A Travellerspoint blog

Peru

Cusco

sunny 17 °C

İnka’ların başkenti Cusco’ya Lima’dan LAN Peru havayolları ile 4 Eylül sabahı saat 11’e doğru geldik. Lima havaalanında iç hat uçuşlarında uçuş kapısına gitmeden, güvenlik öncesinde 6.82 Amerikan doları havaalanı çıkış ücreti ödeniyor. Yurtdışı uçuşlarında bu ücret genelde bilete dahil. Soles veya dolar olarak ödeyebiliyorsunuz. Cusco’ya gelmeden önce aklımızda yükseklik ile ilgili ne olacak düşüncesi olduğundan, Lima’da almış olduğumuz yükseklik ilacını (Soroche Pills) uçağa binmeden önce içtik ve düzenli olarak paketi bitirene kadar devam ettik.

DSC07584.jpg

Havaalanından otele, “Torre Dorada Residencial”, otelin göndermiş olduğu taksi ile gittik. Otelde odamız hazırlanırken biz de Cusco ve civarı hakkında detaylı bilgiler alıp, harita üzerinde görmemiz gereken yerler, kafe ve restoran tavsiyelerini işaretledik. Tabii ki yükseklik hastalığına karşı tavsiye edilen coca çaylarımızı da içmeyi ihmal etmedik. Çantalarımızı odamıza bıraktıktan sonra hemen şehir merkezine gittik. Kaldığımız otel şehir merkezine taksi ile 10 dakika uzaklıktaydı ve otelin her an şehir merkezine ve havaalanına ücretsiz taksi servisleri vardı. Plaza De Armas’da Katedral’in hemen yanında taksiden indiğimizde Cusco’ya içimizin ısındığını hissettik. Hemen Katedral’e yöneldik.
DSC07609.jpg
Katedral’e giriş 25 Soles, İngilizce açıklama isterseniz ücretsiz kulaklık veriyorlar. Katedral’in içi inanılmaz etkileyici, altın ve gümüşten yapılmış muazzam eserler gözlerimizi kamaştırdı. İlk girişteki bölüm 1735 yılında inşa edilmiş. İçeride video ve fotoğraf çekimi yasak. (Ben flaş kullanmadan çaktırmadan 22 ayar altından yapılmış bölümün fotoğrafını bir çırpıda çekiveriyorum. Türküz ya kardeşim içimiz rahat durmuyor). Katedral’i dolaştıktan sonra otelde tavsiye edilen İnka Grill’de öğle yemeğimizi yedik. Karnımızı doyurduktan sonra şehrin sokaklarında bol bol dolaşıp, fotoğraflar çekiyoruz. Cusco yaklaşık 300 yıl kadar İnka İmparatorluğuna başkentlik yapmış, izlerini şehrin hemen her yanında görebiliyorsunuz. Hem MachuPicchu için geçiş noktası olması hem çevredeki İnka harabeleri hem de şehrin kendisi turistler için çekim sebebi diyebiliriz. İspanyollar genelde İnka yapılarındaki taşları kullanıp, üzerlerine kendi yapılarını inşa etmişler. Dolayısıyla bir çok yapının ilk 1-2 metrelik kısmını İnka taşları oluşturuyor.
DSC07635.jpg
Şehrin merkezi “Plaza De Armas” etrafında; Katedral , kilise, alışveriş yerleri, tur operatörleri, restoran , kafe, internet kafe, otel ve hostaller var. Eğer kalacak yer ayarlamadıysanız bu bölgede rahatlıkla hostal veya otel bulabilirsiniz. Özellikle Katedral arkasında kuzey yönüne doğru Arnavut taşlı dar yollardan yürümek çok zevkli.
DSC09124.jpg
Ayrıca Plaza De Armas’ın gecesi çok keyifli, biraz üşümeye başladığımızda hemen meydandaki kafelerden birine ( Trotamundos Café) kendimizi attık ve balkonda oturup kahvemizi yudumlarken bu güzelliği izlemek çok keyifliydi.
DSC09170.jpg
Açıkcası gezimizi organize ederken Cusco’dan bu kadar keyif alacağımızı düşünmemiştik. Amacımız daha çok MachuPicchu’ya geçiş noktası olarak kullanmaktı ve gerekirse yolumuz bir şekilde düşerse beğenmemiz halinde yeniden gelmekti. Cusco’dan, yeniden gelmek düşüncesi ile Puno’ya gitmek üzere ayrıldık.
Puno’ya havayolu, tren veya karayolu ile gitmek mümkün. Biz karayolunu ve İnka Express’in turunu tercih ettik, detayları İnka Express yazımızda bulabilirsiniz.

Gittiğimiz restoran ve kafe :

İnka Grill (4/Eylül/2010): (www.inkagrillcusco.com) Mekan temiz, çalışanlar güler yüzlü ve servisleri gayet iyi. Kesinlikle Peru’da yediğimiz en güzel et ve tavuğu burada yediğimizi söyleyebiliriz ve tavsiye ederiz. Vergi ve servis bedeli yok. Bir tavuk sandövic, bir etli sandöviç, bir kola ve üç suya 74 Soles ödedik. Tavuk sandöviç 28 Soles, etli sandöviç 30 Soles. Yeri yüzünüzü Katedral’e doğru dönünce sol tarafta kalıyor.

Trotamundos Café (4/Eylül/2010): Balkonundan Plaza De Armas manzaralı, içerisinde ise şömünesi ile sade hoş bir mekan. Akşam hava karardıktan sonra balkonunda oturup sıcak bir şeyler içebilirsiniz. Çay, kahve 5 Soles. Yeri Katedral’i arkanıza aldığınızda karşınıza denk geliyor.

Kaldığımız Torre Dorada Residencial hakkındaki düşüncelerimiz : Gecesi iki kişi oda+kahvaltı 90 dolar ödedik. Otel gerçekten umduğumuzdan çok daha iyi çıktı. Personeli son derece güler yüzlüydü ve her konuda yardımcı oldular. Şehir merkezine 10 dakika uzaktıktaydı ama ücretsiz taksi servisleri ile bu sorunu çözmüşler. İstenilen saatte havaalanından alıyorlar veya bırakıyorlar. Eğer turlarınızı ayarlamamışsanız yardımcı oluyorlar. Gezilecek yerler, turlar hakkında bilgi veriyorlar, restoranlar hakkında tavsiyelerde bulunuyorlar. Eğer sabah kahvaltısından önce otelden ayrılacaksanız yanınıza kahvaltı hazırlıyorlar. MachuPicchu’ya giderken yanımıza öğle yemeği için paket hazırladılar ve gerçekten çok işimize yaradı. Otel hakkında yazacak olumsuz bir şey bulamıyoruz. Bu şirin butik otel Peru gezimiz boyunca kaldığımız en güzel yerdi. Plaza De Armas’da daha ucuza kalınacak yerler var ama kesinlikle Torre Dorada’da ödediğiniz paranın karşılığını alıyorsunuz.

