A Travellerspoint blog

October 2011

Seul

overcast 27 °C

Kore Havayolları ile New York’dan 14 saatlik uçuş ile Seul’a geldik. Hostesler ve görevliler ilgili ve yardımcıydılar, servisleri iyiydi. Bizden vize istemeyen bir ülkeye gelmenin rahatlığı ile pasaport işlemlerimizi yaptırıp, 24 günlük Uzak Doğu seyahatimizin ilk durağına başlamış olduk. Dünyanın bu tarafına ilk kez gelmenin verdiği bir heyecan var. Aslında yaz döneminin Uzak Doğu seyahati planlamak için iyi bir dönem olmadığını bile bile zaman sorunundan seyahatimizi ertelemek istemedik. Tabi ki seyahatimize şiddetli bir yağmur ile başladık ama yine de her şartta planımızdan ödün vermemeye kararlıydık.

Ağustos 2011 Döviz Kuru : $1= 1030 Won

IMG_3272.jpg

İlk dikkatimizi çekenler : İnsanlar çok yardımsever, saygılılar, genelde göz temasından kaçınıyorlar. Saygılı olmalarına rağmen nedense kuyruklarda bizdeki gibi kaynak yapmayı seviyorlar ve çaktırmadan araya giriyorlar. Sokaklarda ara sıra ağır kanalizasyon kokusu oluyor, özellikle yağmurlardan sonra daha da ağırlaşıyor. Akşamları genelde bütün dolaştığımız yerler çok kalabalık ve güvenliydi. (Yaz olduğu için mi bilemiyoruz). Bir çok yer gece 11’e kadar açık. Bankalar saat 4’e kadar açık. Döviz büroları gözden kaçabiliyor. Turizm Bilgi merkezlerinden döviz büroları için tarif isteyebilirsiniz. Metro ağı geniş ve gayet güvenli. Alkol tüketimi çok fazla, gece bol bol sarhoş görüyorsunuz. Biraz sapıtanlar da olmuyor değil. Kafe zincirleri çok geniş. Gezilecek hemen hemen her yer akşam daha hareketli ve göze güzel geliyor. Çekinik gibi dursalar da bol bol fotoğraf çektirmek istiyenler oluyor. Benzemesek de bazıları Amerikalı olduğumuzu düşündü, Türküz dediğimizde daha çok ilgilendiler.

IMG_3375.jpgl

Ulaşım :

Metro ile ulaşım hem kolay hem de güvenli. Metro hatları renkler ve numaralar ile belirtilmiş olduğu için yön ve yol bulmak kolay. Dikkat etmeniz gereken tek husus; metroların bazılarında 14-15 kadar giriş ve çıkış var. Hangi çıkışın nereye gideceği metro içinde tablolarda yazıyor. Eğer çıktığınız yerden geri dönecekseniz, çıkış numaranızı unutmayın. Sorun olsa da görevliler inanılmaz derecede yardımcı oluyor, rahatlıkla yardım isteyebilirsiniz. (www.seoulmetro.co.kr)
Biz metro kartı satın aldık. 3000 won deposit veriliyor (500 won geri ödeniyor dense de alamama olasılığınız yüksek). Metro kart ile normalden biraz daha ucuza seyahat ediyorsunuz ayrıca metrolarda bilet kuyruğuna girmediğiniz için zaman kazanıyorsunuz. Uzun sure kalanlar için kesinlikle çok avantajlı.

Taksiler 2400 won ile açılıyor. Bir kez taksiyi kullandık, yaklaşık 5-6 dakikalık yola 2600 won ödedik.

Incheon Havaalanı: Pasaport işlemlerinin olduğu bölüm çok kalabalıktı, ayrıca girmiş olduğumuz sırayı gümrük polislerine göre doğru bir şekilde düzenlemedikleri için epey bekledik. Gümrük işlemlerinin çok hızlı olduğunu okumuştuk ama şansımıza uzun sürdü. Geliş bölümünün olduğu katta kafeler, restoranlar, döviz bürosu ve turist bilgi danışma var. Uçağımız çok erken indiği için bir çok kafeterya ve restoran kapalıydı. Caffe Pasuca’da kahve içip yanımızdakiler ile kahvaltımızı yaptık. Bir kahve 3800 won. Servisleri çok ağır.
Havaalanında bir miktar para bozdurduk. 1 dolara karşılık 1031 won aldık. Havalanından KAL otobüsleri ile şehir içine gidebilirsiniz. Kişi başı 15000 won. Yaklaşık 1 saat sürüyor. Havaalanından, Seul merkez istasyonuna hızlı tren var. 05:00-24:00 arası çalışıyor. (www.arex.or.kr)

Gimpo Havaalanı: Şehre metro ile kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Metro transit kart ile 1200 won tutuyor. Biz Pekin’e Gimpo havaalanından gittik. Pasaport işlemleri ve güvenlik kontrolu hızlı ve sorunsuz idi. Havaalanında öğlen yemeğimizi Café de Specialtea’s de yedik.

