A Travellerspoint blog

June 2014

Ayutthaya

sunny 30 °C

1350 yıllarında kurulan ve 18. yüzyılda Burmalılar tarafından yıkılan Ayutthaya şehri, UNESCO’nun Dünya Miras listesindedir. Prang (kutsal emanet kuleleri) ve devasa manastırların öne çıktığı kalıntılar ihtişamlı geçmişi hakkında fikir vermektedir.
IMG_6165.jpg

Tayland’a gidipte eski başkenti görmeden olmaz diyerek bir günümüzü Ayutthaya’ya ayırmaya karar verdik. Bangkok’tan tren ve minibüsler ile ulaşım var. İsterseniz günü birlik turlara da katılabilirsiniz. Bize minibüs tavsiye edildiği için gidişte minibüsü seçtik. Minibüslerin Ayutthaya’daki son durağı otobüs terminalinin yan tarafı. Minibüsten indiğimiz anda etrafımızı tuk-tuk mafyası sardı. 4 saatlik şehir turunun saatine ilk başta 400 Baht istediler. Biraz pazarlık yapınca indiler ancak biz tuk-tuk yerine şehir içine doğru yürümeyi tercih ettik. Yaklaşık 15 dakika sonra Wat Mahathat’ın olduğu yere geldik. Bu esnada yol üzerinde sürekli tuk-tukcular yanaşıp, gezdirecekleri yerlerin fotoğraflarını göstererek şehir turu teklifleri yaptılar. Wat Mahathat’dan çıktığımızda şehir turu için tuk-tukçular saatini 100 Bahta kadar düştüler.
IMG_6112.jpg

Genelde bir çok tapınak birbirine yakın ancak şehrin etrafına doğru da görülecek tapınaklar var. Maalesef bütün saray ve tapınaklar 1767 yılında Ayutthaya’nın savaşı kaybetmesinden sonra yakılıp yıkılmış. Bu haliyle bile gayet etkileyici denilebilir.

IMG_6103.jpg

IMG_6147.jpg

Kraliyet sarayının güneyine doğru gittiğinizde çok güzel bir parkın içinden geçip file binilen alana geliyorsunuz. Kişi başı file binmek 40 Baht. Filleri 20 Bahta yiyecek alıp besleyebilirsiniz.

Bangkok’un kalabalığından sonra burada geçirdiğimiz bir gün bize çok rahatlatıcı geldi ve Bangkok’a gelen herkese Ayutthaya’yı görmelerini tavsiye ederiz.
IMG_6124.jpg

Giriş Ücretleri :

Wat Mahathat 50 Baht. Eğer diğer gezilecek yerler için de toplu bilet alırsanız 220 Baht.

Ulaşım :

Minibüs ile tek yön 30 Baht.
Minibüsler için, hava treni (Sukhumvit hattı) ile Victory Monument durağında indikten sonra anıta doğru yüremeniz gerekiyor. Anıta doğru zaten sağ tarafta farklı yerlere giden bir çok minibüs göreceksiniz. Ayutthaya minibüsleri ana caddeden kalkmıyor. Eğer minibus duraklarındaki şöförlere Ayutthaya minibüslerini sorarsanız size doğru durağı göstereceklerdir. Minibüsler gayet konforlu ve klimalı. Yol yaklaşık 1-1.5 saat kadar sürüyor.

Tren ile tek yön 20 Baht.
Treni hem temizlik hem rahatlık açısından kesinlikle tavsiye etmeyiz. Bangkok’a dönüşte trafik yoğun olur diye düşünerek tren ile dönmeye karar verdik ancak yolda tren arıza yapınca dönüş yolumuz biraz çileli oldu. Arıza yaptığımız tren istasyonu Bag Sue istasyonuymuş. Yaklaşık yarım saat bekledikten sonra yolculardan bir bey gideceğimiz yeri sordu ve tren istasyonunun Bang Sue MRT (metro) istasyonuna çok yakın olduğunu anlatmaya çalıştı. 5 dakikalık yürüyüş ile metro istasyonu girişine geldik. Buradan Sukhumvit istasyonu için 37 Baht ödedik ve 10 dakika sonra otelimize varmıştık.