Ulaşım : En kolay taksi ve gerçekten ucuz bir ulaşım aracı.
Poroy tren istasyonuna otelden iki kişi 10 dolar ödedik. (MachuPicchu’ya gidiş treni için)

Tavsiye edilip göremediğimiz yerler : Koricancha Tapınağı, saat 6:00pm’de kapandığı için gezme şansımız olmadı. Şehir merkezine yaklaşık 3 kilometre uzaklıktaki Sacsayhuman surları ve Ollantaytambo bölgesi.

Plaza de Armas’a bakan tavsiye hostal : El Virrey Hostal , konumu dış görünüşü çok güzel. Oda+kahvaltı fiyatı 1 kişi 45 dolar, iki kişi 55 dolar (vergi dahil değil).

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Cusco Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Posted by ayferonur 11:03 Archived in Peru Comments (0)

Puno

sunny 16 °C

Puno’ya Cusco’dan İnka Exspress’in otobüs turu ile uzun ve zevkli bir yolculuktan sonra akşam üzeri varıyoruz. Kalacağımız oteli “Casa Andina Classic-Puno Plaza” önceden ayarladığımız için otobüs terminalinden taksi ile otelimize direkt gittik. Otele varır varmaz hafiften etkilemeye başlayan yüksekliğin etkisini azaltmak için coco çaylarının olduğu masaya doğru yöneldik. Otele giriş işlemlerimiz yapılırken bir taraftan önümüzdeki günlerin gezi planını yapıp bir taraftan da coco çaylarımızı yudumluyoruz. Odaya bavulları bırakıp hemen bir acenteye gidip kafımızdaki soruları netleştirmemiz gerekiyor.
DSC09482.jpg

Neyse işlemlerimiz bitti ve kendimizi Puno’nun sokaklarında buluyoruz. Trafiğe kapalı olan Jr. Lima Caddesi ; sağda solda mağazalar, restoranlar, kafeler, turizm acenteleri ve insan kalabalığı ile oldukça hareketli ve Puno’nun en can alıcı caddesi. İlk işimiz bir turizm acentasına girip adalara olan turlar ve Copacabana’ya gidiş hakkında bilgi almak. İlk acentadan, otobüs ile Copacabana’ya gidiş, Günes adasına tekne ile gidiş, adada yerleşik halkın birinin evinde bir gece kalış, yemekler ve Puno’ya geri dönüş şeklinde 100 Soles fiyat alıyoruz. Copacabana’da kalacak yerimizi ayarladığımız ve adada birinin evinde kalmak cazip gelmediği için başka bir acentaya uğruyoruz. Hem turizm acentası hem döviz bürosu hem de market, ilgilenen bayanla anlaşmakta biraz zorlanıyoruz ama beden dili imdadımıza yetişiyor. Elimizde tur bileti kendimizi dışarıda buluyoruz. Artık iyi bir akşam yemeğini hakettiğimizi düşünüyoruz, yavaş yavaş yükseklik etkisini ve öğlen yolda yediklerimizden dolayı mide de rahatsızlık kendini göstermeye başladı. Ara sokaklara dalıyoruz ve oldukça dolu bir pizzacı dikkatimizi çekiyor, açlıktan daha fazla düşünmeyip kendimizi içeride buluyoruz.
DSC09494.jpg

Sabah kalktığımızda eşim kendini daha kötü hissediyor, nefes almakta zorlanıyor, tabi ki bir taraftan mideyi de bozmanın etkisi var. Geziye devam edip etmeme konusunda kararsız kalmışken, otel personeli imdadımıza yetişiyor, eşim 10 dakikalık oksijen alımı ile kendine geliyor. Mide sorunluydu ama olsun yola devam kararı alıyoruz. Otelde kahvaltımızı yapıp, bavullarımızı otelin resepsiyonuna bıraktıktan sonra turizm firması elemanı tarafından otelden alınıp Uros adasına gidecek tekneye doğru yola çıkıyoruz.
DSC08142.jpg

Uros yüzer adalarının özelliği, totora dedikleri sazlardan yapılıyor ve evler, sallar vs. her şey sazlardan inşa ediliyor. İlk durduğumuz adada İngilizce ve İspanyolca iki ayrı rehber tarafından genel bilgi veriliyor. Ada halkı balık ve patates ağırlıklı besleniyor. Adaları çürümeye başladığı zaman yenisini yapıp eski adayı göle bırakıp terk ediyorlar. Açıklamalardan sonra ada halkından biri kolumuzdan tutup bize evini gezdiriyor ve kendi üretimleri olan hediyelik eşyalardan satmak istiyor. Açıkcası alınacak pek bir şey yok ve pahalı, ne kadar gerçekten adada yaşadıklarını söyleseler de pek yaşam belirtisi yok, sanki bu kısım sadece turistik amaçlı yapılmış.
DSC08157.jpg

Yanındaki adaya geçmek için Mercedes diye adlandırdıkları sazlardan yapılmış sallar ile kişi başı 10 soles karşılığında gidebileceğimizi söylüyorlar. Daha sonra talep olmayınca 5 solese indiriyorlar. Geldigimiz tekne de aynı yere gidiyor ama hem değişiklik olsun hem de ada halkı para kazansın diye biniyoruz. Bu adada da çok özel bir şey yok, küçük bir market ve bir restoran var. Öğle yemeği molasından sonra geri dönüşe geçiyoruz. Saat 14:30’da Copacabana’ya gidecek olan otobüsümüz kalkacak.
DSC08147.jpg

Copacabana’da iki gece kaldıktan sonra Juliaca havaalanından Lima’ya gitmek için Puno’ya geri dönüyoruz. Havaalanına gidene kadar yarım gün de olsa Puno’da biraz daha dolaşmaya vakit buluyoruz.

