardan oluşuyor ve çok kaygan o yüzden tek başınıza denemenizi tavsiye etmeyiz. Açıkcası gideceğimiz diğer limanları düşünerek kendimizi riske atmak istemedik ve denemedik. Şelalenin yanından merdivenlerden aşağıya inip okyanusun eşsiz tonları ile buluştuk. Küçük bir plajı var ve suya girme arzusu ile gitmiştik ama hemen yanındaki tuvaletlerden lağım sularının karıştığını görünce hevesimiz kursağımızda kaldı. Geri dönüş saatimiz de yaklaştığı için geri dönüşe geçtik, şehir merkezinde gezip biraz alış veriş yapmayı tercik ettik. Parkın içinde kafe, restoran var ama yiyebileceğimiz bir şey bulamadık.

Şehir merkezinde el yapımı ürünlerin satıldığı The Crafts Market, mücevher çeşitlerinin ağırlıklı olduğu Taj Mahal, Island Village ve duty free ürünlerin satıldığı Sonı’s Plaza alış veriş yapılacak yerler arasında. Crafts markette satıcılar o kadar çok ısrarcı ki bir şeyler bakmaya, sormaya çekiniyorsunuz. Island Village’in içinde ayrıca barlar ve restoranlar da var, her yerden ayrı bir müzik sesi geliyor. Bankta oturmuş gitarı ile Bob Marley parçaları çalıp söyleyen yaşlıca bir amcanın etrafında toplanmış kalabalığa biz de katılıyoruz. Taj Mahal’ın hemen yanında Harley Davidson’ın mağazası ve Hard Rock Cafe bulunmakta. Dinlenmek ve bir şeyler içmek için Hard Rock Cafe bize ilaç gibi geldi. Jamaica’nın yerel bira markası olan Red Stripe’i burada denedik ve çok hoşumuza gitti.

Aktiviteler arasında Dunn’s River Falls Park, Dolphin Cove, ATV safari turu, Chukka Canopy Zip Line, Chukka Cove sayılabilir.

Tavsiye: Çok güvenli değil, özellikle ara sokaklara girmemenizi öneririz. Yapacağınız aktiviteye göre yanınızda yedek kıyafet, mayo, güneş koruyucunuzu bulundurmayı unutmayın.

Posted by ayferonur 21:11 Archived in Jamaica Tagged cruises Comments (0)

Grand Cayman

sunny 25 °C

İngiltere Krallığı’na bağlı olan Cayman Adalarının en büyük adası Grand Cayman’a, Royal Caribbean International’in “Freedom of the Seas” adlı gemisi ile yaptığımız gezi sırasında uğradık ve bir günümüzü geçirdik. Gemi turu ile gidiyorsanız vize istenmiyor, normalde maalesef Türk pasaportu ile gidenlerden vize isteniyor. Gemi koyun açıklarında demir atıyor ve tekneler ile limana ulaşılıyor. İster gemide satın aldığınız turlara katılabilirsiniz isterseniz kendi isteğinize göre dolaşabilir veya limanda turlar ayarlayabilirsiniz. Biz turumuzu gemide ayarladık ve Stingray City Sandbar’da stingraylerle yüzme ve Seven Mile Beach turuna katıldık. Limandan minibüslerle Stingray City’e gitmek üzere yolculuk başlıyor North Sound’a kadar minibüs ile gittikten sonra Stingray City Sandbar’a tekne ile ulaşıyoruz. İnanılmaz bir mavilik, yolculuk hiç bitmesin istiyoruz. İlk şok suya girdiğimiz zaman suyun seviyesi karşısında oluyor. Açıkcası okyanusun ortasında 1 metrelik bir bölge beklemiyorduk. İkinci şok ise rehberimizin stingraylerin doğal ortamlarında olduğumuzu ve turistlerin sürekli gelmesinden insanlara alışkın olduklarını söylemesi oluyor. Özellikle kuyruklarına dikkat etmemiz ve üstlerine basmamamız için bizi uyarıyor. İlk başta özellikle bayanlarda bir çekingenlik oldu ama zamanla alışılıyor. Onların yumuşacık bedenlerinden bir zarar gelebileciğini düşünmüyorsunuz. Elinizden yemeklerini yedirmek, onlara sarılıp öpmek inanılmaz keyifli. Hele rehber masaj yaptırabileceğimizi söylediğinde daha da şaşırıyoruz. Omuzlarınızda gezinmeleri ve gerçekten masaj etkisini hissetmeniz ise ayrı keyifliydi. Dönüş vaktimizin geldiğini söylediklerinde hiç birimizin dönmek içinden gelmedi. Seven Mile Beach’e geldiğimizde ise inanılmaz muhteşem deniz karşısında kendimizi suda bulduk. Yağmur ise günün eğlencesi oldu.