UYARI : Ayutthaya tren istasyonunda yaşadıklarımızı da uyarı niteliğinde yazmak istiyoruz. Böylece ilk defa gidenler de dikkatli olurlar. Tren istasyonuna geldiğimizde bilet gişesi kapalıydı. Hemen yanımızda bir tip bitiverdi ve Bangkok treninin 2 saat gecikmeli geldiğini bizi taksi ile Bangkok’a veya otobüs terminaline götürebileceğini söyledi. Bu arkadaş resmen sülük gibi yaklaşık bir 5 dakika kadar etrafımızdan ayrılmadı. Trenlerin geliş ve kalkış saatlerinin elle yazıldığı bir tablo var biz de gidip tabloya baktık ancak kendi dillerinde olunca bir şey anlamadık. Bu sırada baktık istasyonda bekleyen turistler de var. Bazıları ile konuştuğumuzda anladık ki bunlar istasyona giren her turiste bu şekilde yapışıyorlar. Biz de istasyonda beklemeye karar verdik ve tren normal saatinde geldi. Bilet gişesi de tren gelmeden 20 dakika önce açıldı. Bu şekilde size de yaklaşan olursa ne yapın edin görevliye ulaşmaya çalışın. Maalesef Tayland’da bu tarz olaylarla cok karşılaştık. Görevli gibi gözüküp ama olmayan yanlış bilgi veren, bir şekilde sizi kandırmaya çalışanlar çok olacak hazırlıklı olun.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Ayutthaya Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Tavsiyeler:

  • Şehirde günlük bisiklet veya motosiklet kiralayıp dolaşabilirsiniz.
  • Tuk-tuk ile dolaşmayı düşünürseniz mutlaka iyi pazarlık yapın ve saat fiyati yerine gezinin tamamı için fiyat alın. Alış-veriş yerlerine götürmeyeceklerine dair anlaşın. Sizi gezdirecekleri süreyi sorup mutabık kalın. Onların söyledikleri yerleri gezmeniz yaklaşık 3-4 saatinizi alır.
  • Her ne olursa olsun önemli konuları görevliye sorun. Eğer yukarıda okumadıysanız ulaşım bölümündeki Ayutthaya tren istasyonu uyarımızı okuyun.

Posted by ayferonur 16:37 Archived in Thailand Comments (0)

Tayrona Milli Parkı

overcast 30 °C

Santa Marta’nın 34 km kuzeyinde bulunan park; Kolombiya’nın en önemli ekolojik rezerv alanı olmakla birlikte kamp alanları, bakir plajları ve tropikal ormanları ile en çok ziyaret edilen parklarından biridir. Kolombiya gezimizin merakla beklediğimiz bölümü bu parktı ve hatta gezinin ana amacı burasıydı. Parkı doğal güzelliği bozulmadan görmek ve deniz-plaj-doğa-kamp ortamını bir an önce yaşamak için can atıyorduk. Santa Marta’ya gelir gelmez hemen ertesi gün sabah erken saatteki otobüsle gitmeye karar verdik. Büyük çantamızı kaldığımız hostelde bırakarak iki gün boyunca bize yetecek kadar eşyamızı sırt çantalarımıza koyup yola düştük.