Plaza de Armas’da her yerde olduğu gibi güzel bir katedral var. Peru’daki hemen hemen bütün meydanlar sanki birbirinin aynısı. Parkta oturup çocukların güvercinlere yem atmalarını izliyoruz. Etrafta üzerlerindeki yeleklerden belediyeden izinli resmi boyacılar oldukları anlaşılan ayakkabı boyacıları dikkatimizi çekiyor. İlginç tarafı çok fakir görünümlü insanlar bile gelip ayakkabılarını boyattırıyor, küçücük parkta bir sürü boyacı var. Bir anda her taraf formalı öğrencilerle doluyor, okulların çıkış saatinin olduğunu anlıyoruz. Ayakkabı boyacıları, tek tip formalı öğrencileri ile bir an kendimizi ülkemizde gibi hissediyoruz, sadece insanlar pek benzemiyor.

DSC09485.jpg

Bu kadar gözlemleme yeter deyip uçağa binmeden önce birşeyler atıştırmaya karar veriyoruz. Turizm acentasının tavsiye ettiği “San Piero” restoranına gidiyoruz, tahminimizden daha güzel bir yer çıkıyor. Hem otel kısmı hem de restoranı var.

Turizm acentasının ayarladığı minibüs ile Juliaca havaalanına gidiyoruz. Bavul işlemlerimizden sonra havaalanı vergisi bilete dahil olmadığı için 9.72 solesi vezneye ödüyoruz. Havaalanı küçük, işlemler hızlı ilerliyor.

Ulaşım ve tur bilgileri :

Otobüs terminali-Plaza de Armas arası taksi 4 Soles.

Uros adası yarım gün tur 25 Soles (otelden alıyorlar, tekne ile adaya gidiş-dönüş, rehberlik hizmeti fiyata dahil).

Puno-Copacabana arası otobüs 25 Soles (fiyata otel-otobüs terminali arası transfer dahil). En son otobüs 14:30’da. (Bolivya tarafından daha ucuz 30 Bolivianos)

Otel-Juliaca havaalanı transfer kişi başı 20 Soles. (Yaklaşık bir saat sürüyor.)

Biz turizm acentesi olarak Jr. Lima caddesi üzerindeki “CIUDAD DEL LAGO’yu” kullandık. Otel-Uros adası-Copacabana-Puno-Juliaca Havaalanı şeklindeki pakete kişi başı 90 Soles ödedik. Başta çok güvenli bir yer gibi durmasa da, bizdeki gibi gösterişli bir acenta olmadığı için, çok ilgililer ve ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştılar.

Gittiğimiz restoranlar :

JHUTMAY Brick Oven (7/Eylül/2010): Akşam yemeğimizi yedik. Oldukça kalabalıktı, pizzaları az pişirmeleri dışında lezzeti iyiydi.
Çay 2 Soles, Orta boy pizza 16 Soles. (Orta boy pizza iki kişilik)

San Piero Restoran (10/Eylül/2010): Empanadaları çok lezzetli, peynirlisini yedik ve bizim talaş böreklerine benziyor. Ücretsiz Wi-Fi var, garsonlar çok ilgiliydi. Yeri Jr.Lima Caddesi üzerinde, ikinci katta olduğu için başta görmekte zorlanabilirsiniz.
Empanada 4,5 Soles, kahve ve coco çayı 2,5 Soles.

Kaldığımız Otel Casa Andina hakkındaki düşüncelerimiz :

Gecesi kahvaltı dahil 55 dolara (oda fiyatı) kaldık.

Kötü tarafları : Odalardaki perdeler hariç kötü tarafı yoktu diyebiliriz. Perdelerin kenarları çok aralıklı olduğu için içeriye fazla ışık giriyordu.

İyi tarafları : Konumu iyi, her yere çok yakın. Temiz, personel çok ilgili, sabah kahvaltısı güzeldi. Bavullarınızı isterseniz bırakabiliyorsunuz, iki gece Copacabana’da kaldıktan sonra otele geri dönüp bavullarımızı aldık.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Puno Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Tavsiye : Casa Andina grubuna ait 3 otel var, eğer otel göl tarafında olsun derseniz en pahalı oteli olan Private Collection olanını seçebilirsiniz. Web sayfaları www.casa-andina.com , Peru ‘da oldukça yaygın bir otel grubu. Zamanımız kısıtlı olduğu için sadece yarım günlük tur aldık Tequila adasını da kapsayan tura katılınabilir. Açıkcası gölün Bolivya tarafı çok daha etkileyici, kesinlikle Güneş adasını görmenizi tavsiye ederiz. Eğer gidecek olursanız saat farkını unutmayın, Bolivya Peru’dan 1 saat ileri. Gündüzleri hava sıcak ama akşamları serin oluyor. Yükseklikten etkilenmemek için alkolü kısıtlı tüketmenizi hatta içmemenizi, bol bol coco çayı içmenizi ve ilaç olarak Soroche Pills’ i kullanmanızı öneririz.

Posted by ayferonur 13:56 Archived in Peru Comments (0)

Inka Express

sunny 20 °C

Cusco’dan Puno’ya havayolu, tren veya karayolu ile gitmek mümkün. Karayolunu tercih ederseniz ya direkt giden otobüsleri ya da yaklaşık sekiz-dokuz saat süren rehberli tur otobüslerini tercih edebilirsiniz. Biz karayolunu ve İnka Express’in turunu tercih ettik. Eğer zaman yönünden sorununuz yoksa kesinlikle tavsiye ederiz. Biraz yorucu olsa da gezilen yerler bakımından ve etrafı tanımak açısından daha iyi. Beş ayrı yerde duruyor, rehber eşliğinde tarihi yerleri geziyorsunuz ve öğle yemeği yeniliyor. Turun fiyatı kişi başı 50 dolar. Giriş ücretleri, açık büfe öğle yemeği ve otobüsteki içecekler fiyata dahil. Web sayfalarından www.inkaexpress.com rezervasyonumuzu yaptırdık ve biletlerimizi otele getirdiklerinde ödememizi yaptık.
Andahuaylillas-8.jpg

Gezdiğimiz bölgeler :

Andahuaylillas : İlk gözümüze hediyelik eşya satan tezgahlar ile sıradan bir kilise ve kilisenin merdivenlerinde oturan yerel halk çarptı. Dışarıdan sıradan gözüken San Pedro kilisesinin içerisine girdiğimizde oldukça ihtişamlı olduğunu gördük. 16.yüzyıldan kalma kilisenin içindeki parçaların çoğu altın ve yine diğer yapıtlar gibi kendisinden önce aynı yerde bulunan İnka tapınağının yıkıntıları üzerine İspanyollar tarafından inşa edilmiş.