Gezilecek Yerler:

İnsa-dong Bölgesi: Bizim otelimize yürüyerek 10 dakika mesafedeydi. Beyoğlu tarzı trafiğe yarı kapalı bir cadde. Kafeteryalar, restoranlar, hediyelik alış-veriş mağazaları var. Akşam üzeri iyice canlanıyor, saat gece 11’den sonra sakinleşiyor. Metro ile giderseniz 3 numaralı hattı alacaksınız ve Anguk istasyonunda ineceksiniz.

Cheongdam Bölgesi: Lüks mağaza, restoranlar, kafeteryalar, barlar ve gece eğlencesinin yanında iş merkezlerinin de fazlaca olduğu bir bölge. Cheongdam istasyonunda ineceksiniz (metro 7 numaralı hat). Yanlış hatırlamıyorsak istasyondan çıktıktan sonra epey yürüdük.

Samcheong-dong Bölgesi: Biz bu bölgeyi çok beğendik. Kafeteryaları, restoranları, ufak tefek butikleri ile çok canlı bir bölge. Konum olarak Gyeongbokgung Sarayı ile Changdeokgung Sarayı arasında kalıyor. Metro ile 3 numaralı hattı kullanabilirsiniz. İstasyon olarak Anguk ile Gyeongbokgung arasında kalıyor.

IMG_3558.jpg

Myeong-dong Bölgesi: Trafiğe kapalı bir cadde. Bizim İstiklal caddesinin ufağı gibi diyebiliriz. Kafeler, restoranlar, alış-veriş merkezleri, mağazalar, hediyelik eşya satanlar, sokakta yiyecek satanlar ile dolu çok canlı bir cadde.
(Metro 4 numaralı hat – Myeong-dong istasyonu)

Itaewon Bölgesi: Bu bölgede Amerikan üssü varmış. Bu yüzden çok fazla batı tarzı kafeterya, bar ve restoranlar var. Hediyelik eşya dükkanları, çeşitli mağazalar bulabilirsiniz. Akşam daha kalabalık oluyormuş. Biz gündüz gittik, akşam da gidip görmeyi düşünmedik. Dolaşırken Türk kebapçısına rastladık ve öğle yemeğimizi ‘Mr. Kebap’ da yedik. Hem çalışan arkadaşlarla hem de mekanın sahibi ile biraz sohbet ettikten sonra yolumuza devam ettik.
(Metro 6 numaralı hat – Itaewon istasyonu)
DSC00710.jpg

Gyeongbokgung Sarayı: Giriş 3000 won ve ingilizce rehber ile dolaşabiliyorsunuz. İngilizce tur saatlerine önceden bakıp giderseniz saray gezisini daha verimli yapabilirsiniz. Saray gerçekten çok etkileyici, fakat saray 1592-1598 Japon istilası esnasında maalesef yıkılıp, yakılmış. 1868 yılında saray tekrar inşa edilmiş ancak 1910 Japon istilasında sarayın büyük bölümü yine yıkılmış. Yanlış hatırlamıyorsak sadece kütüphane sağlam kalmış. Bir çok yapı restorasyondan geçerek şu anki konumuna getirilmiş. Her saat başı olan nöbet değişimi yağmur sebebiyle yapılamadı ve biz göremedik. Nöbetçileri renkli kıyafetlerı ile her daim görebiliyorsunuz.
Sarayın web sayfası http://www.royalpalace.go.kr/html/eng/main/sitemap.jsp
(Metro 3 numaralı hat – Gyeongbokgung istasyonu)
IMG_3100.jpg
DSC00660.jpg
DSC00634.jpg

Changdeokgung Sarayı ve Gizli Bahçe: Sarayın girişi 3000 won, gizli bahçenim girişi ise 5000 won. Her ikisininde gezilmesini kesinlikle tavsiye ediyoruz. Saat 10:30 da Saray için İngilizce tur var ve devamında saat 11:30 da Gizli Bahçe için tura katılabilirsiniz. Sarayın neredeyse tümü 1910 – 1945 Japon istilası esnasında yakılmış. Kore hükümeti orjinaline bağlı kalarak tekrar inşa etmiş. Bazı binalar, 2002 Dünya Futbol şampıyonası döneminde tekrar boyanmış. Sarayın web sayfası http://eng.cdg.go.kr/main/main.htm
(Metro 3 numaralı hat – Anguk istasyonu)

Seul Kulesi: Kulenin olduğu Namsan parkına çıkış için farklı yollar var ancak biz teleferik ile çıkmayı tercih ettik. Teleferik gidiş-geliş 7500 won ve kuleye çıkış bir kişi 9000 won. Hafta sonu olursa 12000 won. En son teleferik gece saat 11’de. Kule biletini Namsan Parkına çıktıktan sonra alıyorsunuz. Kuleye akşam üzeri çıkmanızı tavsiye ederiz. Hem gündüzünü, hem gün batımını, hem de gecesini görebilirsiniz. Kuleden, Seul manzarası gerçekten çok güzel. Yukarıda camların arkasında olduğunuz için çok güzel fotoğraflar çekilemiyor. Kuleye çıkmadan once aşağıda fotoğrafınızı çekiyorlar. Yukarıda 1 büyük ve 1 küçük fotoğrafı 12000 won’a satıyorlar. Hafta içi gittiğimiz halde çok kalabalıktı. Kuleden ve teleferikten inişte çok sıra oluyor. Myeong-dong istasyonundan yürüyerek Namsan parkına çıkan teleferiğin olduğu yere gidebılirsiniz.
(Metro 4 numaralı hat – Myeong-dong istasyonu)
IMG_3252.jpg