Tayrona Milli Parkı’na giden otobüsler, Carrera-11&Calle-11’den kalkıyor ve sabah 7:00’de servise başlayıp her yarım saatte bir hareket ediyor. Fiyatı kişi başı 5000Cop. “Palomino” otobüslerine binip “El Zoino”da iniliyor. Sabah 8:00’deki otobüse bindik ve bindiğimiz otobüs oldukça eskiydi. Yaklaşık bir saatlik yolculuktan sonra parkın girişine vardık, şöförleri hızı seviyor… Şöföre parkın girişinde ineceğinizi hatırlatırsanız iyi olur. Bizimle birlikte turist olarak sadece bir çift daha vardı ve İspanyolca-İngilizce bildikleri için bize yardımcı oldular…

DSC06259.jpg

Park Giriş Ücreti: Turistlere 36.500Cop. Ödemeyi sadece nakit yapabiliyorsunuz ve ödeme sırasında pasaportunuzu görmek istiyorlar. Parka girdikten hemen sonra sağda araba ile gidelebilecek en son noktaya kadar giden minibüsler var ve her 20 dakikada bir hareket ediyor. Eğer park içinde de yürüyecekseniz binmenizi tavsiye ederiz, en az 45 dakika kazanırsınız. Ücreti kişi başı 2000Cop.

Parkın girişindeki minibüslere binerek son durağa kadar gittik, parkı yürümek istemezseniz biraz ilerisinden at veya eşek kiralayabiliyorsunuz. Parkın içinde yürümeyi planladığımız için öndeki grubu takip ederek yürümeye başladık. Kaybolmak neredeyse mümkün değil, hangi plaja ne kadar kaldığını gösteren bir iki tabela koymuşlar. Yol boyunca yük taşıyan başı boş at ve eşeklerle karşılaştık, yolu bildikleri için kendi hallerinde gidiyorlar. Ama yolun bazı bölümleri o kadar dar ve inişli çıkışlı ki, her an üstünüze doğru gelen bir grup ile karşılabilirsiniz, dikkatli olmakta fayda var.

70DE04FA2219AC68177BAFE75D38CA12.jpg

At pisliklerinin kokusu eşliğinde ve fotoğraf çekme molaları ile 1 saatlik yolculuk sonunda Arrecifes kamp alanının olduğu bölgeye vardık. Restoranında tropikal meyve karışımından oluşan “Lulo” isimli meyve suyumuzu içip biraz enerji topladıktan sonra yolumuza devam ettik. Arrecifes’de denize girilmesi tavsiye edilmiyor. 2011 yılında 100 kişi boğulmuş. Ama dev dalgaları ve uzun eşsiz plajı ile muhteşem manzaraya sahip.

IMG_9460.jpg

Up uzun plajı geçerek 20 dakikalık yürüyüş sonunda yüzmek için en ideal plajlarından biri olan La Piscina plajına varıyoruz. Ufak bir restoranı var, taze yağda kızartılmış balıklar ile diğer yiyecek ve içecek seçeneklerini de bulabilirsiniz.

IMG_9522.jpg
IMG_9462.jpg

5 dakika daha yürüdükten sonra Aranilla plajına varıyoruz, buradan da 20 dakika orman içinde yürüyüşten sonra Cabo San Juan kamp alanının olduğu bölgeye vardık. Toplamda bütün yürüyüşün durmadan 1,5 saat sürdüğünü okumuştuk ama yüklerinizle birlikte ilk seferde 2 saat kadar sürüyor.