Andahuaylillas-1.jpg
Andahuaylillas-5.jpg

Raqchi : İkinci durağımız Raqchi İnka arkeolojik alanı oldu. İnka yapıtları İspanyollar şehire gelmeden önce iki kardeşin çatısıp savaşması sırasında yakılmış. Şehirde geriye kalan tapınak en önemli parça, sadece ortadaki bölümü orjinal kalabilmiş.

La Raya : Cusco ve Puno arasındaki coğrafi sınır olan La Raya, deniz seviyesinden en yüksek noktası olan “Feliz Viaje 4335m” yazılı tabelanın önünde fotoğraf çektirmek olmazsa olmazlardan herhalde. Alış veriş yapmak için ideal, özellikle pazarlık yapmanız halinde çok uygun fiyatlara istediğinizi alabilirsiniz, zaten almadığınızı görünce fiyatları hemen indiriyorlar. Açıkcası fakirlikleri karşısında bırakın pazarlık yapmayı insanin içinden ekstra para çıkarıp vermek geliyor. Birçok yere göre fiyatlari çok daha ucuz, Alpaka ürünleri çok uygun fiyata sahip olabilirsiniz.
La_Raya-15.jpg
La_Raya-8.jpg

Sicuani : Öğle yemeği için duruldu. Restorantın önünde hediyelik eşya satan birkaç tezgah kurulmustu. Açık büfe yemek ve çaylar ücretsiz, diğer içecekler ekstra. Gazlı içecekler 4 soles. Yemekler yenilebilir ama çokta bizim damak tadımıza uygun değildi.

La Pucara : Pukaralar İnkalardan önce bu bölgede yaşamış ve rehberimızin bize açıkladığına göre İnkalar birçok buluşu aslında geçmişteki bu mediyetlerden almışlar. Bölgede çok özel bir şey yok, küçük bir müze ve kilise var. İlk dikkatimizi çeken şey halkın fakirliği oldu. En yaygın hediyelik eşya Toritos denilen seramikten yapılmış yan yana duran bir çift öküz heykelleri. Çatısına konulan evleri koruyup, bereket getirdiğine inanılıyor. Halkın fakirliği karşısında pek bereket getirdiği söylenemez …

Beş moladan sonra büyükçe bir yerleşim yeri olan Juliaca’dan geçerek ve Titicaca gölünün manzarası eşliğinde Puno otogarına varıyoruz.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Peru Yollarda Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Posted by ayferonur 17:36 Archived in Peru Tagged travel Comments (0)

Lima

overcast 16 °C

Başkent Lima’nın nüfusu yaklaşık 9 milyon olup, özellikle 1980’den sonra göç almaya başlamış. Peru maalesef Türk pasaportuna vize istiyor ve vize işlemleri İtalya’da yapılıyormuş. Biz Amerika’da yaşadığımız için buradaki Peru konsolosluğundan vizemizi aldık. Evraklarınız tam ve 30 dolar vize harcını ödedikten sonra iki saat içinde vizeyi alıp çıkıyorsunuz.

Düzeltme: Peru Büyükelçiliği Ankara da açılmış. Vizeler Ankara'dan alınabiliyormuş.

Eylül 2010 Döviz Kuru : $1=2.77 Soles (Havaalaninda biraz daha düşük ama çok fark yok.)

DSC07575.jpg

Miami’den Amerikan Havayolları ile Lima’ya gittik ve sabah gün ağırmadan Lima’ya varmıştık. Uçakta iki form veriyorlar, biri aile başına gümrük formu (her aile için bir tane) diğeri ise bilgi formu. Bilgi formunun bir parçasını ülkeye girerken alıyorlar diğer parçasını pasaportunuzun arasına koyup geri veriyorlar, aman dikkatli olun seyahatiniz boyunca kaybetmeyin. Ülkeden ayrılırken geri alınıyor. Giriş işlemleri gayet kolay, kaç gün kalacağınızı soruyorlar ve ona göre kalış süresini yazıyorlar. Gümrük formları ise bavulları aldıktan sonra çıkarken görevli tarafından toplanıyor. Bavulunuzu alırken eğer bavulların geldiği bantta göremezseniz telaşlanmayın, bavullar çoğaldıkça görevliler bazılarını alıp yan tarafta yere koyuyorlar, onları da kontrol etmeyi unutmayın, bir önceki uçaktan diye düşünmeyin.

Havaalanı umduğumuzdan çok daha büyük, temiz ve güzel geldi gözümüze. Bizim gibi sabahın erken saatlerinde geldiyseniz ve bavullarla hemen şehre gitmenin anlamı yok diyorsanız, kahvaltı edebileceğiniz ve birşeyler içip oturabileceğiniz yer alternatifi fazla, kafelerde ücretsiz Wi-Fi var. Tek yapmanız, bavullarınızı aldıktan sonra üst kata çıkmak. Havaalanının içinde turizm ofisi var, isterseniz bilgi ve harita alabilirsiniz. Biz Starbucks’ta oturduk ve bir küçük boy kahve 6,50 soles... Havaalanı- şehir merkezi arasında yeşil taksiler resmi olarak hizmet veriyor. Havaalanından çıkarken zaten taksiciler hemen etrafınızı çeviriyor, taksi şöferlerinin boyunlarında asılı yeşil kartları var, havaalanının içine bir tek onların girmesine izin veriliyor. Dışarıda ayrıca daha ucuz olan özel arabaları ile kaçak çalışan ve diğer resmi olmayan turistler için daha az güvenli olduğu söylenen taksiciler bekliyor.