National Museum Of Korea: Müzeye giriş ücretsiz ve müze Pazartesi günleri kapalı. Müze hakkında detaylı bilgi almak isterseniz İngilizce ‘PDA’ 3000 won’a kiralayabilirsiniz. Müze 3 kattan oluşuyor. En az 3-4 saat harcanabilecek bir müze. Özellikle tarih ve arkeolojiye meraklılar için uğranması gereken bir müze diye düşünüyoruz.
(Metro 4 numaralı hat – İchon istasyonu)

Noryangjin Balık Market: Büyük bir deniz ürünleri marketi. Alt katta canlı ve cansız her türlü balık, deniz ürünü satılıyor. Alt kattan aldığınızı üst kattaki restoranlara götürüp pişittirebiliyorsunuz. Biz büyük bir heves ile taze balığımızı yeriz diye düşünerek gittik ancak marketi gördükten sonra düşüncemizden vazgeçtik. Markette herhangi bir sorun yok da balıkları nasıl öldürdüklerini görünce bütün iştahımız ve hevesimiz kaçtı.
(Metro 1 veya 9 numaralı hat – Noryangjin istasyonu) Metrodan inince balık marketine doğru levhalar var, sorunca da gösteriyorlar.

Namdaemun Marketi: Myeong-dong bölgesinden yürüyerek ulaşabilirsiniz. Bize İstanbul’daki Salı pazarını hatta Mahmutpaşa yı hatırlattı. Pazarlık yapmayı unutmayın.
(Metro 4 numaralı hat – Hoehyeon istasyonu)

Sınır gezisi: Biz fırsat bulup gidemedik. Otellerden turlar düzenleniyor. DMZ (Demilitarızed Zone) turları olarak bakabilirsiniz. Bizim otelden aldığımız broşürdeki turizm firmasının web sayfası www.cosmojin.com.

Han Nehir Turu: Hava şansımıza çok iyi olmadığı için biz nehir gezisi yapamadık.

Gittiğimiz restoran ve kafeler :

Seul’de açıkcası adam gibi bir yerde oturup yemek yemedik. Zamanımız kısıtlı olduğu için otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra hemen yollara düşüyorduk. Nerede yemek yiyebiliriz diye fazla araştırmadan bildiğimiz kafe zincirlerini ve yanımızda getirdiğimiz atıştırmalıklarla idare ettik. Sokak satıcıları her yerde var, Samcheong-dong ve Cheongdam bölgesi yemek bakımından ideal. Özellikle Samcheong-dong bölgesini çok beğendik, fakat Seul’den ayrılmadan bir gün önce restoran-kafelerin olduğu bu bölgeyi bulabildik.
Starbucks: Hemen hemen her yerde var. Çay, kahve 3600 won. Sandöviç ve atıştırmalık alternatifleri fazlaydı.

Mr. Kebap: Itaewon Bölgesi’ndeki Türk kebapçısının döneri lezzetliydi. Kendilerine buradan tekrar teşekkür ediyoruz.
2 ekmek arası döner ve 2 içecek 15000 won.

Café de Specialtea’s: Yeri Gimpo Havaalanında. Yemek ve kahve menüsü 11500 won ve yemek ile kahve gayet güzeldi. Su 2500 won, Soda 4000 won, pastalar 5000 won.

Kore biraları : Cass marka bira içtik. İçimi rahat güzel bir bira.

Kaldığımız Doulus hotel hakkındaki düşüncelerimiz :

Gecesi kahvaltı ve vergi dahil iki kişi 105 dolar ödedik. (www.douloshotel.com)

Kötü tarafları : Odalar gerçekten çok küçük biz ufak tefek olduğumuz halde 2 tane sırt çantası ile odada dönecek yer bulamadık. Banyosu biraz eskiydi.

İyi tarafları : Personeli çok ilgili ve saygılı. Sabah kahvaltıları gayet doyurucu ve güzeldi. Otelin yeri biraz ters gibi dursa da hem güvenli hem de otobüs ve metroya çok yakın. Incheon havalanından 6002 nolu otobüs otelin yakınındaki durağa geliyor. Gimpo havaalanından da metro ile rahatlıkla ulaşım sağlanabilir.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Seul Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Tavsiyeler :

  • Havalanından turizm bilgi bürosundan çok detaylı Kore, Seul tanıtım kitapçıkları ve Seul metro haritası temin edebilirsiniz.
  • Gittiğiniz döneme göre yağmurluk götürmenizde fayda var.
  • Gündüz sarayları gezin akşam ise gezilecek görülecek diğer yerleri dolaşın.
  • Gittiğiniz döneme göre yanınızda sivrisinek kovucunuz ve ısırık sonrası için krem bulunsun.