Dönüşte adanın başkenti olan George Town’ı gezmek için biraz daha vaktimiz kaldı. Yağmurda elverdiği kadar şehirde biraz yürüyüş yapıp hediyelik eşya alma fırsatımız oldu. Finans ve turizm cenneti olan Grand Cayman’da hayat standartı oldukça yüksek. 2004 yılında adayı vuran Ivan kasırgası neredeyse binaların %70’ine hasar vermiş ama toparlanma süreci kısa sürmüş ve iki yıl içinde her şey eskisi gibi olmuş.

Cayman Adalarının para birimi Cayman Islands dollar (KYD). Bir çok yerde Amerikan doları, kredi kartı ve seyahat çekleri geçiyor.

Posted by ayferonur 21:08 Archived in Cayman Islands Tagged cruises Comments (0)

Haiti

Cruise

sunny 25 °C

Karayip Denizi'ndeki ada ülkelerinden biri olan Haiti, Küba'nın doğusunda yer alan Hispaniola Adasındaki iki ülkeden batı kısmındaki ülke olup diğer ülke Dominik Cumhuriyeti'dir.

Biz Royal Caribbean International’in “Freedom of the Seas” adlı gemisi ile yaptığımız gezi sırasında uğranılan limanlar arasında olan Haiti'nin kuzeyinde kalan Labadee bölgesinde bir günümüzü geçirdik. Dolayısıyla Haiti hakkında aktarabileceğimiz çok fazla bilgi yok. Labedee koyu Royal Caribbean International tarafından kiralanmış olup kendisine özel bir koy. O yüzden gemi geldiği dönemlerde çok hareketli. Gemi gezisi ile gidiyorsanız vize istenmiyor. Gemide verilmis olan kartla gemiden çıkış ve giriş yapıyorsunuz.

Gemi koyun açıklarında demir atıyor ve tekneler ile limana ulaşılıyor. Limanda bir anda etrafımızı şezlongcular sarıyor, birinden şezlong kiralayıp kumsalda yerimizi alıyoruz. 1-2 dolara şezlong kiralıyorsunuz. Yapılabilecek aktiviteler hakkında gemide bilgi aldık ama açıkcası deniz, kumsal ve güneş üçlüsü karşısında ekstra bir sey yapmak içimizden gelmedi. Yanınızda snorkel takımınız varsa denizden hiç çıkmak istemeyeceğinizden emin olabilirsiniz. Olmasa da bütün gününüzü suda ve sahilde güneşin keyfini çıkararak geçirebilirsiniz. Geminin yanaştığı bölgede deniz cok güzel, etraf kayalıklar ile çevrili. Geziye dahil olan öğle yemeği sahilde hazırlanan piknik alanında servis ediliyor ama ortam bize çok hijenik gelmediği için yiyemiyoruz ve açlığımızı yanımızdakilerle yatıştırıyoruz. Etrafta yerel halk tarafından kurulmuş pazarlar var, yemek yerine buralarda gezmeyi tercih ediyoruz. Hediyelik eşya çeşitleri oldukça fazla, halkın fakirliği karşısında zaten bir şey almadan olmuyor. Deniz ve güneşin tadını doyasıya çıkarıyoruz ama yine de gemiye dönüş vakti geldiğinde isteksizce dönüş teknesine biniyoruz. İnanılmaz keyifli bir gündü….