İlk dikkatimizi çekenler : İnsanları güler yüzlü ve sıcak kanlı. Turizm açısından çok daha gelişmiş olan Güney Amerika ülkerine göre İngilizce veya ikinci bir dil bileni daha fazla . Ama rehberlerin bile İngilizcesini anlamak kolay olmuyor. Gelir dağılımı maalesef inanılmaz bozuk. Müstakil evler, bahçe duvarlarının üzerinde ayrıca elektrik verilmiş teller ile örülerek koruma altına alınmış. Maalesef Lima’nin bir çok bölgesi için güvenli olmadığı söylendi. Turistik bölgelerde güvenlik daha iyi sağlanmış. Özellikle Miraflores kalmak için en ideal bölge. Trafik özellikle mesai saatlerinde İstanbul trafiğini aratmıyor. Bizdeki gibi korno ile sorun çözülmeye çalışılıyor. Yeni yapılanma başlamış bölgeler dışında fazla yüksek bina yok. Elit tabakanın oturduğu bölgelerin dışında, genelde evler derme çatma, burada oturan var mı diye düşüneceğiniz tarzda. Döviz büroları ve bankalar dışında sokaklarda üstlerindeki yazılı yelekleri ve boyunlarındaki kartlardan resmi görevli olduklarını anladığınız seyyar döviz işlemcileri bize oldukça ilginç geldi. Akşam döviz büroları kapandıktan sonra da bu görevliler çalışmaya devam ediyor. Arabaları ile önlerinde durup ve arabadan inmeden para bozduran veya alanlar daha da ilginçti. Beyaz taksi diye adlandırılan taksilerin genellikle şöför bölgesinin demir parmaklıklı bir kafesle yolcu bölümünden ayrılmasının mantığını pek anlayamadık.

DSC07554.jpg

Ulaşım: Toplu taşımacılık sistemi oldukça yaygın ama kullanacak kadar uzun kalmadık. Havaalanı ile kaldığımız bölge Miraflores’e bildiğimiz kadarıyla tek vasıta ile gelinemiyor, o yüzden tek alternatif taksi. Miraflores’ten şehir merkezine kadar metroüs hattı var. Avenue Paseo de la Republica metrobüslerin çalıştığı anayolun adı. Taksilerde taksimetre yok, sabit ücret çalışıyorlar, pazarlık yapabilirsiniz.

Metrobüs ücreti : 1,5 Soles
Havaalanı-Miraflores arası taksi ücreti : 55 Soles (Resmi taksilerle)
Miraflores(otelden)-Havaalanı taksi ücreti : 60 Soles (otelden ayarladılar)
Miraflores-Plaza de Armas taksi ücreti : 12 Soles
Museum of Art in Lima- Larcomar taksi ücreti : 10 Soles

Gittiğimiz restoran, kafe ve şovlar:

Genel olarak bahşiş %10, yerine göre bekliyorlar. Lima’da fiyatlara ekstra %19 vergi ve %10 servis bedeli ekliyorlar, çoğunlukla fiyatların içinde.
En yaygın içkileri Pisco Sour : Brandy tarzı bir kokteyl. Üstüne yumurta beyazı köpürtülüp konuluyor, açıkcası içkinin tadını bozuyor. Yumurtasız içilmesini tavsiye ederiz.
Peru birası olarak Cusquena’yı denedik, içimi hafif.
Museum of Art in Lima’nın kafesi : (03/Eylül/2010)
Müzeyi gezerken öğle yemeği veya öğleden sonra birşeyler atıştırıp, içilebilir.
Tost 12 soles, çay 3,5 soles
Mango Rest&Café : (03/Eyül/2010)
Larcomar’ın içinde hem içeride hem de dışarıda servisleri olan Pasifik Okyanusuna nazır yemeğinizi yiyebileceğiniz hoş bir mekan duruyor. Özellikle balık ürünleri lezzetli, fiyatlar makul. Balık, et, tavuk, sandöviç, tatlı çeşitleri vs. ile oldukça geniş bir menüye sahip. Garsonlar ilgili, güler yüzlü. Temizlik konusunda pek emin olamadık, ortam temiz ama geri plan pek öyle durmuyordu.
Burada akşam yemeğimizi yedik. Balık tabağı, acılı tavuklu sandöviç, bir kadeh pisco sour (ikinci kadeh ücretsizdi), bir bira ve iki sütlü kahveye bahşiş hariç, 95 soles ödedik.
Pisco Sour 14 soles, bira 8,5 soles, sütlü kahve 5,5 soles, balık tabağı 48 soles.
Burger King : (11/Eylül/2010)
Burger King, Mc Donald’s tarzı yerler yaygın. Etleri lezzetli, mekan temizdi.
Whoper menu 13.90 soles.
Özellikle turistlerden para istemek için dilenciler içeriye girebiliyor ama görevliler sizin rahatsız olmanız halinde müdahale ediyor.
La Dama Juana : (11/Eylül/2010)
Larcomar’ın içinde, hem geleneksel danslarının sergilendiği hem de Peru mutfağının tanıtıldığı Pasifik Okyanus manzaralı turistik bir restoran. Hem öğlen hem de akşam açık büfeleri mevcut, istenirse akşam sadece şov izlenebiliyor, açık büfe yerine menüden istediğinizi seçebilirsiniz. Peru mutfağının bizim damak tadımıza pek uyduğunu söyleyemeyeceğiz. Ama şov ilginç gelebilir, fazla turistik dursa da oralara kadar gitmişken izlenmeye değer diye düşünüyoruz. Açık büfe yerine ya menüden seçebilirsiniz ya da Larcomar’ın içinde alternatif fazla, yemeğinizi yedikten sonra sadece şovu izlemeye gidebilirsiniz.
Öğle yemeği saati : 12:30 p.m. (Pazartesi-Pazar)
Akşam yemeği saati : 7:30 p.m. (Pazartesi-Cumartesi)
Şov saati : 8:30 p.m. (Pazartesi-Cumartesi)
Pazar günü şov : 2:30 p.m.
Web sayfaları : www.ladamajuana.com
Yemekli şov fiyatı kişi başı 100 soles. (1 kadeh pisco sour dahil, diğer içecekler ekstra)
Sırf şov fiyatı kişi başi 50 soles.
Rezervasyon sırasında veya masaya oturmadan önce hangi ülkeden olduğunuzu soruyorlar ve ona göre masalara ülke bayrakları konuluyor. Hoş bir süpriz…
Havanna Café : Larcomar’ın içinde, Pasifik Okyanus manzaralı hem dışarıda hem de içeride oturma şansınızın olabileceği, aslında Arjantin’in kafe zincirlerinden olan hoş bir kafe.
Kahveyi çikolata veya çikolata kaplı gofletleriyle servis etmeleri ise daha Avrupayi duruyor.
Starbucks : Larcomar’ın içinde ve Miraflores’te yerleri var. Küçük kahve 6,5 soles.

Gezilecek Yerler:

Mirabus’ın organize ettiği turlara katılınabilir. Miraflores’teki Kennedy Park’ın yanında yerleri var ve sabah 9’da açılıyor. Web sayfalari www.mirabusperu.com

Plaza de Armas or Main Square: Genel olarak bütün şehirlerde aynı isim verilmiş olan Ana Meydan’da önemli dini, askeri ve yönetimsel binalar yer alıyor. Lima Katedrali, Lima Başpiskoposu Katedrali, Lima Belediye Sarayı, Lima Başkanlık Sarayı ve San Francisco Manastırı ve Müzesi burada.