Posted by ayferonur 18:59 Archived in South Korea Comments (0)

Xi'an

overcast 30 °C

Eski başkent Xi’an, İpek Yolu’nun Çin tarafındaki başlangıç noktası. Kalabalık bir şehir, nüfusu yaklaşık 3 milyon civarıymış.

Pekin’den 19:30’da kalkan trenimiz sabah saat 8:00 civarında Xi’an şehrine geldi. Yolculuğumuz ile ilgili detayları ayrı bir başlıkta yazdık. Tren yolculuğunda edindiğimiz tecrübeleri “Çin’de Tren Yolculuğu” adlı yazımızda okuyabilirsiniz. Geldiğimiz günün akşamı yine tren ile Şangay’a geçeceğiz. Xi’an şehrinde sadece günü birlik bulunuyoruz ve hedefimiz “Terracotta Askerleri’ni” ziyaret etmek. Tren istasyonundan çıkınca bavulumuzu ve sırt çantamızı tren istasyonunun emanetine bıraktık. Tek parça bavul günü birlik 5 Yuan. Tren istasyonunu arkanıza aldığınız zaman sola doğru ilerlerseniz Terracotta Askerleri’nin olduğu bölgeye giden minibüs ve otobüsleri (306 numaralı otobüs) bulabilirsiniz. Otobüsün ve minibüslerin üzerinde “Terracotta” tabelasını göreceksiniz. Minibüs, otobüs fiyatı da tek yön bir kişi 7 Yuan. Yol yaklaşık 1 saat kadar sürüyor.
IMG_4750.jpg

Giderken otobandan gidiyoruz. Otobüs, dönüş yolunda otobandan çıkıp daha erken şehir içine giriyor; böylece biraz da olsa şehri görme imkanımız oluyor. Sokaklar Pekin ile karşılaştırdığımızda bize çok daha pis, bakımsız geldi. Alış-veriş merkezleri Pekin kadar olmasa da iyi. Batıdan aklınıza gelebilecek her mağaza var. Mağazalar dolu, alış-veriş yapan yerli halk çok fazla. Neredeyse bütün restoran ve kafeler hep dolu. Biz nedense buralara gelmeden önce daha fakirler diye düşünüyorduk ancak gözlemlediğimiz kadarıyla bazı iş dallarındaki insanlar iyi kazanıyorlar ki rahatça da harcayabiliyorlar. Komünizm var ama kapitalizm kanatlarının altına almış Çin’i. Bu arada karşılaştırırken tabi ki yaklaşık 1,5 milyarlık bir nüfusun ne kadarı belli bir ortalamanın üzerinde yaşıyor diye düşünmek gerekiyor. Polisler ve devlet memurlarında komünizmden kaynaklanan despot duruşları hissedebiliyorsunuz. Çin’e geldiğimizden bu yana, bizi şaşırtan düzensiz trafikte, ilk kez kaza yapmış iki araba gördük. Onlar bir şekilde böyle kurallara uymadan yaşamaya alışmışlar galiba. İstanbul’daki trafik bile buranın yanında düzenli kalır diye düşünmeden edemedik.

Tren istasyonunu arkanıza alıp önünüzdeki büyük caddede 10 dakika kadar yürürseniz sağda ve solda iki büyük alış-veriş merkezi göreceksiniz. Pekin veya Şangay’daki gibi ultra olmadıklarını belirtelim. Ayrıca sol tarafta bir tane Starbucks var. İstasyon civarında ve bu cadde üzerinde Mc Donalds, KFC ve lokal restoranlar bulabilirsiniz. Starbucks’da kahve 20 Yuan, tunalı börek 16 Yuan, karidesli sandöviç 24 Yuan. İçecek harici yiyecek yönünden de çeşitleri fena değildi.
IMG_4765.jpg


Terracotta Askerleri:

IMG_4643.jpg

Giriş 110 Yuan, eğer elektronik rehberlik hizmeti alırsanız bedeli 40 Yuan ve 200 Yuan depozit alıyorlar. 3 saatlik bir zaman gezmek icin yeterli olacaktır. Yaklaşık 2200 yıl önce yapılmış olan mezar (Terracotta Askerleri) inanılmaz etkileyici. Yapımı 38 yıl sürmüş, 3 tane galeri açılmış ve turistler bu galerileri dolaşabiliyor. En etkileyici galeri ise yaklaşık 6000 askeri barındaran bir numaralı en büyük galeri. Bu galeride yaklaşık 6000 kilden yapılmış (pişmiş toprak) savaşcı var. Hafızalarımızdaki meşhur fotoğrafların olduğu galeri bu büyük galeri. Buradaki askerlerin her birinin yüzü birbirinden farklı. Bütün galerilerde halen çalışmalar devam ediyor. Bu arada mezarları yaptıran kralın “Qin Shihuang” kendi mezarı da çok yakında ve henüz açılmamış. İnternetten daha detaylı bilgilere rahatça ulaşabilirsiniz. Bize göre kesinlikle seyahat planınızı buraya gelmek üzere yapın. Müzenin alış-veriş bölümünde 1974 yılında burayı bulan çiftçiyi de gördük. Kendisi para karşılığı fotoğraf çektiriyor ve imzaladığı bir de kitabı var. Ana kapıdan çıktıktan sonra alış-veriş mağazaları, hediyelik eşya satanlar, kafe ve restoranlar var.
IMG_4645.jpgIMG_4723.jpg
IMG_4619.jpg
IMG_4583.jpg

Terarcotta Askerleri ve Kral Qin Shihuang’ın mezarı 1987 yılında UNESCO Dünya Kültür Miras listesine alınmış.