IMG_9482.jpg

DSC06274.jpg

Cabo San Juan’da kalmayı düşünüyorsanız kampın girişinde çadır ve hamak kiralama işlerine bakan görevli var. Hemen yanına gidip yer olup olmadığına dair bilgi almak istedik. Kolombiya gezimiz boyunca en kaba, suratsız, ilgisiz, uyuz Kolombiyalı ile tanışma şerefine de burada erdik. Çadır kiralayacığımızı söylediğimizde kişi başı 25.000Cop olduğunu ve değerli eşyalarımızı koymak için güvenlik dolaplarının olduğunu söyledi. Arkasından gelen “ yanımızda kilit olup olmadığı” sorusu karşısında ise bir anlık şok yaşadık. Yanımızda kilit olmadığı için ne yapsak diye düşünmeye başladık ve çaresizliğimiz karşısında görevli resmen zevk alıyordu. Bir süre bizi seyrettikten sonra kamp alanındaki restoranın yanında market olduğunu ve orada kilit satıldığını söyledi. Para bozdurabileceğimiz bir yer var mı diye sorduğumuzda büyük zevkle 1500Coptan doları bozabileceğini söyleyince en iyisi tadımızı kaçırmadan bir an önce kamp alanına gidip çadırımıza yerleşip kendimizi plaja atmaya karar verdik. Kamp girişinde görevli yine pasaportlara bakıyor ve ayrıca bir deftere isminizi, uyruğunuzu, nereden geldiğinizi ve nereye gideceğinizi yazıyorsunuz. Deftere isimlerimizi yazarken bir iki sıra üstte Türk isimleri gözümüze takıldı. Bir gün önce Türk bir grup gelmiş, ne güzel tesadüf. Deftere isim yazma faslı bittikten sonra ilk işimiz marketten 9000Cop karşılığında kilit almak oldu ve değerli eşyalarımızı dolaplara kilitleyip plaj ile kucaklaştık. Cabo San Juan’ın, parkın en güzel plajına sahip olduğunu okumuştuk ama geldiğimiz dönemden mi bilmiyoruz deniz çok dalgalıydı. Su ise ılık ve tuzluydu. Medeniyetten uzak, dalga sesleri ve eşsiz doğa ile başbaşa kalınca bütün olumsuz yaşadıklarımızı unutmuştuk bile. Taki akşam olup hava kararına kadar....

DSC06320.jpg

Bütün günümüzü plajda dinlenip denize girerek geçirdik. Plajdaki dev kayaların üstündeki hamaklı teras ise geceyi geçermek için en ideal yerlerden biri gibi duruyordu. Plajda Türk arkadaşlar ile tanışma fırsatımız oldu, akşam üzeri Taganga botu ile ayrılacaklardı. Tanıştığımız “Vamoss Travel”ın kurucuları Selin ve Arda’nın Cusco-Peru’da yaşama düşünceleri, buradan kişiye ve gruplara özel Güney Amerika organizasyonları yapma planları ise en az onlar kadar bizi de heyecanlandırdı. Bu iki güzel insanla umarız bir turlarında birlikte olma fırsatı yakalarız.

IMG_9511.jpg

Yorucu bir günün ardından derma çatma duş alanında duşlarımızı aldıktan sonra akşam yemeğine hazırdık. Restoran belli saatlerde açık oluyor ve yemek siparişi için önce sıraya giriliyor. Sırada beklerken menüyü elimize aldık ama İspanyolca olunca yiyecek bir şeyler seçmekte zorlandık. Kendi aramızda Türkçe konuşurken öndeki bayanın dönüp İngilizce Türk müsünüz sorusu karşısında bir an irkildik. Meğerse İsabelle Almanmış ve Türkçe’ye dil olarak alışkın hatta daha sonra eski erkek arkadaşının Türk olduğunu öğrendik. Yanındaki erkek arkadaşı ise Almanya’da yaşayan Kolombiyalı Christian ile tanıştık ve bize sipariş konusunda yardımcı oldular. Siparişlerden sonra herkes kendi masasına oturdu bu arada gök gürültüsü eşliğinde aniden şiddetli bir yağmur başladı. Hemen kayaların arkasında bir yıldırımın düştüğünü gördük, tepedeki hamaklarda kalmadığımıza şükrettik.