Baskanlik_Sarayi-5.jpg

Başkanlık Sarayının bahçesinde öğlen saat 12:00’de sarayı koruyan askerlerin nöbet değişim törenini izliyebilirsiniz. Lima Katedrali önemli yapılar arasında ve Francisco Pizarro’nun kabrini görebilirsiniz. Giriş ücreti 10 soles. Hemen yanında bulunan Palacio Arzobizpal de Lima (Lima Başpiskoposu Katedrali) rehber eşliğinde gezilen bir müze ve açıkcası çok ilgi çekici değil. Hele Hırıstiyan dini ile hiç yakınlığınız yoksa sadece zaman kaybı. Giriş ücreti 30 soles. Museo San Francisco (San Francisco Manastırı ve Müzesi) giriş ücreti 7 soles ve çok daha ilgi çekici. Lima’daki ilk genel mezarlık ve 25.000 kadar müridin mezarları burada ve bir kısmının kemiklerini görmek mümkün. İlk İspanyolca sözlüğün de yer aldığı kütüphane bölümü 25.000 üzeri farklı dillerde kitaba sahip. En eski kitap 1480 yılından kalma.
Lima_San_F..uzesi-1.jpg

DSC07449.jpg

Museo de Arte de Lima : Özellikle öğrencilerin takıldığı bir parkın içinde yer alan bir sanat müzesi. Okuduğumuz seyahat yazılarının birinde müzede Nasca çizgilerinin, bölgenin dev bir maketi üzerinde sergilendiği yazıyordu ve onun için özellikle bu müzeyi ziyaret etmek istemiştik. Ama maalesef artık sergilenmiyor. Müzenin hoş bir kafesi var, ayrıca konser veya sergilerden birine denk gelebilirsiniz.

Santuario de Pachacamac : Şehrin hemen dışında İnka öncesi inanç merkezi. Şehir kurulduğu dönemde İnkaların en önemli sahil şehriymiş. Oldukça büyük bir alana yayılmış olan arkeolojik bölgeyi görmek için tur almanızı tavsiye ederiz. Yürümek için biraz büyük ve dolaşılan bölge tozlu, topraklı. Biz Mirabus’un turunu aldık. Hem ufak bir şehir turu yapıyorsunuz hem de buraya gelmeden önce Lima nın tek ekolojik yeri olan Pantanos de Villa Reserved Zone bölgesine uğruyor. Tur yaklaşık 3,5 saat ve 55 soles, Miraflores’ten bileti aldık. Pachacamac’a giriş ücreti 20 soles ve tura dahil. Pachacamac müzesi küçük ve İngilizce bilgiler yetersiz. Arkeolojik alanda 16 adet piramit bulunmakta. Temple of Pachacamac, Pizarro tarafından şehirde altın ve gümüş bulamadıkları için yakılmış. Pachacamac tanrısı üç bölümden oluşmakta; en üst bölümünde iki yüz bulunmakta yüzlerden biri geçmişi diğeri geleceği, orta bölümü mistik gücü olan din adamları ve alt bölümü de halkı temsil etmektedir.

DSC09527.jpg

DSC09550.jpg

Miraflores : Gelir düzeyi yüksek kesimin yaşadığı ve Lima’nın kalmak için en güvenli bölgesi. Haftasonlarında özellikle Lima gençlerinin takıldığı parkları, sinema, tiyatro, sanat galerisi, restoran, kafe, bar ve mağazaları ile en hareketli merkezi. Larcomar, Chorrillos uçurumlarının üzerinde kurulmuş, içerisinde mağazalar kadar Pasifik manzaralı kafe, restoran ve barları ile gidilecek en güzel yer. Buradan gün batımını izlemek ayrı keyifliydi.

Parque del Amor (Aşk Parkı) ise 1993 yılında sevgililer gününde açılmış küçük bir park. Özelliği parkın ortasında büyükçe öpüşen bir çift heykeli ve parkı çevreleyen duvarlarda mozaik resimler ve aşk sözcüklerinin bulunması. Her 14 Şubatta parkta öpüşme yarışması yapılıyormuş.
Paragliding en popular aktivitelerden biri. Hava şartlarına göre denenebilir. Miraflores sörfcüler için ise ideal yerlerden biri.

Parque de la Reserva : Hava karardıktan sonra başlayan ışıklı su şovlarını ve suların altında kendini kaybetmiş çocukları izlemek isterseniz bu parka gidebilirsiniz. Bizim izleme şansımız olmadı.

Maalesef kaldığımız süre kısıtlı olduğu için bazı tavsiye edilen müzeleri gezemedik. Bunların arasında Museo Larco ve Antropoloji müzeleri vardı. Ayrıca Huaca Pucllane, Miraflores’e yakın her şeyin kerpiçten olduğu arkeolojik bölge.

Kaldığımız Casa Andina Classic - Miraflores Centro hotel hakkındaki düşüncelerimiz :
Gecesi iki kişi %10 servis dahil 88 dolar (oda fiyatı) ödedik.

Kötü tarafları : Odalarının kalitesinin farklı olması. Peru gezimize başladığımız ilk gece ve ülkeden ayrılmadan önce tekrar bu otelde kaldık ve maalesef ilk kaldığımız odamız kötüydü. Eğer o odalara denk gelirseniz tavsiye etmeyiz, otelin arka tarafında ama ön tarafındaki odalara denk gelirseniz daha iyiydi. Odalarda, geceleri sert geçmesine rağmen ısıtıcı yok, sadece yaz için klima düşünülmüş. İsterseniz ekstra battaniye veriyorlar.

İyi tarafları : Konumu iyi, güvenli, etrafında birçok hediyelik eşya mağazası var, sabah kahvaltısı dahil ve güzel. Otelden istediğiniz zaman taksi ayarlıyorlar, havaalanına ücretleri 60 soles biraz pahalı ama sabah çok erken saatlerde gidecekseniz güvenli. Diğer bölgelere giderken yoldan taksi çeviriyorlar ve İspanyolca bilmiyorsanız sizin adınıza taksi şöförü ile pazarlık yapıyorlar. Metrobüs yakın, otelden çıktığınızda sola dönüp Ricardo Palma caddesinden tekrar sola dönüp yaklaşık 5 dakika yürüdükten sonra Avenue Republica’ya geliyorsunuz ve metrobüs istasyonunu karşınızda göreceksiniz.