Xi’an’da kalmadığımız için maalesef şehrin diğer turistik bölgelerini görme imkanımız olmadı. En azından bir gece kalınıp etrafta başka turistik aktivitelere de katılanabilir. Şehir surları, Shanxi Tarih müzesi ve ilgisini çekenler için Büyük Cami ziyaret edilecek yerler arasında. Terracotta Askerleri’ne yakın bir bölgede ayrıca kaplıcalar var.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Xi’an Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Tavsiyeler :

  • Tren ile ayrılacaksanız, mutlaka treninizin kalkış saatinden 1-1,5 saat önce tren istasyonuna gelip güvenlik geçişini kontrol edin. Bizim olduğumuz dönemde tren istasyonu ve civarı tam bir kargaşa içindeydi.
  • Umumi tuvaletler çok pis, kesinlikle yanınızda tuvalet kağıdı ve ıslak mendil bulundurun.
  • Gençlerinden İngilizce bilenler var ama utangaç oldukları için konuşmak istemiyorlar.

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi/

Posted by ayferonur 17:32 Archived in China Comments (0)

Siem Reap

overcast 30 °C

Tapınaklar şehri ve UNESCO tarafından Dünya Miras listesine alınan Angkor Wat’ı barındıran Siem Reap’a büyük heyecanla gittik. Geçirdiğimiz iki gün boyunca hem insanların sıcaklığından, saygısından hem çevrenin doğal güzelliginden hem de tapınakların şaheserliğinden inanılmaz etkilendik. Yoksulluğa, toza, sefilliğe rağmen bu şehirde ve çevresinde huzur bulduk.
IMG_6721.jpg

Kamboçya maalesef T.C. pasaportlulardan vize istiyor ama vize alımı kolay. İster internetten başvurabilirsiniz, isterseniz ülkeye girişte başvuru yapabilirsiniz. Kapıda zaman kaybetmek istemiyorsanız bizim gibi internetten başvuru yapmanızı tavsiye ederiz. Vize bedeli 25 dolar. Vizenizin iki adet çıktısını yanınızda götürmeyi unutmayın. Aracı firmalar da sizin adınıza başvuru yapabiliyor.

Havaalanı çok küçük, o yüzden girişimiz gayet kolay oldu. Otelin ücretsiz tuk-tuk servisi ile havaalanından otelimize geldik. Normalde de havaalanı-otel arası tuk-tuklar 2 dolara, taksi ise 7 dolara gidiyormuş.

Dönüşte havalanından çıkış işlemlerimiz de yaklaşık 10 dakika kadar sürdü. Güvenlikten geçtikten sonra kafe ve duty free var. Hediyelik eşyalar şehir içine göre daha pahalı. 5-6 tane bilgisayar ile internete ücretsiz kullanım imkanı sağlamışlar. Havaalanı tuvaletlerini temiz bulduğumuz ayrıntısını da belirtmeden geçmeyelim.

İlk dikkatimizi çekenler : İnsanların güler yüzlü ve saygılı olması. Ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorlar. Tuk-tukçuların kibar ısrarları, binmezseniz ” tomorrow” ve alış-verişte bir şey almazsanız “How much you pay?” sorularına hazırlıklı olun. Her yerde pazarlık yapılması adetten. Yavaş yavaş gözleri açılmaya başlamış, ½ fiyata genelde iniyorlar. Ara sokaklar asfalt değil, yağmurda bütün her yer çamur içinde kalıyor. Şehir çok tozlu ve motor kullanımı çok yaygın o yüzden maskeli gezen fazla. Her yere tuk- tuklar ile ulaşılabiliyorsunuz. Burada tuk-tuklar motosiklet ile çekilen kabinler şeklinde. Ayaklara balık masajı çok yaygın. İçinde küçük balıkların olduğu akvaryuma ayaklarınızı sokup balıklara ölü derilerinizi yedirerek 1-2 dolara masaj yaptırıyorsunuz. Dolar hemen hemen her yerde geçiyor. Para üstü olarak Kamboçya rieli veriyorlar.