DSC06318.jpg

Açık alandaki restoranın her tarafından yağmur suları akmaya başladı, hepimiz restoranın ortasında toplanmaya başladık. Isabelle ve Christian, oturdukları masa kuru olduğu için bizi yanlarına davet etti. O sırada çok yakınımıza ormanın içine bir yıldırım daha düştü. Herkes panik halde fırtınanın dinmesini beklemeye başladı. Neyse ki yemeklerimizi yedikten sonra yağmur yavaşlamaya başladı. Bu sırada tabii ki her yer batak vaziyette ve çadırların durumu merak ediliyor. Hemen çadırları kontrol ettik ve birçok çadırın içlerinin ıslanmış olduğunu ve bizim çadırında yatılamayacak durumda olduğunu gördük. Görevli kimse yok, olsa da ispanyolca derdimizi anlatma şansımız yok. Isabelle ve Christian’ın tavsiyesi hamak oldu ve bir görevli bulup derdimizi anlattılar. Boş iki hamak ayarladılar ama bu sefer de hamaklardan biri ıslak diğeri nemli çıktı. Ne yapalım derken herkes yavaş yavaş restorandan ayrılmaya başladı ve eşimle biz tek başımıza kaldık. Geceleri plaj yengeçlere kalıyor hani havlumu atayım biraz kestireyim deme şansınız da yok. Bir taraftan da iyice hava serinlemeye başladı, yanımıza yağmurluklarımızı almadığımıza pişman olduk. Birkaç saat de olsa uyuyabilirsek diye hamaklarımıza geri döndük ve havlularımıza sarılıp uyuduk. Sabah gün doğmadan kalkmıştık direkt kendimizi plaja attık ama yengeçler henüz plajı bize bırakmamıştı. Denizi biraz daha bozulmuş, dalgalı ve yosunlu görünce, üstüne üstelik hava kapalı olunca ikinci geceyi geçirmemeye ve Santa Marta’ya geri dönmeye karar verdik. Aynı şekilde bir gece daha geçirme olasılığını bile göze alamadık.

DSC06282.jpg

Dönüş yolunda tanıştığımız Avustralyalı Jack ve Kanadalı Emily Don Pedro kamp alanında kalmışlar ve Cabo’ da yaşadığımız sıkıntıyı yaşamamışlar. Dönüş yolu daha kısa ama daha bata çıka ve daha yoğun hayvan pisliğinin etkisi altında geçti. Aranilla ve La Piscina’da da denize girip tadını çıkartmaya çalıştık.

Günü birlik Santa Marta’dan gelip gitmenin pek etkili olacağını sanmıyoruz, özellikle yürüyecekseniz zamanınızın büyük çoğunluğu yürüyüş ile geçer. Bazıları Santa Marta’dan ilk otobüs ile gelip 4:30 gibi Taganga’ya kalkan bot ile geri döndü. Ama dalgalarla boğuşarak giden bir bota ne kadar cesaret edilir bilemeyiz. Dönüş için bot fiyatı 45.000Cop. Taganga’dan yine botla gelme şansınız var ve parkın giriş ücretini ödemiyorsunuz ama bunu hesaba katıp bot fiyatını yüksek tutmuşlar. Parka geldiğiniz dönem çok önemli yağmurlu sezonunda hem kalmak zor hem yürümek hem de bota binmek... Santa Marta’ya döndüğümüzde o gün akşam da yağmur yağdı ve kalmayarak en doğru kararı vermiş olduğumuza sevindik. Ama Kolombiya’ya tekrar yolumuz düşerse kesinlikle tadı damağımızda kalan bu parka yağmur olmayan bir dönemde yeniden gelmek isteriz.

Cabo San Juan’daki restoranda balık tabağı 20.000-23.000Cop arası, büyük su 5000Cop, et tabağı 15.000Cop, bira 4000Cop. Kamp olarak daha kalabalık, ortamı sıcak, plajı daha uzun...

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Tayrona Milli Parkı Fotoğraflarımız

Tavsiyeler:

  • Kesinlikle yanınızda sivrisinek kovucusu ve böcek sokmalarından sonra sürmek üzere kremlerden bulundurun. Akrep veya yılan tarzı tehlikeli bir canlı ile karşılaşmadık.
  • Güneş koruyucusu getirmeyi unutmayın.
  • İspanyolca sayılar ve bazı günlük kelimeleri bilmekte fayda var.
  • Parkın giriş ücreti nakit ödeniyor ve döviz bozmuyorlar. Girişte turistlerden pasaport istiyorlar.
  • Ağustos 2012 Döviz Kuru : $1= 1800COP (Colombian peso) Fakat parkın içindeki kamp alanlarında para bozarlarsa 1500COP teklif ediyorlar. O yüzden yanınızda kalacağınız süre boyunca yetecek nakitiniz olursa iyi olur.
  • Kamp alanlarında kalacaksanız yanınızda kilit bulundurun, değerli eşyalarınızı koymak için dolaplı oda yapmışlar ama kilitleri yok. Yanınızda yoksa Cabo San Juan kamp alanının marketinde satılıyor aklınızda bulunsun.
  • Yağmur dönemine denk gelmişseniz yanınızda yağmurluk olursa iyi olur.
  • Kamp alanında kullanmak için yanınızda ışıldak bulundurun. Restoran bölümünde ışık var ama kamp bölümünde yok.
  • Yürüyüş için rahat bir çift ayakkabınız olsun. Gidişte hiking dönüşte ise deniz ayyakkabılarımız vardı, deniz ayakkabıları ile daha rahat ettik. Bata çıka geldiğimiz için ayakkabıların ıslanması rahatsız etmedi.
  • En azından ilk kamp alanına gelene kadar yetecek yanınızda su bulundurun.
  • Cabo San Juan’da kalacaksanız çadır yerine hamak kiralamınızı tavsiye ederiz. Burada hamaklar cibinlikli…
  • Kamp alanlarının çoğunda sabun ve tuvalet kağıdı yok. Cabo San Juan’daki kamp alanında 4 tuvalet ve 4 duş var ve beklentiniz yüksek olmasın.
  • Canevaral’ın biraz ilerisinde parkın girişine giden minibüsler kalkıyor eğer bilmiyorsanız o kadar yolu yürümeyin diyerek taksiler sizi Santa Marta’ya götürmek için kandırmaya çalışıyor. Gelirken müşterileri olup dönüşte boş dönmek istemiyolar, ona rağmen bizden 80.000Cop istediler, kabul etmedik. Ancak El Zoino’da yanlış otobüse bindik ve kişi başı 10.000Cop’a Santa Marta otobüs terminaline geldik. Terminalden de La Brisca Hostel’e 6000Cop ödedik, yaklaşık 10 dakikalık mesafe. Park-Santa Marta arası ise en fazla taksi ile 40 dakika sürer ve nasıl kazık atmaya çalıştıklarını düşünün. Ülkenin birçok yerinde bizdeki gibi turist gördüklerini özellikle dil bilmeyen ve pazarlık yapamayanları kazıklamayı seviyorlar, dikkatli olun. Gelirken otobüs 1 saat sürünce yol uzun gibi düşünüyorsunuz ama dönüşteki otobüs çok daha kısa sürede gitti, mesafa uzun değil.
  • Arrecifes’deki kamp alanlarının Cabo San Juan’ın kamp alanından daha iyi olduğunu duyduk. Kiralamadan önce hamakların cibinlikli ve çadırların yağmurdan korunaklı olup olmadığına dikkat edin. Cabo San Juan’daki çadırların üstünü örtmek için siyah naylonlar vardı ama çadırlar yağmur sularını alttan aldılar.
  • Arrecifes’de 1 akşam kalıp Piscina plajında günü değerlendirebilirsiniz. Ertesi günü Cabo San Juan’a yürüyüp geceyi burada geçirebilirsiniz. El Pueblito’ya gitmek isterseniz bir gece daha ekstradan Cabo plajında kalmanızı tavsiye ederiz.
  • Çadırınızı isterseniz kendiniz de getirebilirsiniz, sadece kamp alanının ücretini ödersiniz.
  • Tatlı severler için Arricifes’deki “La Panaderia”ın çikolatalı, karamelli ekmekleri tavsiye edilmiş.

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Posted by ayferonur 17:56 Archived in Colombia Comments (2)

(Entries 1 - 2 of 2) Page [1]