Alternatif otel web sayfası www.suites-eucaliptus.com Miraflores’te butik otel, gecesi iki kişilik oda 60 dolar. Miraflores’te hostal alternatifi fazla yer sorunu yaşamazsınız.

Lima hızla gelismekte olan bir şehir ve önümüzdeki yıllarda çok daha farklı yapılacak alternatifleri olacağından eminiz. Bütün sahil şeridini yapılanma içine almışlar ve yaz turizmin çok daha hareketli olacağını düşünüyoruz.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Lima Fotoğraflarımız

https://www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Posted by ayferonur 15:38 Archived in Peru Comments (0)

Machu Picchu

overcast 16 °C

Senelerdir hayalini kurduğumuz MachuPicchu ziyareti için Cuzco’ya 4 Eylül günü Lima’dan LAN Peru ile geldik. Poroy - Aguas Calientes arası gidiş-dönüş için Vistadome trenini seçtik ve biletlerimizi Peru Rail’in internet sayfasından aldık. 5 Eylül sabahı 06:53’de Poroy’dan hareket edecek trenimiz için erkenden tren istasyonuna taksi ile geliyoruz. Trende ücretsiz sabah kahvaltı ve içecek servisi yapılıyor, fena değildi. Başka ikramları olmadığı için yanınızda su bulundurusanız iyi olur. Kahvaltıdan sonra yüzünde maske ve yerel kıyafetler içinde olan bir kişinin otantik dans gösterisi oluyor, açıkcası çok ilgi çekici değildi. Daha sonra Alpaca yününden yapılmış bay bayan giysi ürünlerinin çalışan personel tarafından sunulduğu defile yapılıyor ve elbette akabinde satış yapıldı. Bu tarz kazakları Peru’nun bir çok yerinde çok daha uygun fiyata alabilirsiniz, hemen almamanızı tavsiye ederiz. Biz trende satılan bir tane kazak fiyatına Cuzco’dan Puno’ya giderken 3 adet aldık. Urubamba Vadisinin ve nehrinin eşsiz manzaraları eşliğinde yaklaşık 3,5 saat süren bir yolculuktan sonra Aguas Calientes kasabasına geldik. Bu kasaba MachuPicchu için son durak. Trende ABD’li bir çift ile karşılıklı seyahat ettik ve güzel bir sohbet ayrıca müthiş manzaralar eşliğinde yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadık. Trende MachuPicchu’ya doğru giderken sol tarafta oturursanız manzaraları çok daha güzel izleyebilirsiniz.
DSC09258.jpg

Hostalimize gidip çantalarımızı bırakıp, yanımızdaki sandöviçleri öğlen yemeği olarak yedikten sonra hedefe ulaşmak için kendimizi hostalden dışarı attık. Kasaba zaten çok küçük, merkezindeki turizm ofisinden MachuPicchu biletlerimizi alıp hemen otobüs durağına gittik. Otobüs biletlerini hemen durağın yanındaki gişeden temin edebilirsiniz. Aguas Calientes kasabasından MachuPicchu girişine yaklaşık 30 kişilik mini otobüsler ile çıkılıyor. Otobüsler yaklaşık dolunca kalkıyor ve yolculuk 25 dakika kadar sürüyor. Otobüs ile MachuPicchu girişine doğru çıkarken MachuPicchu’nun bulunmasının neden bu kadar zor olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.

DSC07948.jpg

DSC08039.jpg

Giriş kapısına yaklaştığınızda etrafınızı yerel rehberler sarıyor. Biz rehber almadık çünkü içeride bir çok grubun rehberine denk gelinebiliyor ve anlattıklarını dinleyebiliyorsunuz. Ayrıca MachuPicchu ile ilgili araştırma yapar, yazılanların bir kopyasını yanınıza alırsanız rehberlerin de çok farklı anlatmadıklarını görüyorsunuz. Bu arada genelde rehberlerin İngilizceleri çok iyi değil, İspanyolca rehber eşliğinde gezecekseniz ayrı. Biz şehrin girişinde hemen sol taraftan yukarıya doğru yürüdük, 5-10 dakikalık bir tırmanıştan sonra gözlerimiz yukarıda ilk MachuPicchu ziyafetini yaşıyor. Hava güneşli ve açık, karşımızdaki manzara inanılmaz etkileyici. Sanki zaman duruyor o anda ve kendinizle başbaşa kalıyorsunuz, gözünüz manzara harici hiç bir şeyi görmez oluyor ve sizi yaşamadığınız o yıllara götürüyor. Hemen bir kaç fotoğraf çekiyoruz ve biraz daha yukarıda gördüğümüz Guardian House denilen bölüme çıkıyoruz. Hemen bu bölgenin sol tarafında herkesin hoplayıp zıplayıp fotoğraflar çektiğini görüyoruz. Burası herkesin aşina olduğu MachuPicchu fotoğraflarının çekildiği yer anladığımız kadarıyla… Biz de onlarca kez deklanşörümüze basıyor ve anın tadını çıkarıyoruz… Daha sonra hemen aşağıdaki teraslarda çimlerin üzerine yayılıp müthiş manzarayı izliyoruz. Günün devamında tapınakları, terasları, şehrin her yerini arşınlıyor, bol bol fotoğraf cekiyor ve ara sıra rehberlere kulak uzatıyoruz. Akşama doğru ayrılıyoruz ve bir hayalimiz daha gerçekleştirmenin verdiği keyif ile girişteki kafede biramızı yudumluyoruz. Daha sonra otobüs ile şehre inip ertesi günün biletlerini aldık. Maalesef biletler günlük ama bir gün önceden alabiliyorsunuz. MachuPicchu ile ilgili tüm detaylar Vikipedia’da olduğundan şehir ile ilgili ne zaman kurulmuş, neden kurulmuş, kim bulmuş gibi detayları yazmaya gerek durmuyoruz. Şehirde inanılmaz mistik bir güç var ve şehre bakarken, dolaşırken bunu hissedebiliyorsunuz. Belki de çok uzun bir yol gelmenin, bir dünya harikasını görmenin vermiş olduğu heyecan da diyebilirsiniz ancak kesinlikle görülmesi gereken bir yer olduğunu bir kez daha vurgulamak isteriz.