Ulaşım : En basit ve ucuz yol tuk-tuklar. Günlük 12-15 dolara kiralabiliyorsunuz veya gittiğiniz yere göre ödeme yapabilirsiniz. Tapınakları gezerken günlük kiralamak daha ekonomik, günlük kiralarken kesin saatleri ve gideceğiniz bölgeleri baştan konuşun. Genelde çalışma saatini 8 saat olarak hesaplıyorlar ve öğle arası veriyorlar. Yani sabah 8:00’de başlarlarsa akşam 5:00 gibi bitiriyorlar. Sabah gün doğumu veya akşam gün batımı için de kiralamak isterseniz ekstra 5 dolar istiyorlar. Kaldığınız yer aracılığıyla ayarlamak daha akıllıca böylece sizin adınıza onlar konuşmuş, pazarlık yapmış oluyor. Bizim kaldığımız otelin tuk-tukları olduğu için onlardan kiraladık ve bütün gün sular dahil 15 dolardı. Diğer yol bisiklet kiralamak ama yağmurların fazla olduğu dönemde tavsiye etmeyiz.

Gezilecek Yerler:

Siem Reap etrafındaki tapınaklar gezilecek önemli yerleri oluşturuyor.

Biletler günlük, 3 günlük ve haftalık şeklinde. Aldığınız bilet ile Siem Reap civarındaki bir çok tapınağı ziyaret edebiliyorsunuz. Biz 3 günlük bilet aldık ve fiyatı 40 dolar. Günlük bilet fiyatı 20 dolar. Bileti alırken fotoğrafınız çekiliyor ve biletlerin üstünde fotoğrafınız oluyor. O yüzden tapınakları gezerken biletinizin yanınızda olmasına dikkat edin. Tapınaklar hakkında bilginiz yok ve detaylı bilgi almak istiyorsanız iyi bir rehber ile gezmenizi tavsiye ederiz.

Angkor Wat : Unesco tarafından dünya miras listesine alınmış olan tapınak ile ilgili detay bilgileri internette bulabilirsiniz. Rehberimizin anlattıklarından hatırladığımız bazı bilgileri aktarırsak; Yapımında yaklaşık 1 milyon kişi çalışmış ve 37 yılda 1150 yılında bitirilmiş. Tapınak Hinduizm etkisinde Vishnu için yapılmış, daha sonraları Budist tapınağı olarak kullanılmış. Budizme geçildikten sonra 1000 adet Buda heykeli getirilmiş. Maalesef Buda heykellerinin bir çoğunun başları 1974-1979 iç savaşı esnasında kesilip satılmış. Tapınak duvarlarında toplam 1800 adet bayan işlemesi var ve bunlardan sadece bir tanesinde bayanın dişleri gözüküyor. 6 adet kütüphanesi var.
Tek kelime ile inanılmaz güzel bir tapınak. Bizim tavsiyemiz kesinlikle güneş doğuşunu izlemeye gidin. Gün doğumu için en güzel zaman 23-24 Şubat’mış. Güneş, gün doğumunun izlendiği bölgede direkt tapınağın arkasından doğuyormuş. Angkor Wat’da özellikle rehber eşliğinde gezdiğinizde 3-4 saat rahatlıkla harcarsınız.
IMG_6467.jpg
IMG_6638.jpg
IMG_6689.jpg

Angkor Thom: 1181 yılında yapılmış. 5 tane kapısı var. Bu şehir 1700’lerden sonra yasaklanmış. Bu yüzden doğanın etkisi ile şehir harap olmuş. Şehir kapısının girişleri çok etkileyici. Köprünün her iki tarafında 54 adet heykel var. Sağ taraftakiler Şeytan’ı ve şeytan kötülüğü, sol taraftakiler ise Tanrı’yı ve tanrı ise iyiliği simgeliyor. Angkor Thom civarında 1 milyon kişi yaşamış.
IMG_6763.jpg

Bayon: Bölgedeki en etkileyici tapınaklardan bir tanesi diyebiliriz. 54 adet kulesi var ve her kulede 4 adet yüz var. 54 kule, o dönemde Kamboçya krallığına ait 54 bölgeyi temsil ediyormuş. Günümüzde 54 kuleden sadece 37 tanesi ayakta kalabilmiş. 2 adet kütüphanesi var. Bayon tapınağındaki duvar çizimleri günlük hayatı, Çinlilerin Kamboçya’ya yardımı ve gölde olan savaşı anlatıyormuş.
IMG_6790.jpg
IMG_6867.jpg

Baphoun: Restorasyan çalışmaları dolayısı ile kapalıydı. 1049 yılında yapılmış. Bu tapınak ile ilgili gezi yorumlarında bir arkadaşımızın verdiği bilgiyi de paylaşmak istiyoruz. “1960'larda Angkor'da çalışan Fransız arkeologlar yapıyı güçlendirmek için taşları tek tek söküp numaralandırmışlar. Ancak Kızıl Khmerler döneminde taşların yerlerini belirten kayıtlar tahrip edilmiş. Geriye üzerinde numaralar yazılı taşlar kalmış. İşte herhangi bir plan olmadan bu taşları tekrar yerli yerine yerleştirmek gerektiği için bu tapınağın taşlarına dünyanın en büyük yapbozu denmiş. Bilgisayar programı yardımıyla çözülmeye çalışılmış ama başarı sağlanamamış.”