Posted by ayferonur 21:06 Archived in Haiti Tagged cruises Comments (0)

Cozumel

Cruise

sunny 25 °C

Karayip Denizi’ndeki adalardan olan Cozumel’e, Royal Caribbean International’in “Freedom of the Seas” adlı gemisi ile yaptığımız gezi sırasında uğradık ve bir günümüzü geçirdik. Gemi turu ile gidiyorsanız vize istenmiyor. Gemi direkt limana yanaşıyor ve gemide verilmis olan kartla gemiden çıkış ve giriş yapıyorsunuz. İster gemide satın aldığınız turlara katılabilirsiniz isterseniz kendi isteğinize göre dolaşabilir veya limanda turlar ayarlayabilirsiniz. Biz turumuzu gemide ayarladık ve 2 ayrı yerde snorkel yapıp, Playa Mia plajında bulunan beş yıldızlı bir tatil köyünde açık büfe öğle yemeği ve plaj turu şeklinde olan paketi seçtik. Snorkel takımını teknede veriyorlar, ama kendi takımınız varsa yanınıza almanızı tavsiye ederiz. Teknede alkollü alkolsüz içecek servisleri var. İlk snorkel bölgesi sahilden 200 metre kadar açıkta 10-15 metre derinlikteki reeflerdi ve Cozumel merkezden yaklaşık 10 dakika güneye doğru bir bölgedeydi. Havanın biraz kapalı olması ve sahile yakınlıktan dolayı su altında görüş seviyesindeki netlik düşüktü. Bu bölgede çok fazla zevk alamadık. Deniz altı o kadar zengin değildi, beklentimizin altındaydı. Kıyıya yakın olması, denizde kirlilik ile beraber buradaki deniz altı yaşamı etkilemiş olabilir...
İkinci snorkel bölgesi adanın daha güneyindeydi. Derinlik yaklaşık 20-30 metre civarındaydı. Deniz bu bölgede hem temiz hem de durgundu. Görüntü derinliğe rağmen çok güzeldi. Reeflerdeki yaşam hem çok renkli hem de zengindi. Özellikle burada su altı kamerası ile güzel fotoğraflar çektik.

Snorkel gezilerinden sonra öğle yemeği için tatil köyüne gittik ama yemekleri kesinlikle güzel değildi. Zamanımızı plajda ve denizde geçirdik, su inanılmaz güzeldi. Tur limana geri bırakıyor. Daha sonra şehir merkezini gezmek ve alış veriş yapmak için de ekstra zamanımız kaldı. Taksi oldukça ucuz bir ulaşım aracı ve şehir merkezine gitmek için taksiyi kullandık. Güvenlik sorunu ile karşılaşmadık, bir çok gemi turu aynı anda geldiği için oldukça hareketli ve canlıydı.

Bir gün kesinlikle Cozumel’e yetmez, ancak genel bir bilgi sahibi olduk. Tarih, plaj, güneş, eğlence ve alış veriş her şeyin bir arada olduğu bir yer.

Meksika para birimi peso da $ işareti ile gösterilmekte, o yüzden kafanız karışmasın Amerikan dolarını US$ veya USD şeklinde belirtiyorlar. Genelde her yerde kredi kartı ve Amerikan doları kabul ediliyor.
Tabi ki Meksika deyince ilk akla gelen şeylerden biri “tekila” ve tadına bakmak olmazsa olmazlardan. Gemiye hemen binmeden önce limanda içtiğimiz son tekila şatlarımızın tadı hala damağımızdadır

Posted by ayferonur 21:02 Archived in Mexico Tagged cruises Comments (0)

(Entries 51 - 55 of 58) « Page .. 6 7 8 9 10 [11] 12 »