DSC08007.jpg

Ertesi günü amacımız Wayna Picchu’ya çıkmak, ilk 400 kişiye izin verildiği için Aguas Calientes’deki otobüs durağında sabah 4:30 civarı sıraya girmek gerektiği konusunda öneride bulunuyorlar. Bu arada MachuPicchu saat 06:00 da açılıyor ve ilk otobüs 05:30 gibi hareket ediyor. MachuPicchu’nun girişinde yeniden sıraya girilip ilk 400 kişiye numara veriliyor. Wayna Picchu’ya 200 kişilik iki grup halinde saat 07:00 ve 10:00 da çıkılıyor ve saat 13:00 de kapanıyor. Biz de sabah 3:45 de uyanıyoruz ancak bir süpriz ile karşılaşıyoruz. Dışarıda inanılmaz bir yağmur var, yedek giysi ve ayakkabımız olmadığı için isteksiz olarak tekrar yatıyoruz. Sabah kalktığımızda hala yağmur devam ediyor, kahvaltımızı ettikten sonra otobüs durağına gidiyoruz ve ikinci çıkışımızı gerçekleştiriyoruz. Şehirde biraz gezdikten ve dinlendikten sonra Intipunku’ya (sungate) yürüyoruz. Yürüyüş boyunca manzara inanılmaz güzel. Daha sonra İnka köprüsüne doğru devam ediyoruz ancak aklımıza ögleden sonra kalkacak trenimiz geliyor. Saati ögrendiğimizde ise yürüyüşümüze devam etmemizin riskli olacağına karar verip İnka köprüsünü göremeden geri dönüşe geçiyoruz.

DSC07908.jpg

DSC07875.jpg

DSC07877.jpg

Tren istasyonuna geldiğimizde ise trenin bizim biletimizdeki saatten bir saat sonra kalkacağını öğrenince başımıza kaynar sular dökülüyor. Acelecilik yapıp bileti iki ay önceden aldığımız için tren saatinin değişmiş olduğundan haberimiz yok. Bizim aklımıza tren saatini kontrol etmek gelmedi, Peru Rail’de herhangi bir bilgi göndermediği icin erkenden tren istasyonuna gelmiş olduk. Kahve içip, yanımızdaki krakerleri yiyoruz ve MachuPicchu hakkında sohbet ediyoruz. Etrafımızda ıslak, hapşıran, burnunu çeken insanları gördükçe sabah Wayna Picchu’ya çıkmama kararımızın ne kadar doğru bir karar olduğunu düşünüyoruz. Daha gezimiz bitmedi ve hastalıkla gezimizi berbat etmeye hiç niyetimiz yok, zaten sayılı günler… Trenle dönüş yolumuzda Brezilyalı bir çiftle karşılıklı oturuyoruz. Bilete dahil olan yemek servisi yapılıyor, basit ama lezzetli, isterseniz yanında ekstra ödeyerek alkollü veya gazlı içeceklerden alabiliyorsunuz. Küçük şişe şarap 30 soles. Brezilya çift ile futbol, ekonomi, MachuPicchu ve Peru üzerine sohbet ederken, trenimiz anlamsız bir şekilde duruyor. Yarım saat sonra toprak kayması olduğunu ögreniyoruz. Yaklaşık 2,5 saat kadar trende yolun açılmasını bekliyoruz, dışarısı zifiri karanlık, maalesef bu sürede ne içecek ne de yiyecek ikramı yapılıyor. Bir süre sonra trende para ile bile alacağımız içecek kalmadı, neyse ki yanımızda yeterli suyumuz var. Biraz uyuklama biraz sohbet şeklinde vaktimizi geçiriyoruz. Trenimiz çok yavaş bir şekilde hareket etmeye başlıyor, toprak kaymasının olduğu yerden geçerken trende hepimizin sol tarafa geçmesini istiyorlar. Çok ağır bir şekilde bu bölgeyi sorunsuz geçiyoruz. Bu sırada Peru Rail’in çalışanlarını görüyoruz. Trende herkes ekibi alkışlıyor, büyük bir özveri ile yolu açtıklarını etrafı görünce anlıyoruz. Geç de olsa Poroy istasyonuna geliyoruz ve aklımız MachuPicchu’da taksi ile Cuzco’daki otelimize gidiyoruz.

Fotoğraf albümü için linki tıklayabilirsiniz. Machu Picchu Fotoğraflarımız

www.facebook.com/pages/AyferOnur-Seyahatnamesi

Giriş bilgileri, ulaşım ve tavsiyeler :

- Poroy - Aguas Calientes arası Vistadome tren kişi başı gidiş–dönüş 142 dolar
- Cuzco otel – Poroy arası gidis-dönüş kişi başı 10 dolar (30 Soles)
- MachuPicchu giriş bileti 126 Soles (yaklaşık 40 dolar – bir günlük fiyat)
- Aguas Calientes ile MachuPicchu arası gidiş-dönüş otobüs ücreti 14 dolar (yaklasik 40 Soles)
- MachuPicchu Saatleri 06:00 – 18:00
- MachuPicchu girişinde bilet satılmıyor, bileti mutlaka Aguas Calientes kasabasının merkezindeki turizm bürosundan almak gerekiyor.
- MachuPicchu’da girişten önce ve sonra çantaları bırakabileceğiniz yerler var. Girişten öncekine bırakırsanız 5 Soles, girişten sonrakine bırakırsanız 3 Soles.
- MachuPicchu için en iyi dönemin Mayıs – Ağustos arası (yağmur dönemi değil) olduğunu öğrendik.
- Yağmur olasılığına karşın yağmurluk, yedek kıyafet ve ayakkabı götürmekte fayda var.
- Günes kremi ve sivrisinek kovucu yanınızda bulundurarsınız iyi olur. Kapalı havada bile nasıl yandığınızı farketmiyorsunuz.
- MachuPicchu’ya girişten önce tuvaletler var. Girişi 1 Soles. Tuvaletlerde, tuvalet kağıdı yok ama parayı ödediğiniz yerde var ve koparıp yanınıza alabiliyorsunuz.
- MachuPicchu’nun içinde su, yiyecek vs. hiç bir şey yok, aklınızda olsun girmeden önce bütün ihtiyaçlarınızı gideriniz. Yanınıza yiyecek ve içecek alabilirsiniz. MacchuPicchu’nun tek oteli olan MachuPicchu Sanctuary Lodge’de yemek yiyebilirsiniz.

Posted by ayferonur 11:56 Archived in Peru Comments (0)

(Entries 1 - 5 of 6) Page [1] 2 » Next