Ta Keo: 975 yılında yapımına başlanıyor, 1001 yılında yıldırım düştüğü için uğursuz olduğuna inanılıp yapımına devam etmiyorlar. Bu haliyle bile gayet güzel bir tapınak. Yanılmıyorsak 1-2 yıl önce bir Japon turist kayıp düşüyor ve hayatını kaybediyor.
IMG_6917.jpg

Ta Prohm: En etkileyici tapınaklardan bir tanesi. Yapımına 1186 yılında başlanıyor. Doğanın etkisini bu tapınakta net olarak görüyorsunuz. Ağaç köklerinin yapıları nasıl sardığını, taşları nasıl yerinden oynattığını tüm açıklığı ile bu tapınakta görebiliyorsunuz. “Tomb Raider” filminin bazı sahneleri bu tapınakta çekilmiş. Hala restorasyon çalışmaları devam ediyor.
IMG_6976.jpg
IMG_6957.jpg
IMG_6940.jpg

Banteay Srey: Angkor Wat’dan yaklaşık yarım saat mesafede daha küçük ama güzel bir tapınak. Pembe kum taşından yapıldığı için pembe renkler hakim. Bu tapınaktaki tüm taş işlemeleri çok büyük bir incelikle yapılmış ve bu yüzden turistlerin ilgisini çekiyormuş. Tapınağa girdikten sonra göletin sol tarafında köşeden güzel fotoğraf çekebilirsiniz. Göle tapınağın silüeti yansıyor ve mükemmel bir panorama yakalanabiliyor.
IMG_7002.jpg
IMG_7053.jpg

Yüzen Market (Chong Kneas): Açıkcası Siem Reap’da yüzen markete gitmek; mutlaka yapılacaklar listesinde olmayabilir. Tayland’da gitmeye vaktimiz olmadığından sadece fotoğraflarını gördüğümüz yüzen market tarzında bir yer beklentisi ile gittik. Yüzen market için botların kalktığı yere tuk-tuk ile ulaştık. Bot fiyatı gidiş-geliş kişi başı 15 dolar. Öncelikle tekne ile “Tonle Sap” gölünün nehir ile buluştuğu yere kadar gidip az önce yanından geçtiğimiz başka bir tekneye yanaştık. Yanaştığımız bu tekne turistik alış-veriş içindi. Etrafta bir çok tekne var ve insanlar bu tekneleri ev olarak kullanıyorlar. Burada nehirde yaşayanların çoğu Vietnamlıymış ve Kamboçyalılar burada yaşayanlardan pek hoşlanmıyormış. Tekne ile giderken yanımıza süratle daha küçük bir tekne yanaştı ve içinden bizim gitmekte olan teknemize 10 yaşlarında bir çocuk atladı. İçecek satıyormuş, sattığı içeceklerden almadan olmuyor tabi ki.

Siem Reap ile yüzen markete gidiş limanı arasındaki yolda özellikle nehrin kıyısındaki evleri, pirinç tarlalarını, lotus bahçelerini görmek etkileyiciydi. Gece yağan yoğun yağmurdan dolayı nehir taşmış ve bir çok evi su basmıştı. Çocuklar bu sel sularının içinde yüzüyor, oyunlar oynuyorlardı. Herkes suları evlerden temizlemeye çalışıyor, kimileri evlerine su girmesin diye barikat kurmaya çalışıyordu. Bu olumsuz şartlara rağmen insanlar mutlu, bir şey sorduğunuzda size yardımcı olmaya çalışıyorlar ve güler yüzlüler. Anlatmak inanır mısınız çok zor, gidip görmek ve yaşamak lazım.
Dönüş yolunda Lotus bahçesi kenarında fotoğraf çekmek için durduk. Lotus çiçeği hakkında bilgi aldık. Ayrıca meyvesi bizdeki taze badem gibi ve çok lezzetliydi.

Dönüş yolunda rehberimizin tavsiyesi ile engelli ve yetim çocukların taş ve ağaç oyma, boyama ve resim atölyelerinin olduğu bir merkeze gittik. Bu atölyeler Kamboçya devleti tarafından destekleniyormuş. Atölyelerdeki eğitimler yaklaşık 6 ay sürüyormuş. Eğitimlerini tamamlayan ve başarılı olan öğrenciler özellikle tapınakların restorasyanlarında çalışıyorlarmış. Öğrenciler tarafından yapılmış eserler ayrıca satılıyor.

Süreç olarak biz ilk gün öğleden sonra Angkor Wat’a gittik. İkinci gün Angkor Wat’ta gün doğumu izlemeye, Angkor Thom, Bayon, Ta Prohm ve Banteay Srey’e gittik. Üçüncü gün ise sabah yüzen market ve el-işi atölyelerini gezdik. Ekstra 1 günümüz veya sabahımız olsaydı, Angkor Wat civarındaki 1-2 tapınağa daha gidebilirdik.

Kamboçya bizi çok etkiledi ve tekrar gidip göremediğimiz yerleri dolaşmayı planlıyoruz.

Kamboçya biraları : Angkor (içimi hafif, güzel bir bira )

Gittiğimiz restoran, kafe ve marketler :

Siem Reap’da Starbucks benzeri bildik kahve zincirleri yok. Sadece KFC dikkatimizi çekti. Lokal kahvelerini beğenmedik.
Kaldığımız oteli oda-kahvaltı şeklinde ayarladığımızdan sabahları otelimizde kahvaltı ettik.

Happy Herb Pizza (28-Ağustos-2011) : Kesinlikle tavsiye etmeyiz. Okuduğumuz gezi bloglarından birinde tavsiye eden arkadaşa istinaden denedik ama hiç mennun kalmadık. Aslında yeri gördüğümüzde pek aklımıza yatmadı ama arkadaşın hayatımda yediğim en güzel pizzaydı yazısı karşısında ön yargılı davranmayıp denemeden çıkmamak lazım diye düşündük. Emin olamadığımız için de sadece bir orta boy pizza söyledik ve ekşi peynirli az pişmiş bir pizza karşımıza geldi. İlk dilimleri denedikten sonra çıktık. Orta boy pizza 6 dolar, gazlı içecekler ve yerel bira 1 dolar.

Blue Pumpkin Café : Kahveleri kötü, hamur işleri güzel. Her türlü sıcak-soğuk içecek, sandöviç, yemek çeşitleri, tatlıları ve dondurma çeşitleri de var. Rakamlar makul, hafif atıştırmak ve midesini bozmak istemeyenler için ideal. Yeri barlar sokağının hemen yan tarafındaki “Pı Thnu” sokağında.

Le Tigre De Pier (29-Ağustos-2011): Pizzaları güzel, en azından yenilebilir. Zaten mekan diğer yerlere göre daha kalabalıktı ona istinaden denedik. Pizza fiyatları içeriğine göre değişiyor örneğin fungi orta boy pizza 5.75 dolar. Büyük boy Angkor bira 3 dolar. Pizzacının olduğu sokak Siem Reap şehrinin “Pub Street” denilen sokağında. Bu sokakda sağlı sollu restoran ve kafeler var.

Marketler: Özellikle yiyecek anlamında sorun olursa marketlerde ekmek, peynir, kraker,meyve kısaca her şey var. Biz Angkor Market’den alış-veriş yaptık. “Angkor Market”, Sivatha caddesi üzerinde (kuzey yönünde) De La Paix oteli geçtikten sonra ileride sol tarafta kalıyor.

Kaldığımız Angkor Pearl hotel hakkındaki düşüncelerimiz :

Gecesi kahvaltı dahil iki kişi 28 dolar ödedik.

Kötü tarafları : Yeri büyük otellerin olduğu bölgede değil, ama bize göre olumlu yanlarının yanında çokta önemli değildi. Personelinin bir kısmının İngilizcesi iyi değil. Odada telefon ve saat yok. Sabah uyandırma almak istiyorsanız lobiden rica ediyorsunuz. Sabah gelip kapınızı tıklatıyorlar, maalesef bir sabah uyandırmayı unuttular. Ama bir gün önce sorun yaşamadık. Buffet kahvaltı dahildi ama buffet yerine menuler vardı ve birini seçiyordunuz. Omlet harici bizim damak tadımıza uyacak bir şey yoktu. Ama dışarıda da zaten başka alternatif yok.

İyi tarafları : Personeli çok güler yüzlü ve ilgili. Odalar geniş, temiz, açıkcası ödediğimiz rakama göre çok daha kaliteli bulduk. Odalarda mini buzdolabı, emanet kutusu , klima ve ücretsiz wi-fi var. Girişte genel kullanım için bilgisayarlar var. Erken check-in yaptırabildik ve ekstra bir ücret ödemedik, belki yüksek sezonda alıyor olabilirler. Otel, bar caddesine ve gece marketine 10 dakika yürüme mesafesinde. Kendilerine ait tuk-tukları ve havaalanına ücretsiz servisleri var. İsterseniz tur rehberi ayarlıyorlar, günlüğü 20 dolar. Bize ayarladıkları rehberimiz “DOSS SARDUN” ve tuk-tuk şöförümüz çok iyiydi. Rehberimiz hem gezdiğimiz bölgeler hem Budizm-Hinduizm arasındaki farklar hem de Kamboçya’daki yaşam, aile yapısı hakkında detaylı bilgi verdi. Rehberimizin email adresi (ddoss41@hotmail.com)

Angkor Wat fotoğraf albümüz için linki tıklayabilirsiniz. Angkor Wat Fotoğraflarımız

Siem Reap ve diğer tapınaklar fotoğraf albümüz için linki tıklayabilirsiniz. Siem Reap ve Tapınaklar Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Tavsiyeler :

  • Yağmur dönemi giderseniz kesinlikle yağmurluk
  • Rahat bir trekking ayakkabı (su geçirmez)
  • Sinek kovucu
  • Böcek ısırmalarına karşı ilaç
  • Elektrik prizleri genelde 3 girişli, yanınızda mutlaka aparat olsun
  • Yanınızda 1 dolar banknotlar getirirseniz bir çok yerde kolaylık sağlar
  • Eylül yağmurun en etkili olduğu aymış.

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi/

Posted by ayferonur 17:52 Archived in Cambodia Comments (1)

(Entries 1 - 3 of 3) Page [1]